Moskova’da Konuşan Hakan Fidan: ABD-İran Mutabakatı Kesintisiz Uygulanmalı

Bakan Fidan konuşmasında, ‘İsrail'in bölgedeki tavırları sadece birkaç ülkenin sorunu değil, bütün dünyanın sorunu ve bütün dünya bunun farkında. İlk defa bütün dünyada İsrail'in oluşturduğu illüzyonun dağılmasına yönelik bir anlayış birliği oluşmakta.’ derken Lavrov, 'İsrail-İran ihtilafıyla ilgili endişe duyuyoruz. Filistin sorunu ortadan kaldırılmadı, Lübnan sorunu da ortadan kaldırılmadı; İsrail idareleri diyorlar ki Filistin devleti olmayacak. Bu BM kararlarına aykırı. Bunu yerine getirmek lazım.’ dedi.

h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Moskova'daki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.

Fidan, ABD ile İran arasında sağlanan mutabakatı, bölgede çatışma ikliminin kırılması için son derece kıymetli bir diplomatik eşik olarak gördüğünü ve memnuniyetle karşıladığını belirterek, "Sayın Cumhurbaşkanımızın (Recep Tayyip Erdoğan) da vurguladıkları üzere, bölgemize ve tüm dünyaya nefes aldıran bu adımın geçici bir sükunetten ziyade yapısal ve kalıcı bir güvenlik mimarisine dönüşmesi en büyük temennimizdir." diye konuştu.

Bu mutabakatın nihai imza sürecine başarıyla taşınmasını, eksiksiz biçimde uygulanmasını ve kalıcı bir diplomatik zemine dönüşmesini temenni ettiğini dile getiren Fidan, "Nihai imzalar atılana dek geçecek hassas süreçte barış iklimini zehirleyebilecek söylemlerden ve İsrail'in süreci rayından çıkarmayı hedefleyecek olası sabotaj girişimlerinden mutlak surette kaçınılması elzemdir." ifadelerini kullandı.

Fidan, bu neticenin ortaya çıkmasında, ABD ve İran liderlerinin sergilediği siyasi iradeyi çok önemli bulduğunu söyleyerek, "Pakistan'ın arabuluculuk çabalarını takdirle karşılıyor, Katar ve Suudi Arabistan'ın diplomatik girişimlere verdikleri desteği de memnuniyetle not ediyoruz." şeklinde konuştu.

"Hürmüz Boğazı'nın savaş öncesinde olduğu gibi, tüm gemilerin güvenli, serbest ve kesintisiz geçişine açık tutulması, bölgesel istikrarın yanı sıra küresel enerji güvenliği ve uluslararası ticaret bakımından da hayati önemde bulunmaktadır." diyen Fidan, ilerleyen dönemde Türkiye'nin arzusunun bu mutabakatın daha geniş bir bölgesel barış perspektifine kapı aralaması olduğunu ve Türkiye'nin bunun için çalıştığını kaydetti.

‘Karadeniz'de seyrüsefer emniyetini tehdit eden saldırıların üçüncü tarafların çıkarlarına zarar veren etkileri gerilimi düşürücü bazı önlemleri gerekli kılıyor’

Rusya-Ukrayna Savaşı'nda son dönemde görülen tırmanmanın ve savaşın coğrafi olarak yayılma tehlikesinin ciddi surette endişe verici olduğuna işaret eden Fidan, özellikle cephe gerisindeki hedeflere yönelik saldırılardaki artışın ve Karadeniz'de seyrüsefer emniyetini tehdit eden saldırıların üçüncü tarafların çıkarlarına zarar veren etkilerinin gerilimi düşürücü bazı önlemleri gerekli kıldığını söyledi.

Bakan Fidan, Karadeniz'deki seyrüsefer güvenliğine ilişkin, "Son dönemde ülkemizin Karadeniz'deki çıkarlarına halel getirebilecek hadiselerin önünün alınmasına yönelik beklentimizi de değerli meslektaşıma ayrıca ilettim. Bu çerçevede Karadeniz'de seyrüsefer emniyetinin teminat altına alınması için neler yapılabileceğine dair fikir teatisinde bulunduk." ifadelerini kullandı.

‘Bölgemize çatışma alanlarını genişleten değil, çözüm imkanlarını güçlendiren bir yaklaşımın hakim kılınması gerekmektedir’

Fidan, Gazze'de ateşkesin korunması, insani yardımlara kesintisiz erişimin sağlanması ve istikrarın tesisini teminen yeniden inşaat faaliyetlerinin başlatılması için diplomatik girişimlere katkı sağlamayı sürdürdüklerini aktararak, şunları kaydetti:

"İsrail'in iki devletli çözümü baltalamaya yönelik yıkıcı eylemlerinin, Gazze'deki ateşkes ihlallerinin, Batı Şeria'daki yerleşimci terörünün ve Doğu Kudüs'teki provokasyonlarının önlenmesi için uluslararası çabaların artırılması gerektiği ortadadır. İsrail'in Lübnan ve Suriye'ye saldırıları ve işgalleri de bu ülkeleri zayıflatma ve bölgeyi istikrarsızlaştırma projesinin devamıdır. Bölgemize çatışma alanlarını genişleten değil, çözüm imkanlarını güçlendiren bir yaklaşımın hakim kılınması gerekmektedir.

‘Bu coğrafya, dış müdahalelerin ve yıkıcı jeopolitik rekabetlerin sahası olmaktan artık çıkarılmalıdır’

Türkiye olarak başından itibaren savunduğumuz ilke de açıktır. Bu coğrafya, dış müdahalelerin ve yıkıcı jeopolitik rekabetlerin sahası olmaktan artık çıkarılmalıdır. Bölge ülkeleri ortak akıl, itidal ve sorumluluk duygusuyla kendi geleceklerine sahip çıkmalıdır. Bölgesel sahiplenme vizyonumuzun özü de tam da budur."

Bu çerçevede Orta Doğu'da kalıcı güvenliğin ancak tüm bölge ülkelerinin meşru güvenlik kaygılarının birlikte ele alınmasıyla tesis edilebileceğini vurgulayan Fidan, bu anlayışla bölge ülkeleri arasında güven artırıcı mekanizmaların güçlendirilmesi, siyasi diyalog kanallarının açık tutulmasını ve krizlerin diplomasi yoluyla yönetilmesini desteklemeye devam edeceklerini söyledi.

Fidan, Türkiye'nin bu doğrultuda bölgede barış ve istikrarın güçlendirilmesi için inisiyatif almaktan hiçbir zaman geri durmayacağının altını çizdi.

Fidan, ABD ile İran arasında sağlanan mutabakata ve İsrail'in bu mutabakatı kabul edip etmeme olasılığına ilişkin, uluslararası bütün aktörlerin hemen hemen hepsinin bu barışa bir an önce ulaşılması yönünde sadece arzusu değil, açıktan ya da gizli baskısı da bulunduğunu ifade etti.

Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla beraber dünyanın bu meselenin İran ile ABD ya da İran ile İsrail arasındaki bölgesel bir konu değil, bütün dünyanın bir meselesi olduğunu anladığını belirten Fidan, enerji, gıda ve petrokimya ile bağlantılı sektörlerde muazzam bir fiyat artışı görüldüğünü, tedarik zincirlerinde ciddi sıkıntıların oluştuğunu, bu durumun uzun vadede ekonomik istikrarsızlığa ve bunun da yönetim istikrarsızlığı ve güvenlik alanında birçok problemi tetiklediğini vurguladı.

Fidan, muhatap oldukları bütün devletlerin bu mutabakatın bir an önce hayata geçmesini talep ettiğini ve herkesin destek verdiğini söyleyerek, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde başından itibaren inanılmaz bir tempoyla ellerinden geleni yaptıklarını anlattı.

‘İlk defa bütün dünyada İsrail'in oluşturduğu illüzyonun dağılmasına yönelik bir anlayış birliği oluşmakta’

Bu meselenin çözülmesiyle sırada bekleyen diğer sorunlara odaklanılabileceğine dikkati çeken Fidan, şunları kaydetti:

"Gazze'deki sorun, Ukrayna'daki sorun, o konularda da Amerika'yla çalışabilelim. Şimdi ifade ettiğiniz evet, İsrail'in bir istikrarsızlaşma ve sabote etme rolü olabilir mi? Olabilir. Onun için biz hep şunu söylüyoruz, İsrail'in bölgedeki tavırları sadece birkaç ülkenin sorunu değil, bütün dünyanın sorunu ve bütün dünya bunun farkında. İlk defa bütün dünyada İsrail'in oluşturduğu illüzyonun dağılmasına yönelik bir anlayış birliği oluşmakta. Bu anlayış birliğinin gerekli diplomatik yöntemler konularak bir eylem birliğine dönüşmesi gerekiyor artık. İsrail'in, bütün dünyanın kendisine karşı bir diplomatik eylem çabası içinde olduğunu gördüğü zaman adım atması mümkün değildir.

Ülkelerin samimi olması, yanlışa yanlış demesi, bir araya gelip yanlış adım attığı zaman da gerekli cevabı vermesi gerekir. Bu olduğu zaman İsrail adım atmayacaktır. Onun dışında falan ülke beni korur, filan ülke geçmişten dolayı bir şey demez, filan ülkeyle ticaret konusunda arkadan bağladım, filanı seçimlerde... Birçok konuda bu türden anlaşmalar olursa İsrail'in tabii bölgedeki kurmaya çalıştığı istikrarsızlaştırıcı oyun devam eder ama ülkeler hep beraber zarar görmeye devam ederler. Bunun için biz uluslararası şeffaf, açık bir diplomasiyle yanlışa yanlış diyen ve yanlışa tavır koyan diplomasiyi kurumsallaştırmaya devam edeceğiz."

‘Bölge ülkeleri artık bölgemize ilişkin ortak tutumumuzu, ortak diplomatik dille ifade etme konusunda da bir refleks geliştirmiş durumda’

ABD ve İran arasında sağlanan mutabakatta Türkiye'nin rolüne ilişkin sorulan soruya yanıt veren Fidan, Türkiye'nin bölgesinde önemli ve güçlü olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

"Bizim istikrarlaştırıcı, barışı önceleyici Cumhurbaşkanımız tarafından ortaya konan politika, bölgemizde İran Savaşı'nda da kendisini gösterdi. Bu konuda yaptığımız çabalar sadece kendi kişisel çabalarımızın bir ürününü ortaya koymadı, aynı zamanda bizim duruşumuza, görüşümüze, eylemimize değer veren diğer ortaklarımızın, kardeş ülkelerin bu konuda harekete geçmesini de sağladı."

Fidan, süreçte "inişler ve çıkışlar" olduğunu ifade ederek, "Pakistanlı kardeşlerimizle, Katarlı kardeşlerimizle, Amerikalılarla, İranlılarla gece gündüz iletişim halindeydik. Pakistanlı ve Katarlı kardeşlerimiz çok büyük, ciddi çaba ortaya koydular." dedi.

Bölge liderlerinin bir araya gelip ABD Başkanı Donald Trump'la bir telekonferans yapmasının önemli bir dönüm noktası olduğunu vurgulayan Fidan, "Çünkü bölge ülkeleri artık bölgemize ilişkin ortak tutumumuzu, ortak diplomatik dille ifade etme konusunda da bir refleks geliştirmiş durumda." diye konuştu.

Fidan, Trump'ın bir irade ortaya koyduğunu, İsrail'in bu konudaki itirazlarını dinlemediğini, İran'ın da bu iradeye olumlu cevap verdiğini ve bir neticeye ulaştıklarını aktararak, "Umudumuz herhangi bir sabotajın etkisi altında kalmadan geri kalan 60 günlük dönem içerisinde de bu teknik müzakerelerin bir an önce nihayete ermesi ve bölgemizde artık bir barışın oluşması." değerlendirmesinde bulundu.

Savaş sonrasında bölge ülkeleriyle, bölge dışındaki diğer etkili aktörlerle bir araya gelerek herkesin üzerinde mutabık kalabileceği, herkesin çıkarını gözeten, sadece bölgeye değil dünyaya istikrar üreten bir düzenin oluşması gerektiğini belirten Fidan, "Bunun için şartlar müsait, zemin müsait. Sadece bir vizyona, cesarete ve biraz da iteklemeye ihtiyaç var. Türkiye de bunu yapmaya inşallah muktedirdir." dedi.

‘Türkiye'nin Ukrayna durumunun çözümü için katkılarına minnettarız’

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, "Türkiye'nin Ukrayna durumunun çözümü için katkılarına minnettarız. Çözümün sürdürülebilir ve somut olması için köklü nedenlerinin ortadan kaldırılması lazım. Ukrayna'nın NATO'ya dahil edilmesi olmamalı. Ukrayna kontrolündeki topraklarda Rus ve Rusça konuşan halkların haklarının korunması ve Ortodoks Kilisesi'nin çalışması gerekiyor. Biz ümit ediyoruz ki görüşmelerimizin neticesi, ilkesel mutabakatların yerine getirilmesi için katkı sağlayacaktır."  dedi.

Lavrov'un konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

"Biz karşılıklı olarak karma ekonomi komisyonunun 20. toplantısını gerçekleştireceğiz diye konuştuk. Turizm alanındaki iş birliğimizin geliştirilmesinin gerekli olduğunun üzerinde durduk. Geçen sene 7 milyon Rus turist Türkiye'ye geldi.

Küresel ve bölgesel sorunlar üzerinde görüşmeler yaptık. Kiev rejiminin provokasyonlarıyla ilgili, özellikle Karadeniz bölgesindekilerle ilgili endişe duyuyoruz. Türkiye Cumhuriyeti'nin tahıl sevk eden gemilerine provokasyon yapılmasıyla ilgili endişe duyuyoruz. Türk Akımı ve Güney Akım doğalgaz boru hattının güvenliğinin sağlanması gerekiyor.

Doğu'da, Kafkasya'da, Kuzey Afrika'da da yoğun temas içindeyiz. Tabii ki Orta Doğu'daki sorunlarla ilgili endişe duyuyoruz. İsrail-İran ihtilafıyla ilgili endişe duyuyoruz. Filistin sorunu ortadan kaldırılmadı, Lübnan sorunu da ortadan kaldırılmadı; İsrail idareleri diyorlar ki Filistin devleti olmayacak. Bu BM kararlarına aykırı. Bunu yerine getirmek lazım.

Suriye'deki süreç pozitif şekilde devam ediyor, iş birliği yapacağız. Libya'nın devlet yapısının güçlendirilmesi için birlikte çalışacağız. Libya makamlarına gerekli katkıyı sağlamaya çalışacağız.

Kafkasya'daki 3+3 Bölgesel İş Birliği Platformu'nda beraber çalışacağız.

Türkiye'nin Ukrayna durumunun çözümü için katkılarına minnettarız. Çözümün sürdürülebilir ve somut olması için köklü nedenlerinin ortadan kaldırılması lazım. Ukrayna'nın NATO'ya dahil edilmesi olmamalı. Ukrayna kontrolündeki topraklarda Rus ve Rusça konuşan halkların haklarının korunması ve Ortodoks Kilisesi'nin çalışması gerekiyor. Biz ümit ediyoruz ki görüşmelerimizin neticesi, ilkesel mutabakatların yerine getirilmesi için katkı sağlayacaktır."

 

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA