Bağımsız analist Shanaka Anslem Perera tarafından yapılan değerlendirmeye göre, helyum arzında yaşanan kesinti küresel ölçekte kritik bir krize dönüşmüş durumda. Dünya atmosferinden kalıcı olarak kaçan tek element olan helyumun üretilememesi ve endüstriyel ölçekte sentezlenememesi, mevcut rezervleri stratejik hale getiriyor.
2025 yılı itibarıyla yaklaşık 63 milyon metreküp helyum üreten Katar, küresel arzın yüzde 30 ila 36’sını karşılıyordu. Ancak Ras Laffan’daki üç büyük helyum arıtma tesisinin bağlı olduğu LNG üretiminin, 2 Mart’ta düzenlenen insansız hava aracı saldırıları ve 19 Mart’taki füze hasarı sonrası durmasıyla birlikte helyum üretimi de otomatik olarak kesildi. Çünkü helyum, doğal gazın sıvılaştırılması sürecinde yan ürün olarak elde ediliyor.
Krizin başlamasıyla birlikte spot helyum fiyatları yaklaşık iki katına çıktı. Sektör danışmanları, kesintinin uzaması halinde sözleşme fiyatlarının bin fit küp başına 2.000 dolara kadar yükselebileceği uyarısında bulunuyor. Büyük bir endüstriyel gaz tedarikçisinin ise müşterilerine helyum ek ücreti uygulamaya başladığı belirtiliyor. Perera’nın aktardığına göre, uzmanlar küresel arzın üçte birinin kaybının telafi edilemeyeceği görüşünde birleşiyor.
Helyum arzındaki daralma özellikle yarı iletken sektörünü doğrudan etkiliyor. Güney Kore, helyum ihtiyacının yüzde 64,7’sini Katar’dan karşılıyor. SK Hynix ve Samsung’un yüksek hacimli üretim yaptığı tesislerde helyum; silikon plakaların soğutulması, kaplama ve aşındırma süreçleri ile vakum sistemlerinde sızıntı tespiti gibi kritik alanlarda kullanılıyor. Ayrıca aşırı morötesi litografi süreçlerinde hassas sıcaklık kontrolü için de helyum gerekiyor. Şirketlerin mevcut stoklarının yalnızca iki ila üç ay yeteceği, bu sürenin ise üretim için bir güvenlik tamponu değil “geri sayım” anlamına geldiği ifade ediliyor.
Tayvan’daki TSMC’nin daha çeşitlendirilmiş bir tedarik zincirine sahip olduğu ancak yine de Katar bağlantılı kaynaklara bağımlılığının sürdüğü belirtiliyor. Yapay zekâ donanım üretiminde kullanılan bellek ve çip teknolojilerinin tamamının helyuma bağımlı ekosistemler içinde yer aldığı vurgulanıyor.
Helyum yalnızca yarı iletken sektöründe değil; sağlık ve uzay teknolojilerinde de kritik rol oynuyor. Dünya genelinde faaliyet gösteren 14 binden fazla MRI cihazındaki süperiletken mıknatısların soğutulmasında, roket yakıt tanklarının basınçlandırılmasında ve CERN’deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nın kriyojenik sistemlerinde helyum kullanılıyor. Bu alanların hiçbirinde helyumun endüstriyel ölçekte bir alternatifi bulunmuyor.
Küresel üretimin yüzde 70’inden fazlasını karşılayan ABD ve Katar, piyasadaki belirleyici aktörler konumunda. ABD’nin helyum rezervleri ve özel tedarikçileri sınırlı bir rahatlama sağlasa da, piyasadaki fiyat ve erişim dengesi büyük ölçüde Katar’a bağlı kalmayı sürdürüyor. Japonya’nın ABD rezervlerine yöneldiği, Kanada ve Rocky Dağları bölgesinde ise yeni yatırımların gündeme geldiği ancak bu girişimlerin kısa vadede kaybı telafi edemeyeceği belirtiliyor.
Perera’nın analizine göre, savaşın etkileri enerji ve sanayi zincirinin farklı katmanlarına yayılmış durumda. Uranyum, petrol, azot, su, plastik, ilaç ve kükürdün ardından şimdi de helyum arzı etkilenmiş bulunuyor. Bu durumun, modern teknolojik altyapının temel bileşenlerini doğrudan tehdit ettiği değerlendiriliyor.
Kaynak: https://x.com/shanaka86/status/2034555938854846773
Diğer İçerikler
Dünya Ticaret Örgütü Genel Direktörü Okonjo-Iweala: "Küresel Ticaret Sistemi Son 80 Y..
Etiyopya, Rusya, İtalya ve Suudi Arabistan'la Ayrı Ayrı Sanayi İşbirliğini Geliştiriy..
Tahran ve Washington Arasında Restleşmeler Devam Ederken İran Halkı Hayatta Kalma Müc..
Hürmüz Krizi Enerji Piyasalarını Sarstı: Körfez’de Petrol İhracatı %60’tan Fazla Düşt..