AB Dışişleri Bakanları Batı Şeria’daki İşgallerine Karşı İsrail’e Yaptırım Uygulamanın Yollarını Arıyor

Avrupa Birliği (AB) dışişleri bakanları, İsrail işgali altındaki Batı Şeria'da yer alan yasa dışı yerleşim birimleriyle ticareti kısıtlayacak yeni önlemleri masaya yatırıyor. Diplomatlar ve yetkililer, Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan gizli bir belgede İsrail yerleşimlerine yönelik ithalat lisansı sistemi, caydırıcı gümrük tarifeleri veya doğrudan ticaret yasağı olmak üzere üç farklı yaptırım seçeneğinin tartışmaya açıldığını belirtti.

h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

Avrupa Komisyonu tarafından üye ülkelere sunulan ve Komisyon Sözcüsü Paula Pinho tarafından da üye devletlerle paylaşıldığı doğrulanan gizli belge, Brüksel'deki dışişleri bakanları toplantısının ana gündem maddelerinden birini oluşturuyor. Kıdemli bir AB diplomatı ve Avrupalı bir yetkilinin verdiği bilgilere göre, Batı Şeria'daki yasa dışı yerleşimlerin ekonomik faaliyetlerini hedef alan üç temel mekanizma değerlendiriliyor. Bu seçenekler sırasıyla ithalat lisansı sistemi kurulması, yerleşim birimlerinden gelen ürünlere yönelik caydırıcı nitelikte yüksek gümrük tarifeleri uygulanması ya da bu ürünlerin AB pazarına girişinin tamamen yasaklanmasını içeriyor.

 Artan Yerleşimci Şiddeti ve Netenyahu Hükümetine Duyulan Öfke

AB, kendi içindeki 27 üye ülkenin İsrail-Filistin çatışmasına yönelik köklü ve derin görüş ayrılıkları nedeniyle Orta Doğu politikasında bugüne kadar büyük ve radikal kararlar almakta zorlanıyordu. Ancak son aylarda İsrailli yerleşimcilerin Filistinli sivillere yönelik artan şiddet eylemleri ve yasa dışı yerleşim alanlarını agresif bir şekilde genişletmeye devam eden İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu hükümetine duyulan öfke, üye hükümetlerin Brüksel üzerindeki eyleme geçme baskısını artırdı.

Bu baskıların bir sonucu olarak AB, geçtiğimiz Mayıs ayında Batı Şeria'daki Filistinlilere yönelik ciddi ve sistematik insan hakları ihlalleri gerçekleştirdikleri gerekçesiyle dört kuruma ve üç İsrail vatandaşına yönelik yaptırım kararı almıştı.

Lahey Kararı ve "Utanç Verici" Tepkisi

Avrupa başkentlerini harekete geçiren bir diğer önemli hukuki dayanak ise Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) Temmuz 2024'te yayımladığı tavsiye kararı oldu. Lahey'deki mahkeme, İsrail'in Filistin topraklarındaki işgalinin ve Batı Şeria'daki yerleşimlerinin yasa dışı olduğunu ilan ederek, tüm devletlerin bu işgal durumunun sürmesine katkı sağlayacak ticari ve yatırımsal ilişkileri engellemek adına somut adımlar atması gerektiğini belirtmişti.

Birleşmiş Milletler organları ve uluslararası toplumun ezici çoğunluğu da bu yerleşimleri yasa dışı kabul ederken; toprağı "tartışmalı bölge" olarak nitelendiren ve bölgede binlerce yıldır Yahudi varlığının bulunduğunu savunan İsrail yönetimi bu kararları reddediyor. Nitekim İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, bazı Avrupa hükümetlerinin bu tavsiye kararını uygulama yönündeki girişimlerini "utanç verici" olarak nitelendirmişti.

Karar Mekanizmasında "Nitelikli Çoğunluk" mu "Oy Birliği" mi Çıkmazı?

Pazartesi günü gerçekleştirilen toplantıda diplomatlar, stratejik seçeneklerin değerlendirileceğini ve ülkelerin pozisyonlarının netleşeceğini belirtirken, hemen resmi ve nihai bir kararın çıkmasının beklenmediğini ifade ediyor. Konunun AB içindeki bir diğer tartışmalı boyutunu ise karar alma mekanizmasının hukuki niteliği oluşturuyor.

Bazı diplomatlar, yerleşim birimleriyle ticareti yasaklama kararının "nitelikli çoğunluk" yöntemiyle, yani AB nüfusunun yüzde 65'ini temsil eden en az 15 üye ülkenin onayıyla alınabileceğini savunuyor. Buna karşın, Avrupa Komisyonu'nun hazırladığı belgedeki değerlendirmeler, böyle bir ticari yasağın ancak 27 ülkenin "oy birliği" ile mümkün olabileceğine işaret ediyor. Blok içindeki keskin bölünmeler göz önüne alındığında, oy birliği şartının aranması durumunda İsrail'e yönelik kapsamlı bir ticaret yasağı kararının çıkmasının oldukça düşük bir ihtimal olduğu değerlendiriliyor.

Kaynak: Reuters

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA