Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Paris Toplantısının Arka Planı

Bülent ERANDAÇ
12 Kasım 2018 15:06

Türkiye tarihi dönüşümünü, son 15 yılda gerçekleştirdiği değişimi, küresel lider Tayyip Erdoğan’la Paris’te gözler önüne serdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 81 milyonluk Büyük Türk milletinin gücüyle, dünyanın tarihi mevzilerinde, Türkiye’yi gururla temsil ediyor. Katıldığı her zirvede, ziyaret ettiği her ülkede, Türkiye’nin Selçukludan Osmanlı'ya, Kurtuluş Savaşı'ndan Cumhuriyet dönemine ve bugün Büyük Türkiye yolunda yürüyen ülkemizin küllerinden doğduğunu çok güzel gösteriyor.

100 yıl önce parçalanan, sınırları cetvelle bölünen Türkiye, 100 yıl sonra, Paris’te 21. Yüzyılın aktörü olduğunu, dünya kamuoyuna gösterdi.

Sabah Gazetesi Dış Haberler Müdürü Bercan Tutar, Paris toplantısını merkeze alarak, dikkati çeken bir yazıya imza attı. Bu yazının bir bölümünü buraya alarak, yeniden kurulmakta olan ‘Yenidünya Düzeni’ hakkında bir pencere açmak istiyorum:

“ABD, İngiltere ve Fransa'nın başını çektiği İtilaf Devletleri ile Almanya arasında 11 Kasım 1918'de imzalanan ateşkes anlaşmasıyla savaş resmen bitmişti. Ancak, II. Dünya Savaşı ve onun ardından başlayan  soğuk Savaş Birinci Cihan Harbi'nin sona ermediğini gösterdi.  Nitekim günümüzde ekonomik savaş adı altında sahnelenen büyük güçler arasındaki rekabet yeniden kızışıyor. Zira birinci ve İkinci Dünya savaşlarıyla küresel merkezin boyunduruk altına aldığı aktörler tekrar yükselişte. Ticaret, kültür, siyaset, bilgi, enerji, medya, askeriye, teknoloji ve emek akışında, yeni merkezler, yeni stratejik coğrafyalar ve yeni rotalar ortaya çıkıyor.”

“Yeni sistemin omurgasını beş kritik realite şekillendiriyor. İki, soğuk savaşın aksine yeni küresel sistemdeki gerilim iki kutuplu olmayacak. Zira çok kutuplu bir soğuk savaş dönemindeyiz. Üstelik her aktörün isteklendirme, araç ve hedefleri birbirinden oldukça farklı.

İkincisi, zora dayalı ittifak sistemi yerine rızaya dayalı farklı koalisyonlardönemi başlıyor. Örneğin Rusya sadece Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkasya'da değil Afganistan ve Pakistan'a da nüfuz etmeye başladı. Fransa ve Hindistan deniz ticaretinde işbirliğine gidiyor. Çin, Kuzey Buz denizindeki yeni ticaret yolları için Danimarka'yı by-pass ederek Grönland ile işbirliği arayışında. Üçüncüsü, farklı ittifaklar arasında yakınlaşmalar had safhaya ulaştı. Örneğin AB ile ASEAN arasında temaslar artıyor. AB, Rusya, Çin, ABD arasında Arktik Konseyi oluşturma fikri güçleniyor. Türkiye ile Çin ve Rusya arasındaki işbirliği kuvvetleniyor. Bu temaslar 20'nci yüzyıldaki yeni ticaret yolları ve stratejik fırsatları aşan bir içeriğe sahip. Dördüncüsü, Arktik'ten Süveyş ve Malakka boğazlarına Aden ve Basra körfezlerinden Hazar'a kadar uzanan bölgelerde güvenliğin artık bütün dünyaya kamusal ürün olarak sunulacağı bir dönem başlıyor. Beşincisi de küresel matriks kendi kurumlarını kuruyor. Çin liderliğindeki Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB), IMF ve Dünya Bankası'nın rolüne soyunacak. Şanghay Örgütü ve Arktik Konseyi güçlerini daha da artıracak. Geldiğimiz noktada Atlantik'in lokomotifi konumundaki ABD çözüldükçe farklı aktörler arasındaki koordinasyona dayalı çoğul bir küreselleşme ve çok kutuplu bir dünya düzeni güç kazanıyor. İşte Paris'teki küresel zirve, bu yüzyılın dünya düzenine yön veren beş önemli gelişmenin rol aldığı bir sahne olarak görülmelidir.”

Evet. Türkiye, Avrupa, Rusya, Çin, İran, Hindistan ve ABD arasında yeni bir küresel denge oluşuyor.

Yenidünya Yeni Türkiye

TÜRKİYE 1924-2002 arası ortalama yüzde 4,7 büyüdü. 2003-2017 arası 5,7 büyüdü ortalama. Eğer Türkiye 1924'ten bugüne 5,7 büyüseydi bugün dünyanın 7. büyük ekonomisi olacaktı. 2,3 trilyon dolarla, Fransa'dan sonra gelecekti. Şimdi 17. sıradayız.
Peki, neden yapamadık? Bizi yıllarca içeride birbirimize kırdırdılar... Ne üretim, ne ihracat, ne sınırlarımızın ötesi... Koskoca Devlet 30 yılı türbanı tartışarak geçirdi. İçeride kısır tartışmaların ve gündemlerin içine sokulan Türkiye'ye 70'lerden bu yana bir de neredeyse 50 yıllık bir terör belası yamadılar. Trilyon dolara yakın paramızı teröre gömdürdüler. Hiç uyanamadık...

Hücrelerimize kadar sızıp, bizi birbirimizle boğuşturanları göremedik.
Her yerde onlar vardı aslında... Askerimizi MİT'imizi NATO'ya, Gladio'ya bağlamışlardı farkında değildik. Türkiye'nin tanıtımını ve dış politikasını Yahudi lobilerine teslim etmiştik, gıkı çıkan yoktu. 1980 öncesi Amerika'lılara bir Bakanımız şöyle sesleniyordu.
"Kore savaşında beraberdik. O savaştan sonra Güney Kore kaldırımlarında ayağınıza dolar yığınları yapıştı. Orada bizim askerimiz de öldü. Bize neden yardım etmiyorsunuz?" Evet, bizi alıyorlar, kullanıyorlar, kenara atıyorlardı. Yıllar önce, Amerikan Altıncı Filosu 'nun İstanbul'a demirlediği ve Amerikan askerlerinin denize döküldüğü tarihi hatırlayalım. “15 TEMMUZ” bu tarih size bir şey çağrıştırıyor mu?

50 yıllık planlar yapanlar, yaklaşık 50 yıl sonra bu ülkede FETÖ ile savaş uçaklarımızı kaçırıp, aynı günde Türkleri bombalıyordu. Çünkü Türkiye yenidünya düzeninin masasında yer almaya yürüyordu.

100 yıl önce Fransız-İngiliz Sykes-Pıcot’la sınırları cetvelle çizilen Türkiye değildik."Masa" kuran oluyorduk. Gözümüzü dışarıya çeviriyorduk. Yepyeni bir dünya kuruluyor... Yepyeni ve güçlü bir sistemle karşılarındayız. Türkiye Yeni Dünya Düzeni'nde masada olacak.

 

12.11.2018