Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr
Uluslararası Siyasette “İyi Komşuluk” Politikası Bağlamında Rusya’nın Ukrayna İle Komşuluğu
Doç. Dr. Mehmet Güneş
18 Nisan 2021 13:31
A-
A+

GİRİŞ

26 Haziran 1945 tarihinde San Francisco'da imzalanan Birleşmiş Milletler Antlaşması şu şekilde başlamaktadır: “Biz Birleşmiş Milletler halkları: hedeflere ulaşmak için: hoşgörüyle davranmaya ve iyi komşuluk anlayışı içinde birbirimizle barışık yaşamaya, uluslararası barış ve güvenliği korumak için güçlerimizi birleştirmeye, ortak yarar dışında silahlı kuvvet kullanılmamasını sağlayacak ilkeleri kabul etmeye ve yöntemleri benimsemeye, tüm halkların ekonomik ve sosyal bakımdan ilerlemesini kolaylaştırmak için uluslararası kurumlardan yararlanmaya, istekli olarak, bu amaçları gerçekleştirmek için çaba harcamaya karar verdik.”

Antlaşmayı imzalayan ilk 50 ülke arasında SSCB ve Türkiye’nin de imzaladığı BM anlaşmasının vurgu yaptığı “iyi komşuluk” anlayışı, devletler için birbirleri ile komşu ülke olmanın önem ve sorumluluğuna dikkat çekerek barışık yaşamanın anahtarını hatırlatmaktadır. Çünkü komşu ülkelerin, aynı bölgenin bitişik unsurları ve halkları olarak coğrafi yakınlık sayesinde karşılıklı ticaret ve savunma, barış ve güvenlik konularında ilişkilerinin artırılması açısından birbirine uzak olan devletlere nazaran daha avantajlı oldukları açıktır. Ancak bu avantaja rağmen, tam tersi olduğunda yani aynı bölgede birbirleri ile anlaşamadıklarında Uluslararası ilişkilerde devletlerin komşularını seçme hakkı ve beğenmediği komşulardan uzaklaşmak için vatandaşlarını başka coğrafya ve bölgelere taşımak imkânı da bulunmadığından, komşu ülkelerin karşılıklı anlayış içerisinde birbirleri ile her şeye rağmen yine de iyi geçinmesi beklenecektir.

Ülkelerin komşuluğu, bir tercihten ziyade bir zorunluluktur ve taraflara eşit sorumluluk ve külfetler yüklemektedir. Sürekli kavgacı ve asabi davranan bir komşu ülkenin oluşturduğu diğer ülkelerdeki rahatsızlık, zor temin edilen güvenlik ve barışın en büyük tehdidi kabul edilmektedir. Dolayısıyla uluslararası sistemde komşularına iyi davranmayan ve hatta sınırlarının yanındaki diğerlerini komşu olarak bile görmeyen bir ülke; aslında böyle düşünerek, başkalarına bu şekilde ayar vererek, kendisine hiçbir komşu istememekte ve belki de bölgesinde veya dünyada tek başına kalmak istemektedir. Bu tür bir düşüncenin kabul edilmezliği ve gerçek dışılığı bir yana, tarih boyunca ülkelerin sorunlu, saldırgan, geçimsiz, iyi niyetli olmayan komşulardan sürekli mustarip olduğu da ortadadır. Bu yazıda uluslararası ilişkilerde komşuluk konusu üzerinden Karadeniz havzası özelinde iki komşu olan Rusya ve Ukrayna arasındaki kriz ve gerginliğin, niçin komşuluk ilişkileri açısından çözümlenemediğine ilişkin çeşitli bilgi ve değerlendirmeler paylaşılacaktır.

ULUSLARARASI İLİŞKİLERDE “İYİ KOMŞULUK POLİTİKASI” UYGULAMALARI

Komşu ülkeler arasında huzur ve barışın devamlılığı hedefini içeren “iyi komşuluk”, sadece realist ve güç temelli düşünebilen zihinlerin dudak büktüğü, hatta alay ettiği hayali bir varsayım gibi görülmektedir. Sadece sert güce inanan, belki de kendisine sürekli bu şekilde davranıldığı için başka bir ihtimale aklı ermeyenlerin anlayışına göre Uluslararası ilişkilerde “iyi komşuluk” sadece bir aldatmacadan ibarettir ve geçicidir. Ancak uluslararası sistemi dar bir koridorda yaşanan anarşik, kaotik ve çatışmacı şekilde tanımlayanların zaten başka bir yol önermeleri de beklenmemelidir.

Uluslararası ilişkilerde ana kavramlaştırma olarak gün geçtikçe daha çok kullanılır olan “İyi komşuluk politikası” terimi birkaç yüzyıllık bir geçmişe sahiptir. Bölgesel krizleri çözümlemedeki yeteneği sebebiyle “Büyük uzlaşmacı” olarak anılan ABD’nin yedinci Meclis Başkanı ve dokuzuncu dış işleri bakanı olan Senatör Henry Clay tarafından ilk defa 19’uncu yy.da farklı anlamda kullanılsa da bu terimin Uluslararası ilişkilerde tanımı, “İyi Komşuluk Politikası oluşturmak” adlı eserinde Bryce Wood tarafından şu şekilde yapılmaktadır: “ Sözünde durmayı içeren ve istikrar oluşturacak şekilde belirli bir süre boyunca ilkeli davranmayı gerektiren eylemleri barındıran bir politika”i

20nci yüzyılın başında Başkan Woodrow Wilson tarafından dile getirilse de ABD tarafından bu politika; 32nci ABD Başkanı Roosevelt tarafından 1933 yılında ülkenin Latin Amerika ülkelerine karşı yürüttüğü geleneksel baskıcı politikanın son bularak artık bu ülkelerle karşılıklı güven anlayışı içerisinde iyi komşuluk ilişkileri kurulacağı şeklinde yaklaşık yüzyıl önce bir devlet politikası olarak hayata geçirilmiştir. Sonrasında ABD ile Latin Amerika ülkeleri arasında daha önce yapılmış anlaşmalar gereğince; ABD'ye tanınan "içişlerine karışma hakkı" son bulmuş, örneğin 1934'te ABD'nin Küba içişlerine müdahil olmasına imkân veren Platt ek maddesi ortadan kaldırılmıştır.

Dış ilişkilerde “İyi komşuluk” politikasının ABD dışındaki uygulamaları incelendiğinde Uzak Asya’da Çin, 1976’da Mao’nun ölümünden sonra, bölgesel güvenlik ve barışı sağlamak ve dış dünyada etkisini artırmak ve önceki imajını düzeltmek adına ‘Periphery Policy ’ olarak bilinen ‘iyi komşuluk-çevre politika’sını kabul ettiği görülmektedir. Bu politikanın en yeni uygulaması ise Avrupa Birliği tarafından yakın zamanda, sınırlarının bitişiğinde özellikle doğu ve güney komşuları arasındaki ilişkileri geliştirmeye yönelik olarak Mart 2003’de “Communication on Wider Europe” belgesi ile Avrupa Komşuluk Politikasının (AKOPO) ilk temelleri kurulmuş ve 12 Mayıs 2004 tarihinde detaylı içerikli bir “Avrupa Komşuluk Politikası Strateji Belgesi” hazırlanmıştır. Bu belgede özellikle komşu bölgelerde güvenlik inşasının stratejik hedef olarak gösterilmesinin uygun görüldüğü ileri sürülerek; “Sınırlarımızda bulunan ülkelerin iyi yönetimi AB’nin çıkarınadır. Şiddetli çatışmalara sürüklenmiş, örgütlü suçlarda patlamanın yaşandığı zayıf ülkeler, geleneksel toplumlar veya nüfus artış hızı yüksek olan toplumlara komşu olmamız durumunda, bu ülkeler Avrupa’ya kendi sorunlarını ihraç ederler”ii düşüncesi kabul edilmiştir. AB açısından, Avrupa Komşuluk Politikasının temel hedefi; üyelik perspektifi olmayan komşu ülkelerle ekonomik, politik ve kültürel iş birliği kurmaktır. AB’ye göre bu komşular içerisinde Doğu Avrupa'da Ukrayna, Belarus, Moldova, Güney Kafkasya’da Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan ve Akdeniz bölgesinden Fas, Cezayir, Tunus, Libya, Mısır, İsrail, Filistin Toprakları, Ürdün, Lübnan ve Suriye yer almaktadır. Ancak kendi talebi üzerine Rusya, AB için komşuluk politikasına dahil edilmemiştir. AB ile Rusya arasındaki ilişkiler Stratejik Ortaklık üzerinden yürütülmektedir. Rusya’nın politikaya üye olmak istememesinin en büyük nedenlerinden biri de komşu ülkeleri kendi eşleniği görmemesi ve bu ülkeler ile aynı kategoride yer almak istememesidir.iii

Yakın zamanda Orta Asya Türk devletleri de “iyi komşuluk” başlıklı politikayı daha çok zikreder olmuştur. İyi komşuluk politikalarının önünü açmak için 2019 yılı Kasım ayında Özbekistan'ın başkenti Taşkent'te Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev'in başkanlığında düzenlenen Orta Asya Ülkeleri Cumhurbaşkanları 2. İstişare Toplantısında; Kazakistan'ın kurucu Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, bölge ülkeleri arasında “21. Yüzyılda Orta Asya'nın Gelişmesi için İyi Komşuluk ve İş birliği Anlaşması'nın” oluşturulması gerektiğini belirtmiştir. Dolayısıyla zamanla ABD, sonra Avrupa bölgesi derken “İyi komşuluk” politikaları ve arayışları Orta Asya dahil birçok bölgede yeni içeriklerle ülkelerin kendi bölgelerindeki komşu ülkeleri dışlamadan, birlikte hareket etmeyi amaçlayan bütüncül bir idealist dış politikaya dönüşmüş durumdadır.

RUSYA’NIN “İYİ KOMŞULUK POLİTİKASI” ANLAYIŞI VE UYGULAMALARI

AB’nin 2003’te geliştirdiği komşu ülke politikası yaklaşımına katılmayıp karşı duran Rusya’nın kuzeybatıda Norveç, Finlandiya; Batıda Polonya, Estonya, Litvanya, Letonya, Beyaz Rusya; güneybatıda Ukrayna, güneyde Gürcistan, Azerbaycan, Kazakistan, Çin, Moğolistan ve Kuzey Kore ile denizden ise Türkiye, Japonya ve ABD ile komşu olduğu görülmektedir. Dünyanın en büyük ülke coğrafyasına sahip olan Rusya’nın bu sayılanlarla aynı zamanda dünyanın en çok komşusu olan ülke olduğu da açıkça görülmektedir. Bu kadar çok komşusu olduğunu düşünülen Rusya için “komşu” kavramı daha farklı değerlendirilebilir. Oysa yakından incelendiğinde Rusya için kendisi için sınır komşuluğu dışında komşuluk daha başka bir anlamlar ifade etmektedir. Çünkü zaman içerisinde komşularına sergilediği ayrımcı tercihlerine bakıldığında Rusya bu konuda özellikle seçici davrandığı görülmektedir. Bu açıdan ilk belirlenmesi gereken konu, Rusya’nın, Sovyetler döneminde birlikte olduğu ve daha sonra bağımsızlığını yeniden kazanan devletleri Soğuk Savaş sonrası dönemde “komşu” gözüyle değerlendirip değerlendirmediğidir. Çünkü eski Sovyet arkadaşlığı bulunan yeni devletlerin hangileriyle yeni dönemde komşuluk adı altında bir anlaşma imzalayıp imzalamadığı incelenirse Rusya’nın aslında hangi ülkeleri gerçekte komşu kabul ettiği ve onlarla “komşuluk” ilişkisi kurduğu da belirginleşecektir.

Örneğin SSCB zamanında birlikte olan Rusya Federasyonu ile nüfusunun %23,7’sini Rusların oluşturduğu Kazakistan halen dünyada en uzun sınıra sahip iki komşu ülkesine en iyi örnektir. Sınır uzunluğu tam olarak 7 bin 500 kilometredir. Dünyanın en uzun kara sınırına sahip olan ABD ve Kanada’dan sonra Rusya ve Kazakistan arasındaki sınırın uzunluğu sadece etnik ve coğrafik açıdan değil diğer konular açısından da bu iki ülkeyi birbirine yaklaştırmış ve 2013'te Yekaterinburg'ta imzalanan “21. Yüzyılda Kazakistan-Rusya İyi Komşuluk ve İttifak Anlaşması” ile “iyi komşuluk” temalı bir anlaşma imzalanmıştır. Dolayısıyla bu anlaşma ile anlaşılmaktadır ki Rusya için Kazakistan, 2013 yılından itibaren bir komşu niteliği kazanmıştır. Oysa Rusya, Soğuk Savaş sonrası yeni kurulan ve sınırı bulunan Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan’la “iyi komşuluk” temalı bir anlaşma imzalamamıştır.

Diğer yandan Rusya’nın iyi geçinmek zorunda hissettiği ve Kazakistan’dan sonra en uzun sınıra sahip olduğu Çin ile de “komşuluk” politikası başlık ve içerikli çeşitli dönemlerde yenilediği ikili anlaşmaları bulunmaktadır. Rusya'nın Çin Halk Cumhuriyeti ile önceden imzaladığı “İyi komşuluk, Dostluk ve İş birliği Anlaşması” Temmuz 2001'de tekrar revize edilmiş ve geçmiş dönemde iki ülke arasında yaşanan sıkıntıların gelecekte yinelenmemesi adına tarafların birbirinden toprak talep etmeyecekleri söz konusu anlaşmada altı çizilerek belirtilmiştir. Hatta bu anlaşmanın 9. maddesi iki taraftan birisinin üçüncü bir taraf tarafından tehdit edilmesi halinde birbirlerine danışmalarını zorunlu kılmaktadır. Kısa bir süre öncesinde 4 Şubat 2021'de Rusya ve Çin Dışişleri Bakanları Sergei Lavrov ve Wang Yi’nin yaptıkları görüşme sonrasında, yakın zamanda sona erecek olan Dostluk ve İyi Komşuluk Antlaşması'nın yeniden uzatılmasına karar verdikleri ileri sürülmüştür.iv Buna göre Rusya’nın söz konusu Çin devleti olunca, Çin’le ilişkilerini “iyi komşuluk” politikası çerçevesinde sürdürmek istediği anlaşılmaktadır.

Benzer şekilde eğer Rusya’nın yaptığı anlaşmalar üzerinden incelenirse Rusya için iyi komşuluğuna ihtiyaç duyulan diğer bir ülkenin Türkiye olduğu görülmektedir. İlk olarak 1917’deki Bolşevik Devrimi’nin ardından Türkiye ile SSCB arasında 1921 tarihli “Dostluk, İyi Komşuluk ve İş birliği Antlaşması” imzalanmıştır. İkinci Dünya Savaşı sonrası SSCB, iyi komşuluğu bir yana bırakarak Türkiye’den toprak talep edince, “iyi komşuluk” bir yana bırakılmış ancak 1974 Kıbrıs müdahalesi sonrası ABD’nin uyguladığı ekonomik ve silah ambargosu karşısında tekrar yakınlaşan Türkiye ve SSCB arasında 1978 yılında dostluk, iyi komşuluk ve iş birliğine dayalı bir siyasal belge imzalanmıştır. Soğuk savaşın sonuna gelindiğinde ise Sovyetler Birliği henüz dağılmasa da yeni Türk devletleri kurulacağı anlaşıldığında, Türkiye’nin muhtemel dağılacak Sovyet etki alanına karışma niyetinde olmadığını bildirmesi karşılığında 1992’de hayata geçirilen “Dostluk, İyi Komşuluk ve İş birliği Antlaşması” iki ülke arasında imzalanmıştır.v

RUSYA, UKRAYNA’YI KOMŞU OLARAK GÖRÜYOR MU?

SSCB sonrası Rusya ile halen sınırı bulunan kimi ülkelerden “iyi komşuluk “temalı anlaşma imzalayanlar arasında Ukrayna yer almamaktadır. Oysa Ukrayna ile komşusu Rusya arasında karada 2295 km, denizde ise 321 km.lik önemli sayılabilecek uzunlukta bir sınır bulunmaktadır. Ancak Ukrayna, Rusya ile sınırının yaklaşık 409,3 kilometresini halen kontrol edememekte çünkü bu bölge, Ukrayna’ya bağlı ancak özerk ve Rusya yanlısı Donetsk Halk Cumhuriyeti ve Lugansk Halk Cumhuriyeti tarafından kontrol edilmektedir. Dolayısıyla Rusya’nın, Ukrayna sınırında olmakla birlikte aslında Rus yanlısı iki ayrı özerk cumhuriyetle ayrıca başka bir komşuluğu da oluşmuş durumdadır. Buna göre Rusya’nın Ukrayna’nın değil ama bu ülkenin özerk Cumhuriyetlerini komşu görme eğilimindedir.

Halbuki Doğu Slavları olarak bilinen Ukrayna ile Rusya’nın komşuluğu çok eskilere dayanmaktadır. Çünkü şu an Ukrayna’nın başkenti Kiev, 882-1132 yılları arasında hüküm süren, Beyaz Rusya, Rusya ve Ukrayna'nın atası sayılan Kiev Knyezliği'nin (Kievskaya Rus) başkentiydi. Dolayısıyla hem Ruslar hem Ukraynalılar “Kievskaya Rus”u kendi tarihlerinin parçası olarak görmektedirler. Tarihteki bu mekân paylaşma sorununa en son 1932-1933 döneminde Ukrayna topraklarında milyonlarca insanın, Sovyet rejimi tarafından aç bırakılarak ölüme terk edilmesi ile Ukrayna tarihinin en acı olaylarından biri de eklenince günümüzde bu iki ülke arasında komşuluk ilişkisi ve kardeşliği yerine olumsuz kötü hatıralar öne geçebilmektedir.

Rusya için diğer ülkelerden farklı olarak Ukrayna, kimi duruma ve zamana göre “komşu” ve hatta “kardeş” olabilirken kimi dönemlerde “komşu” dahi kabul edilmeyen bir ülkedir. Bu durumu zaman içerisinde Rusya’nın liderinin açıklamalarından anlamak mümkündür. Örneğin 2006 yılında Rusya yanlısı Başbakan Viktor Yanukoviç'in Ukrayna’da göreve gelmesinden hemen sonra ilk kez ziyaret ettiği başkent Kiev'de, Rusya devlet başkanı Putin Ukrayna'yı iyi bir komşu olarak gördüklerini söylemiş, daha sonra 2014 yılında, başbakanlıktan sonra Cumhurbaşkanı da olan Ukrayna’nın Rusya yanlısı lideri Viktor Yanukoviç’e karşı kabaran Ukrayna halkının öfkesini yatıştırmak için: “Ukrayna'nın kendileri için sadece bir komşu değil aynı zamanda "kardeş" bir ülke olduğunu, Nerede yaşarlarsa yaşasınlar Ukrayna vatandaşlarının eşit haklara sahip olmasını umuyorum" demişti. Rusya karşıtlığı artıp Kırım’ın ilhakı ve akabinde Batı yanlısı siyasilerce Ukrayna yönetilmeye başlayınca, özellikle 2019 yılında Vladimir Zelenskiy seçildikten hemen sonra Rus lider Putin bu defa, komşu olarak Ukrayna’yı değil bu ülkenin özerk Donetsk ve Lugansk bölgelerini tercih etmeye başlamıştır. Bu yerlerde yaşayanlar için Rusya tüm kapılarını açmaya başlamıştır. İlk olarak buralarda yaşayan Ukrayna vatandaşlarına başvurularının ardından üç ay içinde Rusya pasaportu alabileceğine ilişkin kararname çıkarmıştı. Rusya lideri Putin, Ukrayna’nın Donetsk ve Lugansk bölgelerinde yaşayanların kolayca Rus vatandaşlığına geçiş için Rusya pasaportu alabilmesi için imzaladığı kararnameye ilişkin olarak, “bunun tamamen insani sebeplerden alınmış bir karar olduğunu” söyleyerek devamında “Birçok kez söyledim. Ukrayna ve Rusyalılar kardeş halklar ve hatta bundan fazlası da. Ben iki halktın tek bir halk olduğunu, ortak vatandaşlık olduğunda, bunun iki tarafa da kazandıracağını düşünüyorum” demişti. Ayrıca Putin, 2020 yılında Ukrayna vatandaşları için Rus vatandaşlığının alınmasını kolaylaştıran bir federal yasayı da onaylamıştı. Buna göre Rusya’da zorunlu ikamet şart aranmaksızın ayrıca Donetsk ve Lugansk bölgelerinde bile yaşamaya gerek kalmaksızın ve mevcut Ukrayna vatandaşlığını da terk etmeksizin çifte vatandaşlık hakkı olarak Ukraynalıların kolayca Rus vatandaşlığına geçmesi hızlandırılmıştı.

Rusya’nın sınır komşusu ülke Ukrayna halkına bu “cömert” teklifi karşısında Ukrayna’nın yeni seçilen Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy de bu durum üzerine Rusya vatandaşlarına Ukrayna vatandaşlığı vermeye hazır olduğunu söylemişti. Kısaca iki ülke arasında bölgedeki başta Slav halklarını kendi vatandaşı yapma, komşu halkların sayısını eksiltme ve kendi yanına çekerek kendi ülkesinin ferdi kılma yarışı da başlamış oluyordu. Bu şekilde 2019 yılında yaklaşık olarak Rus vatandaşlığına 300 bin kişinin geçtiği Rusya vatandaşlığına geçenler arasında en çok Ukrayna vatandaşlarının (146 bin) bulunduğu ayrıca Kazakistan (35 bin), Tacikistan (30 bin), Ermenistan (17bin), Özbekistan (14 bin) ve Moldova vatandaşlarının (11,5 bin) da Rusya vatandaşlığına geçtiği belirtilmektedir.vi 2020 yılında ikiye katlanan bu rakamlar aslında 2019-2025 yılları arasında uygulanacak Rusya’nın yeni “komşu kapma” stratejisini barındırmaktadır. Rusya’nın azalan nüfus yanında diaspora oluşturma amaçlı bu stratejisinin hedefi, beş ila 10 milyon yeni vatandaş kazanmak olduğu ve bu şekilde komşularını zamanla kendi vatandaşları yapma amacı taşıdığı görülmektedir. Dolayısıyla Rusya için artık komşuluk değil komşuyu kendi halkından etme anlayışı başlamıştır. Bu sebeple olanlara bakınca Ukrayna, Rusya’ya yakınlaşmadığı sürece ve yüzünü Batıya döndükçe tam anlamıyla ne Rusya’nın komşusu ne onun kardeşi veya ne de uzak bir akrabası gibi gerçek bir muamele göremeyecektir. Çünkü Rusya’nın Ukrayna örneği üzerinden sergilediği “iyi komşuluk” değil “komşu kapma” stratejisi sadece ülke menfaatlerine odaklanan ve diğerlerini kendisine hizmet edecekler olarak görenler için kimin komşu kimin kardeş ve kimin ise düşman olacağına karar vermenin aslında basit çıkarımlarla mümkün olabileceğini açıklamaktadır. Bu yüzden Putin'in sözcüsü Dmitri Peskov’un Ukrayna’ya atfen neden Ukrayna ile değil de Türkiye ile daha yakın olduklarını açıklayan bir toplantıda sarf ettiği şu sözlerini hatırlatmak gerekecektir: “İyi komşu kötü akrabadan iyidir”vii Bu reel politik sözleri aslında Rusya açısından tüm sınır komşuları için şu şekilde okumak daha gerçekçi olacaktır: “Rusya’nın “iyi gözle” gördüğü kimi komşuluğu bazen onun akrabası olmaya yeğ tutulmalıdır. Eğer onun gözünde kötü komşusu iseniz zaten akrabası olsanız da sizi kurtaramayabilir!”

KAYNAKÇA

i Bryce Wood, The Dismantling of the Good Neighbor Policy, The University of Texas

Press, 1985, s. ıx.

ii Aktaran A. Sait SÖNMEZ, “Avrupa Birliği’nin Komşu Bölgelere Yönelik Siyasal Açılımı: Avrupa Komşuluk Politikası”, Mustafa Kemal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2010, 7 (14), s. 113–122.

iii Bahar MARAL SARIBAY, Avrupa Birliği-Ukrayna İlişkilerinde Avrupa Komşuluk Politikası’nın Rolü, 2019, s.52.

iv https://russtrat.ru/comments/8-fevralya-2021-0010-2929.

v Faruk SÖNMEZOĞLU, Türk Dış Politikası, 2006, s. 692.

vi https://www.ermenihaber.am/tr/news/2019/11/25/Ermenistan-Rusya/170207

vii https://www.turkrus.com/66691.