Dışişleri Bakanı Fidan İslamabad’daki İran-ABD Müzakerelerine Katılan ABD’li Ve Pakistanlı Yetkililerle Görüştü

Hakan Fidan, yaptığı değerlendirmede tarafların ateşkes konusunda istekli olduğuna işaret ederek, müzakere süreçlerinde başlangıç pozisyonlarının genellikle maksimalist olduğunu ve bunun zamanla daha makul bir zemine taşınabileceğini vurguladı.

h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Pakistan’ın başkenti Islamabad’da yürütülen İran–ABD müzakerelerine katılan ABD’li ve Pakistanlı yetkililerle telefon görüşmeleri gerçekleştirdi. Görüşmelerde tarafların ortaya koyduğu yaklaşımlar değerlendirilirken, müzakere sürecinin geleceği ele alındı.

Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgilere göre Fidan, gün boyunca müzakerelerde yer alan taraflarla temas halinde kalarak sürecin mevcut durumunu analiz etti. Görüşmelerde özellikle müzakerelerin hangi aşamada tıkandığı ve bundan sonraki diplomatik adımların nasıl şekillenebileceği üzerinde duruldu.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İslamabad’da gerçekleştirilen doğrudan görüşmelerin herhangi bir anlaşmaya varılamadan sona erdiğini açıklamıştı. Vance, uzun süren temaslara rağmen özellikle nükleer başlıkta uzlaşma sağlanamadığını ifade ederken, İran medyasında anlaşmazlığın temelinde ABD’nin taleplerinin bulunduğu ileri sürüldü.

Fidan, yaptığı değerlendirmede tarafların ateşkes konusunda istekli olduğuna işaret ederek, müzakere süreçlerinde başlangıç pozisyonlarının genellikle maksimalist olduğunu ve bunun zamanla daha makul bir zemine taşınabileceğini vurguladı. Sürecin kısa vadede sonuçlanmasının zor olabileceğini belirten Fidan, görüşmelerin devam etmesinin önemine dikkat çekti.

Öte yandan Bakan Fidan, Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelerin küresel etkilerine de değinerek, bölgedeki gerilimin enerji piyasaları ve uluslararası ticaret üzerinde ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade etti. Türkiye’nin bu süreçte diplomatik çözümden yana olduğunu vurgulayan Fidan, taraflar arasında kalıcı bir ateşkese ulaşılması için çabaların sürdüğünü belirtti.

Bakan Fidan: Türkiye’yi yeni düşman ilan etme arayışında olduklarını görüyoruz

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Anadolu Ajansı Editör Masası’nda yaptığı açıklamalarda bölgesel gelişmelerden küresel güç dengelerine kadar geniş bir yelpazede değerlendirmelerde bulundu. Fidan, özellikle İsrail’in politikalarına ilişkin dikkat çeken ifadeler kullanarak, “Sadece Netanyahu değil, muhalefette olanların da Türkiye’yi yeni düşman ilan etme arayışında olduklarını görüyoruz.” dedi.

ABD-İran süreci ve ateşkes değerlendirmesi
Fidan, ABD ile İran arasında devam eden gerilime ilişkin yaptığı değerlendirmede, tarafların başlangıç pozisyonlarını ortaya koyduğunu belirterek, müzakere süreçlerinde bunun doğal olduğunu ifade etti. Her iki tarafın da ateşkes ihtiyacının farkında olduğunu vurgulayan Fidan, sürecin arabulucuların desteğiyle ilerleyebileceğini dile getirdi.

Müzakerelerin kısa sürede sonuçlanmasının zor olduğuna işaret eden Fidan, 45 ila 60 günlük ek ateşkes sürelerinin gündeme gelebileceğini belirtti. Özellikle nükleer program ve uranyum zenginleştirme konularında “ya hep ya hiç” yaklaşımının ciddi bir tıkanmaya yol açabileceği uyarısında bulundu.

Hürmüz Boğazı ve küresel etkiler

Fidan, Hürmüz Boğazı’nın mevcut krizle birlikte küresel bir risk alanına dönüştüğünü belirterek, buradaki gelişmelerin dünya enerji piyasalarını doğrudan etkilediğini söyledi. Boğazdaki serbest geçişin korunmasının tüm dünya için temel beklenti olduğunu ifade eden Fidan, müzakereler sonuçlandığında Hürmüz Boğazı konusunda kalıcı bir sorun beklemediğini dile getirdi.

Bununla birlikte, savaş sonrası dönemde boğazın nasıl yönetileceğine ilişkin yeni tartışmaların gündeme gelebileceğini belirten Fidan, özellikle bölge ülkelerinin savaş öncesi statükonun korunmasını istediğini aktardı.

İsrail’in bölgesel politikaları ve Lübnan

Fidan, İsrail’in 7 Ekim sonrası süreçte izlediği politikaların bölgedeki kırılganlığı artırdığını belirterek, Lübnan’daki saldırıların İsrail’in yayılmacı stratejisinin bir parçası olduğunu söyledi. Bu saldırılar sonucunda geniş çaplı yerinden edilmelerin yaşandığını ve bunun daha büyük bir bölgesel çatışma riskini beraberinde getirdiğini ifade etti.

İsrail’in, Lübnan hükümetinden Hizbullah’ı silahsızlandırmasını beklemesini gerçekçi bulmadığını belirten Fidan, çözümün ancak Lübnan içindeki tüm kesimlerin dahil olduğu ulusal bir uzlaşıyla mümkün olabileceğini vurguladı.

Suriye ve bölgesel denge

Fidan, Suriye ile son dönemde yoğun diplomatik temaslar yürütüldüğünü belirterek, ülkedeki yönetim modelinin tüm toplumsal kesimleri kapsayan bir yapıda olması gerektiğini ifade etti. Özellikle SDG ile yürütülen süreçte belirli ilerlemeler kaydedildiğini ancak ulaşılması gereken hedeflerin bulunduğunu söyledi.

İsrail’in Suriye’deki Dürzi bölgelerine yönelik faaliyetlerine de değinen Fidan, bu durumun Suriyeliler tarafından yönetilmesi gereken bir mesele olduğunu belirtti. İsrail’in Suriye’ye yönelik politikalarının ilerleyen süreçte yeni riskler doğurabileceği uyarısında bulundu.

Doğu Akdeniz ve bölgesel ittifaklar
Fidan, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail arasındaki iş birliğinin Türkiye tarafından yakından takip edildiğini belirtti. Bu iş birliklerinin güvenlik sağlamaktan ziyade bölgedeki gerilimi artırdığını ifade eden Fidan, Türkiye’nin bu projeleri etkisiz hale getirdiğini söyledi.

Yunanistan’ın bölgede izlediği politikaları “riskli” olarak nitelendiren Fidan, bu yaklaşımın uzun vadede daha fazla sorun doğurabileceğine dikkat çekti.

Türkiye’ye yönelik yeni strateji iddiası

Fidan, İsrail’in Türkiye’ye yönelik tutumuna ilişkin çarpıcı bir değerlendirmede bulunarak, “İran’dan sonra İsrail düşmansız yaşayamaz. Türkiye’yi yeni düşman ilan etme arayışında olduklarını görüyoruz.” dedi. Bu yaklaşımın zamanla bir devlet stratejisine dönüştürülmeye çalışıldığını belirten Fidan, Türkiye’nin bölgedeki denge politikalarının İsrail’i rahatsız ettiğini ifade etti.

NATO ve küresel dengeler

Fidan, küresel güvenlik mimarisine ilişkin değerlendirmesinde, NATO içinde önemli kırılmalar yaşandığını belirtti. ABD’de Donald Trump’ın Ukrayna savaşı bağlamındaki yaklaşımının Transatlantik ilişkilerde yeni bir döneme işaret ettiğini ifade etti.

Türkiye’de yapılacak NATO zirvesinin “tarihin en önemli zirvelerinden biri” olabileceğini belirten Fidan, Avrupa güvenliğinde Türkiye’nin rolünün giderek daha kritik hale geldiğini vurguladı.

Fidan, tüm bu gelişmeler ışığında Türkiye’nin hem bölgesel hem de küresel düzeyde aktif bir diplomasi yürütmeye devam edeceğini belirterek, kalıcı çözümün ancak diyalog ve müzakere yoluyla mümkün olabileceğinin altını çizdi.

 

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA