ABD’de gerçekleştirilen ara seçimler, İsrail’e verilen desteğin ve İran savaşının Amerikan siyasetindeki seçim sonuçlarına yansımalarını ortaya koydu. Demokratların Kongre’nin her iki kanadında çoğunluğu elde etmesi üzerine Cumhuriyetçiler, Trump yönetiminin dış politikasını seçim yenilgisinin nedenleri arasında gösterdi.
Başkan Yardımcısı JD Vance, X hesabından yaptığı açıklamada, “Kaybetmemizin gerçek nedeni neredeyse herkes için açık” ifadelerini kullandı. Vance, akaryakıt fiyatlarının yükselmesine ve 47 milyar dolarlık maliyete neden olan İran savaşının Cumhuriyetçi Parti’ye yönelik seçmen desteğini olumsuz etkilediğini belirtti.
Gazze’de İsrail’in yürüttüğü savaş ve Güney Lübnan’ın işgalinden rahatsız olan seçmenlerin yanı sıra, Trump yönetiminin 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırıları İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetinin etkisiyle başlattığını düşünenler de bulunuyor. Netanyahu hükümeti, herhangi bir kanıt sunmadan İran’ın nükleer silah geliştirmeye “yakın” olduğunu ileri sürmüştü.
Vance’in aktardığına göre, ismi açıklanmayan bir anketör, bu seçimlerde parti değiştiren seçmenlere yeniden Cumhuriyetçilere dönmelerini sağlayacak adımları sordu. Seçmenler, İran savaşının sona erdirilmesini, yaşam maliyetine yönelik adımlar atılmasını, “Önce Amerika” politikasına geri dönülmesini ve Washington’un İsrail’le ilişkilerinde köklü bir değişiklik yapılmasını istedi.
Associated Press tarafından gerçekleştirilen ankete katılan seçmenlerin yaklaşık yüzde 60’ı İran’la savaşa girme kararını yanlış buldu. Daha fazla sayıda seçmen ise yaşam maliyetinin ara seçimlerdeki oy tercihlerini belirleyen temel mesele olduğunu ifade etti.
Chatham House düşünce kuruluşundan Andrew Payne, Al Jazeera’ya yaptığı açıklamada, “Seçmenler çatışmanın belirli ayrıntılarını düşünmüyor olabilir ancak savaşı ABD’de artan yaşam maliyetiyle ilişkilendirdiler ve Cumhuriyetçileri bu nedenle cezalandırdılar” dedi.
İsrail’e askeri yardıma karşı çıkan aday kazandı
İsrail’e verilen askeri desteğin sona erdirilmesini savunan Demokrat aday Abdul El-Sayed’in Michigan’daki seçim zaferi, ara seçimlerin öne çıkan sonuçlarından biri oldu.
El-Sayed, Cumhuriyetçilerin ve İsrail yanlısı lobi kuruluşu AIPAC’ın yoğun kampanyasına rağmen seçimi kazandı. Kampanyasında ağırlıklı olarak sağlık hizmetleri ve yaşam maliyeti konularına odaklanan El-Sayed’in başarısında İsrail’e yönelik tepkilerin de etkili olmuş olabileceği değerlendiriliyor.
El-Sayed, destekçilerine hitaben yaptığı konuşmada, “Paramızın apartheid, soykırım veya savaş için gönderilmesini istemiyoruz” dedi.
Payne, Demokratların seçimlerde elde ettiği başarının ve İsrail’e yönelik eleştirilerin bazı önemli salıncak eyaletlerde öne çıkmasının, partiyi gelecekte daha sert bir tutum benimsemeye teşvik edebileceğini belirtti.
Payne, “Partizanlar arasında bu kadar belirgin bir karşıtlık göreceğimiz çok az konu var. Bu da İsrail meselesini 2028 başkanlık kampanyasında öne çıkması en muhtemel konulardan biri haline getiriyor” ifadelerini kullandı.
AIPAC’ın seçim harcamaları karşılık bulmadı
ABD’nin İsrail yanlısı en büyük lobi kuruluşlarından AIPAC, seçimlerin ardından üyelerinin desteklediği 234’ten fazla adayın koltuklarını kazandığını açıkladı. Kuruluş, Demokratların iki lideri Chuck Schumer ve Hakeem Jeffries’i de tebrik ederek her iki partide de desteğini koruduğunu göstermeye çalıştı.
Ancak AIPAC’ın seçim harcamalarına ilişkin veriler farklı bir tablo ortaya koydu. Responsible Statecraft tarafından yayımlanan rapora göre AIPAC’ın siyasi eylem komitesi United Democracy Project (UDP) ve diğer bazı siyasi komiteler, seçim yarışlarına toplam 84,1 milyon dolar harcadı. Bu miktarın 55,3 milyon doları, destekledikleri adayların kaybettiği yarışlara gitti.
Karşılaştırma yapmak gerekirse UDP’nin harcamalarının yüzde 69’u 2022’de, yüzde 87’si ise 2024’te desteklediği adayların kazandığı yarışlarda kullanılmıştı.
AIPAC’ın en maliyetli seçim yenilgisi ise Abdul El-Sayed’in Michigan’daki yarışı oldu. Responsible Statecraft, UDP’nin El-Sayed’i yenilgiye uğratmak için ön seçim ve genel seçim dönemlerinde toplam 31,47 milyon dolar harcadığını bildirdi. El-Sayed her iki seçimi de kazandı.
Bu sonuç, İsrail’e askeri yardımın sona erdirilmesini savunan bir adayın yoğun dış finansman kampanyasına rağmen önemli bir eyalette seçim kazanabileceğini gösterdi.
Trump İsrail’e yapılan askeri yardımı sona erdireceğini açıkladı
ABD Başkanı Donald Trump da seçim günü yaptığı açıklamada, Washington’un bu yıldan sonra İsrail’e yönelik yıllık askeri yardımı sona erdireceğini söyledi. Trump, bu adımın Demokratların elindeki “kötü bir siyasi argümanı” ortadan kaldıracağını savundu.
Mevcut anlaşma, Eylül 2028’e kadar İsrail’e yılda 3,8 milyar dolar askeri yardım yapılmasını öngörüyor. Ancak Trump, finansmanın nasıl daha erken sona erdirileceğine ilişkin ayrıntı vermedi. Ayrıca ABD’nin İsrail’e silah satışını sürdüreceğini belirtti. Bu açıklama gözlemciler arasında şüpheyle karşılandı.
Demokratların Kongre çoğunluğu Gazze politikasını değiştirebilir mi?
Demokratların Kongre’nin iki kanadını kontrol etmesiyle birlikte, Biden ve Trump yönetimlerinin İsrail’in Gazze’de ABD silahlarını nasıl kullandığı konusunda neler bildiğini ve uluslararası hukuk ihlali iddialarına rağmen silah transferlerinin neden sürdürüldüğünü araştırması bekleniyor.
Uzmanlara göre Demokratlar, komite oturumları ve soruşturmalar aracılığıyla bu konuları gündeme getirebilir. Ayrıca gelecekteki askeri yardımlara koşullar getirilmesini talep edebilir ve belirli silah satışlarının engellenmesi için oylama yapılmasını sağlayabilir.
İsrail’e silah satışlarının sınırlandırılmasına yönelik Kongre’deki destek de zaman içinde arttı. Ocak 2024’te Senatör Bernie Sanders’ın İsrail’in insan hakları siciline ilişkin Dışişleri Bakanlığı’ndan rapor talep eden girişimini 11 senatör destekledi. Temmuz 2025’te bir silah satışını engellemeye yönelik önergenin ilerletilmesi için 27 senatör oy kullandı.
Bu yıl nisanda ise 40 senatör İsrail’e askeri buldozer satışına karşı çıkan önergenin ilerletilmesini, 36 senatör de 1.000 librelik bombaların satışına yönelik benzer bir girişimi destekledi.
Demokratların çoğunluğu, silah satışlarına kısmi bir yasak getirilmesi yönündeki girişimlerin önünü açabilir. Ancak ABD/Orta Doğu Projesi (USMEP) Başkanı ve eski İsrailli barış müzakerecisi Daniel Levy, Al Jazeera’ya yaptığı açıklamada, böyle bir girişimin Trump’ın başkanlık vetosuyla engellenebileceğini söyledi.
Trump, salı günü Fox News’e yaptığı açıklamada, Kongre’deki Demokratların “çılgın” politikalarını veto etmeyi planladığını belirtmişti. Başkanlık vetosunun aşılması için Kongre’nin her iki kanadında üçte iki çoğunluk gerekiyor. Demokratların bu çoğunluğu elde etmesi ise beklenmiyor.
Levy, “Yürütme ayrıcalığının, bu yönetimin kullandığı biçimde devreye sokulabileceğini hafife almamalıyız. ABD’nin denge ve denetleme sisteminin uygulaması gereken ancak uygulamadığı sınırların yaklaşıldığını ve aşıldığını görüyoruz” dedi.
Uzmanlara göre Kongre, ABD’nin İsrail’e verdiği desteği daha fazla denetime tabi tutabilir ancak iki ülke arasındaki güvenlik ilişkilerini çözmek çok daha zor olacak.
Lancaster Üniversitesi Uluslararası Politika Profesörü Simon Mabon, “Daha sert bir tutum görmeye başlayabiliriz ancak Kongre’nin ötesine geçen daha derin yapısal meseleler söz konusu” dedi.
Mabon, bu ilişkilerin ABD kurumlarına ve askeri iş birliği de dahil olmak üzere hükümetin diğer birimlerine bağlı olduğunu belirterek, “Demokratlar, İsrail’e yönelik azalan kamuoyu desteğinden yararlanmaya başlayabilir ancak yapabileceklerinin sınırları var” ifadelerini kullandı.
İsrail’e yönelik desteğin yeniden kazanılması
Cumhuriyetçilerin seçim yenilgisinin ardından AIPAC, üyelerine gönderdiği mesajda gelecek seçim dönemlerinde siyasi faaliyetlerini genişletmeye kararlı olduğunu bildirdi.
Levy, İsrail lobisinin Kongre üyelerini desteklemeye devam edecek kadar finansal güce sahip olduğunu belirtti. Teknoloji, yapay zekâ, askeri yapay zekâ ve genel ekonomik ilişkilerin de devam etmesi halinde İsrail’in değişim baskısının önemli bir bölümünü atlatabileceğini ifade etti.
Levy’ye göre İsrail lobisi, ülkeye yönelik desteğin azalmasını İsrail devletinin politikalarından ziyade Netanyahu’ya veya aşırı sağcı isimler Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich’e yönelik tepki olarak göstermeye çalışabilir.
Eski İsrail Başbakanı Yair Lapid de çarşamba günü X hesabından yaptığı açıklamada benzer bir yaklaşım sergiledi.
Lapid, “Bu insanlar İsrail’e karşı değil. Aşırılık yanlısı bakanların saçma şeyler söylemesine karşılar. Yerleşimci şiddetine karşılar; anlamadıkları bir hükümete karşılar; esas olarak Netanyahu’ya karşılar; onlar için Netanyahu’yla bağlantılı her şey zehirli” ifadelerini kullandı.
Lapid ayrıca Netanyahu’yu açıkça Cumhuriyetçilerin yanında yer almakla eleştirdi ve İsrail’de kurulacak bir sonraki hükümetin Kongre’deki her iki partiyle de görüşerek eleştirileri dinlemesi gerektiğini söyledi. Daha liberal bir İsrail hükümetinin Washington’daki siyasetçilerle kapanan kapıları yeniden açabileceğini umduğunu belirtti.
Ancak asıl zorluğun, Gazze’deki soykırıma ve İran savaşına ABD desteğinden rahatsız olan seçmenleri, İsrail’deki yönetim değişikliğinin bu politikaları da değiştireceğine ikna etmek olacağı değerlendiriliyor.
Levy, “Pek çok seçmen, [İran] savaşının İsrail’in isteği üzerine gerçekleştiğine ve İsrail ABD’yi bu savaşa sürüklemeseydi savaşın yaşanmayacağına inanıyor” dedi.
Uzmanlar, seçim sonuçlarının İsrail’in Gazze’deki politikalarında somut bir değişikliğe dönüşüp dönüşmeyeceğinin henüz belirsiz olduğunu belirtiyor. Ancak İsrail’e yönelik eleştirilerin ABD’deki ana akım siyasi tartışmalarda giderek daha fazla yer bulduğu görülüyor.
Levy, “Özellikle Demokrat seçmenler açısından bu durum, ABD’nin İsrail’in Gazze’deki savaşının dehşetine ortak olduğu yönündeki değerlendirmelerinin birkaç yıldır devam etmesinin ardından yaşanıyor” ifadelerini kullandı.
Kaynak- https://www.aljazeera.com/news/2026/11/5/could-the-us-midterms-further-isolate-israel-in-washington
Diğer İçerikler