Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Tarihten Ders Almak / Afganistan’a Emperyalistler Nasıl Çöktü?

Bülent ERANDAÇ
02 Şubat 2021 12:18
A-
A+

Şubat ayına girdik. Tarihte Şubat ayında yaşanan çok önemli olaylardan birisi de 15 Şubat 1989’da Sovyetler Birliği’nin Afganistan’dan son işgal birliğini çekmesi hadisesidir.

2001 Ekim’in 7’ncı gününde bu sefer AMERİKA, kurgulanmış CIA operasyonuyla, 11 EYLÜL saldırılarını gerekçe yaparak, AFGANİSTAN’I İŞGAL ETTİ. Bu harekât, ABD Başkanı George W. Bush'un SÖZDE "terörle mücadele" politikası kapsamında AFGANİSTAN’A yaptığı bir HRİSTİYAN İŞGALİYDİ.

Bu işgallerin hikâyesi yarındır.

Büyüklerimizin hatırlaması, genç nesillerimizin tarihten ders alması için; Türkiye’mizin de kaderinde büyük rol almıştır. Bir Müslüman ülke AFGANİSTAN’IN YAŞADIĞI IZDIRABI, VİCDANSIZLIĞI, GADDARLIĞI UNUTMAYALIM. UNUTTURMAYALIM.

Evet. Afganistan tarih boyu stratejik konumu nedeniyle Emperyalist devletlerin göz diktiği, işgal ve çalkantıların odağı oldu.

Afganistan, yakın tarihinde hızlı ve sarsıcı değişimlerden geçti. Büyük fotoğrafa birlikte bakalım:

Yıl 1979

Kabil'de sol kanat liderleri Hafızullah Emin ve Nur Muhammed Terakki arasındaki iktidar mücadelesini Emin kazandı.

Kırsal kesimlerdeki ayaklanmalar sürerken Afgan Ordusu dağılma noktasına geldi. Sovyetler Birliği Emin'in devrilmesi amacıyla askerlerini ülkeye gönderdi ve yakalanan Emin idam edildi.

Emperyalist Sovyetler Afganistan’a Çöktü

Afganistan’ın kaderini değiştiren Sovyet işgaline giden süreç, 1978 ve 1979 yıllarındaki üç askeri darbeyle başladı.

24 Aralık 1979'da Sovyet lideri Brejnev'in emriyle Sovyetler ordusu Afganistan’a girdi.

Sovyetler Birliği'nin 9 yıldan fazla süren Afganistan işgali, 1 milyondan fazla Müslüman halkın hayatını kaybetmesine ve yaklaşık 3 milyon kişinin yaralanmasına ya da sakat kalmasına neden oldu.

Bugünden geriye doğru bakıldığında SSCB’nin, Afganistan’ı işgalinin temel stratejik siyasa dayanağı Brejnev Doktrini ‘dir.

Afganistan’ın işgali kararının arka planındaki parametreler şöyle:

1)Sosyalizme kazandırılmış Afganistan’ın tekrar ve nihai olarak Batı Bloğuna dönmesinin engellenmesi. İdeolojik olarak Afganistan’daki rejimin korunması ve ABD eğer bu ülkeye yerleşirse SSCB’nin güvenliğinin tehdit altında kalacağı yönündeki kaygılar.

2) Sıcak denizlere ulaşmak, Basra Körfezi’ne coğrafi yakınlık sağlamak suretiyle bu bölgede etkinlik kazanmak; böylelikle Orta Doğu’nun enerji kaynakları üzerinde etkili olmak, Çin’i dengelemek ve İran’ı doğudan etkileyecek şekilde konumlanmak gibi çıkar algılarıdır.

KGB görevlisi Vasili Mitrokin Sovyetlerin Afganistan’ı işgalini tahlil ederken, Çarlık Rusya’sından kalma sıcak denizlere ulaşma hedefine referans vererek, stratejik –jeopolitik- faktörü ortaya koymuş ve “Biz kendi gözlerimizle SICAK DENİZİ görmek istiyoruz” demiştir.

SOVYET İŞGALİNE, MÜSLÜMAN Afganistan halkı direnişle karşı koymaya başlar.

ABD, İran, Çin, Suudi Arabistan ve Pakistan gibi tarafların tepkileri söz konusudur. Bunlar Afganistan’daki çatışmanın jeopolitik, jeostratejik karakterini gittikçe ön plana çıkarmışlardır.

ABD stratejik beyinlerinde, “Brejnev doktrinin sınırları nelerdir?” ve “Bütün üçüncü dünya ülkelerini kapsar mı?” tartışmaları hızlanır.

İşgal karşısında sessiz kalınması, “ABD’nin Çin üzerinde etkisini nasıl dönüştürebilir” gibi soruların sorulmasına ve Büyük Satranç tahtasında jeopolitik oyunun başına oturulmasına zemin hazırlanır.

ABD Başkanının Ulusal Güvenlik Danışmanı Zbigniew Brzezinski, “Afganistan’ın bir Sovyet Vietnam’ı olmasını sağlamalıyız.” diyerek ABD stratejisinin belirlenmesine ön ayak olmuştur.

Neticede ABD, Afganistan’daki mücahit direnişleri üzerinde; içine Suudi Arabistan’ın, Pakistan’ın, Çin’in ve tabii bu arada İsrail’in de dâhil edildiği bir mücadeleyi başlatmıştır.

ABD’nin on yıl süren harekâtı, Ortadoğu ve Asya’ya yönelik emperyalist emelleri doğrultusunda farklı stratejilere çevirdiği gözlenmektedir.

Sovyetler Birliği’nin Afganistan’a müdahalesi bazı jeopolitik kaygılardan kaynaklanıyor olsada, elbette ki bazı jeopolitik sonuçlar verse de, günün sonunda Emperyalist Amerika’nın halen yaşanmakta olan ABD işgali, uzantılarının El Kaide-DEAŞ zincirleriyle BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİNDE yeni zulüm planlarına konu olmaktadır.

Bugün ABD ve NATO’da, Afganistan’da TALİBAN’LA anlaşarak PES ETMİŞTİR.

SSCB’nin 1979’daki Afganistan işgali ve 1989 yılında çekilmesi; 2001’de ABD’nin Afganistan’ı işgali ve nihayetinde 2020 yılında ABD’nin de PES ETMESİNE KADAR DEVAM EDEN SÜRECİN, bazı gelişmelerini okumaya devam edelim.

YIL 1980- Demokratik Halk Partisi'nin Perçem kanadından Babrak Karmal, Sovyet askerlerinin de desteğiyle, ülke yönetimine getirildi.

Çeşitli mücahit grupları KOMÜNİSTLERE DİRENEREK, Sovyetlere karşı mücadeleye girişti. ABD, mücahitlere para ve silah sağlayarak direnişleri desteklemeye başladı.

YIL 1985- Mücahitler Pakistan'da bir araya gelerek, Sovyet güçlerine karşı ittifak kurdular. Bu tarihe gelindiğinde Afgan halkının yarısı evlerini terketmiş durumdaydı. Bunlardan çoğu da komşu Pakistan ya da İran'a geçmişti.

1986 - Babrak Karmal'in yerini Muhammed Necibullah aldı.

1988 – Mücahitlerin direnişine karşı koyamayan Sovyetler Birliği, askerlerini çekmeye başladı.

1989 - Son Sovyet askerleri çekildi.

Mücahitlerin Zaferi

1992 - Direnişçilerin çemberi Kabil'e doğru daraldı ve Necibullah devrildi.

1993 - Mücahit grupları Burhaneddin Rabbani liderliğinde bir hükümet kurdular. Tacik olan Rabbani devlet başkanı ilan edildi.

1994 -  Peştu, ağırlıklı Taliban Rabbani hükümeti karşısında ciddi bir rakip olarak ortaya çıktı.

1996 - Taliban Kabil'de denetimi ele geçirdi. Rabbani ise Taliban aleyhtarı Kuzey İttifakı'na katılmak üzere başkentten kaçtı.

1997 - Pakistan ve Suudi Arabistan Taliban'ı meşru yönetici olarak tanıdı. Taliban ülkenin üçte ikisini kontrol ediyordu.

1998 - ABD, Usame Bin Ladin'e ait olduğu düşünülen üsleri füzelerle vurdu.

1999 - Birleşmiş Milletler, Usame Bin Ladin'i yargılanması için teslim etmeye yanaşmayan Afganistan'a mali yaptırım ve hava ambargosu uygulamaya başladı.

2001 Nisan - Taliban lideri Molla Ömer'den sonra hareketin ikinci adamı olan Molla Muhammed Rabbani karaciğer kanserinden öldü.

2001 Eylül - Taliban ve yardım kuruluşları arasında gerginlik. 8 yabancı yardım çalışanı, Hristiyanlık propagandası yaptıkları gerekçesiyle yargılanmaya başlandı. Taliban'a muhalefetin en önde gelen isimlerinden ve efsaneleşen mücahit lider Ahmed Şah Mesud, gazeteci görünümünde yanına yaklaşan kişilerin bombalı intihar saldırısı sonucu öldü.

Abd-İngiltere Pakistan’a Çöktü

2001 Ekim - 11 Eylül saldırılarından sorumlu tutulan Usame Bin Ladin'in teslim edilmemesi üzerine, İngiltere ve ABD Afganistan'a hava saldırısına başladı.

2001 Kasım - Taliban mevzilerine saldıran güçler, Kabil, Mezar- Şerif'i aldı. Taliban kuvvetlerinin kenti terk etmesiyle ABD-İngiliz askerleri şehri işgal etti.

2001 Aralık - Taliban son kalesi olan Kandehar'ı da kaybetti. Taliban lideri Molla Ömer bulunamadı.

2001 Aralık- Afganistan’ı yönetmek üzere Geçici bir Yönetim oluşturuldu, 29 kişilik yönetim kurulu ile birlikte Hamid Karzai Başkanı olarak seçildi.

2002 Ocak - İlk aşamada 6 ay görev yapması öngörülen NATO askerleri ülkeye girdi.

2002 Nisan - Eski Kral Zahir Şah ülkeye döndü. Zahir Şah, Karzai'ye destek verdi.

2002 Mayıs – NATO kuvvetleri, ülkenin güneydoğusunda Taliban ve El Kaide direnişçilerine karşı operasyonlarını sürdürdü.

2002 Haziran – Amerika ve Loya Jirga adı verilen Büyük Şura Hamid Karzai'yi devlet başkanlığına getirdi.

2003 Temmuz - Devlet başkan yardımcısı Hacı Abdül Kadir, Kabil'de silahlı kişilerce düzenlenen suikastta öldü. ABD'nin hava bombardımanları sürüyordu.

2003 Haziran - Kandahar'da Taliban savaşçıları ile hükümet güçleri arasında yaşanan çatışmalarda 48 kişi öldü.

2003 Ağustos – NATO, ISAF'ın komutasını devraldı. Bu örgütün Avrupa dışında yüklendiği ilk operasyondu.

2004 Ocak- Loya Jirga başkanlık makamının yetkilerini genişleten yeni anayasayı kabul etti.

2004 Ekim/Kasım - Başkanlık seçiminde Hamid Karzai Cumhurbaşkanı seçildi.

2005 Eylül - 30 yılı aşkın süredir ilk kez meclis ve vilayet yönetimleri için seçime gidildi.

2006 Mayıs - Bir Amerikan askeri aracının bir gruba çarpıp ölümlerine neden olması ardından, Kabil'de en şiddetli Amerikan aleyhtarı eylemler düzenlendi.

NATO-Afganistan Derinliğinde

2006 Ekim - NATO ülke genelinde komutayı üstlenerek İŞGALİ DERİNLEŞTİRDİ. NATO, ülkenin güneyinde mücahitlerle şiddetli çatışmalara geçti.

2007 Mayıs - Taliban'ın en üst düzey askeri komutanı Molla Dadullah ABD kuvvetleriyle çatışma sırasında öldürüldü.

2007 Temmuz- Eski Kral Zahir Şah öldü.

2008 Nisan- Bükreş'te toplanan NATO liderleri, Afganistan'daki barış gücünün başlıca öncelikleri olduğunu teyit ettiler.

2008 Temmuz- Kabil'deki Hindistan elçiliğine düzenlenen bombalı intihar eyleminde yüzlerce Müslüman öldü.

2008 Eylül – Mücahitlere gücü yetmeyen ABD Başkanı Bush, Afganistan'a 4.500 Amerikan askeri daha sevk etti.

2008 Ekim – Almanya’da, Afganistan'daki görev süresini 2009'a uzatıp asker sayısını 4.500'e yükseltti.

2008 Kasım – Taliban güçleri, Karzai'nin müzakere önerisini reddederek, yabancı askerler ülkeyi terkedene dek masaya oturmayacaklarını bildirdiler.

2009 Ocak - ABD Savunma Bakanı Robert Gates, Kongre'ye Afganistan'ın yeni ABD yönetimi için en büyük sınav olacağını söyledi.

2009 Şubat - ABD'nin 17 bin ek asker sevki kararı ardından, NATO’da askeri ve diğer taahhütlerini artıracaklarını duyurdular.

2009 Mart - Afganistan Seçim Komisyonu, seçim tarihini 20 Ağustos olarak belirledi. ABD Başkanı Barack Obama, Afganistan’ın ABD güdümünde kalmaya devam etmesinin sağlanması için yeni hedefler ortaya koydu. ABD, yeni planlarla ABD müdahalesinin başarılı olduğu izlenimi vermeyi amaçlıyordu. Başarılı olamıyordu. Obama yönetimi, bir aşamadan sonra çeşitli nedenlerle Afgan halkının Karzai hükümetine yönelik güvenini büyük oranda kaybetmesi ile farklı iktidar alternatifleri arama yoluna gitti. Karzai ise, bu durumu Batının/ABD’nin içişlerine çok fazla karışması olarak görerek gerekirse Taliban’ın yanında yer alabileceğine dair tehditkâr açıklamalarda bulundu.

2010- ABD öncülüğünde NATO üyesi ülkelerin liderleri, Lizbon'da bir araya geldi. Lizbon zirvesinde, Afganistan'da Taliban'la mücadelede liderliğin 2014 sonuna kadar Afgan güçlerine devredilmesi kabul edildi.

Emperyalist Amerika Pes Etti

AMERİKA, ARKA KAPILARDA TALİBAN’LA GÖRÜŞME ZEMİNİ ARIYOR.

Eski Başkan Barack Obama yönetiminde, Afganistan'da Taliban ve Afgan hükümetleri arasında görüşmeler yürütülmesi için girişimlerde bulundu. 2011, 2012 ve 2013'teki girişimler sonuçsuz kaldı.

5 Nisan 2014'te, Afganistan'da tekrar cumhurbaşkanlığı seçimleri yapıldı.

ABD kuklası Karzai tekrar seçimlere giremedi.  Eşref Gani Cumhurbaşkanı seçildi.

Eşref Gani’nin göreve gelir gelmez, yapılan anlaşmaları gözden geçirdi.

2015 yılı ile birlikte Afganistan’daki ABD askeri varlığının tedrici olarak azaltılması kararlaştırıldı.

2017'de Donald Trump'ın, ABD Başkanı seçilmesinin ardından gizli müzakereler yeniden gündeme geldi. ABD ile Taliban temsilcileri, 25 Şubat 2019'da barış görüşmeleri için Katar'ın başkenti Doha'da ilk kez bir araya geldi. Ancak, Kabil'de yaşanan terör saldırısında bir ABD askerinin ölmesi üzerine Trump anlaşmayı erteledi.

ABD ile Taliban arasında Aralık 2019'da yeniden başlayan görüşmeler, "şiddetin azaltılması" adı verilen bir fiili ateşkes kararıyla sonuçlandı.

16 Eylül 2020

ABD, Taliban’la barıştı. Terör örgütü denilen Taliban’la masaya oturdu ve el pençe durdu. Son görüşmeye bizzat ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’da katıldı. Katar’ın başkenti Doha’daki o toplantıda Taliban heyetindeki bir isim dikkat çekiciydi. Pompeo’nun karşısındaki heyette Guantanamo esiri Muhammed Nebi Ömeri’de vardı. Ömeri, 11 Eylül saldırılarının hemen ardından, ABD’nin Afganistan’a   yönelik işgalinde “terörist” diye esir alınıp 12 yıl boyunca GUANTANAMO’da tutulmuş, serbest kaldıktan sonra Afganistan’a dönerek Taliban’ın üst düzey yöneticilerinden biri olmuştu.

ABD’nin Afganistan işgali binlerce kişinin ölümüne ve büyük bir yıkıma yol açmıştı. ABD bu süreçte fazla sayıda asker de kaybetti. Bir bakıma Afganistan, ABD için bir bataklığa dönüşmüştü.

Neticede ABD PES ETTİ.

Pompeo, bir zamanlar Amerikalıların “terörist” dediği Taliban heyetiyle yaptığı toplantıda, belki de Afgan muhataplarına daha şirin görünebilmek için İngilizce “God willing” yerine direkt “İnşallah” demeyi bile tercih etti.

Sonuç

ÖNCE SOVYETLER BİRLİĞİ’Nİ SONRA AMERİKA’YI YIKAN, PES ETTİREN MAZLUM VE MAĞDUR AFGANİSTAN HALKINI SELAMLIYORUZ.

DÜNYANIN İKİ BÜYÜK EMPERYALİST DEVLETİ SOVYETLER VE ABD TARAFINDAN ARDI ARDINA İŞGAL EDİLEN AFGANİSTAN HALKI İÇİN YEPYENİ BİR DÖNEM AÇILDI.

EVET. EL ELE VERMİŞ, MİLLİ BİRLİK VE BERABERLİK İÇİNDEKİ BİR ÜLKE KARŞISINDA KİMSE DURAMAZ.

MİLLİ DİRENİŞLER KARŞISINDA, EMPERYALİSTLER KAYBETMEYE MAHKUMDUR.

GENÇLER, ZAFER İNANANLARIN OLACAKTIR.