Foreign Policy (FP), Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi öncesinde yayımladığı analizde, mevcut jeopolitik gelişmelerin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın konumunu önemli ölçüde güçlendirdiğini ileri sürdü.
Analizde, "7-8 Temmuz NATO Zirvesi'ne ilişkin beklentiler ne olursa olsun, jeopolitik durum Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın lehine öylesine güçlü ki, NATO zirvelerinde kazananlardan söz edilebilirse, zirveden kazanan olarak çıkması neredeyse kesin" ifadelerine yer verildi.
İran savaşının ardından oluşan uluslararası ortamın ve zirvenin Ankara'da düzenlenmesinin Erdoğan açısından önemli avantaj sağladığı belirtilen analizde, ABD Başkanı Donald Trump'ın gazetecilere Ankara'ya "yalnızca Erdoğan için geldiğini" söylemesinin de sembolik bir kazanım olduğu ifade edildi.
"Büyük bir kaldıraç gücü ve yüksek beklentiler"
FP, Erdoğan'ın zirveye "büyük bir kaldıraç gücü ve yüksek beklentilerle" girdiğini belirterek, öncelikli hedeflerinin ABD ile savunma ve ekonomi alanındaki ilişkileri yeniden güçlendirmek olduğunu yazdı.
Analizde, Erdoğan'ın beklentileri arasında ABD'den olası bir döviz takas (swap) hattının sağlanması, Türkiye'nin yeniden ABD savunma tedarik zincirine dahil edilmesi, KAAN savaş uçağı programı için F110 motorlarının temin edilmesi ve Türkiye'nin Avrupa Birliği'nin 150 milyar avroluk yeni savunma tedarik sistemine dahil edilmesinin bulunduğu kaydedildi.
Trump'ın Erdoğan'a "büyük bir hediye çantasıyla" gelip gelmeyeceğine ilişkin soruya verdiği yanıtın, "Trump'ın güçlü liderlere yönelik alışılmış yakınlığından ziyade, neredeyse Kissinger tarzı bir gerçekçilik anlayışının ürünü" olduğu değerlendirmesi yapıldı.
"Washington'ın fazla alternatifi yok"
Analizde, ABD'nin hem Avrupa hem de Orta Doğu'daki etkisinin zayıfladığı savunularak, "Washington'ın Türkiye'ye alternatif oluşturabilecek fazla seçeneği bulunmuyor" değerlendirmesine yer verildi.
Türkiye'nin Trump'ın yeni Orta Doğu vizyonunun önemli bir parçası olduğu belirtilen analizde, Avrupa'nın da savunma kapasitesini artırma sürecinde Türkiye'nin savunma sanayisi üretimi, insansız hava araçları kapasitesi ve jeostratejik konumu nedeniyle Ankara'ya ihtiyaç duyduğu ifade edildi.
Türkiye'nin Rusya'nın güney kanadında yer aldığı, Kafkasya'ya güç yansıtabildiği, İran ile sınır komşusu olduğu ve İstanbul ile Çanakkale boğazlarını kontrol ettiği hatırlatılan analizde, Moskova ve Tahran ile iletişim kanallarını açık tutması ve Suriye ile ilişkilerinin de Türkiye'nin NATO açısından önemini artırdığı belirtildi.
Mavi Vatan ve Yunanistan vurgusu
Analizde, zirvenin kritik başlıklarından birinin Türkiye'nin "Mavi Vatan" doktrini olacağı ifade edildi.
Bu stratejinin Türkiye'nin Ege ve Doğu Akdeniz'deki hak iddialarının temelini oluşturduğu belirtilirken, Erdoğan'ın zirvede istediği sonuçları alabilmesi için Yunanistan'ı da tatmin edecek bazı adımların gerekebileceği ileri sürüldü.
FP, "Asıl soru, Erdoğan'ın aşırı milliyetçi tabanını karşısına almadan gerilimi nasıl azaltabileceği" değerlendirmesinde bulundu.
Analizde ayrıca Erdoğan'ın geçmişte krizleri siyasi avantaja dönüştürme becerisine dikkat çekilerek, "Erdoğan her şeyden önce usta bir siyasetçidir" ifadesi kullanıldı.
"Herkes kazanabilir"
FP, en olası senaryonun Türkiye'nin Avrupa Birliği'nin yeni savunma tedarik sistemine Yunanistan'ın olası vetosunu aşacak bir formülle dahil edilmesi olduğunu öne sürdü.
Buna Trump'ın sağlayabileceği ekonomik ve siyasi desteklerin de eklenmesi halinde Erdoğan'ın erken seçim sürecini yönetmek için ihtiyaç duyduğu imkanlara kavuşabileceği değerlendirmesinde bulunulan analizde, şu ifadeler yer aldı:
"Eğer Erdoğan gerçekten Ankara Zirvesi'nin büyük kazananı olursa, bu jeopolitik açıdan herkesin kazandığı bir tablo gibi görünecektir. Avrupa, Washington ve Erdoğan ihtiyaç duyduklarını elde edecektir. Ancak bu durum Yunanistan veya İsrail açısından bir kazanım olmayacaktır. Büyük olasılıkla bu tablo Türk halkı açısından da bir kazanım sayılmayacaktır. Buna rağmen ittifak güçlenmiş olacak; belki de uzun zamandır olmadığı kadar."
Diğer İçerikler