Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Petrol Baronlarının Suriye ve Libya’da Derin Planları

Bülent ERANDAÇ
10 Ağustos 2020 21:18
A-
A+

ABD’li petrol baronları, geçen hafta, Suriye’de ve Libya’da çok kritik hamleler yaptı. Petrol baronlarının, Suriye ve Libya’da kurmaya çalıştığı tezgâhlar, bire bir Türkiye’yi ilgilendiriyor.

BİRİNCİSİ: DERİN ABD, SURİYE PETROLÜNÜ PKK’YA İHALE ETME TEZGÂHI KURUYOR

İKİNCİSİ: DERİN ABD, LİBYA’DA SİRTE VE CUFRA İLE PETROL BÖLGELERİNİN BİRLEŞMİŞ MİLLETLER KONTROLÜNE ALINMASINI TEZGÂHLIYOR.

Bu 2 konunun detaylarına bakalım…

TÜRKİYE, DENKLEMİ DEĞİŞTİRDİ.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Türk devlet aklı, hem Suriye’de hem de Libya’da ABD ve Rusya’nın kurmakta oldukları planları erken okuyarak, müthiş stratejik hamleler yaptı. Zamanında yaptığımız diplomatik ve askeri ataklarla bu iki ülkede, on yıllarca Türkiye’mizin başını ağrıtacak derin planları, işlemez hale getirdik.

Oyun bozduk. Şimdi oyun kurmak üzere iken, ABD’li petrol baronlarının darın planları ile mücadele etmek zorunda kaldık.

Libya’da Türkiye denklemleri değiştirirken, küresel güç ABD’nin, önce Hafter’i çıkarmış olmasına karşın, Rusya’nın Hafter lehine girdiği oyundan rahatsız olarak, kendini, tarafsız bir konuma çekmesi yeni taktıklarını gündeme soktu.

Şu anda, Libya’da ateşkes var. Türkiye’nin meşru Libya hükümetinin yerini sağlamlaştırması sonrasında kritik kavşak Sirte-Cufra’yı Hafter’den temizleme operasyonu tam başlayacağı anda, önce Rusya, sonra ABD taktikleri hızlandı.

ABD’nin taktiklerinin bir sürecinde, ABD’li petrol baronlarının devreye girmesiyle, Sirte-Cufra’nın Birleşmiş Milletler kontrolüne alınması, ABD derin devleti tarafından öne sürüldü.

Derin ABD’nin yönlendirmesiyle sıraya Almanya girdi.

Almanya Dışişleri Bakanı Maas, Libya’da taraflara gecikmeksizin ve koşulsuz müzakerelere başlama çağrısı yaparak, “bunun için ilk önemli adım Sirte ve Cufra’nın askerden arındırılması olabilir.” Dedi.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres de “Libya’da askerden arındırılmış bir bölge oluşturulması için adım atıyoruz. “ açıklamasında bulundu.

Bu gelişmeler olurken, İsrail’in yönlendirmesiyle Mısır Cumhurbaşkanı Sisi devreye sokuldu. Sirte ve Cufra’nın kırmızıçizgileri olduğunu açıkladı.

Açıklamaların arka planında ne var?

Libya’nın ikiye bölüneceği ve bunun altyapısının hazırlandığı iddia ediliyor.

Türkiye, Sirte ve Cufra’nın, meşru Libya hükûmeti tarafından alınmasını istiyor. Rusya, Cufra Havaalanı Sirte üzerinden Afrika’ya yerleşmeye çalışıyor. ABD, Rusya’nın Libya’da var olmasını istemiyor. NATO’yu da devreye sokuyor.

Böyle bir tablo, Libya’nın fiilen 2’ye bölünmesi, Cufra-Sirte’nin tampon bölge olması tezgâhlarına sorunu getiriyor.

Sirte-Cufra’nın Libya’nın petrol alanlarının stratejik noktası olması nedeniyle, Türkiye ve küresel güçleri bilek güreşi sürüyor.

Suriye Petrollerine Göz Diken ABD

Libya’da hassas gelişmeler olurken, bir anda, ABD’nin etkili senatörlerinden Lindsey Graham, terör örgütü PKK’nın Suriye kolu SDG’nin sözde komutanı Mazlum Kobani ile geçtiğimiz günlerde görüştü. Bu görüşmenin dikkat çekici 9 saatlik ardından kuzey Suriye, Fırat’ın doğusunda PKK’nın kontrolündeki petrol sahalarının modernizasyonu, petrol üretiminin artırılması ve pazarlanması için bir yol haritası belirlendi.

ABD’li petrol baronları, daha önce de petrol devi Exxon Mobil’i Fırat’ın doğusuna sokmaya çalışıyordu.

Graham ve PKK-PYD terör elebaşı Kobani’nin pazarlıklarının ardından, ABD siyasetinde söz sahibi ve geçmişi spekülasyonlarla dolu bir diğer şirket olan delta Crescent Energy ile anlaşma imzalandı.

Yani, derin ABD ile terör örgütü PKK ile resmen petrol tezgâhı kuruyorlar.

Türkiye şiddetle karşı çıktı. Aylar önce, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan-Türk Ordusu, Suriye’nin petrol bölgesinden PKK-PYD’yi temizleme kararındaydı. Hatırlayalım.

Önce Amerika, ardından Rusya, harekâtımızın önünü kestiler.

ABD ordusu, petrol bölgesindeki PKK’yı silahlandırmayı sürdürdü.

Delta Crescent Energy, Fırat’ın doğusunda PKK’nın kontrolündeki petrol sahalarının modernizasyonu, petrol üretiminin artırılması ve pazarlanması için ekim tarihi itibari ile kolları sıvayacak. Şubat ayına kadar 60 bin varil üretim yapılacak.

PKK’nın bugüne kadar kaçak olarak çıkardığı, dağıtımını yaptığı ve kalitesiz tesislerde ürettiği yakıt artık resmen ABD’li petrol şirketi tarafından çıkarılacak ve sürece bir şekilde resmiyet kazandırılacak.

ÖNEMLİ NOKTA ŞU:

Delta Crescent Energy üreteceği 380 bin varil çok büyük olmasa da pkk terör örgütü için bir gelecek tayin etmede ve bölgesel denklemde maddi olarak da güç katacağı kaçınılmaz.

Burada üç temel sorun var…

Birincisi; delta Crescent Energy Fırat’ın doğusunda çıkaracağı ve 60 bin varilden 380 bin varile 20 ayda çıkaracağını vadettiği petrolü hangi boru hatlarından, hangi güzergâhtan dünya pazarına ulaştıracak?

İkincisi; çıkarılacak petrolün parası nasıl bölüşülecek? Şam yönetimine bir pay verilecek mi? Menşe şahadetnamesi (ülke kimliği) olmayan bir petrolü hangi ülkeler alır? Ve asıl kritik soru; dünyanın hangi bankası bir terör örgütüne hesap açıp parasını aktarmayı göze alır?

Üçüncüsü ise; Suriye devletinin petrolü nasıl oluyor da bir terör örgütüne kaynak haline dönüşebiliyor? Üstelik başka bir ülke aracılığıyla…

ELBETTE ATACAĞIMIZ NEŞTERLER VAR.

Türkiye’nin hem sahada hem masada sürdüreceği kararlı duruş karşısında, ABD’nin PKK’nın el koyduğu petrolün ABD’li şirket tarafından Ürdün ve İsrail üzerinden taşıması gündeme gelebilir.

Sonuç

MÜDAHALE ETMESEYDİK, PKK TERÖR KORİDORU KURULACAKTI.

Bu gelişmeler, başkan Erdoğan Türkiye’nin, Irak’tan kuzey üzerinden Akdeniz’e uzanacak ABD-İsrail-PKK koridorunun havaya uçurulmasının ne kadar hayatı olduğunu göstermektedir. O koridor kurulsaydı, PKK-ABD ortaklığıyla petrol, Akdeniz’e gidecek, yüklenecekti.

Pakı, ABD ile PKK arasında yürüyen Suriye petrolleri konusundan Rusya’nın haberi yok mu? Var. Var.

Olay son derece net: ABD ve Rusya, PKK-PYD’yi mayın eşeği olarak kullanmaktan çekinmiyor. ABD, İsrail, Mısır, Birleşik Arap Emirliği de PKK’yı yanı başımızda bir yandan silahlandırıyor bir yandan da ihya ediyor

İNGİLİZ CHURCHILL’İN BİR LAFI VARDI: “BİR DAMLA PETROL, İNSAN KANINDAN DAHA DEĞERLİDİR.”

SU UYUR. EMPERYALİSTLER UYUMAZ…