Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Ukrayna Krizi Enerji Dengelerini Sarsarken Türkiye Parlıyor

Bülent ERANDAÇ
07 Şubat 2022 16:44
A-
A+

Ukrayna krizi, enerji dengelerini sallamaya başlarken, Türkiye’nin enerji denkleminde kilit ülke konumu bir kez daha ortaya çıktı. Amerika Birleşik Devletleri “Rusya Ukrayna'ya saldırırsa Kuzey Akım-2 ilerlemez” açıklaması yaptı.

Avrupa Birliği, Rusya'ya enerji bağımlılığını azaltmak için Azerbaycan'dan daha fazla doğal gaz satın almak için görüşmeler yaparken, Türkiye gerçeği ile karşılaştılar.

AB yetkilerine dost ve kardeşimiz Azerbaycan’ın gerçekleri söyledikleri, “Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı’ndan daha fazla doğal gaz almanız mümkün. Türkiye, AB'nin arz güvenliğinin artırılması adına en uygun yol ve en güvenilir limandır" dedikleri aktarıldı.

AB ile Azerbaycan görüşmeleri sürerken, Almanya Ekonomi Bakanı Habeck, ülkesinin Rus doğal gazına bağımlılığının azaltılması gerektiğini savundu. Habeck, Almanya’nın Ukrayna krizi gölgesinde Rus doğal gazına olan bağımlılığını azaltması çağrısı yaptı, gelecek kış için tedbir alması gerektiğini belirterek, jeopolitik konumunun ülkesini alternatif gaz ithalatı kaynakları bulmaya ve kaynağını çeşitlendirmeye mecbur bıraktığını savundu.

"Kendimizi daha iyi biçimde garantiye almalıyız. Bunu yapmazsak bir piyona dönüşürüz" dıyen Almanya Ekonomi Bakanı Habeck, Kuzey Akım -2’nin bağımlılığı artırdığını, projenin yalnızca Rus gazına bağımlılığı artırmakla kalmadığını aynı zamanda jeopolitik açıdan da kırılgan bir tedarik rotasına mahkûm bıraktığını savundu.

Bilindiği gibi Rusya 1200 kilometre uzunluğundaki Kuzey Akım-2 boru hattının, Rus doğal gazını Baltık Denizi üzerinden şu an olduğundan daha fazla miktarda Almanya'ya ulaştırması hedefleniyor.

Türkiye Kilit Ülke

Ukrayna krizi ile enerji dengeleri sarsılırken, Türkiye parlıyor.

Türkiye’den geçen Azerbaycan doğal gaz taşıyan Trans Anadolu boru hatlarının, Avrupa’nın gelecekte titremesini ortadan kaldıracak bir proje olduğu görülüyor.

Avrupa’yı titretmekten kurtaracak ikinci proje de Türkiye ile İsrail arasında, olası Doğu Akdeniz boru hattı gündeme girdi.

Enerji denklemine bakarken, Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın, “İsrail gazı Türkiye’den geçebilir, hem biz alırız, hem de Avrupa’ya verilir” sözleri büyük anlam ve önem kazanıyor.

Avrupa’nın enerjide kaderini etkileyen Trans Anadolu(TANAP) ile İsrail Cumhurbaşkanı Herzog’un Ankara’yla barışma arzusu ve İsrail gazını Türkiye’den Avrupa’ya ulaşmasını sağlayacak yeni Doğu Akdeniz boru hattı projesi, jeopolitik özelliklere işaret ediyor.

Avrupa ülkelerinin Rusya’nın enerji bağımlılığını azaltacak projeler konusunda Başkan Erdoğan’ın geleceği çok iyi okuyarak gerçekleştirmek olduğu jeopolitik hamleleri ve Türkiye’yi bu yeni gelişmelere göre hazırladığı net olarak ortaya çıkmış durumda.

TANAP ve Yeni Doğu Akdeniz Boru Hatları

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, 'Bölgesel Barış Projesi' olarak nitelediği TANAP (Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı)’ın enerjinin ipek yolu olduğunu birçok konuşmasında vurguluyor.

Evet. Enerjinin birleştirici rolünün en güzel nişanelerinden birisi olan Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Projesi (TANAP), bir bölgesel barış projesidir.

Hazar bölgesi doğal gazının Azerbaycan-Gürcistan- Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştırılmasını amaçlayan Güney Gaz Koridorunun ana omurgasıdır.

TANAP’ın kapasitesi önce 24 milyar metreküpe ve sonrasında maksimum teknik kapasitesi olan 32 milyar metreküpe çıkarılması planlandı.

TANAP, Azerbaycan’daki diğer doğal gaz sahaları ile diğer Hazar kaynakları ve bölge ülkelerinde üretilecek doğal gazın Türkiye’ye ve Avrupa’ya ulaştırılması için önemli bir potansiyele sahiptir.

ABD’nin, İsrail gazını Güney Kıbrıs ve Yunanistan işbirliğiyle Avrupa’ya ulaştıracak EastMed projesine desteğini çekmesinin ardından Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dan dikkat çeken bir açıklama geldi.

Başkan Erdoğan, EastMed konusunda “Türkiye’siz bu iş olmaz” diyerek İsrail yönetimiyle görüşmeler yapıldığını açıkladı.

Amerika Neden Vazgeçti?

EastMed Boru Hattı projesi nedir?

İsrail’in Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarını Kıbrıs ve Girit üstünden Yunanistan topraklarına ulaştırması beklenen doğalgaz boru hattı olarak doğdu.

Proje tamamlandığında doğalgazın Yunanistan üzerinden İtalya'ya oradan da bütün Avrupa'ya aktarılması planlanıyordu. Boru hattının uzunluğunun 1.900 kilometre, derinliğinin ise 3 kilometre olması öngörülüyordu. Yılda 10 milyar metreküp doğalgaz taşıma kapasitelisi olarak tasarlanan projenin 7 milyar dolara mal olacağı ve yapımının 7 yıl süreceği belirtiliyordu.

Ancak uzmanlar bu projenin hayata geçmesi için harcanan paranın neredeyse iki katı fazla olacağını vurguluyordu.

Ocak 2020'de Yunanistan'ın başkenti Atina'da İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs liderleri arasında EastMed Boru Hattı projesi sözleşmesini imzaladı.

19 Temmuz 2020'de ise İsrail hükümeti EastMed Boru Hattı projesini onayladı. Washington, imzadan iki yıl sonra projeden desteğini çekti. Yunan basınının hükümet kaynaklarına dayandırdığı haberlerde, ABD'nin, EastMed'e ilişkin çekincelerini gayri resmi bir yazı ile (non paper) Yunanistan, İsrail ve Güney Kıbrıs'a ilettiği bildirildi.

ABD'nin dile getirdiği çekinceler arasında projenin ekonomik açıdan sürdürülebilir olmaması ve çevresel hassasiyetlere uzak olması gösterildi.

Güç Oyunu Bozar...

Türkiye, Libya'yla yapmış olduğu Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) anlaşması sonrası EastMed’in geçirilmesi planlanan deniz sınırlarını kontrol ettiğini ve projeye izin vermeyeceğini belirtmişti.

Türk donanmasının bayrak gösterdiği, EKONOMİK ALANLARIN BELİRLENMEDİĞİ, HER AN SAVAŞ ÇIKMASI MUHTEMEL BİR SAHADA GERÇEKLEŞMESİ SÖZ KONU OLAMAZDI.

Büyük paralarla gerçekleşecek bu projenin riskleri çok fazla olduğundan vazgeçildi.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın da belirttiği gibi İsrail doğalgazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya aktarılması konusunda EastMed projesinden önce de gündeme gelmişti.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın bu konuyu yeniden İsrail’le görüşmeye açması ne anlama geliyor?

Doğu Akdeniz gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya birçok parametresi var.

1) İdeal yol Türkiye üzerinden gitmesi.

2)Türkiye’nin bir enerji merkezi haline gelmek için uzun süredir yürüttüğü stratejiye uygunluğu,

3)Enerji güvenliğinde Türkiye’nin güçlü kararlılığı,

4) NATO ve Avrupa ülkesi olarak, Türkiye’nin Avrupa’ya güven vermesi,

5)Kıbrıs ve Doğu Akdeniz sorunlarının diplomatik yollardan çözümüne katkı sağlaması olasılığı

6)Israil’in Yunanistan ve Kıbrıs Rumlarının arkasından çekilmesi sonucu, Doğu Akdeniz tansiyonunun düşmesine katkısı.

7)Türkiye’nin teklif ettiği, Doğu Akdeniz gazından kazan-kazan formülüne göre, ortak iş yapılmasının önünü açması.

8) Israil’in Türkiye ile anlaşmasının ardından, Mısır’ın da Türkiye ile anlaşması, Doğu Akdeniz için, yeni ve kabul edilebilir bir ekonomik haritanın çıkarılacak olması.

9)Tansiyonun düşmesi sonucu, ihtilaflı alanlarda aramalar için ortak zeminlerde buluşulmasının mümkünlüğü.

10)Doğu Akdeniz’de gaz aramasını yapacak yabancı ülkelerin gemilerinin ve Türk sondaj gemilerinin birbirinden haberdar olarak çalışmasına katkı sağlaması.

11)Almanya’nın(AB) Rusya bağımlılığından kurtulmak için başlattığı yeni arayışlarda DOĞU AKDENİZ GAZININ çok önemli jeopolitik, siyasi ve diplomatik gelişmelere konu olması.

12)Türkiye ile İsrail yeni dönem ilişkilerinin, Amerika ve Avrupa hattında yaratacağı, siyasi-iktisadi-diplomatik pozitif iklim.

İsrail ile Yol Haritası

Dış politikada son dönemde Ermenistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerin yanında İsrail'le de ilişkiler konusunda pozitif gündem politikası uygulanıyor. Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın kasım ayında annesinin vefatı üzerine İsrail Cumhurbaşkanı Herzog ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde Herzog, Erdoğan'ın daveti üzerine "Gelmek isteriz" yanıtını vermişti.

Ukrayna dönüşü, Başkan Erdoğan, İsrail Cumhurbaşkanı Yitzak Herzog'un Türkiye ziyareti için mart ayı ortalarını işaret etti. Herzog'un ziyareti öncesi iki ülke tarafından özel temsilciler atanarak ön çalışma gerçekleştirilecek.

Ziyaretin mart ayı ortalarında gerçekleştirilmesi beklenirken, ABD'nin EastMed projesinden desteğini çekmesinin ardından bölgedeki doğal kaynakların Türkiye üzerinden taşınmasına yönelik projeler görüşülmeye başlandı.

Herzog'un ziyareti öncesinde karşılıklı özel temsilci atanması gündeme alınırken, kulislerde Ortadoğu siyaseti ve Yahudi tarihi üzerinde çalışmaları bulunan, iyi derecede İbranice bilen Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Ufuk Ulutaş veya Türkiye'nin Tel Aviv'de görev yapan büyükelçileri Kemal Öktem, Ahmet Üzümcü’nün ismi geçiyor.

Türkiye ile İsrail arasındaki görüşmelerin seyrine göre karşılıklı büyükelçi tayinleri gündeme gelecek.

Süreç, Doğu Akdeniz'de yeni bir dönemin başlangıcı olarak görülüyor. Ankara, Türkiye'nin her koşulda FİLİSTİNLİ KARDEŞLERİMİZİN huzur içinde yaşamasından yana tavrını sürdürecek. Görüşmelerde çözümü güç konular paranteze alınarak, başta enerji olmak üzere işbirliği alanlarına yoğunlaşılacak.

Önceki günlerde Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Hasan Murat Mercan, Azerbaycan'ın eski Ankara ve şimdiki ABD Büyükelçisi Hazar İbrahim'in ev sahipliğinde düzenlenen yemekte İsrail Cumhurbaşkanı Herzog'un kardeşi ve Amerika Büyükelçisi Michael Herzog ile bir araya geldi.

Sonuç

Bir taraftan TANAP diğer taraftan olası Doğu Akdeniz boru hatlarının üstünde, “TÜRKİYE BÖLGE İÇİN BİR GÜVENLİK KÖPRÜSÜ “konumundadır.

Avrupa’yı titremekten kurtaracak ikinci kanal, İsrail-Türkiye doğal gaz boru projesi gündemde. İsrail’in Türkiye ile barışmak isteği ve Başkan Erdoğan’ın enerji jeopolitiği çok iyi okuması dikkate değerdir.

Çünkü Güçlü ve sürdürülebilir ekonomisi, barışı hedefleyen dış politikası ve istikrarlı yönetim anlayışının yanı sıra bulunduğu coğrafya itibariyle zengin doğal gaz ve petrol rezervlerine komşu olan Türkiye, bugüne kadar kaynak ülkeler ile tüketici piyasalar arasında güvenli bir köprü vazifesi görmüştür ve görmeye devam edecektir.

BÜYÜK ÜLKELER, BÜYÜK LİDER ÇIKARIR, BÜYÜK İŞ YAPAR. YENI DÜNYA DÜZENİ KURULURKEN, BÜYÜK TÜRKIYE’DE BÖLGESEL GÜÇ, KÜRESEL AKTÖR OLARAK ULUSLARARASI İLİŞKİLERİNİ İLMEK İLMEK ÖRMEKTEDİR.