Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

İngiltere’de, Brexit Sonrası İmparatorluk Kodu Şahinleşiyor

Bülent ERANDAÇ
18 Aralık 2021 10:41
A-
A+

Küresel haber ağlarıyla tanınan dünyanın çok etkili yayın kuruluşu İngiliz BBC, 16 ARALIK 2021 Cuma günü manşetten çok dikkat çeken bir haber yayınladı. Haber, ‘İngiltere Kraliyet Hava Kuvvetleri uçağı Suriye'de bir "düşman İHA'sını" vurdu’ başlığını taşıyordu.

Bu haber, konjonktürel bir gelişme ötesinde, orta doğunun yeniden şekillenmesi sürecinde İngiltere’nin gelecek yıllardaki olası jeopolitik stratejik hamlelerinin işaret fişeği özelliğini içeriyor. İngiltere’nin tarihsel özelliklerinden birisi devlet çıkarı neyi gerektiriyorsa, her türlü tarafla her koşul  altında görüşmesi ve politikalar geliştirmesidir. Uluslararası ilişkiler literatürüne giren kuvvetler ve bölgeler arasındaki “denge politikasının” da mimarı İngiltere’dir.

BBC’nin dikkati çeken haberini okuyalım. Sonra jeopolitik derinliği analiz edelim.

‘İngiltere Kraliyet Hava Kuvvetleri uçağı Suriye'de bir "düşman İHA'sını" vurdu. İngiliz ordusu bir düşman hava aracını 40 YILIN ARDINDAN ilk kez vurarak düşürmüş oldu.

2 Nisan 1982'de Arjantin askerleri, İngiltere'nin zorla ele geçirdiğini iddia ettiği Falkland Adaları'na çıkmış; İngiltere'nin karşılık vermesiyle başlayan savaş iki ay sürmüştü. Adalar hâlâ Birleşik Krallık'a bağlı.

İngiliz Savunma Bakanlığı, 14 Aralık'ta vurulduğunu duyurduğu insansız hava aracının, Suriye'nin güneyinde IŞİD'le mücadele koalisyonu güçlerine yönelik "tehdit oluşturduğunu" açıkladı.

Savunma Bakanı Ben Wallace, atılan adımın "Kraliyet Hava Kuvvetleri'nin düşmanlarını havada hedef alabildiğinin etkileyici bir kanıtı" olduğunu söyledi.

İki adet FGR4 savaş uçağı, salı günü KIBRIS AGRATUR üslerinden çıkarak devriye görevini gerçekleştiriyordu. Bu sırada uçaklar hava sahasında şüpheli görülen bir insansız hava aracını takip etti. Pilotlar, hava aracında kısa menzilli havadan havaya güdümlü Asraam füzesi olduğunu tespit edince aracı vurarak düşürdü.

Olay, Irak sınırına yakın bulunan koalisyonun üs olarak kullandığı Al Tanf (ABD üssü) hava üssünde meydana geldi. Bu, İNGİLİZ Hava Kuvvetleri'ne ait TYPHOON uçağının ilk operasyonel havadan havaya müdahalesi olarak kayıtlara geçti. Bu aynı zamanda İngiltere'nin de Suriye ve Irak üzerinde yaptığı bu tarz ilk müdahale ’’

Haberin içinde geçen, “40 YILIN ARDINDAN… Suriye ve Irak üzerinde bu tarz İLK MÜDAHALE. İngiliz malı TYPHOON SAVAŞ UÇAĞI… KIBRIS AGRATUR ÜSSÜ…” gibi vurgulamalar, muhakkak dikkatinizi çekmiştir. Bu ifadelerin hepsinin arka planında derin planlar yatıyor.

Brexit’in Derinliği

Üzerinde güneş batmayan imparatorluk tanımlamasıyla uluslararası ilişkiler ve tarih literatürüne girmiş olan Büyük Britanya İmparatorluğu (İngiltere), 19. yüzyılda dünyanın en büyük sömürge gücü olarak ön plana çıkmıştı.

Bir ada devleti olarak Denizcilik üzerine kurguladığı jeopolitik planlar sebebiyle II. Dünya Savaşı sürecine (1945) kadar dünyanın en büyük donanması da İngiltere Donanması olmuştu.

1900’lü yılların başında, Basra Körfezi-Kızıldeniz-Akdeniz’de Osmanlı İmparatorluğu’nun değişik nedenlerle bir varlık gösterememesi sonucu, Çin, Afganistan ve Hindistan’ı çoktan işgal etmiş olan İngilizlerin Mısır’a ve Süveyş Kanalı –Akdeniz’e yönelmesini sağlamıştı.

Dünyanın en stratejik alanlarından biri olan ve Osmanlı İmparatorluğu sınırlarında yer alan Mısır’daki Süveyş Kanalı 1869 yılında açılmıştı. Kanalın açılmasıyla bölge jeopolitiği bir anda değişmişti. Çünkü Avrupalı denizcilerin Afrika’nın batısını ve hırçın Ümit Burnu’nu geçmelerine gerek kalmamıştı. Bu durum, Büyük Britanya İmparatorluğu ve donanmasının gözünü Kızıldeniz-Süveyş Kanalı-Doğu Akdeniz’e dikmişti.

Osmanlı İmparatorluğu’nu çeşitli kumpaslarla zayıflatmakta olan İngiltere, 1882 yılında Mısır’ın tamamını işgal etti.

Sömürgeci İngiltere, Osmanlı’yı parçalama oyunlarıyla zayıflattıkça, Afrika’nın savunmasız ve az gelişmiş bölgelerinde İngilizlere ve diğer Batılı sömürgeci devletlere mukavemet edebilecek ciddi bir rakip/engel de kalmıyordu.

Birinci Dünya Savaşı, Sykes-Picot gizli anlaşmasıyla İngiltere, orta doğuya çökmüş, gücünü 20. yüzyılın ortalarına kadar (İkinci Dünya Savaşı-1945) sürdürmüştü.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında dünya liderliğini istemeyerek de olsa ABD’ye kaptıran İngiltere, Amerika’nın AKIL HOCASI oldu. Orta doğu-Basra Körfezi-Kızıldeniz-Akdeniz-Kuzey Afrika bölgesinde, şahin yüzünü gizleyerek, yumuşak gücünü göstermeye devam etmişti.

1989 yılında Berlin Duvarının yıkılması, 1990 başlarında Sovyetler Birliği’nin yıkılması sonucu, tek dünya gücü olan ABD’nin birçok alanda uyguladığı strateji ve siyasetin perde arkasındaki senaristi de hiç şüphesiz İngiltere idi.

Putin’le Rusya ve Çin’in 201O’larda ABD’nin karşısında yeniden güç kazanması, çok kutuplu dünyanın ayak sesleri sürecinde, Avrupa Birliği’nde çok etkili olan Almanya ve Fransa’ya karşı, İngiliz derin devleti, yeni arayışlara yöneldi.

YENİDEN İMPARATORLUK KODLARINA DÖNÜŞ YOLUNDA İNGİLİZ DERİN DEVLETİ, BREXIT’İ SAHNEYE KOYDU.

İngiltere, 1 Ocak 2021 Cuma günü Türkiye saati ile 02:00’de, AB’den resmen ayrıldı.

Derin İngiltere, Brexit’i bir fırsat olarak görmektedir. Brexit aracılığıyla bir taşla iki kuş değil; birkaç kuş vurmaya çalışmaktadır. Birincisi İngiltere, AB’nin yoksul ülkelerinin ekonomik ve beşeri yükünün altına girmeyecek.

İkincisi, ABD’nin duraklamaya geçtiği dönemde güçlü nükleer donanması, ekonomisi ve teknolojisiyle yeniden eski gücüne dönmenin yollarını aramaktadır.

Üçüncüsü, her şeye rağmen baş müttefiki olan ABD’yle Asya-Pasifik bölgesinin ve dünyanın yükselen güçleri olan Çin ve Rusya’yı dizginlemek için adımlar atmaktadır.

Nitekim Asya-Pasifik’te Fransa’yı devre dışı bırakarak Amerika ve Avusturalya (İngiliz Milletler Topluluğu üyesi) ile beraber AUKUS Paktı’nı kurdular.

İngiltere’nin Pasifik açılımını ülkenin en yetkili isimlerinden olan Savunma Bakanı Gavin Williamson’un yaptığı açıklamalardan anlamak mümkündür.

“BREXIT SONRASI BİZİM HANGİ TUTUM İÇİNDE OLACAĞIMIZI DÜNYA MERAK EDİYOR… KANUN DELEN VE SİLAHLI KUVVETLER İNŞASINDA YENİDEN CANLANAN RUSYA VE ÇİN GİBİ ÜLKELERDEN GELEBİLECEK SALDIRILARA HAZIRLIKLI OLMALIYIZ… SERT KARŞILIK VERMENİN SONUCU NE OLURSA OLSUN BİZ VE BATILI MÜTTEFİKLERİMİZİN GELECEĞİ İÇİN BU KONU ELZEMDİR.”

Dördüncüsü İngiltere; Basra Körfezi’nde, Ortadoğuda, Akdeniz-Karadeniz’de askeri ve ticari açılımlarını hızlandırıyor. Bu bağlamda, Türkiye ile İngiltere ikilisi yeni aşamalar kaydediyor.

Türkiye-İngiltere Hattında Sıcak Gelişmeler

Brexit sonrasında hemen, İngiltere, TÜRKİYE ile çok önemli bir ticari anlaşma yaptı. Bu gelişmenin arka planında İngiltere’nin Ankara Büyükelçisi iken Türkiye ilgisi ve sempatisi ile tanınan Richard Moore’un Kraliçe Elizabeth tarafından dünyanın en güçlü istihbarat servisi İNGİLİZ MI6’nın başkanlığına getirilmesi gerçeği var.

Böylece Ankara ile Londra arasında daha güçlü bağlar kurulmaya başlandı.

O günden bu yana, Birleşik Krallık AB harici geleneksel müttefiklerine döndüğü bu süreçte öne çıkan yeni ve güçlü müttefiklerden biri Türkiye oldu. Böylece Londra, Ankara ile daha güçlü ekonomik bağlar kurma arayışına girdi.

İki ülke, İngiltere’nin AB’den resmi olarak ayrılmasından önce, 29 Aralık’ta tarihi bir ticaret anlaşması üzerinde anlaşmaya vardı. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan anlaşmayı, Türkiye’nin AB ile yaptığı 1995 tarihli Gümrük Birliği anlaşmasından beri yapılmış en önemli ticaret anlaşması olarak niteledi.  “İnşallah hem Türkiye hem de İngiltere’nin yararlanacağı yeni bir döneme giriyoruz” dedi.

İngiltere Almanya’dan sonra Türkiye’nin ikinci büyük ihracat ortağı. Böyle bir anlaşma Türkiye ve İngiltere’nin önümüzdeki on yıl içinde daha güçlü ekonomik bağlar kurma olasılığını da artırıyor.

Ekonomik açıdan bakıldığında anlaşma, Türkiye’nin AB dışı müttefikleri arasındaki güçlü ekonomilerden biri olması nedeniyle, İngiltere’ye de büyük fayda sağlayacak.

İngiltere, diğer AB üyelerinden farklı duruşlar sergilemeye başladı. Mesela Kuzey Suriye’deki PKK bağlantılı YPG fraksiyonuna karşı 2019’da gerçekleştirdiği Barış Pınarı harekâtından sonra Fransa ve Almanya Türkiye’ye silah satışlarını durdururken, İngiltere silah tedarikini sürdürdü ve diğer ülkeler gibi Türkiye’yi eleştirmedi.

Fransa, özellikle Doğu Akdeniz’deki farklılıklar ve Libya’daki çatışmalar nedeniyle, Türkiye’ye karşı daha düşmanca bir dış politika geliştirdi. Türkiye Fransa’nın jeopolitik emellerine etkin bir şekilde mani olmaya başladığından beri, Paris’in davranışlarının en büyük motivasyonunu, Türkiye’yi zayıflatmaya yönelik hamleler oluşturuyor.

İngiltere, Kıbrıs ve Libya konusunda, Türkiye’ye yakın konumda görümdü. Açıkça görülüyor ki İngiltere’nin AB’den çekilmesi Türkiye ile daha yakın bir ilişki kurmasını sağlarken diğer NATO ülkeleri NATO’yu, Türkiye’nin üstünde baskı kurmak için bir silah olarak kullanmaya çalışıyor.

Diğer güçlü Batılı devletlerle karşılaştırıldığında İngiltere açıkça Türkiye’nin en yakın ve kendisini anlamaya en açık müttefiki olma hamleleri yapıyor bu durum iki ülkenin daha da güçlü bir ittifak kurmasına zemin teşkil ediyor.

Bütün bir Doğu Akdeniz bölgesine ve Ortadoğu’ya yakınlığıyla sahip olduğu jeostratejik önemden dolayı Türkiye, İngiltere tarafından çok daha ciddi bir düzeyde “uygun müttefik” olarak görülüyor.

Türkiye ile ortaklık kurulması İngiltere’nin elini bu bölgelerdeki nüfuzunu sürdürme konusunda daha da güçlü kılacağı ifade ediliyor. Bu aynı zamanda Ankara ve Londra’nın Doğu Akdeniz’de de daha geniş bir işbirliği yapmasına zemin oluşturabilir. İngiltere Süveyş Kanalı’ndaki nakliyat güzergâhlarını kontrol etme ve bu güzergâhlar üstünde nüfuz sahibi olma arayışında olabileceğinden, Türkiye’yi bu çabasında yararlı bir müttefik olarak görebilir.

Kıbrıs’ta hâlâ askerî varlığa sahip, İngiltere’nin  özellikle Fırat-Dicle-Mezopotamya ve Mısır’da eskiden  sahip olduğu jeopolitik kontrolün bir kısmını yeniden canlandırma arzusundan bahsediliyor.

BBC haberinde öne çıkarılan iki konunun özelliği var.

1)Kıbrıs Ağrotur Üssü:

İngiltere için bu üssün çok politik önemi ve stratejik değeri var.

İngilizler, adanın stratejik önemini açıklarken, Kıbrıs’ın Ortadoğu, Kafkasya,  Güneydoğu Avrupa ve Akdeniz gibi karışık bir bölgede, oldukça önemli bir rol üstlendiğini belirtmektedirler.

İngiltere’nin Kıbrıs’a olan stratejik ilgisi iki açıdan değerlendirilebilir. Bunlardan biri ulusal çıkarlarını engelleyecek güçlerin bu bölgedeki etkinliğini ve imkânlarını minimize etmek veya mümkünse ortadan kaldırmak, ikincisi ise Ortadoğuya yönelik egemen üsleri vasıtasıyla adadan belirgin bir biçimde yararlanmak.

2) İngiliz Typhoon Savaş Uçağı:

İngiltere Ağrotur’da F-35’leri olmasına karşın, Suriye’de TYPOON uçağını öne çıkardı. Bu uçakların temininde Türkiye ile bazı temasları olduğu belirtiliyor.

Typhoon, Türkiye için seçenek olabilir mi? F-35 temininde problem yaşayan Türkiye için, İngiltere’den Eurofighter Typhoon alınması bir seçenek olarak gösteriliyor.

Savunma sanayii stratejistleri, ABD ile yaşanan problemli alanları dikkate alarak, Türkiye’nin savaş uçağı ihtiyacını Rus yapımı uçaklardan çok, NATO üyesi olan İngiltere’den alınacak uçaklarla karşılamasının daha iyi olacağını vurguluyorlar. Eurofighter Typhoon’un Avrupalı üreticilerine vurgu yapan uzmanlar, bunun Türkiye’nin Avrupa ile iyi ilişkiler geliştirmesine yardımcı olabileceğini de ifade ediyorlar.

Eurofighter Typhoon, Avrupalı çift motorlu, delta kanatlı, çok amaçlı bir avcı uçağı. Çeviklik ve gelişmiş elektronik sistemleri en belirgin özelliklerinden. Şu an son varyantlar göz önüne alındığında Eurofighter Typhoon maliyeti yaklaşık 130 milyon dolar.

Sonuç

Yakın coğrafyamızda jeopolitik depremlerin yaşandığı bir sırada, İngiltere’nin eski imparatorluk kodlarını göstermeye başlaması ve Ortadoğu-Akdeniz’e yönelmesi dikkat çekiyor.

Brexit sonrasında İngiltere’nin, güvercinlikten şahinleşmeye geçişi dikkatle takip edilmelidir. Özellikle Ortadoğu ve İngiltere deyince, DERİNLİKLİ DÜŞÜNMEKTE, STRATEJİK ANALIZ YAPMAKTA büyük yarar var.