Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Kıbrıs Maraş'ta Uluslararası Satranç

Bülent ERANDAÇ
30 Eylül 2019 16:59

Akdeniz çanağında hidrokarbon paylaşım hareketliliği var. Türkiye ve KKTC tarafından ilmek ilmek örülen diplomasi mekiğini yürütülüyor. Bu bağlamda,  45 yıl sonra Kapalı Maraş’ın uyandırılma kararımız dengeleri sarsmakta gecikmedi. Maraş’ın Kuzey Kıbrıs Türk yönetimi altında açılması kararı ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan köşeye sıkıştırıldı.

Maraş’ın açılması kararımıza gelinceye kadar yaşananların bir bölümünü hatırlanmakta büyük fayda var.

Yunanistan ve Kıbrıs Rumlarının, Kıbrıs’ı işgal etme, Enosis yoluyla Adayı Yunanistan’a bağlama oyunlarına son veren Türkiye ve Kıbrıs Türkleri, 1974'te tarihi bir zafere imza atmışlardı.

1974 harekâtından sonra, Birleşmiş Milletler tarafından denetlenen ve Kıbrıs adasını ikiye ayıran "Yeşil Hat" tampon bölgesinde bulunuyor. İçerisinde Birleşmiş Milletler'e (BM) ait bir adet bina bulunan bölgede, altı apartman Türk Silahlı Kuvvetleri'ne orduevi yapılması için tahsis edilmiş durumda.

O günden bu yana Kıbrıs tartışmaları sürerken, bir konu ayrıca değerlendirmelere tutuluyordu. MARAŞ BÖLGESİ.

1970'li yılların başında Akdeniz Bölgesi'nin en gözde tatil noktalarından biri olan Maraş Avrupa'nın milyoner iş adamlarına, dünyaca ünlü isimlere ev sahipliği yaparken bir anda karanlığa bürünüp "hayalet şehir" olmaya terk edildi. Kapalı Maraş ayrıca Sophia Loren, Elizabeth Taylor, Marliyn Monroe ve dünyaca ünlü çok sayıda ismin tatillerde uğrak yeriydi. İngiliz Kraliyet ailesinin bölgede yaptığı Golden Sands Hotel, dünyanın ilk 7 yıldızlı oteli olarak da anılıyordu.

Annan Planı'na göre Kapalı Maraş'ın Rumların denetimine bırakılması planlanıyordu; ancak yapılan referandumda Annan planı Kıbrıs Türklerince kabul edilmesine rağmen, Kıbrıs Rumları tarafından reddedildi.

Milyonerlere ev sahipliği yapan Maraş  "hayalet şehir" olarak duruyordu.

Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) 1974'ten beri kapalı olan Maraş'ın açılması yönünde çok önemli bir adım attı.

Bu karar, uluslararası dengeleri sarsarken, MARAŞ SATRANCI oynanmaya başlandı.

Önceki günlerde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Kıbrıs’ta artık bir şeylerin değişmesi gerektiğini düşündüklerini belirterek, bunun gereğini yapmakta olduklarını vurguladı.

Kudret Özersay, bu çerçevede uzman bir ekip oluşturarak bu alan içerisinde bilimsel bir döküm çalışması yapılması ve 45 yıldır kapalı olan Maraş’ın sivile açılması yönünde harekete geçme kararı aldıklarını dile getirirken, önemli açıklamalarda bulundu:

‘’Yarım asır boyunca süren Kıbrıs sorunu müzakerelerinden de bir sonuç alınmadı. Büyük bir hayal kırıklı yaşandı. Bu statükodan en fazla zarar gören Kıbrıslı Türkler oldu. Kıbrıslı Rumlar esasen konforlu bir durum içerisinde

Kıbrıslı Türkler, bu belirsizliği biraz kırmak, tek düze statükoyu artık bir yerden çatırdatmak ve burada bir şeylerin değişmesi gerektiğini herkese göstermek adına Kapalı Maraş’ın açılması adına adım atıyoruz. Kapalı Maraş konusunda yerleşmiş olan ve hiç değişmeyecekmiş gibi bir hava yaratan statükoya çomak sokmaktır yapılan. Bu adım bu açıdan önemli ve de semboliktir”

Özersay, kapalı Maraş açılımının “hem söylenen hem de yapılan” olması nedeniyle de şimdiye kadar söylenenlerden farklı bir durumunun söz konusu olduğunu dile getirdi, KKTC yönetimi olarak Kapalı Maraş’ın açılımı ile ilgili kararlı duruşları olduğunu sözlerine ekledi, Türkiye Cumhuriyeti’nin de bu noktada destek verdiğini kaydetti.

Kıbrıs sorununa yönelik müzakerelerin kesintiye uğraması ve tekrar başlamasına yönelik yaşanan sıkıntının Türkiye’den kaynaklı olmadığını söyleyen Kudret Özersay, müzakerelerin 2 yıl önce Crant Montana’da neden çöktüyse şimdi de onun için başlayamadığını dile getirdi.

“Kıbrıs Rum tarafı yönetimi bizimle paylaşmayı içine sindirebilmiş durumda değil” diyen Özersay, çöküş nedenlerinde de aradan geçen 2 yıllık sürede Rum tarafında hiçbir şey değişmediğini ifade etti.

“Rum tarafın yönetimi ve Akdeniz’deki hidrokarbon zenginliklerini Türk tarafı ile paylaşmayı istemediği” yorumunda bulunan Özersay, müzakerelere tekrar başlanması durumunda yine çöküşün yaşandığı noktadan çıkış yapılacağı ve bu nedenle de Türk tarafının ucu açık, netleşmemiş bir Kıbrıs sorunu tablosu içerisinde yer alarak belirsizlik içerisinde hareket etmek istemediğini kaydetti.

Özersay, “Ya koşullarda şartlarda değişiklik yaratacaksınız ve farklı bir sonuç bekleyeceksiniz ya da şartlarda değişiklik yaratamıyorsanız, şartlara uygun bir ortaklığı oturup konuşmanız gerekir. O nedenle biz KKTC hükümeti olarak bugünkü şatlarda federal ortaklığı mantıklı bulmadığımızı söylüyoruz. Bu şartları değiştirip eşitlemek istemeyen bir Rum yönetimi bize gerçekçi de gelmiyor” dedi.

KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’ın son cümleleri çok anlamlı‘’ Kıbrıslı Rumların domine edeceği bir yönetimin altına girmeyeceğiz. Kıbrıs’ta çözüm olsa da olmasa da KKTC ve kurumlarına sahip çıkacağımız ve kendi kendimizi yöneteceğimiz bir anlayıştan vazgeçmeyeceğiz. KKTC tanınsa da tanınmasa da, uluslararası arena Kıbrıs Türk halkını ve devletini yok sayamaz’’

KIBRIS’TA 2 DEVLET FORMÜLÜ GÜNDEMDE

Doğu Akdeniz’de gaz araması, Kıbrıs sorununun çözümünde BM görüşmeleri ve Kapalı Maraş’ın açıklaması gibi, dikkati çeken bir KIBRIS PAKETİ hazır. Türkiye ve KKTC, “Kıbrıs Paketi”ne yönelik uluslararası zeminde diplomatik ve askeri tedbirlerini ilmek ilmek örüyor.

KKTC’de sol eğilimli dörtlü koalisyonun dağılmasından sonra, sağ eğilimli Ulusal Birlik Partisi (UBP) Halkçı Parti’yi (HP) yanına alarak, geniş tabanlı bir koalisyon kurdu. Türkiye’nin de tam desteğine sahip olan bu hükümet, yeni Başbakan Ersin Tatar’ın yönetiminde, içte ve dışta bazı önemli hamleler yapıyor. Son olarak, MARAŞ’IN AÇILMASI ÇOK ÖNEMLİ BİR HAMLE ÖZELLİĞİNDE.

Yeni KKTC hükümeti, Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan-Türk Devlet Aklı tarafından tam destekle, Kıbrıs sorununun çözümü için, yeni bir yaklaşım sinyalini verdi. BUNUN İSMİ,’HERKES KENDİ YOLUNA’’

Başbakan Ersin Tatar’ın Meclis’ten güvenoyu almasından sonra yaptığı konuşmada, çözüm konusunda Türk politikasının ne olması gerektiğini şöyle açıkladı:

‘’Rum tarafıyla yıllardan beri müzakere edilen federal sistem formülü üzerinde anlaşmak mümkün olmuyor. Dolayısıyla, müzakereleri başka bir zemine kaydırmak zamanı geldi. Türk tarafı olarak çözüm için “iki devlet” formülünün konuşulması zamanı gelmiştir’’

BU NASIL OLACAK?

Güzel bir örnek var. Çekoslovakya’nın Çekya ve Slovakya diye iki devlet olarak ayrılması sağlandı. Barış oluştu.

Bu noktada Türkiye diplomatik temaslarını iki yönlü ağırlıklı sürdürüyor... Öncelikle,KKTC’yi  tanıyacak ülke sayısını arttırma.Bunu tamamlayacak diğer gelişme,Rumların,ANLAŞMAZLIK TUTUMU SÜRDÜKÇE,2 devletli formül için uluslar arası iklimin oluşturulması.

KKTC’DE 2020 NİSAN’DA CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ VAR

Kktc’DE,2020 yılının Nisan ayında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlıklar, temaslar, denge arayışları sürüyor.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın peş peşe gelen açıklamaların artık gündemde yer almaya başlaması bunun bir işaretidir.

Akıncı aday. Eski Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da hazırlıklar içinde. Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı  Kudret Özersay‘ın yıldızı parlıyor. UBP’nin Genel Başkanı-Başbakan Ersin Tatar’da ağırlık isim. Serdar Denktaş’ın Cumhurbaşkanlığına aday olma arzusunda olduğunu biliyoruz. Ancak sadece partisi Demokrat Parti’nin desteği ile olacak iş olmadığını o da biliyor.

Dişli adayların varlığı… KKTC’de Cumhurbaşkanlığı seçiminin İKİNCİ TURA kalacağını gösteriyor.

KÜSTAH RUM YÖNETİMİ’NE TÜRK DIŞİŞLERİ’NİN TOKATI

Türk Dışişleri Bakanlığı'ndan Doğu Akdeniz'deki sondaj çalışmalarıyla ilgili yapılan açıklamaya cevap veren Kıbrıs Rum Yönetimi Dışişleri Bakanlığı, "Kıbrıs Cumhuriyeti hidrokarbonlar konusundaki politikasını Avrupa ve uluslararası kanunlar çerçevesinde kararlılıkla yürütmeye devam edecektir" açıklamasını yaptı.

Rum Yönetimi'nin açıklamasında 'Türkiye'nin açıklamasının bir kere daha Ankara yönetiminin 1982 Deniz Kanunu üzerinde Birleşmiş Milletler Konvansiyonu'nda vurgulanan uluslararası kanunları yok saydığının ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin egemenliği, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgesine saygısızlığının bir göstergesi olmuştur' denildi.

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy,  Kıbrıs Rum Yönetiminin 7 numaralı ruhsat sahası için uluslararası şirketlerle anlaşma imzalaması ile ilgili olarak "GKRY'nin hükümsüz ruhsatlarına dayanarak Türk kıta sahanlığında herhangi bir hidrokarbon arama çalışması yapılamayacağı konusunda tekrar uyarıyoruz." ifadelerini kullanmıştı.

Aksoy, “7 numaralı sözde ruhsat sahasının bir bölümü, daha önceden de defalarca dikkate getirdiğimiz ve uluslararası kamuoyuyla paylaştığımız üzere, ülkemizin bölgedeki Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde de kayda geçirilen kıta sahanlığı içinde kalmaktadır” demişti.

Öte yandan Rum Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada Kıbrıs Rum Hükümeti tarafından lisanslandırılan ve adanın güneybatısında yer alan Blok 7 sahasının Kıbrıs'ın kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgesinde bulunduğunu belirterek bölgenin halihazırda iki kıyı ülkesi olan Mısır Arap Cumhuriyeti ve Kıbrıs Cumhuriyeti arasında uluslararası anlaşmalara uygun olarak 2003 yılında imzalanan anlaşmayla tahdit edildiği vurgulandı.

Açıklamada "Blok 7'deki arama ve sondaj çalışmaları Kıbrıs münhasır egemenlik hakları içerisinde yer almakta Türkiye'nin de dahil olduğu hiçbir üçüncü ülkenin haklarını etkilememektedir" ifadeleri kullanıldı.