Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Türkler İçin Ağustos Stratejik Bir Aydır

Bülent ERANDAÇ
24 Ağustos 2021 14:47
A-
A+

Ağustos ayı yazın en sıcak aylarının başında gelir. Türkler için Ağustos sadece sıcak değil, stratejik bir aydır. İçinde bulunduğumuz Ağustos ayı Aziz Milletimizin dünyanın kaderini değiştirdiği olayların yaşandığı bir aydır.

Tarih boyunca Ağustos ayında gerçekleşen zaferler, dünyayı çok etkilemiş, tarihi virajların alınmasını sağlamıştır.

Tarih sayfalarında Ağustos, Aziz Milletimizin zaferleriyle, şanlı direnişleri ile doludur.

Ağustos ayında Aziz Türk Milletimizin Avrasya’nın kalpgahı’nda (ANADOLU-MEZOPOTAMYA BALKANLAR, KAFKASYA) gerçekleştirdiği savaşları, zaferleri, özgürlüğü uğruna verdiği kararlı mücadeleyi, gösterdiği fedakârlığın destanlarını hatırlayalım.

Malazgirt Meydan Muharebesi (26 Ağustos 1071)

Büyük Selçuklu imparatoru Alparslan Bizans İmparatoru, Romen Diyojen ve ordusunu yenerek Anadolu’dan (Asya) Avrupa’ya başlayan yürüyüşü başlatmıştır.

Çaldıran Meydan Muharebesi (23 Ağustos 1514)

Osmanlı padişahı I. Selim ile Safevi hükümdarı Şah I. İsmail arasında günümüzde İran sınırları içerisinde olan Makıl şehri yakınlarında olmuştur ve Osmanlı ordusunun kesin zaferi ile sonuçlanmış. Türk-Iran sınırının günümüze dek sürdürülmesine imza atmıştır. 

Mercidabık Savaşı (24 Ağustos 1516)

Yavuz Sultan Selim’in Mercidabık’ta Mısır ordusunu yenerek, Mekke, Medine, Kudüs kapılarının açıldığı noktadır.

Belgrat’ın Fethi (29 Ağustos 1521)

Kanuni Sultan Süleyman’ın Avrupa ‘ya açıldığı kapıdır.

Mohaç Zaferi (29 Ağustos 1526)

Osmanlı İmparatorluğu’nun Macaristan’da ratıh yazmasıdır. Viyana yolu açılmıştır.

Kıbrıs’ın Fethi (1 Ağustos 1571)

Osmanlı donanmasının Doğu Akdeniz’e damga vurduğu günlerin başladığı tarihtir.

Sakarya Zaferi (23 Ağustos 1921)

Mustafa Kemal Paşa komutasındaki Türk Ordusu’nun Sakarya’da kazandığı zafer. Türkiye’nin kurtuluşuna yol açtığı kadar, 1499’dan bu yana Avrupa topraklarından geri çekilmenin bittiğini, ileriye yürümenin müjdesini vermiştir.

Başkomutanlık Meydan Muharebesi (26-30 Ağustos 1922)

İstiklal Savaşı’nın kesin bir Türk zaferi ile sonuçlanmasını sağlayan savaştır. Bağımsız Türkiye’ye giden yolu açmıştır.

Kıbrıs HavaHarekatı (8 Ağustos 1964)

Kıbrıs'ta Türk'ün yok edilemeyeceğinin destanıdır. 20 Temmuz 1974 günü gerçekleşen Kıbrıs Barış Harekatı, 14 Ağustos 1974’te stratejik hamlelerle genişletildi ve Kıbrıslı Türklerin özgürlüğünün tescil edilmesi sağlandı. Günümüzde, KIBRIS TÜRK DEVLETİ’NİN kuruluş çalışmalarını başlatan bir süreç o günlerde başladı.

Fırat Kalkanı (24 Ağustos 2016)

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan-Türkiye’nin başlattığı Fırat Kalkanı Harekâtı’yla, BÜYÜK TÜRKİYE YÜRÜYÜŞÜ başladı.

   Derin Amerika’nın (Avrupa-Israil) Kuzey Irak-Kuzey Suriye-Akdeniz arasında kurmayı planladığı PETROL-PKK koridoru paçavraya çevrildi. Aparatları PKK terör örgütünün-PYD/YPG uzantılarının uydu kantoncuklar kurmasına YÖNELİK HARİTALAR YIRTILDI.

Harekât, özellikle ilk aşamalarında, Cerablus hattından başlayarak operasyonel hedeflerini hızla ele geçirmeye başladı. Bu bağlamda, Fırat Kalkanı 50. günü itibariyle bin 100 kilometrekarelik alanı, ardından da bugüne dek toplam 2 bin kilometrekarelik alanı terörist unsurlardan temizlemiş bulunuyor.

Azez-Mare doğusundaki bölgelerin ve terör örgütü DEAŞ’ın moral-motivasyonu için bir direnç merkezi olan Dabık’ın ele geçirilmesiyle El-Bab yolunun açıldı. Bahse konu derinliğin kazanılması, DEAŞ’ın ve PKK’nın roket saldırılarının önüne geçilmesi açısından büyük önem taşıyordu.

UYDU KORİDOR PARÇALANDI. Dabık sonrasında harekâtın cephesinin güneye çevrilmesi, terör örgütü PKK ve Suriye’deki uzantıları olan PYD/YPG unsurlarının ellerinde bulundurdukları bölgeleri batıda Afrin ile birleştirmelerini akamete uğratması açısından da kritik bir kazanım oldu. Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine ilişkin etki alanını genişletmesi de önemli bir diplomatik manevra alanı oluşturdu.

Derin ABD-Avrupa’nın Ortadoğuyu Parçalama Planlarını Hatırlayalım

1980'lerin ortalarında yeni Sovyet lideri Mihail Gorbaçov, ''Perestroyka'' ve ''Glasnost'' adlı liberalleşme reformu paketlerini duyurdu ve Afganistan'da Sovyetler Birliği işgali böylece sona erdi.

1989’da Berlin Duvarı yıkıldı. 1991 yılında Sovyetler Birliği dağıldı.

Böylelikle II. Dünya savaşından sonra Amerika ve Sovyetler Birliği arasındaki bloklar çekişmesine yol açan Soğuk Savaş Dönemi de sona erdi.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından küresel ve bölgesel güç dengeleri kendi lehine değişince ABD (NATO) tek kutuplu bir süreci başlattı.

Kendini dünya lideri gören ABD, gerek 1991’de Irak’a çökmek üzere harekete geçti. Irak’ı Kuveyt’ten çıkarma bahanesiyle İslam coğrafyasına yöneldi.

1990 yılında, ABD Irak’ı bölmek üzere 1980’lerde hazırladığı DERİN PLANLARI yeniden güncelleyerek, Irak’ta Barzani, Talabani ve PKK terör örgütü ile alan çalışmalarını hızlandırdı.

ABD, bölgedeki nüfuzunu sürdürmeye dönük bir araç olarak PKK’dan yararlanmak üzere, Suriye’de bulunan Öcalan, Kandil dağındaki katiller ile CIA bire bir ilişkileri, Irak ve Suriye’yi parçalayacak ağları kurdu.

O günlere değin SSCB kontrolünde olan PKK’yı, bir sonraki aşamada da kendi kontrolü altına almak için derin oyunlar tezgahlamaya başladı.

Bu çerçevede ABD, çekiç güçle koruduğu Kuzey Irak’ta PKK’nın varlığını tahkim etmesine ve eylemlerini artırmasına kâh göz yumdu, kâh doğrudan destek verdi.

ABD, bir NATO ülkesi olan Türkiye’yle istihbarat paylaşmada da isteksizlik gösteriyordu. Hatta Türk resmi makamları ABD’nin PKK’ya yardım malzemeleri verdiğinden şikâyetçiydi

PYD/YPG, ABD’nin bölgede oluşan Kürt denklemine yeniden dâhil olabilmesi için, bu bağlamda Türkiye’ye karşı kullanılabilecek çok işlevli bir fırsat sunuyordu.

Derin ABD (CIA) bir taraftan PKK kartını kullanırken, aynı zamanda 1995’lerde bir başka plan daha hazırlamıştı. ILIMLI İSLAM MODELİ. PKK KARTI VE FETÖ KARTI.

CIA planları doğrultusunda, ABD, Irak ‘ta Barzani’yi tam kontrol altına almak üzere, 1999’da Öcalan’ın Türkiye’nin eline geçmesine yardımcı oldu. Aynı anda, daha sonra Türkiye’yi köşeye sıkıştırmaya çok yardımcı olacak FETÖ’yü Amerika’ya götürdüler. Pensilvanya’da çiftliğe yerleştirdiler.

Öcalan’ın ele geçirilmesinde ABD önemli bir rol oynadı. Zira Öcalan, CIA’nin önemli üs bölgelerinden biri olan Kenya’da paketlenmişti. Pek çok uzmana göre onu Türk yetkililere teslim eden Amerikalılar, Barzani’nin önünü açmışlardı.

Bu sürecin sonunda bir kere daha büyük devlet politikalarının soğuk yüzü görülmüş oldu.

11 Eylül ABD Irak’a Tam Çöküyor

2001 yılında, Neo-con Bush, ‘Haçlı seferi başlıyor diyerek Afganistan’a, sonra Irak’a çöktü.

2003’te Irak işgali sırasında ABD, Barzani ve PKK kartlarını yine kullandı. Irak’a yapılan müdahalede fiilen ABD’yle birlikte hareket ederek Saddam rejiminin devrilmesinde kilit rol oynadılar. O dönemin Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice açıkça ‘22 İslam Devleti’nin sınırları değişecek’ dedi.

Nitekim Irak’ı 3’e böldüler. Sonra da Suriye’yi, Libya’yı, Yemen’i, Sudan’ı bölme harekatlarını sürdürdüler.

Derin ABD (CIA)  bölge politikasında Barzani ve PKK kartlarını hep kullandı, kullanıyor.

Obama’nın yeni dış politika anlayışı gereği ABD, Suriye’yi bölme planını devreye soktuğu gözlendi.

Bunun üzerine bölgede Suriye iç savaşının yol açtığı yeni dengeleri içinde, CIA organizasyonu ile PKK’nın Suriye kolu PYD geliştiriliyordu.

ABD her şeye rağmen PYD/YPG’ye silah gönderiyordu. PKK’nın Suriye kolunu oluşturan PYD, hem Şam yönetimi ve tabii onun destekçileri olan Rusya ve İran’la iyi ilişkiler geliştirmeye yönelirken, Barzani’de Suriye’de Kürtlerin tek temsilcisi haline gelmeye çalışıyordu.

Derin ABD (CIA) IŞİD’İ kurarak Irak ve Suriye’ye yönlendirmişti. IŞİD ile mücadele perdesi altında PYD/YPG’yı sahneye sürüyorlardı. ABD için bu durum kullanılabileceği çok işleve sahiptir.

CIA, bir taraftan PYD/YPG’yı Suriye’yi bölmekte, olmayan IŞİD’i bahane etmekte, ayrıca Batı’nın oyunlarını bozan, bağımsız duruş sergileyen Türkiye’ye karşı, yeri gelince Rusya’ya-Esad’a karşı çok işlevsel bir araç olarak kullanıyordu.

Arkasında Rusya’nın yanı sıra ABD’nin desteğini bulan PKK, Türkiye’nin kurmuş olduğu çözüm masasını devirerek var gücüyle bir “Kuzey Suriye” oluşturmaya ve bir UYDU KANTONCUK kurma hayali görüyordu.

Derin ABD, PYD/YPG üzerinden Suriye’de Rusya ile aleyhine değişen dengeleri yeniden kurabilme şansını yakalamıştı. Bir başka deyişle, ABD’nin PYD/YPG’ye olan neredeyse koşulsuz desteği, Rusya’nın buradaki etkisini de sınırlıyordu.

Sonuç

İŞTE FIRAT KALKANI, DERİN ABD (AVRUPA-İSRAİL) PLANLARINA ÇOK ANLAMLI BİR TOKATTI. MÜDAHALE İDİ.

Suriye’deki gelişmeleri çok iyi okuyan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan-Türk Devlet Aklı, 24 AĞUSTOS 2016 günü başlattığı FIRAT KALKANI ile Çelik Yumruğunu vurdu.

Ardından, Türk Ordusu, Zeytin Dalı (Afrin), Barış Pınarı (Resulayn,Tel Abyad), Bahar Kalkanı (İdlip) operasyonlarıyla İKİNCİ SYKES-PİCOT  PAÇAVRAYA ÇEVRİLDİ.

Fırat Kalkanı başladığında, bir gazeteci Suriye’ye doğru yürüyen Mehmetçiğe ‘Nereye gidiyorsunuz’ diye sormuştu.

Mehmetçik’te, ‘KIZIL ELMAY’A’ cevabını vermişti. Nokta.

AZİZ MİLLETİMİZ, AĞUSTOSU ÇOK SEVER. ÇÜNKÜ AĞUSTOSTA BİRÇOK DENKLEMİ ÇOK İYİ ÇÖZMÜŞTÜ. BUNDAN SONRA DA ÇÖZMEKTE KARARLIDIR.