Yunan analist Savvas Kalenteridis, 25 Ağustos 2026 tarihli analizinde Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’de artan gerilimlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kalenteridis, Türkiye’nin bölgede hak iddialarını güçlendirmek amacıyla savaşa başvurmadan “geri döndürülemez fiili durumlar” oluşturmaya çalıştığını öne sürdü.
Kalenteridis’e göre Türkiye’nin amacı, Ege ve Doğu Akdeniz’de oluşturacağı fiili durumlarla Yunanistan ve Kıbrıs’ın egemenlik haklarını sınırlandırmak. Analist, bunun için doğrudan bir savaşa ihtiyaç duyulmadığını belirterek, Türkiye’nin adım adım kalıcı sonuçlar yaratmaya çalıştığını savundu.
“Mavi Vatan” politikasına dikkat çekti
Analizde Türkiye’nin “Mavi Vatan” politikasına da geniş yer verildi. Kalenteridis, Türkiye’nin genişlemeci söylemini resmi devlet politikasına dönüştürdüğünü ve bu iddiaları yasalarla güvence altına alma yönünde ilerlediğini savundu.
Kalenteridis, Türkiye’nin toprak ve deniz yetki alanlarına ilişkin iddialarını resmi mevzuata dönüştürmesinin Yunanistan’ın ilerleyen dönemde bu iddialara uluslararası hukuk yoluyla itiraz etmesini zorlaştıracağını ifade etti.
“Sakin sular” döneminin sona erdiğini savundu
Kalenteridis, Türkiye’nin son dönemde güçlenen diplomatik konumunu ve küresel jeopolitik gerilimleri kendi gündemini ilerletmek için kullandığını ileri sürdü.
Analiste göre “sakin sular” dönemi, Türkiye’nin jeopolitik konumunu güçlendirmek için kullandığı taktik bir mola niteliğindeydi. Kalenteridis, bu dönemin sona erdiğini ve Ankara’nın yeniden aktif baskı politikalarına yöneldiğini savundu.
Ege’deki askeri faaliyetlere vurgu
Analizde Türkiye’nin Ege’deki askeri faaliyetlerini ve hava sahası ihlallerini artırdığı da öne sürüldü. Kalenteridis, bu faaliyetleri Yunanistan ve Kıbrıs’ın politikalarını etkilemeyi amaçlayan aktif baskı taktiklerine dönüş olarak değerlendirdi.
Yunanistan’a MEB çağrısı
Kalenteridis ayrıca Yunanistan’ın Ege ve Doğu Akdeniz’de Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ilan etmesi gerektiğini savundu. Bunun Yunanistan’ın egemenliğini korumak ve Türkiye’nin bölgedeki müdahalelerini önlemek açısından gerekli olduğunu belirtti.
Analist, Yunanistan’ın mevcut tek taraflı politikalarını terk ederek daha iddialı, çeşitlendirilmiş ve uluslararası sisteme daha fazla entegre edilmiş bir savunma stratejisi benimsemesi gerektiğini ifade etti.
Tarih bilincini “ulusal pusula” olarak nitelendirdi
Kalenteridis’in analizinde bölgedeki güncel gelişmelerin yanı sıra tarihsel hafızaya da vurgu yapıldı, tarih bilincinin bir “ulusal pusula” olarak önemine dikkat çekildi.