Davos Monoloğu: Zirvenin Başlığı Diyalog Ama Ortada Diyalog Yok

Dünya Ekonomik Forumu bu yıl “Dialog Ruhu” temasıyla toplansa da, zirvenin ilk günlerinden itibaren yaşanan gelişmeler, küresel siyasette diyalogdan çok tek taraflı güç gösterilerinin öne çıktığını ortaya koydu. Trump’ın Grönland çıkışları, Avrupa liderlerinin karşılıklı restleşmeleri ve küçük devletlerin sistem eleştirileri, Davos’u bir uzlaşı platformundan ziyade küresel monologların sahnesine dönüştürdü.

h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

19 Ocak’ta başlayan ve 23 Ocak’a kadar devam edecek olan İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nun bu yılki teması “Dialog Ruhu” (A Spirit of Dialogue) olarak belirlenmiştir. Ancak zirvenin daha ilk günlerinden itibaren ortaya çıkan tablo, bu temanın pratikte karşılık bulmadığını açık biçimde göstermektedir. Diyalog iddiasıyla yola çıkan toplantının, yalnızca iki gün kala geldiği noktada, karşılıklı konuşmalardan çok liderlerin kendi pozisyonlarını ilan ettiği bir monologlar zincirine dönüştüğü görülmektedir.

Forumun başladığı gün ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social hesabından bir fotoğraf paylaştı. Bu fotoğrafta Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Trump’a Suriye ve Rusya-Ukrayna savaşına ilişkin görüşlerini aktardığı ve destek verdiği ifade ediliyordu. Ancak mesajda dikkat çeken asıl unsur, Macron’un “Grönland konusunda ne yapmaya çalıştığını anlamıyorum” ifadesiydi. Macron ayrıca Trump’a zirve kapsamında bir G7 toplantısı düzenlenebileceğini de teklif ediyordu. Buna rağmen Trump, 20–21 Ocak tarihlerinde yaptığı açıklamalarla Davos’un “dialog ruhu” söylemini fiilen boşa düşürdü. Grönland konusundaki tüm tartışmalara kapalı olduğunu, bu meseleye dair soru yönelten gazeteciye verdiği “You’ll find out” (“Göreceksiniz”) yanıtıyla ortaya koydu. Bu ifade, diplomatik bir mesajdan çok, diyalog fikrinin kendisine yöneltilmiş açık bir reddiye niteliği taşımaktaydı.

Avrupa ve küresel ekonominin kalbi olarak görülen Davos, Grönland meselesinin gölgesinde başlarken, Trump’ın son aylarda giderek sertleşen mesajlarının ardından Macron da “Üreticilerimizi ve çıkarlarımızı zorlamalara karşı koruyacağız” açıklamasında bulunarak, isim vermeden Trump’a yanıt verdi. Trump ise Davos zirvesinde bir G7 liderler toplantısına katılmayacağını açıkladı. Bu tablo, gelinen noktada “dialog ruhu”nun ne ölçüde işlevsiz kaldığını açıkça ortaya koymaktadır. Diyalog çağrısı yapılmakta, ancak bu çağrıya karşılık verecek bir muhatap bulunmamaktadır.

Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić ise konuşmasında, “Artık uluslararası sistemde büyük balıklar küçük balıkları yiyor. Küçük devletler birleşmelidir” ifadelerini kullandı. Bu sözler, yalnızca küçük devletlerin artan güvensizliğini değil, aynı zamanda uluslararası sistemin diyalog üretme kapasitesini büyük ölçüde yitirdiğine dair açık bir itirafı da yansıtmaktadır. Vučić’in çağrısı, sorunların artık konuşarak çözülemeyeceği, çözümün yalnızca güçlenmek ve bloklaşmak yoluyla mümkün olabileceği fikrini ima etmektedir. Bu söylemin Davos gibi bir platformda açıkça dile getirilmesi, sistemin meşruiyetine duyulan inancın devlet liderleri nezdinde de aşındığını göstermektedir.

Bu noktada Davos’ta eksik olan şey diyalog değil; karşılıklı dinleme iradesidir. Zirvede bugüne kadar diyalog yoktu; peki ne vardı? Cevap basit: monolog. Hükûmet liderleri, dünya kamuoyunun uzun süredir farkında olduğu gerçeklikleri birer birer dile getirerek konuşmalarını sonlandırmaktadır. Macron, konuşmasında “Açıkça endişe verici bir zamandayız, çünkü ortak sorunlarımızı çözebileceğimiz yapıları öldürüyoruz” derken; Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise “Biz gümrük vergileri yerine adil ticareti, izolasyon yerine ortaklığı, sömürü yerine sürdürülebilirliği seçiyoruz” ifadeleriyle Trump’ın gümrük vergisi politikalarına dolaylı bir gönderme yaptı ve sıkça “bağımsız Avrupa” vurgusunda bulundu. Ancak bu söylemin, etki–tepki sonucu alınmış bir karar olmadığı özellikle vurgulandı. Avrupa Birliği’nin enerji konusunda hem Rusya’ya hem de ABD’ye duyduğu güvensizliğin gündeme gelmesi de bu bağlamda tesadüf değildir.

Konuşmaların genelinde hissedilen ortak ton, sorunların diyalog yoluyla çözülebileceği inancından ziyade, küresel kutuplaşmanın derinleştiğine işaret etmektedir. Nitekim Davos oturumları başladıktan sonra Trump, Truth Social hesabında Avrupa liderlerinin önünde Venezuela, Kanada ve Grönland’ın ABD toprağı olarak gösterildiği photoshoplu bir görsel paylaştı. Ocak ayının ilk günlerinde Venezuela’ya müdahale tartışmaları, hızla değişen dünya gündeminde yalnızca birkaç gün dayanabilmişti. Şimdi ise sırada Grönland ve Kanada, belki de Meksika, Panama ve Küba bulunmaktadır. Ancak kesin olan bir şey vardır: bu süreçte diyaloğun olmadığı.

Politikada ironi sıkça kullanılan bir araçtır. Ancak Davos Ekonomik Forumu, diyalogun neredeyse tamamen ortadan kalktığı bir dönemde “Dialog Ruhu” temasını seçerek, farkında olmadan çağın en güçlü ironilerinden birine imza atmış görünmektedir. Zirve henüz tamamlanmamış ve Trump gibi pek çok lider konuşmasını yapmamış olsa da, özellikle ABD ve Avrupa Birliği arasında, Davos’un vaat ettiği türden bir diyalog ve uzlaşı zeminine dayalı siyasi hattın artık mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. Mevcut gidişat, yapılacak konuşmaların da bu yönde şekilleneceğine dair güçlü işaretler vermektedir.

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA