Dün (12.04.2026) yapılan seçimlerin ardından Macaristan’da 16 yıllık Victor Orban dönemi sona ererken, yeni bir dönem – Magyar dönemi başladı. Hem ABD, hem İsrail, hem de Rusya ile ilişkileri oldukça iyi olan Orban’ın seçilememesi, seçim sonrasında bazı kesimler tarafından şaşkınlıkla karşılandı.
Seçimden 1 hafta önce Budapeşte’ye gelen ABD başkan yardımcısı Vance açık bir şekilde seçimlerde Orban’ı desteklediklerini belirterek şu açıklamalarda bulunmuştu: “Orban’ın yeniden seçilmesini sağlamamız gerekiyor …Geleceğiniz hakkında hiçbir dış baskı olmadan karar vermenizi istiyoruz. Size kime oy vermeniz gerektiğini söylemiyorum. Size, Brüksel’deki bürokratları değil, kalbinizi ve ruhunuzu dinlemeniz gerektiğini söylüyorum… Bu hafta sonu sandığa gidin ve Viktor Orban’ın yanında durun. Çünkü o sizin yanınızda. Tanrı Macaristan’ı korusun. Tanrı, ABD’yi korusun.”
Aynı zamanda ABD Başkanı D. Trump da “Ben Viktor’un büyük bir hayranıyım ve sonuna kadar onunlayım. ABD, sonuna kadar Orban’ın yanında” diyerek seçimlerde Orban’ın seçilmesi gerektiğini belirtmişti.
Seçim öncesinde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Orban'a desteğini açıklayarak onun "güvenlik, emniyet ve istikrarı" temsil ettiğini söylemişti. İsrail basını, Orban'ın kaybı halinde İsrail'in AB içindeki "son savunma hattının" düşeceği uyarısında bulunmuştu. Avrupa'nın farklı ülkelerinden aşırı sağ partilerin liderleri de seçim sürecinde Orban'a destek açıklamaları yapmıştı:
2025 yılında Başbakan Viktor Orban, UCM’nin tutuklama kararına rağmen Macaristan’a resmi ziyarette bulunan İsrailli mevkidaşı Binyamin Netanyahu ile görüşmüştü.
Görüşmenin ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Orban, Uluslararası Ceza Mahkemesini (UCM) hedef alarak, başbakanlık görevine geldiği ilk yıllarda UCM'ye katılma kararı için imza attığını, bugün de ayrılmak için yine bu kararın altına imzasını koyduğunu söyledi. Orban, "UCM'nin siyasi bir mahkemeye ve siyasi enstrümana dönüştüğünü, İsrail'e yönelik verilen kararın da bunun en açık göstergesi olduğunu" ileri sürdü.
Macaristan Yeniden Avrupa Ülkesi
Macaristan’da seçimlere günler kala yayımlanan yeni bir kamuoyu araştırması, yıllardır Avrupa Birliği (AB) karşıtı söylem izleyen Viktor Orbán ile seçmen arasındaki mesafenin büyüdüğünü ortaya koymuştu.
European Council on Foreign Relations (ECFR) tarafından yapılan ankete göre seçmenlerin yüzde 77’si ülkenin AB üyeliğini desteklemekte. Katılımcıların yaklaşık dörtte üçü Birliğe güvendiğini söylerken, yüzde 68’i Brüksel ile ilişkilerde değişim istemektedir.
16 yıldır iktidarda olan Viktor Orbán, uzun süredir AB’yi Macaristan’a karşı bir güç olarak konumlandırıyor ancak anket sonuçları, bu söylemin seçmen nezdinde aynı ölçüde karşılık bulmadığını gösteriyordu. Seçim öncesi son yoklamalarda merkez sağ muhalefetin adayı Péter Magyar ve Tisza Partisi’nin önde olması da bu tabloyu güçlendirmekteydi.
Seçim öncesi yapılan ankette Euroya geçiş konusunda da dikkat çekici bir tablo ortaya çıkmıştı. Ankete göre Genel seçmen kitlesinde destek yüzde 66 seviyesindeyken, Fidesz seçmeninde bu oran yüzde 43’e düşüyor ancak yine de azımsanmayacak bir destek anlamına geliyordu.
Araştırmayı hazırlayan uzmanlar, ortaya çıkan tablonun Orbán’ın dış dünyaya sunduğu Macaristan anlatısından farklı olduğunu söylüyordu. Aslında seçmenin büyük bölümü AB’yi bir “düşman” olarak görmüyor ve daha dengeli bir ilişki kurulmasını istiyordu.
Öte yandan seçmenin oy tercihinde belirleyici olan başlık dış politika değildi.
Buna rağmen iki grup arasında tamamen zıt bir tablo yok. Ukrayna’ya mali destek konusunda Fidesz seçmenlerinin büyük çoğunluğu karşı çıkarken, Tisza seçmenleri neredeyse ikiye bölünmüş durumda. Ukrayna’nın AB üyeliği konusunda da benzer bir bölünme görülüyor.
Ayrıca Peter Magyar Pazartesi günü yaptığı açıklamada, hükümetinin Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne katılacağını ve Avrupa Birliği'nin İsrail'le ilgili kararlarına dava yoluyla daha fazla yaklaşacağını ve Viktor Orbán'ın 16 yıllık yönetiminden sonra dış politikada bir değişim olacağını belirtti.
Yani Orban politikası ile dünyanın farklı devletlerinin desteğini almış olsa da, anketlere göre halkı Avrupa yanlısı bir politika talep etmekteydi. Ayrıca ABD ve İsrail’in verdiği desteklerin karşılık görmemesi de gayet doğal olarak algılanmaktadır. Zira hem eski müttefik Avrupa ile arayı bozan, hem de saldırgan tutumları ile birlikte dünyanın birçok yerinde antipati kazanan ülkelerin verdikleri desteklerin halk nezdinde karşılık bulmaması da Orban’ın kaybetmesinin diğer doğal sebebidir.
Sandıkların yüzde 99'unun açıldığı Macaristan'da yarışı yüzde 53'ün üzerinde oyla kazanan Tisza partisinin lideri Peter Magyar, yerel basına yaptığı açıklamada, Rusya’yla diyalogu sürdüreceklerini söyledi.
Magyar, “Rusya Devlet Başkanı ile müzakere masasına oturmak zorunda kalacağız. Ne Rusya'nın ne de Macaristan'ın coğrafi konumu değişmeyecek. Enerji bağımlılığımız da devam edecek” ifadesini kullandı.
“Müzakereler yürüteceğiz” diye kaydeden Tisza lideri, aynı zamanda dostane bir diyaloğa girmeye de niyeti olmadığını söyledi.
Rusya’yla diyalogda Ukrayna’nın çıkarlarını temsil etmek istemediğini belirten Magyar, “Macaristan'da Ukrayna yanlısı bir hükümet isteyen kimse yok” dedi.
Bu durum aslında yeni hükumetin Rusya konusunda Orban kadar Avrupa ile zıt düşmese bile, Rusya ile ılımlı bir politika izlemeye devam edeceğini göstermektedir.
Diğer İçerikler