Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Karabağ’dan Karadağ’a, Erdoğan-Türkiye Hamleleri

Bülent ERANDAÇ
31 Ağustos 2021 16:30
A-
A+

Geriye doğru 400 yıl geçmişe baktığımızda, her 100 yılda bir yeni bir dünya kuruluyor.

18. YÜZYIL (1715):

Avrupa'da da etkili olan İspanya Kralı öldüğünde, imparatorluğun varisi yoktu. Diğer güçler, İspanya'yı ve Avrupa'yı bölüşerek, İspanya Veraset Savaşları Anlaşması'yla yeni bir dünya düzeni kurdu.

19. YÜZYIL (1815):

Avrupa merkezli Viyana Kongresi'yle yeni bir dünya kuruldu. Hedeflerine Osmanlı İmparatorluğu'nu parçalamayı koydular.

20. YÜZYIL (1915):

Birinci Dünya Savaşı'yla Osmanlı İmparatorluğu parçalandı. İngiliz-Fransızlar Sykes-Picot'la Müslüman dünyayı paramparça ettiler. Osmanlı Devleti, Masonlar, İngilizler-Fransızlar'ın kurdurduğu İttihat-Terakki ile devrildi.

İstiklal Savaşı’yla, Osmanlı’nın çınarından bir filiz, Bağımsız Türkiye Cumhuriyet’i hayat bulurken, 20’inci yüzyıl Uluslararası Sistemi Birinci Dünya Savaşı'nın galiplerince  kurgulandı ve kurumsallaştırıldı.

Bu ülkeler, Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Sovyetler Birliği (SSCB/Rusya), Çin ve Fransa idi. Sistem hak ve adalet üzere inşa edilmedi. Galiplerin ve güçlülerin üstünlüğü üzerine kuruldu.

İçinde yaşadığınız süreçte, bu düzen yıkılıyor. Yeni bir yüzyılın dünyası kuruluyor.

21. YÜZYIL (2015-2030)

Halen yaşadığımız ve yaşayacağımız bütün gelişmeler, kurulmakta olan Yeni Dünya’ya ilişkin kavganın görüntüleridir.

21. Yüzyıl dünya düzenini kurma yolunda, Amerika-Rusya-Çin baş aktördür. NATO-2030 stratejisi, yeni düzen için kurgulanmıştır. Ve Yeni Türkiye de, bölgesel güç özelliği ve aziz milletimizin devrimiyle kutlu yürüyüşünü sürdürüyor.

Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan'ın asıl ve tarihsel önemdeki başarısı, yazmakta olduğu 21'inci Yüzyıl öykümüzdür.

21'inci Yüzyıl'daki Türkiye öykümüzün pusulası “Büyük Türkiye” olmaktır. Yakın coğrafyamızın 3 milyon kilometrekarelik gönül coğrafyasında Türk-İslam medeniyetini yeniden diriltmektir.

15 Temmuz 2016 tarihinde Derin ABD’nin-NATO’nun gladyosu FETÖ darbe teşebbüsünün bertaraf edilmesinden sonra Türkiye, yakın coğrafyasında etkili, jeopolitik hamleler yaptı.

Sırasıyla, SURIYE, IRAK, LIBYA, DOĞU AKDENIZ, AZERBAYCAN(KARABAĞ) jeopolitik hamleleriyle Derin ABD-Avrupa’nın bölgesel oyunlarını bozdu. Oyun kurucu olarak yeni dünyanın kuruluş aşamasında, masalarda yerini aldı. (Not: Masa dışında kalanları yerler)

TÜRKLERİN KARABAĞ ZAFERİ

Karabağ savaşı 44 gün gibi kısa bir sürede Azerbaycan'ın zaferiyle sonuçlandı. Türkiye'nin Azerbaycan'a verdiği kararlı, tutarlı, çözüm odaklı desteğin sonucunda 30 yıldır işgal altındaki Azerbaycan toprakları kurtarıldı.

Savaş sonunda bir asırdır Türk dünyasının hayali olan Nahçıvan-Azerbaycan koridoru açıldı. Azerbaycan'ın bu zaferiyle Türkiye'nin Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ile kara bağlantısı da sağlanmış oldu.

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Minsk Grubunun Birleşmiş Milletler (BM) kararlarına rağmen çözüm üretmediği Dağlık Karabağ'da Türkiye'nin askeri, siyasi ve diplomatik çabaları sonuç getirdi.

Azerbaycan ve Türkiye’nin bu zaferi, Türk dış politikası açısından Kafkasya'dan Orta Asya'ya uzanan bölgede yeni dönemin başlangıcı özelliğini taşımaktadır. Türkiye'nin bölgedeki siyasi, askeri ve ekonomik ağırlığını arttırdığı hususu önemle vurgulanmaktadır.

2020'de Türk dış siyasetine damga vuran en önemli olay Karabağ,   sadece kardeşlik veya "bir millet iki devlet" bağlamında değerlendirilmemelidir.

Bu zaferin tarihi bir arka planı var.

Rusya, jeopolitik risklerin yoğun yaşandığı Güney Kafkasya bölgesinde dominant güç olduğu mesajını ısrarlı bir tutumla sürdürüyordu.

İşte bu noktada, Başkan Erdoğan-Türkiye, Rusya'ya rağmen diplomatik ataklarla bölgede yerini alıyordu. Karabağ zaferiyle başarılı bir sonuca ulaştı.

"Karabağ problemi”nde bölge barışı ve Birleşmiş Milletler (BM) tarafından alınan kararların uygulanmasına yönelik AGİT Minsk grubundan beklentilerin fiyaskoya uğraması sonucu, Azerbaycan de facto olarak AGİT'İ devreden çıkarıp Türkiye ile bir kalkan oluşturdu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ve Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev'in dirayetli tutumu sonucu Türkiye, 44 gün devam eden savaş döneminde aktif aktör olarak sürecin içinde yerini aldı.

“Avrasya kapısı-Nahçıvan koridoru”nun açılmasının hayatı sonuçları olacaktır. Güney Kafkasya jeopolitiği ve Türkiye'nin güvenliği açısından son derece önemli olan Nahçıvan koridoru, Türk dış politikasının başarısı ve asırlık hayalin gerçekleşmesi anlamına geliyor.

Azerbaycan ile Nahçivan'ı birleştiren ulaşım koridorunun açılması ile Türkiye ve Azerbaycan tam bir asır sonra ilk kez kara yolu ile birbirine bağlanacak. Nahçıvan Türk kapısı haline gelecek.

Nahçıvan koridoru, Bakü-Tiflis-Kars güzergahına güçlü destek oluşturarak tarihi İpek Yolu’nun canlandıracak, aynı zamanda Türkiye ile Orta Asya Türk Cumhuriyetlerini karadan birbirine bağlayacak

Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın Karabağ Zafer geçidine gitmesi ve SUŞA ANLAŞMASI’nın dünyaya ilan edilmesi, Türk dış politikası açısından Güney Kafkasya bölgesinde yeni bir dönemin başlangıcı özelliğini taşımaktadır.

Yeni hedef olarak, Türkiye ile Türk dünyası arasındaki ulaşımın Zengezur üzerinden sağlaması yeni gelişmelere imza atacaktır.

KARABAĞ DAN KARADAĞ’A UZANAN TÜRKIYE VİZYONU

Karabağ, Kafkasya coğrafyasının kalpgahında kardeşlerimiz Azerbaycan’ın Ermenı işgalinden kurtarılmış bir vatan toprağıdır.

Karadağ, Batı Balkanlar’ın bölünme ve birleşme sarmalında bağımsızlığını kazanmış yeni bir devlet.

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, önceki günlerde BOSNA-HERSEK VE KARADAĞ hamlesini gerçekleştirdi.

Erdoğan, Karadağ'ın kültür başkenti Çetinye'de yaptığı konuşmada önemli mesajlar verdi:

“Karadağ'ın, Balkanlar'daki barışçıl politikalarını, tüm bölge ülkeleri ile iyi ilişkiler geliştirme gayretlerini, bölgesel kuruluşlarda oynadığı aktif rolü, Avrupa ve Avrupa Atlantik kurumları ile bütünleşme yolunda attığı hızlı adımları takdirle izliyoruz. Karadağ'ın, NATO üyeliğine güçlü destek verdik. Karadağ'ın, Avrupa Birliği'ne üye olmasının da tüm bölgenin barış ve refahına katkı sağlayacağına samimiyetle inanıyoruz.

Türkiye'nin tarihten gelen sorumluluğu var. Türkiye'nin Balkan ülkelerinde izlediği politikanın bölge ülkelerinin güvenini artırdığını görüyoruz.

Bunun için de yoğun bir şekilde Balkan ülkelerindeki ziyaretleri devam ettiriyoruz.”

“Türkiye ile Karadağ arasındaki dostluk ilişkileri uzun yıllara dayanıyor. Sultan 2. Abdülhamit ile Kral Nikola arasındaki dostluğa dayanan bir geçmişimiz var. Çetinye'de Osmanlı Sefareti bulunuyordu. Türkiye, Karadağ'ın bağımsızlığını ilk tanıyan ülkedir. Karadağ ile karşılıklı dayanışma ve iş birliğini daha da artırma kararındayız.”

“Siyasi ve ekonomik potansiyele sahip olduğumuza inanıyorum. Türkiye, Karadağ'a en fazla yatırım yapan ilk 10 ülke arasında yer alıyor.” dedi.

TİKA’nın, Karadağ’da bugüne kadar toplam değeri 20 milyon Avro’yu aşan 399 proje ve faaliyet gerçekleştirdiğini de kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Podgoritsa Yunus Emre Türk Kültür Merkezimiz kuruluşundan bu yana bin 686 öğrenciye Türkçe eğitimi verdi. Devletimizin sağladığı Türkiye Burslarından faydalanan Karadağlı öğrencilerin sayısı 450’yi geçti. Önümüzdeki dönemde de tüm ilgili kurumlarımızla Karadağ’a desteğimizi sürdüreceğiz” açıklamasında bulundu.

Erdoğan, “Balkanların ve Avrupa’nın önemli parçaları olan Türkiye ve Karadağ, barış ve istikrara ciddi katkı sağlıyor. Karadağ, farklı dini ve etnik toplulukların birlikte yaşama kültürü bakımından önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, Batı Balkanlar'da istikrar eksikliğinin ve bu eksikliği gidermenin ne kadar önem arz ettiğinin farkındadır.” sözleriyle ilişkilerin Balkanlarda istikrarın sağlanmasına katkısından bahsetti.

Karadağ Cumhurbaşkanı Milo Djukanovic’de konuşmasında “Karadağ'ın NATO üyeliği sayesinde Türkiye ile müttefik de olduk” dedi.

KARADAĞIN DOĞUŞU

1991 yılına gelindiğinde Yugoslavya’dan sırasıyla Slovenya, Hırvatistan, Makedonya Cumhuriyeti, Bosna Hersek(1992 yılında) bağımsızlığını ilan etti. Geriye kalan iki federe devlet (Sırbistan ve Karadağ) Yugoslavya Federal Cumhuriyetini ilan ettiler (1992 yılında).

Sırbistan-Karadağ bu cumhuriyetten istekleriyle geriye kalan tek birleşik cumhuriyet oldu. 2002 yılında imzalanan Anlaşmaya göre her iki federal devletten biri kendi isteği ile bağımsız bir devlet kurabilirdi. Söz konusu Anlaşmayla birleşik cumhuriyet “Sırbistan Karadağ Federal Cumhuriyeti” adını aldı.

3 Haziran 2006 tarihinde Karadağ bağımsızlığını ilan etti. Hükümet Karadağ’ın bağımsızlık ilanından sonra Sırbistan’ın egemenliğini ilan etti.

Karadağ’ı ilk tanıyan ülkelerin başında Türkiye geliyor.

Karadağ’ın bağımsızlığı Balkan politikasına yeni bir yön getirdi.

Karadağ 2010 yılında Avrupa Birliği, 2017 yılında NATO üyesi oldu.

BALKANLAR TÜRKIYE İÇİN NEDEN ÖNEMLİ?

Türkiye topraklarının yüzde 5’ini oluşturan Doğu Trakya bölgesi Balkan coğrafyası içindedir.

Türkiye Cumhuriyeti yaklaşık 550 yıl Balkanlar’da hüküm sürmüş olan Osmanlı İmparatorluğu’nun mirasını taşımaktadır

Dolayısıyla Türkiye, sadece coğrafi olarak değil ama ayrıca siyasi, tarihsel ve kültürel yönden de bir Balkan ülkesidir.

Türkiye’nin Balkanlara bakışını etkileyen 4 parametre var.

1-Tarihsel bağlar, 2- Türkiye’de yaşayan Balkan kökenli nüfus, 3- Balkanlar’daki Türk ve Müslüman topluluklar, 4- Bölgenin jeopolitik konumu.

Bu dört faktör, hem Balkanlar  bölgesini Türkiye için önemli kılıyor hem de Türkiye’nin bölge devletleri ve halkları ile olan ilişkilerini yakından etkiliyor.

SONUÇ

Hz. Mevlana, meşhur pergel metaforu düşüncesi ile önemli bir konuyu anlatır. "Pergelin iğneli ayağı sabittir benim dinimde, ama diğer ayağıyla yetmiş iki milleti dolaşırım".

Yani eğer iğneli ucu bir yere sabit , kişinin adeta serseri mayın gibi rastgele dolaşacağını, diğer taraftan iki ayağı da sabit olursa âlemdeki güzellikleri seyre çıkamayacağını ifade etmek ister.

Mevlana'nın deyişi ile pergeli Ankara'ya koyup alemi şöyle bir dolaştığımızda, 3  bin  kilometrelik alan içine 28 ülke giriyor. Türkiye için, Filistin neyse Kerkük odur, Kıbrıs odur, Kerkük neyse Bosna odur, Bosna neyse Çeçenya odur, Selanik odur. Selanik neyse Gazze odur, Filistin odur.

Azerbaycan, Kıbrıs, Filistin, Gazze, Musul, Kerkük, İran, Gürcistan, Çeçenya, Kırım, Romanya, Bulgaristan, Bosna Hersek, Makedonya, Manastır, Selanik, Arnavutluk, Karadağ pergelin dolaşan ayağı içindedir.

Türkiye bölgesel güç olarak, pergelin dolaşan ayağı içine giren her yerde olmak mecburiyetindedir. Çünkü, imparatorluk kodları bunu gerektiriyor.

BÜYÜK TÜRKIYE yolunda, 2023-2053-2071 stratejisiyle yürümekte olan ülkemiz, 21’inci yüzyılın parlayan yıldızı olacaktır. Kimsenin asla şüphesi olmasın.