Hasina’nın Devrilmesinden Sonra Hindistan ve Bangladeş Arasında Yakınlaşma Zor Görünüyor

  1. Anasayfa /
  2. Tüm Analizler
  3. /
  4. Analiz
SDE Editör | 04 Eylül 2026
h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

Beş dönem yönetimi elinde bulunduran eski Bangladeş Başbakanı Hasina Vecid’in, binlerce kişinin ölümüne ve yaralanmasına yol açan şiddetli öğrenci protestolarının ardından 5 Ağustos 2024’te ülkeden kaçarak Hindistan’a sığınmasıyla başlayan iki Güney Asya ülkesi arasındaki diplomatik açmaz, yeni krizlerin durumu tırmandırmasıyla devam ediyor ve yakın gelecekte bir yakınlaşma ihtimali görünmüyor.

Geçtiğimiz ay, iki ülke arasında başbakanların ikili ziyaretlerine yönelik görüşmeler başlamıştı. Bu kapsamda Hindistan Başbakanı Narendra Modi, bu yıl 12 Şubat’taki genel seçimlerde partisi Bangladeş Milliyetçi Partisi (BNP) büyük bir zafer kazanan Bangladeşli mevkidaşı Tarık Rahman’ı, 12 Eylül’de Yeni Delhi’de düzenlenecek iki günlük 18. BRICS Zirvesi’ne özel konuk olarak davet etti. 178 milyon nüfuslu, üç tarafı 4.096 kilometre (2.545 mil) kara sınırı ile çevrili ve güçlü kültürel ekonomik bağlara sahip olan Bangladeş, 11 ülkenin üye olduğu,  yükselen ekonomiler bloğu BRICS'in üyesi değil; dolayısıyla Hindistan’ın bu daveti, iki yılı aşkın süredir gergin olan ilişkilerdeki buzu eritme girişimi olarak değerlendirildi. Bu davet, Şubat 2026’da göreve gelmesinin hemen ardından ve temmuz ayındaki BRICS Zirvesi için yapılan davetle birlikte Hindistan’ın Rahman’a ilettiği ikinci davet oldu.

Bununla birlikte Dakka yönetimi, bu son davetin ardından Rahman’ın Yeni Delhi ziyaretine katı sert koşullar getirdi. Bangladeş, Temmuz-Ağustos 2024’teki öğrenci protestoları sırasındaki kanlı baskınla bağlantılı olarak insanlığa karşı işlenen suçlar nedeniyle ülkenin Uluslararası Suçlar Mahkemesi (ICT 1) tarafından geçen yıl 17 Kasım’da gıyabında idam cezasına çarptırılan Hasina’nın Hindistan tarafından iade edilmesini talep etti. Dakka ayrıca, Rahman’ın ziyaretine elverişli bir ortam yaratmak amacıyla, aralarında 12 Aralık 2025’te önde gelen öğrenci lideri Şerif Osman Hadi'nin katledilmesi olayına karışanlar da dahil olmak üzere Hindistan’daki diğer Bangladeşli kaçakların da iadesini istedi.

3 Eylül itibarıyla Bangladeş Başbakanı Hindistan ziyareti için henüz resmi onay vermezken, çok sayıda Hint medya kuruluşu; Dakka’nın, ülkenin en büyük İslamcı partisi Cemaat-i İslami ve öğrenci ayaklanmasının ardından Şubat 2025’te kurulan merkez sağ siyasi parti Milliyetçi Vatandaşlar Partisi’nin (NCP) artan baskısı doğrultusunda Yeni Delhi’ye zorlu koşullar dayattığını bildirdi.

Hasina’nın 20 Yıllık İktidarı: Bangladeş’in En Yakın Müttefiki Olarak Hindistan

Hindistan, 1996’daki ilk seçiminden bu yana Hasina’nın en önemli müttefiki oldu; Hasina da Hindistan’ın 1971’deki bağımsızlık savaşı sırasında Bangladeş’e verdiği desteği her zaman övdü. Hindistan, babası Mucibur Rahman’ın Pakistan’la yapılan savaş sırasında ülkenin kurulmasına da yardım etmişti. Hasina, 20 yıllık iktidarı boyunca (1996-2001 ve 2009-2024 yılları arasında başbakanlık yaptığı dönemler) anayasa değişiklikleri ve aralarında son görev süresi olan 7 Ocak 2024 seçiminin de bulunduğu iddia edilen hileli seçimlerle ülkeyi demir yumrukla yöneterek Hindistan’ın güçlü bir müttefiki olarak kaldı. Hatta Hasina ve hükümet yetkililerini "düşman devlet Hindistan'ın talimatıyla" kukla seçimler organize etmekle suçlayan bir birey tarafından resmi şikayette bulunulmuştu.

Hasina’nın gidişi, Bangladeş hükümetinin Hindistan dış politikasında önemli bir değişikliğe yol açtı. Eski başbakanın iadesi, iki ülke arasındaki normal ilişkilerin önündeki en büyük engel olmaya devam ediyor. Ülkeyi demir yumrukla yöneten ve üç kez başbakanlık yapmış olan Khaleda Zia (Halide Ziya) ile diğer Bangladeş Milliyetçi Partisi liderlerini hapse atan Hasina, 2003 yılında parlamento onayıyla kurduğu elit güvenlik gücü Hızlı Eylem Taburu'nu (RAB) muhaliflerine karşı yetkisini kötüye kullanma suçlamasıyla itham ediliyor. Bu güç, Hasina’nın görev süresi boyunca yüzlerce kişinin "kaybedilmesinden" sorumlu tutuldu. Yakın zamanda kurulan bir Bangladeş Soruşturma Komisyonu, 2009 ile 2024 yılları arasında büyük çaplı zorla kaybetme olaylarını ortaya çıkarırken, BM kayıplara ilişkin resmi bir rakam yayımlamadı. Ancak BM Zorla veya Gönüllü Kaybetmeler Çalışma Grubu, 2009-2018 yılları arasında 507 olay tespit etmiş olup bunlardan 159 kişinin akıbeti hâlâ bilinmiyor. Bu nedenlerle ABD, 2021 yılında ciddi insan hakları ihlalleri suçlamalarıyla Hızlı Eylem Taburu'na ve altı yetkilisine yaptırım uygulamıştı.

Daha önce, 2013 yılında Yüksek Mahkeme anayasa ihlalleri ve 1971’deki ülke bağımsızlığına yönelik tarihi muhalefeti gerekçe göstererek Cemaat-i İslami’yi yasaklamıştı. 1979’da Cemaat-i İslami Pakistan’ın Doğu Pakistan kanadı olarak ortaya çıkan Cemaat-i İslami’nin bazı liderleri yakalanmış, ikisi hapiste ölmüş ve beşi Bangladeş Bağımsızlık Savaşı sırasında işlenen şüpheli savaş suçlarına ilişkin mahkeme kararları gereğince idam edilmişti. Nobel ödüllü Muhammed Yunus liderliğindeki geçici yönetim tarafından yasağın 28 Ağustos 2024’te kaldırılmasından bu yana mecliste 68 sandalye ile ana muhalefet partisi olarak aktif rol oynayan Cemaat-i İslami, bazı Hint medyası tarafından, Rahman’ın Hindistan ziyaretinin ve gelişen ilişkilerin ön koşulu olarak Hasina’nın iki ülke arasında 2013 yılında imzalanan iade anlaşması kapsamında iadesini talep etmekle suçlanıyor.

Hasina’nın iadesinin talep edildiği bir dönemde, 5 Ağustos 2026’da, iktidardan uzaklaştırılmasından bu yana ilk kez halkın karşısına çıkan Hasina Hindistan’da bir basın toplantısı düzenleyerek bu yıl aralık ayında ülkeye döneceğini söyledi. Bu durum Bangladeş Dışişleri Bakanlığı’nın öfkesine yol açtı; bakanlık, öğrenci ayaklanmasının ikinci yıl dönümünü anma etkinliğini Bangladeş’in egemenliğine hakaret ve hareketin şehitlerine ağır bir saygısızlık olarak nitelendirdi. The Indian Express gazetesine göre, "Dakka'daki birçok kişi" Bangladeş hükümetinin Hasina ve diğerlerinin iadesi yönündeki talebini bir "kırmızı çizgi" ya da "son sınır" olarak görüyor. Yeni Delhi’deki birçok kişi ise Bangladeş hükümetine iade talebindeki gelecek adımlar hakkında bilgi vermenin ve "net ve makul bir yanıt" sunmanın kritik olduğuna inanıyor. Bununla birlikte, Bangladeş’in talep ettiği Hasina ve diğerlerinin teslim edilmesi, Bangladeş gibi küçük komşu ülkelerin gözünde Yeni Delhi’nin bölgesel güç kaybı anlamına geleceği için korkutucu görünmektedir.

Hindistan, Bangladeş’in Mekke Savunma İttifakı’na Katılma Girişiminden Rahatsız

Sorunlar zincirindeki en son halka, Bangladeşli hükümet bakanlarının, resmi olarak davet edilmeleri halinde Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın üçlü Mekke Savunma İttifakı’na katılma arzusunu dile getiren ve müzakerelerin başladığını belirten açıklamaları oldu. 7 Ağustos’ta imzalanan bu pakt, kolektif savunma ve caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlıyor ve bu üç ülkeden birine yapılacak herhangi bir silahlı saldırı, üçüne de yapılmış sayılıyor.

Bangladeş Dışişleri Bakanı Halilur Rahman geçen hafta parlamentoda yaptığı konuşmada, ülkenin "müslüman ailenin" iç meselesi olarak nitelendirdiği bu ittifaka katılmayı ciddiyetle değerlendireceğini söyledi. Dışişleri Devlet Bakanı Humayun Kobir ise pazar günü Dakka’daki Suudi Büyükelçi Abdullah Zafır bin Abiyah ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, Bangladeş’in konuyu uluslararası ortaklarıyla zaten tartıştığını, anlaşmanın ülke için "yeni fırsatlar" açabileceği yönündeki iyimserliğini dile getirdi. Kobir, Bangladeş’in değişen dünya koşullarını hesaba katan esnek bir dış politika izlemesi gerektiğini belirtti. Ayrıca Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan Al Suud dahil olmak üzere pek çok yetkiliyle görüştüğü son Cidde seyahatinde anlaşmanın gözden geçirildiğini ve mevkidaşlarının tepkisini olumlu olarak tanımladığını ifade etti.

Hint medyası Bangladeş’i ittifaka katılmaması konusunda uyararak bunun ülke için "tehlikeli" olacağını iddia etse de Yeni Delhi’nin resmi tutumu, Hint güvenliğini etkileyebilecek gelişmeleri "yakından takip etmek" yönündedir. Buna rağmen Hindistan hükümeti; Suudi Arabistan ile olan ticaret ve ikili ilişkiler gibi çeşitli nedenlerden ötürü Dakka’ya şimdiye kadar kategorik ve doğrudan bir uyarı yapmaktan kaçındı. Ancak Hint medyası aracılığıyla, Bangladeş’e daha fazla stratejik derinlik sunan ve ulusal güvenliğini pekiştiren askeri ittifaka katılmaktan kaçınması yönünde dolaylı uyarılar gönderiyor.

Bangladeş’in ittifaka katılması yönündeki argüman ise oldukça açık: Hindistan, aralarında ABD, İsrail ve Rusya’nın da bulunduğu pek çok ülkeyle askeri anlaşmalar imzalayabiliyor ve bu ittifaklara dahil olabiliyorsa, kendi güvenlik çıkarları doğrultusunda küçük komşularının bir ittifaka katılmasını nasıl engelleyebilir veya tehdit edebilir?

 

Shafiq Ahmad, Pakistan, Afganistan ve Güney Asya meselelerini ele alan; yerel ve uluslararası yazılı medya ile yayın organlarında çalışan, geniş bir deneyime sahip Pakistanlı bir gazetecidir.

 

 

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA