Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Scholtz, Herzog, Miçotakis Türkiye’ye Neden Geldi?

Bülent ERANDAÇ
16 Mart 2022 12:50
A-
A+

Almanya Başbakanı Scholtz, İsrail Cumhurbaşkanı Herzog ve Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in adeta koşarak Türkiye’ye gelmelerinin, Başkan Recep Tayyip Erdoğan’la baş başa görüşme arzularının sebebi hikmeti nedir acaba?

Ukrayna savaşı gösterdi ki, enerji bağımlılığı bir gerçek olarak ortaya çıktı. Avrupa titremeye başladı. Türkiye’nin enerji denkleminin KİLİT ÜLKESİ olduğu güneş gibi parladı.

Türkiye jeostratejik konumu ve enerji havzalarının kalpgahı oluşunun sonucu, Başkan Recep Tayyip Erdoğan, dünya liderlerinin çok yakından takip ettiği, attığı adımların dikkatle takıp edildiği bir gerçek.

Nitekim Ukrayna savaşını sona erdirmede Başkan Erdoğan’ın yürüttüğü çok çok boyutlu diplomatik hamleler göze batıyor.

Bir ay içinde Rusya Lideri Putin, ABD Başkanı Biden başta olmak üzere 37 devlet Başkanı ile konuşan tek lider o. Antalya forumunda DÜNYANIN VICDANI oldu, ,dünyanın sessiz milyonlarının gür sesi olarak kalplerde yerini aldı.

Evet. Ukrayna savaşı Avrupa’yı titretiyor. Avrupa’nın enerji kaderi Başkan Erdoğan-Türkiye’nin elinde.

Bu nedenle, Almanya Başbakanı Scholtz, İsrail Cumhurbaşkanı Herzog, Yunanistan Başbakanı Miçotakis, Türkiye’ye gelip, enerji denklemini Erdoğan’ın açması konusunda fikrini aldılar.

10 Mart 2022 -Perşembe günü de, Kardeşimiz Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’in Başkan Erdoğan’la buluşması da Avrupa’nın enerji denklemi bağlamında tarihi bir yol kavşağı özelliğindeydi. .

Ukrayna savaşı ile enerji dengeleri sarsılırken, Türkiye parlıyor.

Türkiye’den geçen Azerbaycan doğal gaz taşıyan Trans Anadolu boru hatlarının, Avrupa’nın gelecekte titremesini ortadan kaldıracak bir proje olduğu görülüyor.

Avrupa’yı titretmekten kurtaracak ikinci proje de Türkiye ile İsrail arasında, olası Doğu Akdeniz boru hattı gündeme giriyor. İsrail Cumhurbaşkanı Herzog’un Ankara’yla barışma arzusu ve İsrail gazını Türkiye’den Avrupa’ya ulaşmasını sağlayacak yeni Doğu Akdeniz boru hattı projesi, jeopolitik özelliklere işaret ediyor.

TANAP konusunda Erdoğan-Aliyev ve Doğu Akdeniz yeni Boru Hattı konusunda ERDOĞAN- SCHOLTZ-HERZOG görüşmeleri AVRUPA’NIN GAZ TEDARİKİNDE KADERİNİ belirleyecek.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın vurgulamasıyla, TANAP (Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı) bir bölgesel barış projesidir. Doğu Akdeniz yeni boru hattı da, yepyeni bir dönemi başlatmaya matuftur.

Başkan Erdoğan, EastMed konusunda “Türkiye ’siz bu iş olmaz” demişti. Olmadığı ortaya çıktı.

Doğu Akdeniz gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya birçok parametresi var.

İdeal yol Türkiye üzerinden gitmesi. Türkiye’nin bir enerji merkezi haline gelmek için uzun süredir yürüttüğü stratejiye uygunluğu, enerji güvenliğinde Türkiye’nin güçlü kararlılığı, NATO ve Avrupa ülkesi olarak, Türkiye’nin Avrupa’ya güven vermesi, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz sorunlarının diplomatik yollardan çözümüne katkı sağlaması olasılığı. İsrail’in Yunanistan ve Kıbrıs Rumlarının arkasından çekilmesi sonucu, Doğu Akdeniz tansiyonunun düşmesine katkısı. Türkiye’nin teklif ettiği, Doğu Akdeniz gazından kazan-kazan formülüne göre, ortak iş yapılmasının önünü açması.

Israil’in Türkiye ile anlaşmasının ardından, Mısır’ın da Türkiye ile anlaşması, Doğu Akdeniz için, yeni ve kabul edilebilir bir ekonomik haritanın çıkarılacak olması. Tansiyonun düşmesi sonucu, ihtilaflı alanlarda aramalar için ortak zeminlerde buluşulmasının mümkünlüğü. Doğu Akdeniz’de gaz aramasını yapacak yabancı ülkelerin gemilerinin ve Türk sondaj gemilerinin birbirinden haberdar olarak çalışmasına katkı sağlaması.

Almanya’nın(AB) Rusya bağımlılığından kurtulmak için başlattığı yeni arayışlarda TANAP VE DOĞU AKDENİZ GAZI çok önemli jeopolitik, siyasi ve diplomatik gelişmelere konu oluyor.

ABD ile Rusya Savaşmaz

TARİHİN hiçbir döneminde Amerika ve Rusya direkt olarak hiç savaşmamışlardır. Dünyanın çeşitli yerlerinde bölgesel savaşlar çıkarmışlar, vekillerini, kontrol altındaki devletleri savaştırmışlar, kendi ordularını çatışmaya sokmamışlardır. Bu savaşların ardından dünyayı paylaşmışlardır.

 Ukrayna'ya bakınız. Biden, büyük projeleri eşliğinde Ukrayna'yı Rusya'ya peşkeş çekti. ABD ile Rusya, yine direkt savaşmıyorlar.

ABD (NATO) orduları ile Rus ordusu çarpışmıyor. Ukraynalıları savaştırıyorlar, ABD Başkanı Biden ile Rusya lideri Putin, bir savaş tiyatrosu sahneye koydular. Rus orduları Ukrayna'yı bombalıyor, şehirlerine giriyor. Ukraynalılar çarpışıyor, ölüyor.

ABD-Biden, "Rusya'ya karşı, NATO orduları savaşa girmeyecek. Amerika Ukrayna'ya asker göndermeyecek, ekonomik yaptırımlar getireceğiz.

Eğer asker gönderirsek, ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI ÇIKAR" diye dünyanın gözünün içine baka baka tiyatral konuşmalar yapıyor. Rusya lideri Putin, "Nükleer silahlarımızı alarma geçirdik.

ABD-NATO, bize dokunursa, savaşırız" diyor ve üçüncü dünya savaşı tehdidiyle insanları korkutuyor.

İkinci Dünya Savaşı'nda, Nazi Almanya’sını ezmek için, ABD ile Rus orduları beraberce Berlin’e girmişlerdi.

Ukrayna'nın Karadeniz kıyısındaki YALTA'da ABD Başkanı Rooswelt, Rusya lideri Stalin ve İngiltere Başbakanı Churchil buluştular. DÜNYAYI PAYLAŞTILAR.

Berlin'i böldüler. ‘Berlin Duvarı’ ile Batı ile Doğu'yu iki KUTUBA ayırdılar. Bir tarafta liberal demokrat kutup, diğer yanda komünist Rusya kutbu bağlamında 20'nci yüzyıl DÜNYA DÜZENİNİ kurguladılar. Diğer ülkeler de bu iki kamptan birine katılmak zorunda kaldı. Yalta'dan sonra Amerika ve Rusya, dünyanın çeşitli yerlerinde bölgesel savaşlar çıkardılar. Ama orduları hiç çarpışmadı. Kontrol ettikleri ülkeleri savaştırdılar. Vekillerini sahaya sürdüler.

1989 yılına kadar soğuk savaş dönemi sürdü. Berlin Duvarı 1989'da yıkıldı.

Sovyetler Birliği 1991 yılında çöktü. ABD TEK KUTUP olarak dünyaya şekil verdi.

Sovyetlerin eski nüfus alanı Doğu Avrupa ülkeleri tek tek NATO üyesi yapılarak Amerika (Avrupa) tarafından siyası olarak kontrol altına alındı. 2 bin yıllarının başında Putin, Rusya federasyonunu adım adım tekrar canlandırmaya başladı.

2010'lu yıllarda dünya tekrar Rusya ve yükselişe geçen Çın ile beraber çok kutuplu sürece girdi. Dünyanın paylaşım kavgası her geçen gün hızlanıyor.

ABD, Rusya'yı askeri kabiliyetinden dolayı önemli bir tehdit olarak değerlendirdiğini, Çin'in ise 2030 yılına kadar ABD için en büyük tehlike olmasını beklediğini açıkladı.

Günümüzde, dünyanın güç dengesi 3 ülke arasında paylaşılır hale geldi. ABD, Rusya ve Çin kendi aralarında doğrudan veya vekâleten liderlik yarışı içindeler.

Ukrayna sonrası ABD-İNGİLTERE-AVRUPA (NATO) ile Rusya-ÇİN olarak iki kutup kurgulanıyor. TEZE KARŞI ANTİ TEZ, ABD-İngiltere tarafından oluşturuluyor. Dünya iki büyük kutup arasında yeniden bölüştürülüyor.

ABD-Biden ile Rusya-Putin arasında bir SAVAŞ TİYATROSU oynanıyor. Bu tiyatronun ismi: FİLLER TEPİŞİR. ÇİMENLER EZİLİR.

Ukrayna topraklarında Rusya Tankları adım adım ilerliyor. ABD- NATO seyrediyor.

ABD-Rusya, dün Berlin’de duvar kurmuşlardı,  Bugün, Ukrayna'da KİEV DUVARI kuruluyor. Doğu Avrupa’dan Asya’ya yeni paylaşımlar arka kapılarda yürütülüyor.

Aslına baktığımızda Türkiye’mizin yakın coğrafyasında, Güneyde Irak- Suriye-Libya ve kuzeyimizde Ukrayna'da yaşanan savaş bu ülkelerin halkının güzel günleri için değildir.

21'nci yüzyılın yeni jeopolitiğini oluşturma çerçevesinde ABD, Rusya ve Çin tarafından DÜNYANIN PAYLAŞIMI olduğu gözden kaçmamalıdır.

Başkan Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye, 21'nci yüzyıl yeni dünya düzeni kurgulamalarını çok iyi okudu.

Başkan Erdoğan'ın tam bağımsız Türkiye hayaline göre ülkemiz konumlanıyor. BÜYÜK TÜRKİYE paradigmasıyla yürüyoruz.

Avrasya'nın 'Kalpgahı'ndaki Türkiye ile işbirliği yapmadan küresel güçlerin yakın coğrafyamızda hiçbir oyunu tutmaz.

Oyunları bozuyorduk. Artık oyun kuran TÜRKİYE GERÇEĞİ VAR.

ALMANYA’YI RUSYA’YA KARŞI, ABD CANLANDIRIYOR.

NEDEN ACABA?

Tarih: 28 Şubat 2022

Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sürerken, Almanya Başbakanı Olaf Scholz,"tarihi" olarak nitelendirilen bir konuşma yaptı.

Almanya'nın son 30 yıldır izlediği, Rusya'ya yönelik temkinli politikanın terk edildiği mesajını veren Scholz, dış politikada ve savunma politikalarında da köklü değişikler getiren, uzmanlar tarafından "devrim" niteliğinde görülen kararlar açıkladı.

Almanya Başbakanı Scholz'un açıkladığı en önemli kararlardan biri, Alman ordusu Bundeswehr'in güçlendirilmesi için, 100 milyar Euroluk (1 TRİLYON 700 MILYAR LIRA)rekor mali kaynak ayrılması oldu.

Scholz, bunu açıklarken konuşmasında ilginç bir ayrım yaptı. Rusları ve Rusya'yı değil, Devlet Başkanı Putin'i ve politikalarını bir tehdit olarak gördüklerini vurgulayan Scholz, "Bu savaş, Putin'in savaşıdır" ifadesini kullandı.

Scholz, "Rus İmparatorluğu" inşa etme planları olan, bu hedefi için askeri güç kullanmaktan çekinmeyen Putin'in oluşturduğu tehdide karşı, ülke güvenliğine çok daha büyük yatırımlar yaparak, Alman ordusu Bundeswehr'in yetkinliklerini güçlendirmek zorunda olduklarını söyledi.

'Güçlü, modern, ilerici Bundeswehr'

Daha iyi ekipman, modern teknolojiye dayalı yetkinlikler, daha fazla personelin "çok paraya mal olacağını" söyleyen Scholz, silahlanma projeleri ve gerekli yatırımlar için ayrı bir fon oluşturacaklarını, 2022 federal bütçesinden, 100 milyar euroluk bir kaynak ayıracaklarını duyurdu.

Scholz ayrıca Almanya'nın bundan sonra NATO'nun gayri safi yurt içi hasılanın (GSYİH) yüzde 2'sinin savunmaya ayrılması kriterini karşılayacaklarını da söyledi.

AB'nin lider ülkesi, Avrupa'nın en büyük ekonomisi Almanya'nın dış ve güvenlik politikalarındaki köklü değişim, pek çok soruyu da beraberinde getiriyor.

Almanya’nın bir askeri güç olma yoluna girmesinin arka planında ne oldu? Almanya’ya tarihi dönüşü sağlayanın Derin Amerika olup olmadığı? Diplomasi kulislerinde ve düşünce kuruluşlarında en çok tartışılan başlıklar arasında bulunuyor.

Sosyal Demokrat Scholz’un hükümetinin aldığı kararlar, Almanya'da bazı tabuların artık yıkılması ve geçmişten kopuş olarak değerlendiriliyor.

Geçmişteki hükümetler, savunma ve silahlanma konularında temkinli adımlar atmaya özen gösteriyordu, yurt dışı operasyonlara, silahlanma harcamalarının artırılmasına soğuk yaklaşıyordu.

İş dünyasının Rusya ile ilişkileri, birçok etkili siyasetçinin Almanya'yı, Batı ile Rusya arasında bir köprü olarak görmesi de, hükümetlerin yaklaşımını etkiliyordu.

Almanya AB'nin Lider Askeri Gücü mü Olacak?

Ağırlıklı görüşe göre, Derin Amerika-Başkan Biden tarafından Putin’in Ukrayna'ya başlattığı harekat, nükleer silahlarını alarm durumuna getirmesiyle tırmanan gerilim, Almanya'nın bugüne kadar Moskova ile gerilimleri düşürme, diyalogu ve ekonomik işbirliğini geliştirme politikasının da sonunu getirmesini istedi.

Derin Amerika’nın, NATO 2030 stratejisinde 21’inci yüzyıl hedeflerini belirlediği vurgulanarak, şu değerlendirme yapılıyor?

‘ABD, Çin’i hedefe koydu. Düşman ilan etti. Rusya’yı da kuşatarak etkisiz hale getirmeyi planlamıştı.

Ukrayna’yı ve Gürcistan’ı NATO üyesi yapma kararına, Rusya Lideri Putin, müthiş bir karşılık verdi.

Putin’e Ukrayna’yı hediye eden ABD-Biden(İngiltere), Almanya’yı askeri bakımdan canlandırarak, Rusya’ya karşı uğraşması, Batı Avrupa’yı koruması düşüncesiyle hareket ediyorlar.

Deniyor ki, Almanya ordusu büyütülürken, NATO güçlenecek, Rusya’ya karşı güç koyacak, ABD (İngiltere) de Çin’e daha etkili yönelme sürecini kurgulamış durumdalar.

Tarih: 16 Eylül 2021

ABD-İngiltere, Fransa’yı devreden çıkararak, Avustralya-ABD-İngiltere ortaklığında yeni bir ittifak (AUKUS) oluşturdu.

ABD Başkanı Joe Biden, İngiltere Başbakanı Boris Johnson ve Avustralya Başbakanı Scott Morrison düzenledikleri sanal basın toplantısında, ittifakın AUKUS adını taşıyacağını ve savunma alanında kapasite paylaşımını daha da güçlendireceğini açıkladı.

Biden'ın göreve geldiğinde Pasifik bölgesini yeniden Amerikan dış politikasının odağı haline getireceğini açıklaması Çin'in sert tepkisine yol açmıştı.

İngiltere Başbakanı Johnson, yeni ittifakın "giderek daha da karmaşıklaşan bir bölgede İngilizce konuşan üç demokratik deniz gücü arasındaki bağları daha da güçlendireceğini" kaydetti

Putin, Bir Devrime Yol Açtı

Almanya’nın askeri bakımdan canlandırılması, etkili bir güç konumuna yükseltilmesini, Uluslararası medya kuruluşları, "Putin, Almanya'da bir devrime yol açtı", "Putin hedeflememiş olsa da, Almanya'da bir devrim başlattı" gibi başlıklarla bu değişimi yorumladılar.

Alman gazetelerinde "Almanya silahlanıyor," "Scholz yeni güvenlik politikası ilan etti," "Berlin Putin'e karşı bayrak açtı" manşetleri dikkat çekiyordu.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Alman hükümetinin yeni kararları için, "Avrupa'nın güvenliği bakımından çok önemli bir süreçte açıklanan bu kararlar, uluslarımızın güvenliğine ve özgürlüğüne ciddi bir yatırımı temsil ediyor" diyordu.

Önemli Bir Soru: Alman ordusu, Almanya'yı (Doğu Avrupa NATO ülkelerini) olası bir Rus saldırısından koruyabilir mi?

Biliniyor ki, Alman ordusu şu anki haliyle hiçbir şekilde Almanya'yı olası bir Rus saldırısına karşı koruyabilecek durumda değil.

Alman devlet kanalı ZDF'e demeç veren bir emekli Alman generali, "İyi ki NATO'dayız, iyi ki Amerikan şemsiyesi altındayız, yoksa vay halimize" diyerek durumu olabilecek en açık şekilde ifade ediyordu.

Bilindiği gibi, Almanya, Eurofighter jetleri, Leopar tankları ve G36 otomatik tüfekleri gibi dünyanın en iyi silahlarını ürettiği ve en önde gelen silah ihracatçılarından biri olduğu halde ALMAN ORDUSU, bugüne kadar Amerika’dan izin çıkmadığı için büyütülemedi.

Bunun bir nedeni, ikinci dünya savaşından sonra Nazi geçmişinden dolayı Almanya'nın askeri olarak ABD tarafından sıkı bir şekilde budanması, diğeri nedeni ise 1989'de iki Almanya'nın birleşmesi ve ardından SSCB'nin çökmesiyle Sovyet tehdidinin ortadan kalkması ve bunun Almanya'yı ciddi bir rahatlama ve gevşemeye sürüklemiş olması.

Şu ana kadar Almanya, GSMH'sinin yüzde 1,2'sini savunma harcamalarına ayırıyordu. NATO daha çok tavsiye ediyordu.

Nazi geçmişi bir gölge gibi Almanya'nın peşini bırakmıyordu. Zira Rusya'nın Ukrayna'yı işgali, Almanların gözünün açılmasını (Derin Amerika planları çerçevesinde)sağladığı değerlendiriliyor.

Hangi adımlar bekleniyor?

Alman ordusunun modernleşmesi için hamleler, yeni projelerle önümüzde haftalarda şekillendirilecek.

Başbakan Scholz'un konuşmasında verdiği ayrıntılar, kapsamlı reformlar ve milyarlarca euroluk yeni silah alımları öngörüyor.

Buna göre, yeni jenerasyon savaş uçakları Avrupa'da, Fransa başta olmak üzere, Avrupalı partnerlerle üretilecek.

Yeni savaş uçakları operasyonel olana kadar Eurofighter geliştirilmeye devam edilecek. Bu uçaklar gelişmiş elektronik harp yeteceği ile donatılacak.

Avrupa'nın İnsansız Hava Aracı (İHA) projesi Eurodrone için gerekli anlaşmalar imzalandı, ilerleme kaydedilmeye odaklanılacak. İsrail yapımı silahlı insansız hava aracı Heron'ların satın alım süreci ise hızlandırılacak.

NATO'nun nükleer caydırıcılık yükümlülükleri çerçevesinde görev yapan ancak artık eskimiş olan Tornado savaş uçakları yerine, yeni uçakların bir an önce alınması planlanıyor.

Alman hükümeti, ABD'den F-35' savaş uçaklarının alınmasını da gündeme almış durumda.

Yeni teknolojiler alanında gelişmelere uyum güçlendirilecek, siber saldırılara, dezenformasyon kampanyalarına, kritik altyapı ve iletişim kanallarına olası saldırılara karşı direnç arttırılacak.

Sonuç

EVET. YENİ DÜNYA DÜZENI KURULUYOR.

ANGLO-SAKSONLAR CANLANDI. ABD-İNGİLTERE TEZGÂHLARI ÇALIŞIYOR. RUSYA-PUTİN, ESKİ SOVYETLER BIRLIĞI’NI CANLANDIRMANIN PEŞINDE. DELİ PETRO HARITALARI TOZLU RAFLARDAN INDI.

ÇİN BİR TARAFTAN “BİR YOL BİR KUŞAK” STRAREJİSİNİ YÜRÜTÜYOR, BİR YANDAN DA 21’İNCİ YÜZYIL PAYLAŞIM SÜRECİNDE YERİNİ ALIYOR.

VE ALMANYA YENIDEN CANLANDIRILIYOR.

BÜYÜK ÜLKELER, BÜYÜK LİDER ÇIKARIR. YENİ DÜNYA DÜZENİ KURULURKEN, BAŞKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN-BÜYÜK TÜRKİYE’DE BÖLGESEL GÜÇ, KÜRESEL AKTÖR OLARAK JEOPOLİTİK VE JEOEKONOMİK İLİŞKİLERİ İLMEK İLMEK ÖRÜYOR                .

TÜRKİYE’NİN 21’İNCİ YÜZYIL YÜRÜYÜŞÜ HAYIRLI OLSUN.