Türkiye’de “28 Şubat süreci” olarak anılan ve 1997’de gerçekleşen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısıyla simgeleşen müdahalenin üzerinden 29 yıl geçti. Refah Partisi (RP) ile Doğru Yol Partisi (DYP) ortaklığında kurulan 54. Hükümet, 28 Haziran 1996’da göreve başlamış; Başbakan Necmettin Erbakan ve Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller liderliğindeki koalisyon kısa sürede yoğun tartışmaların odağı haline gelmişti.
Süreç, 1997 yılının başında Sincan’da düzenlenen “Kudüs Gecesi” etkinliği ve ardından yaşanan gelişmelerle daha da sertleşti. 4 Şubat 1997’de tankların Sincan’dan geçmesi kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, bu adım “askeri uyarı” olarak yorumlandı. Aynı dönemde dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Çevik Bir’in “Sincan’da demokrasiye balans ayarı yaptık” sözleri hafızalara kazındı.
28 Şubat 1997’de Milli Güvenlik Kurulu, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel başkanlığında toplandı. Yaklaşık 9 saat süren toplantı sonrasında yayımlanan bildiride, laiklik vurgusu öne çıktı ve “Anayasa ve Cumhuriyet yasalarından taviz verilemeyeceği” ifade edildi. MGK’nin hükümete ilettiği 20 maddelik tavsiye kararları arasında 8 yıllık kesintisiz eğitime geçilmesi ve irticai faaliyetlere karşı tedbirlerin artırılması da yer aldı.
Kararların uygulanması sürecinde koalisyon ortakları arasında görüş ayrılıkları derinleşti. Artan siyasi baskı ve toplumsal gerilim sonucunda Başbakan Erbakan, 18 Haziran 1997’de istifasını Cumhurbaşkanı Demirel’e sundu. Hükümeti kurma görevi daha sonra Mesut Yılmaz’a verildi ve ANAP-DSP-DTP koalisyonu kuruldu.
Süreç yalnızca hükümet değişikliğiyle sınırlı kalmadı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başvurusu üzerine açılan dava sonucunda Anayasa Mahkemesi, 16 Ocak 1998’de Refah Partisi’nin kapatılmasına karar verdi. Parti yöneticilerine siyaset yasağı getirildi ve RP’nin 14 yıllık siyasi yaşamı sona erdi.
Türk siyasi tarihinde “post-modern darbe” olarak anılan 28 Şubat süreci; siyaset, eğitim ve toplumsal hayat üzerinde uzun yıllar etkisini sürdürdü. Aradan geçen 29 yıla rağmen, süreç farklı yönleriyle tartışılmaya devam ediyor.
Millet iradesini hedef alan ve 27 Mayıs 1960’ta ilk darbeden sonra 12 Mart 1971 Muhtırası, 12 Eylül 1980 Darbesi ile devam eden ABD destekli askeri darbeler, 28 Şubat Darbesinin ardından 15 Temmuz 2016’da bu defa FETÖ-NATO eliyle Türkiye’yi işgal girişimine kadar gitti.
Fakat son 20 yılda atılan adımlarla bu işbirlikçi unsurlar devletten temizlenerek Türkiye küresel bir güç haline geldi.