Önce Ukrayna Ardından İran Savaşlarıyla Üst Üste Enerji Şokları Yaşayan Avrupa, Nükleer Enerjiyi Yeniden Canlandırma Yollarını Arıyor

Avrupa Komisyonu vatandaşlara daha az seyahat etmeleri ve mümkün olduğunca evden çalışmaları yönünde çağrıda bulunurken, hükümetler enerji arzındaki kırılganlık karşısında uzun vadeli çözümler arıyor. Bu çerçevede nükleer enerji, yeniden Avrupa’nın gündeminin merkezine yerleşmiş durumda.

h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

Avrupa, son yıllarda peş peşe yaşadığı enerji krizlerinin etkisini hâlâ üzerinden atabilmiş değil. Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ile başlayan süreçte hızla yükselen enerji fiyatları ve enflasyon, bugün Hürmüz Boğazı üzerinden İran kaynaklı gerilimlerin küresel enerji arzını etkilemesiyle yeni bir boyuta taşındı. Artan doğalgaz ve petrol fiyatları, hem hane halklarını hem de sanayiyi derinden sarsarken Avrupa’da enerji bağımsızlığı tartışmaları yeniden alevlendi.

Avrupa Komisyonu vatandaşlara daha az seyahat etmeleri ve mümkün olduğunca evden çalışmaları yönünde çağrıda bulunurken, hükümetler enerji arzındaki kırılganlık karşısında uzun vadeli çözümler arıyor. Bu çerçevede nükleer enerji, yeniden Avrupa’nın gündeminin merkezine yerleşmiş durumda.

Bir dönem terk edilen nükleer enerjiye dönüş

Avrupa’da 1990’lı yıllarda elektrik üretiminin yaklaşık üçte biri nükleer enerjiden sağlanırken, bugün bu oran yüzde 15 seviyesine gerilemiş durumda. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, kıtanın nükleer enerjiden uzaklaşmasını “stratejik bir hata” olarak nitelendirerek bu alanda yeni yatırımların gerekliliğine dikkat çekti.

Avrupa’nın enerji ihtiyacının yüzde 50’den fazlasını ithalat yoluyla karşılaması, kıtayı dış şoklara açık hale getiriyor. Rusya’ya yönelik yaptırımlar sonrası yaşanan arz daralması ve küresel piyasalardaki fiyat artışları, bu bağımlılığın maliyetini açık biçimde ortaya koydu.

Ülkeler politika değiştiriyor

Enerji krizinin derinleşmesiyle birlikte birçok Avrupa ülkesi nükleer enerjiye yönelik politikalarını gözden geçiriyor. İtalya uzun yıllardır yürürlükte olan nükleer yasağını kaldırmayı tartışırken, Belçika geri adım sinyalleri veriyor. İsveç nükleerden çıkış kararını tersine çevirirken, Yunanistan yeni nesil reaktörler konusunda kamuoyunda tartışma başlatmış durumda.

Birleşik Krallık’ta ise hükümet, nükleer projelerin önünü açmak amacıyla düzenlemeleri sadeleştirmeye hazırlanıyor. Fransa ise nükleer enerji konusunda en güçlü savunuculardan biri olmaya devam ediyor. Emmanuel Macron, nükleer enerjinin hem enerji bağımsızlığı hem de karbon nötr hedefler açısından kritik olduğunu vurguluyor.

Fransa’nın elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 65’ini nükleer enerjiden sağlaması, enerji fiyatlarında da belirgin bir avantaj yaratıyor. Buna karşılık, Almanya’nın Fukushima nükleer felaketi sonrasında nükleerden çıkma kararı, ülkeyi doğalgaza daha bağımlı hale getirdi. Bu durum, enerji fiyatlarındaki artışla birlikte ekonomik büyüme beklentilerinin düşmesine yol açtı.

 

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA