İsrail ile GKRY arasındaki coğrafi yakınlık ve siyasi-ekonomik işbirliği, adanın güneyini İsrail vatandaşları için cazibe merkezi haline getirdi. İki taraf arasındaki ticaret hacmi 2025 yılında 600 milyon avroyu aşarken; İsrailli şirketler GKRY'yi enerji, gayrimenkul, teknoloji ve turizm sektörlerinde uluslararası bir merkez olarak konumlandırıyor. Tarım ve su teknolojileri de ortaklık alanlarına eklenirken, İsrail 2025'te adaya gelen toplam turistlerin yüzde 13'ünü oluşturarak GKRY'nin en büyük ikinci turizm pazarı oldu.
Öte yandan, AB pasaportu taşıyan İsraillilerin istatistiklerde yer almaması nedeniyle gerçek nüfusun resmi rakamların üzerinde olduğu değerlendiriliyor. İsrail içindeki göç eğilimleri de bu akışı destekliyor; Tel Aviv Üniversitesi verilerine göre 2023 ve 2024 yıllarında 49 binden fazla varlıklı, yüksek eğitimli ve gelir düzeyi yüksek İsrail vatandaşı bir yıldan uzun süreliğine ülkeden ayrıldı. Ayrıca iki ülke arasında yapay zeka, siber güvenlik ve su altında basınçlı hava ile enerji depolama gibi stratejik teknoloji projeleri yürütülüyor.
Filistin Senaryosu Mu? Rum Kesiminde 'Kalıcı Yerleşim' Tartışması
İsrail'in Larnaka, Limasol ve Baf gibi kritik kentlerde özel alanlar oluşturması ve artan nüfus oranı, uzmanlar tarafından 20. yüzyılın başında Filistin'de uygulanan kademeli işgal stratejisine benzetiliyor. İngiliz işgali altındaki Filistin'de 1922 sayımında yüzde 11 seviyesinde (yaklaşık 70 bin) olan Yahudi nüfusu, II. Dünya Savaşı sonrasındaki sistematik göç ve arazi alımlarıyla 630 bine ulaşmıştı.
Yaklaşık 930 bin nüfusa sahip GKRY'de AB vatandaşı İsraillilerle birlikte Yahudi nüfusunun şimdiden yüzde 5 oranına yaklaşması stratejik kaygıları artırıyor. Rum basınında ve kamuoyunda; İsraillilere özel okulların, ibadet alanlarının, işletmelerin ve bağımsız altyapıların kurulmasının durumu geçici bir turizm veya yatırım hareketinden çıkarıp "kalıcı yerleşim" niteliğine dönüştürdüğü yönünde ciddi eleştiriler dile getiriliyor.
Kaynak: Yeni Şafak