Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Karadeniz’den Dünya veya Bölgesel Savaş Çıkar mı?

Bülent ERANDAÇ
07 Temmuz 2021 16:47
A-
A+

Balkanlar yeniden karışıyor. Karadeniz kaynıyor. Karadeniz’de çılgın manevralar yapılıyor. Karadeniz’de Rusya ile ABD (Doğu-Batı) kritik, hassas mı hassas senaryolarla birbirinin gözünü oymak için hazırlıklar yapıyor. Karadeniz, barut fıçısı konuma gelmiş durumda.

Düşünebiliyor musunuz? Rusya lideri Putin, Derin İngiltere’nin savaş gemisinin Kırım karasularında yaptığı YOKLAMA SENARYOSU karşısında şaşırtıcı bir karşılık verdi: “İngiliz savaş gemisini batırsaydık, DÜNYA SAVAŞI ÇIKMAZDI” gibi manidar bir mesajı dünyaya verdi.

Yani, Karadeniz’deki kritik gelişmelerden DÜNYA SAVAŞI LAFLARI etmenin eşiğine gelindi.

Son bir ayda içinde, dünyanın kalp atışlarını yükselten gelişmeler Karadeniz etrafında yaşanıyor. Gelişmelerin başlıklarını sıralarsak, üst üste oturan bir hassas tabloyu daha net olarak okuyabiliriz.

1) NATO-2030 stratejisi Brüksel’de belirlendi. NATO, Karadeniz’e çıkışı olan Ukrayna ve Gürcistan’ı üye yapacağını açıkladı.

2) Küresel Güç Rusya lideri Putin, “Ukrayna ve Gürcistan’ı NATO üyesi yaparsanız, sonucuna katlanırsınız” açıklaması ile Batıyı tehdit etti.

3) Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Biden arasında STRATEJİK BİR GÖRÜŞME yapıldı.

Ardından ABD Başkanı Biden ile Rusya lideri Putin baş başa görüştü. Buna bazı çevreler İKİNCİ YALTA ismini verdiler.

(Not: Yalta toplantısı tarihin önemli bir dönüm noktası olmuştu. Karadeniz’in bugün barut fıçısına dönen Ukrayna’nın Karadeniz limanı Odesa yakınlarında Yalta’da; ABD Başkanı Roosvelt, Sovyetler Birliği (Rusya) lideri Stalin, İngiliz Başbakanı Churchill, daha II. Dünya Savaşı bitmeden buluşmuşlar, dünyayı paylaşmışlardı. Batı ve Doğu iki eksen olmuştu. Sonradan bu gelişme Liberal Batı ile Komünist Sovyetler Birliği arasında, 1991 yıllarına kadar devam eden Soğuk Savaş sürecine yol açmıştı.)

4) NATO ülkesi İngiltere’nin savaş gemisi, Montrö anlaşmasına uygun Karadeniz’e çıktı. Rusya’nın kontrole aldığı Kırım karasularına girince, Rus donanması harekete geçti. İngiliz gemisine ateş açılarak, Kırım sularından kovalandı.

İngiltere ne yapmak istedi? NATO’nun bir YOKLAMA SENARYOSU olduğu anlaşılıyor.

Çok ilginç bir olay oldu. İngiliz savaş gemisinin Kırım operasyonunun TOP SECRET (çok gizli) belgeleri İngiltere’de bir otobüs durağında tesadüfen bulundu!

5) NATO, Karadeniz’de tarihin en büyük tatbikatını yaparak, Rusya’ya gözdağı verdi.

6) Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Rusya lideri Putin’le uzun bir görüşme yaptı.

7) Rusya’nın çok tecrübeli Dışişleri Bakanı Lavrov, aniden iki yıldan bu yana ilk kez Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu’nun misafiri olarak Antalya’ya geldi. Uzun görüşmelerde KARADENİZ’in ele alındığı belirtildi. Lavrov’un ‘KANAL İSTANBUL, MONTRÖ ANLAŞMASINA UYGUNDUR’ gibi bir açıklama yapması dikkati çekti. Zamanlama açısından, bunun ne anlama geldiğini daha sonraki yazılarımızda stratejik okumasını yapacağız.

8) Son bombayı Almanya Başbakanı Merkel patlattı. Rusya lideri Putin’i çıldırtacak bir açıklama yaparak, ‘Batı Balkanlardaki ülkelerin hepsini AB (NATO diye okuyunuz) ÜYESİ yapmalıyız’ dedi.

Yanı, Putin arka bahçesi olarak değerlendirdiği Balkanlara yönelik stratejik bir çıkış yaptı.

Bu maddelerin hepsinin birbiri ile çok yakın ilişkisi var. Yeni dünya düzeni kurulurken, bu stratejik hamlelerin sonuçlarını 2030 yılına kadar çok göreceğiz.

Evet. Bu stratejik hamlelerin, Karadeniz’den bir dünya veya bölgesel savaş çıkarıp çıkarmayacağını yakından takip edeceğiz. Çünkü ihtimaller yükseliyor.

KARADENİZ GERİLİYOR

Haziran’da yapılan G7; NATO-Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Erdoğan-Biden, Biden-Putin zirvelerinin üzerinden çok geçmeden ve bu toplantıların henüz değerlendirmeleri yapılırken, İngiliz Defender savaş gemisi Kırım Yarımadası açıklarında Rusya’nın uyarı ateşi ile karşı karşıya kaldı.

Kırım konusu Rusya ile Batı arasında önemli bir sorun olarak devam ederken; Derin İngiltere’nin bir yoklama yaptığı Kırım sularına girme olayı, Karadeniz’de gerilimin artmasının işaret fişeği oldu.

14 HAZİRAN 2021. BRÜKSEL NATO TOPLANTISI

Bu tarihi bir kenara yazınız.

Bu tarihte yapılan baş başa liderler görüşmeleri ve alınan stratejik kararlar, 21. yüzyılın jeopolitik ve jeoekonomik gelişmelerin anahtarı olacak. Önümüzdeki yılların hassas gelişmelerinin şifresi bu tarihte yatıyor:

NATO-2030 Stratejisi’nin en hassas maddelerinden birisi şudur:

NATO, UKRAYNA’YI VE GÜRCİSTAN’I ÜYE YAPACAK

Bu madde, Rusya lideri Putin’in en sinirlendiği gelişmedir. Ukrayna ve Gürcistan’ın NATO üyesi olması demek, Rusya’nın arka bahçesinin ABD (NATO) tarafından kontrolü anlamına geliyor.

Karadeniz, Rusya’nın can damarlarının önde gelenidir. Rusya’nın en önemli donanmasının olduğu kapalı bir denizdir. Rusya’yı bir yay gibi sardığı için stratejik önemi vardır. ABD (NATO) Karadeniz’e egemen olmak, Rusya’yı kuşatmak arzusundadır. NATO Stratejisi’nin belirlenmesinden sonra ABD’nin liderliğinde Karadeniz tarihinin en büyük deniz tatbikatı yapıldı. 

EN BÜYÜK KARADENİZ TATBİKATI…

Bu gelişmeden hemen sonra, NATO Karadeniz tatbikatı, 28 Haziran Pazartesi günü başladı. “Sea Breeze (Deniz Meltemi)” adı verilen tatbikat, bugüne kadar Karadeniz’de yapılan askeri tatbikatların en büyüğü olarak kayda geçti. Bu seferki tatbikata 32 ülke katıldı. 40 savaş gemisi, 40 savaş uçağı ve 5 bin asker görev aldı.

Bu tatbikata Japonya, Güney Kore ve Brezilya gibi Karadeniz’le hiçbir ilgisi olmayan devletler de katıldılar. ABD’nin amacı, Karadeniz’in Rusya’ya bırakılamayacağı ve açık-seçik bayrak dalgalandırmak mesajına matuftu.

PUTİN’İN ‘3. DÜNYA SAVAŞI’ ÇIKIŞI

Rusya lideri Putin şunları söyledi: 

“Bu olay, Cenevre’de ABD ile yapılan zirveden yalnızca birkaç gün sonra gerçekleşti. Cenevre’deki zirvenin ardından Kırım’da savaş gemisinin yer aldığı bir provokasyonu neden gerçekleştirdiler? Kırımlıların görüşüne saygı duymadıklarını göstermek için. O gemiyi batırsaydık bile dünya, üçüncü dünya savaşının eşiğine gelmezdi”

Karadeniz’deki askeri tatbikattan hemen sonra bu açıklamanın yapılması önemlidir. 
Putin, bu sözleriyle böylesi bir durumda “İngiliz gemisini batırabileceklerini” dolaylı yoldan açıklamış oluyor. Böylesi bir açıklamanın planlı olarak yapıldığı, KARADENİZ’İN GELECEĞİ HAKKINDA DERİN MESAJ NİTELİĞİ kuşkusuzdur… 

ERDOĞAN DİPLOMASİSİ

Dünyanın en tecrübeli lideri Başkan Erdoğan Putin’le görüştü. Karadeniz NATO tatbikatından bir gün sonra Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov Türkiye’ye geldi ve Mevlut Çavuşoğlu ile dünyanın merakla takip ettiği bir toplantı yapıldı.

İki yıldan fazla bir sürenin ardından Lavrov’un Türkiye’ye gelişi kuşkusuz çok önemlidir. 

Türkiye ve Rusya’nın, ‘Güney Kafkasya, Ortadoğu, Kuzey Afrika, Afganistan, Ukrayna, Orta Asya, Doğu Akdeniz ve Karadeniz bölgelerindeki durumunu’ görüştükleri açıklandı.

MERKEL’IN JEOPOLİTİK MESAJININ DERİNLİĞİ

Almanya Başbakanı Merkel, ABD Başkanı Biden ile baş başa görüşmek üzere 15 Temmuz 2021’de Washington’a gidecek.

Tam böyle bir önemli ziyaret öncesi Merkel, Balkanların kaderini çok etkileyecek; Rusya lideri Putin’i çok sinirlendirecek ve Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın da çok dikkatle takip ettiği “Balkanlar’da Türkiye varlığı” konusunda tansiyonu yükseltecek bir açıklama yaptı.

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Batı Balkan ülkelerinin 'jeostratejik sebeplerden dolayı’ gelecekte Avrupa Birliği (AB) üyesi olmaları gerektiğini söyledi.

Merkel’in AB üyeliği konusunu, NATO ve Amerika olarak okuyunuz.

Merkel, Batı Balkanlar Zirvesi'nin ardından, Batı Balkan ülkelerinin üyelik hedefiyle AB'ye yakınlaşma süreci çalışmalarının yanında bölgede iş birliği yapmalarının da önemine değindi ve "Bu, bölgenin geleceğiyle ilgilidir" dedi.

Merkel, bu sürecin ilerletilmesinin AB'nin kendi çıkarlarıyla ilgili olduğunu belirterek, "Neden (bölgenin) Avrupa'nın bir parçası olduğunun ve neden AB üyesi olmasını istediğimizin jeostratejik sebepleri de dahil birçok nedeni var" değerlendirmesinde bulundu.

Merkel’in jeopolitik açıklamasının arka planına bakalım.

Eski Yugoslavya 1991 yılında dağılmaya başlamasıyla hızlı bir iç savaş sürecine girdi. Sonuçta, Yugoslavya ABD-Avrupa derin planları çerçevesinde bölündü. Buradan 7 devlet çıkardılar:

“Bosna Hersek, Hırvatistan, Slovenya, Kuzey Makedonya, Sırbistan, Karadağ, Kosova”

Bu ülkelere Batı Balkan ülkeleri deniyor. Bu bağlamda, Arnavutluk’un da AB üyeliği konusu görüşmelere konu oluyor.

Batı Balkan ülkeleri AB üyeliği bekliyor. Doğu Balkan ülkeleri, Bulgaristan ve Romanya, NATO ÜYESİ yapılarak Batı bloku içine alındı.

Almanya Başbakanı Angela Merkel tarafından, AB üyesi olmayan, eski Yugoslavya’dan doğan Bosna Hersek, Kuzey Makedonya, Kosova, Karadağ ve Sırbistan’ın yanı sıra Arnavutluk’un da dahil olduğu Batı Balkan ülkeleri için 2014 yılında başlatılan “Berlin süreci”, bölge ülkelerinin aralarındaki sorunları çözmeye yönelik bir adımdı.

Berlin sürecinin başlamasıyla Almanya öncülüğünde AB bölgeye doğrudan müdahil olmaya başlamış. Berlin süreci ile AB üyesi olmayan Batı Balkan ülkelerine kabul edilebilir süreler içinde AB’ye tam üyelik perspektifi sunulması amaçlanmıştı.

Berlin süreci ile AB açısından asıl olarak hedeflenen ise Avrupa ve Güneydoğu Avrupa gaz koridoru için, Batı Balkan ülkelerinin enerji güvenliği açısından oynadığı büyük rolün kaybedilmemesiydi. Bu açıdan, 2014 yılındaki Balkan Zirvesi’ne katılan ülkelerin hemfikir oldukları en önemli sonuç; Batı Balkan ülkelerinin Avrupa enerji arz güvenliğinde önemli bir köşe taşını oluşturmaları oldu. Bu nedenle Batı Balkan ülkelerinin her bakımdan Avrupa enerji sistemine entegrasyonu Berlin sürecinin önemli hedeflerinden biriydi.

Sırbistan ve Karadağ ile başlayan tam üyelik görüşmeleri 2020 yılında Kuzey Makedonya ve Arnavutluk’un tam üyelik için birliğe başvurmaları ve nihayetinde Bosna-Hersek ve Kosova’nın AB’ye 2016 yılında tam üyelik başvurusunda bulunmalarına rağmen bu konuda henüz karar verilmedi.

Almanya Başbakanı Merkel ve ABD Başkanı Biden, Batı Balkan ülkelerini de acilen AB üyesi yaparak (NATO bağlantısı kurulacak), Batı (NATO) Rusya kuşatmasına derinlik kazandırmak istiyorlar.

Almanya Başbakanı Merkel’in önemli bir derdi daha var.

Batı Balkan ülkeleri ile Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan-Türk Devlet Aklı’nın yakından ilgilenmesi, dostluk ve kardeşlik köprülerini inşa etmesinden duydukları rahatsızlık…

Türkiye’nin Batı Balkan ülkeleri üzerindeki nüfuzu ve bu ülkelerle ilişkileri AB’nin lokomotifleri Almanya ve Fransa liderlikleri tarafından dikkatle takip ediliyor.

Bu takibin hem jeopolitik hem de enerji satrancı açısından önemli parametreleri var.

Batı Balkan ülkelerinin Avrupa enerji arz güvenliği açısından gün geçtikçe önemi artıyor. Bilhassa enerji arz güvenliği açısından Türkiye kilit ülke konumunda bulunuyor.

Türkmenistan-Azerbaycan-Türkiye’den geçen doğalgaz (TAP), Rusya-Türkiye üzerinden geçen Türk Akımı boru hatları, Avrupa’nın kaderinde rol oynuyor.

Türkiye’nin Batı Balkan ülkeleriyle olan tarihi bağlarını, jeostratejik konumuyla birleştirmesi ve Batı Balkan ülkeleriyle ilişkilerini her boyutta daha da sıkılaştırması, Avrupa Birliği liderlerinin uykularını kaçırıyor. Türkiye’ye yönelik hasmane tavırlarının boşa çıkarılması manası taşıyor.

Avrupa enerji arz güvenliği açısından Türkiye’nin önemini vurgulayan, 2013’lerde AB’nin enerjiden sorumlu komiseri olan Günther Oettinger’in Merkel’e hitaben TAP doğalgaz boru hattının açılışı sebebiyle söylediği “Belki de 10 yıl sonra yanınıza Paris’teki meslektaşınızı da alıp, dizlerinizin üzerinde sürüne sürüne Ankara’ya kadar varıp, ‘Ne olur AB’ye girin’ diyeceksiniz” sözlerini bir çerçeve içine koyarak (hafızalardaki yerini koruyarak) duvara astığımızı bir kez daha hatırlatıyoruz. 

Hâlihazırda devam eden, Yunanistan’la olan gerginliğin bir ayağının da, Türkiye’nin Batı Balkanlardaki kadim ilişkilerinin engellenmesine yönelik olduğunun gözden kaçırılmaması gerekir.

Bölge üzerinde AB ile birlikte ABD, Rusya ve Çin’in yeni dış politik denklemler oluşturması, bu ülkelerin bölgedeki dinamikleri dikkate almadan sadece kendi milli çıkarlarına göre hareket etmeleri, kaynayan kazan olan bölgede yeni çatışmaların ortaya çıkmasına sebep olabilecektir.

Gücünün farkında olan ve tarihin verdiği sorumluluk gereği her zaman Batı Balkan ülkelerinin yanında yer alan bir Türkiye’nin, bu özelliğiyle, Batı Balkanlarda iç çatışmaları her zaman önleme kapasitesine sahip bir denge unsuru olduğu akıllardan çıkarılmamalıdır.

PEKİN ZİRVESİNE DİKKAT

Rusya lideri Putin, 16 Temmuz 2021 Pekin’de Çin lideri Xi Jinping ile buluşacak.

Putin-Biden görüşmesinden sonra Pekin’de Xi Jinping-Putin buluşmasının sonuçlarının jeopolitik ve jeoekonomik geniş yansımaları olacaktır. Pekin zirvesinde, KARADENİZ VE AKDENİZ hayati parametrelerden olacaktır.

SONUÇ

Dikkat ederseniz, Doğu Akdeniz’de, Karadeniz’de, Çin’in 21. yüzyıl projesi demir ve deniz ipek yolları Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Kafkasya’da etkili aktör Başkan Recep Tayyip Erdoğan-Türk Devlet Aklı’nın jeopolitik hamleleri bağlamında TÜRKİYE KİLİT ÜLKE.

Amerika (NATO) ile Rusya, Karadeniz’de bilek güreşi yapıyor. Her blokta (Batı/Doğu) gözünü Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a çeviriyor. Başkan Erdoğan dünya barışının kilit Devlet Başkanıdır. Dünyanın en tecrübeli lideri olarak küresel satranç masasının en güçlü oyuncusudur.

Putın- Xi Jinping görüşmesinin, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan-Türk devlet aklının izlemekte olduğu çok yönlü diploması açısından değerlendirileceği net ve açıktır. Çünkü Doğu-Batı (ABD-Rusya) kapışmalarında Türkiye kilit ülkedir.

Akdeniz, Karadeniz hatlarında BÖLGESEL GÜÇ TÜRKİYE’yi düşünmeden, (yanlarında tutmamanın sonuçları açısından) oyun kurulamaz.

Özellikle NATO-2030 Stratejisi’nde belirlenen, ‘NATO’nun, Rusya ve Çin düşmanıdır. Kuşatılmalıdır’ kararının Akdeniz-Karadeniz’e yönelik yansıması muhakkak ama muhakkak değerlendirmeye konu olacaktır.

EVET. 21. YÜZYIL TÜRKLERİN YÜZYILI OLACAKTIR.