Siyasi Analist Iason Athanasiadis tarafından 15 Nisan 2026 tarihinde The Cradle’de yayınlanan ‘Yunanistan'ın İsrail'e yönelmesi: Casus yazılımlar, savaş koridorları ve riskli bir ittifak’ başlıklı yazıda, Predator casus yazılımından silah anlaşmalarına ve askeri koridorlara kadar Atina’nın, ABD-İsrail düzeninin Batı Asya'da zemin kaybettiği bir dönemde geleceğini Tel Aviv'e bağladığı ifade ediliyor.
Yazıda öne çıkan başlıklar şöyle:
6 Nisan 2026'da Yunanistan, İsrail ile 650 milyon avroluk (yaklaşık 767 milyon dolar) bir silah anlaşması imzalayarak, İsrail'in en büyük silah üreticisi Elbit Systems'ten 36 roketatar, 300 kilometreye kadar menzilli hassas güdümlü füzeler, gezici mühimmat ve 10 yıllık bir destek paketi satın aldı.
Akdeniz'deki Atlantikçi askeri koridor
Yerel medyada Aralık ayında yer alan haberlere göre, Yunanistan, İsrail ve Kıbrıs, Yunanistan'ın Karpathos adası, Kıbrıs ve İsrail kıyıları arasında oluşan üçgen bölgede Doğu Akdeniz'de devriye gezecek bir tugay gücünde hızlı müdahale kuvveti oluşturuyor.
Bu gelişme resmen reddedilse de üç ülkenin liderleri aynı ay içinde savunma işbirliği için ortak bir eylem planı imzaladılar ve 2026'da ortak hava ve deniz tatbikatlarını artırma sözü verdiler. Türk siyasetçiler ve medya, Doğu Akdeniz'de Türkiye karşıtı bir eksenin ortaya çıkacağı konusunda hızla uyarıda bulunmaya başladı.
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 12 Nisan'da verdiği bir röportajda İsrail ile ittifaka atıfta bulunarak, "Yunanistan, başka hiçbir Avrupa ülkesinin izlemediği çok riskli politikalar izliyor ve bu ancak daha fazla güvensizliğe, sorunlara ve savaşlara yol açabilir. Onları uyardık" dedi.
Atina, ittifakın amacının Türk baskısından denizcilik yollarını, enerji altyapısını ve denizaltı kablolarını korumak olduğunu ısrarla belirtiyor. Gerçekte ise bu ilişki, Washington destekli 3+1 Stratejik İttifakı aracılığıyla resmileştirilmiş ve 2019 ile 2026 yılları arasında Doğu Akdeniz'de savunma, enerji ve güvenlik işbirliğini kapsayan üç ABD yasasıyla güvence altına alınmıştır.
Mimari, Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru(IMEC) ve İbrahim Anlaşmaları gibi ABD destekli projeleri güvence altına almak üzere tasarlanmıştır. Rusya ve Türkiye ise ima edilen hedefler olmaya devam etmektedir.
Üç müttefikin kapsadığı coğrafya, Yunanistan'ı Batı Asya'ya bağlayan askeri uçakların kullandığı uçuş rotalarını da içeriyor. ABD'nin Yunanistan'ın kuzeyindeki Aleksandroupoli limanından Ukrayna'ya işlettiği ve Türk Boğazlarını bypass eden lojistik ikmal rotasıyla birleştiğinde, ABD'nin hakimiyetinde bir jeopolitik kavşak ve Ukrayna ile Asya'nın batı kıyı şeridi boyunca, Gazze, İsrail ve Lübnan cephesi boyunca uzanan iki çatışma bölgesi arasında kesintisiz bir koridor oluşturuyor.
Yunanistan'ın İsrail kampına doğru uzun yürüyüşü
1990 yılında İsrail'i tanıyan son batılı ülkeler arasında yer almasına rağmen, Yunanistan ve İsrail on yıllardır ilişkilerini sürdürüyor.
Yazar Atina’nın İsrail ile gittikçe artan işbirliğine dikkat çektikten sonra, Türkiye'deki kamuoyunun İsrail'e cephe almaya başlamasıyla, İsrail savaş uçaklarının İran'a yönelik bombalama tatbikatları için Yunan semalarını kullanmaya başladığını yazdı.
İşbirliğini geliştiren Yunanistan, İsrail'in Ankara'ya karşı bir denge unsuru olabileceğini umuyordu, ancak bu ilişkiler aynı zamanda Yunanistan'ın İsrail'in ekonomik başarı öyküsüne duyduğu hayranlığı da yansıtıyordu; bu hayranlık, Yunanistan'ın ekonomik krize girdiği bir dönemde özellikle önem taşıyordu.
Beyrut Amerikan Üniversitesi'nde siyaset ve antropoloji doçenti olan Nicolas Kosmatopoulos, The Cradle'a verdiği demeçte, ittifakın kısmen ABD'li müttefikinin talebi üzerine Yunanistan'a dayatıldığını belirtiyor:
“Yunanistan-İsrail ilişkilerinin daha da yakınlaştığı iki kritik tarih 2002 ve 2010 yıllarıdır; yani Amerikalıların Irak'ı işgalinden hemen önce ve Yunanistan'ın ekonomik krize girdiği dönemdir. 2001'de İsrailliler Lübnan'dan çıkarılmış ve stratejik derinliklerini azaltmışlardı; 2010'da ise Yunanistan, jeopolitik şartlar içeren bir mali kurtarma paketiyle ittifaka daha da dahil olmaya zorlanmıştı.”
2021'de Yunanistan, Washington ile emrindeki Yunan üslerinin sayısını artıran bir anlaşma imzaladı. Böylece, ABD'nin ardından İsrail ile Kuvvetler Statüsü Anlaşması imzalayan ikinci ülke oldu ve bu da İsrail askerlerinin ve uçaklarının Yunan topraklarında konuşlanmasını kolaylaştırdı.
Yunanistan ve İsrail çıkarlarının kesiştiği yerlerden biri de yaklaşık 50 yıldır Türkiye'nin işgali altında olan Kuzey Kıbrıs'tır. Adadan Türk etkisini kaldırmak, Ankara'nın Doğu Akdeniz'deki erişimini sınırlayacak ve orada konuşlandırılmış Türk füze ve hava kuvvetlerinin gücünü geri püskürtecektir.
Yunanistan pazarı, İsrail savunma şirketleri için de karlı bir pazar haline geldi. İsrail Havacılık ve Uzay Sanayii'nin (Israel Aerospace Industries) 2023 yılında Yunan firması Intracom Defense'i (IDE) satın alması, Avrupa firmaları için ayrılmış AB savunma fonlarına erişim sağladı. Elbit, 2023 yılında Kalamata'da uluslararası bir pilot eğitim merkezi kurarken, İsrail'in SK Grubu da 2025 yılında Yunan Araç Sanayii'nin kontrolünü ele geçirdi.
Atina şu anda İsrail yapımı, Aşil Kalkanı olarak bilinen çok katmanlı bir hava savunma sistemi için 3 milyar avroluk (yaklaşık 3,6 milyar dolar) ek bir anlaşma için görüşmeler yürütüyor.
İttifakın arkasındaki denizcilik oligarkları
Dünyanın en büyüklerinden biri olan Yunanistan merkezli ticaret filosu, teslimatları kolaylaştırıyor. Soykırıma Liman Yok (NHG) adlı kuruluşun raporuna göre, iki Yunan gemi sahibi, filolarını kullanarak İsrail limanlarına enerji ve askeri kargolar taşıyor; aynı şekilde ulusal havayolu şirketi Aegean Airlines da çoğu zaman ihracat izni almadan bu taşımacılığı yapıyor.
Kaybedilen bir siparişin yol açtığı olumsuz tepkiler
Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi (BRI) ile ABD destekli IMEC koridoru arasındaki artan rekabet, Doğu Akdeniz'i ticaret, enerji ve lojistik alanlarında bir savaş alanına dönüştürdü.
Yunanistan-İsrail ittifakı, ABD'nin bölgedeki etkisini savunmak için kullandığı mekanizmalardan biri olarak işlev görüyor.
Teknoloji ve jeopolitik üzerine 10 kitap yazmış bir gazeteci ve yazar olan Petros Papakostantinou, "Artık Yunanistan'ın İran'a karşı savaşta izlemeyi seçtiği pozisyonun çok büyük sonuçlar doğurma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu bir aşamaya geldik" diyor.
“Birincisi, dünya ekonomisi iyi gitmiyor ve Yunanistan astronomik borçlarına karşı savunmasız durumda; ikincisi, Yunan denizciliği Hürmüz Boğazı'na son derece bağımlı; ve üçüncüsü, İsrail İran'ı yok etmeyi başarırsa, Yunanistan, büyük bir mülteci dalgasının ve belki de terörizmin de vuracağı ilk Avrupa ülkesi olacak.”
İran'a karşı yürütülen kampanya sırasında ABD ve İsrail'in prestijinin zarar görmesiyle Atina, siyasi olarak savunmasız kalabilir. Bu durum sadece Türkiye, İran ve Rusya gibi bölgesel güçlerin artan öfkesini çekmekle kalmayacak, aynı zamanda ortaya çıkan yeni düzende diplomatik olarak itibarının zedelenmesi anlamına da gelecektir.