Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

HÜRKUŞ’la Göklere Yazılan Tarih

Bülent ERANDAÇ
20 Ocak 2022 13:48
A-
A+

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye’nin TUSAŞ’ı ezber bozuyor, denklemleri değiştirecek tarihi ponjelere imza atıyor. 2029 yılında uçacak Türkiye’nin ilk savaş uçağı Milli Muharip Uçağı (MMU) uçağı yapımı gece gündüz devam ederken, Türk Hava Kuvvetlerimiz millî ve yerli İlk HÜRKUŞ’larını teslim aldı.

Göklerin efsanesidir HÜRKUŞ

Gerçek bir kahramandı Vecihi HÜRKUŞ. Onun ruhunu yaşamak, onunla aynı şeyleri hissetmek aziz milletimiz için güzel bir duygudur.

Türkiye’nin semalarında Vecihi HÜRKUŞ’un aziz ruhu dolaşıyordu. Artık, milli ve yerli HÜRKUŞ’larımız yanımızda olacak. Vecihi Hürkuş’un aziz ruhu karşısında milletimizin saygı ve minnetlerini ebediyen hissettirecek.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, HÜRKUŞ’un teslim töreninde savunma sanayinde tarih yazan aziz milletimizin hislerine tercüman olarak, duygusal bir konuşma yaptı:

‘’ HÜRKUŞ uçağımızı Türkiye semalarına uğurlarken burada birkaç hususa değinmek istiyorum. Vecihi HÜRKUŞ ve Nuri DEMİRAĞ cumhuriyet tarihimizin son derece önemli şahsiyetleri. Yeni nesiller bu isimleri tanımıyorlar. Vecihi ve Nuri Bey tüm engellere rağmen çok büyük bir heyecanla Türkiye’de havacılık sektörünün gelişmesi için örnek bir mücadele yönettiler. Dönemlerinde çabaları yeterince takdir edilmedi. Zor şartlarda yaşamış olmalarına rağmen bugün ulaştığımız havacılık sanayisine isimlerini silinmez şekilde yazdırdılar.’’

İlk Türk uçağının hazin hikâyesi: Gaflet ve ihanet

Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci 10 yılında en dikkat çekici fikir yerli uçak sanayiinin kurulması oldu. Gelişmiş ülkelerdeki bilinen en gelişmiş uçaklarla rekabet edebilir nitelikte uçak üretme fikri Atatürk’ün önemli projelerinden birisiydi.

Havacılık ve uçak sanayi alanındaki gelişmeleri incelemek üzere Avrupa ülkelerine gönderilen altı kişiden oluşan ekip üyelerinden birisi de Vecihi HÜRKUŞ idi.

Vecihi HÜRKUŞ'un K-6 önünde çekilmiş fotoğrafı

Ekip döndükten sonra, uçak fabrikası kuruldu. İlk uçak, Türk Havacılığının sembol ismi Vecihi HÜRKUŞ tarafından imal edildi.

1918’de Mondros Mütarekesi sebebi ile Vecihi HÜRKUŞ’un av uçağı tasarımı yarım kaldı.

Sivil Tayyare Mektebi isimli ilk Türk Sivil Havacılık Okulu’nu açtı. Savaştan sonra İzmir’de yeni tayyarecileri eğitmeye başlar. Edirne’ye yanlışlıkla inen bir yolcu uçağını almakla görevlendirilmesi, kaderin ağlarını örmesine yol açmıştı.

İzmir Seydiköy Hava Mektebi’nde -bugünkü Gaziemir Hava Teknik Okullar Komutanlığı- uçak yapımı projesine devam etti.

28 Ocak 1925’de “VECİHİ K-VI” adını verdiği uçağını uçurur ancak ödül yerine onu ceza beklemektedir.  Ödül beklerken ceza almasının nedeni, havacılıktan anlayan kimsenin bulunmamasıydı. İzin verecek merci olmadığı için, izinsiz havalanmış, bu yüzden de cezalandırılmıştı.

1930’da Kadıköy’de bir keresteci dükkânını kiralayarak, 3 ay içinde ikinci uçağı VECİHİ XIV’ü inşa etti. İlk uçuşunu 27 Eylül 1930’da Kadıköy Fikirtepe’de büyük bir kalabalık ve basın topluluğu karşısında yaptı. VECİHİ XIV ile önce Yeşilköy’e, sonra Ankara’ya uçtu.

 Vecihi HÜRKUŞ, “Uçabilirlik Sertifikası” için İktisat Bakanlığı’na başvurmuş, 14 Ekim 1930’da “Tayyarenin teknik vasıflarını tespit edecek kimse bulunmadığından gereken vesika verilmemiştir” cevabını almıştı.

HÜRKUŞ, bunun üzerine bakanlık nezdinde yapılan girişimler sonucu uçağa istenen belgenin alınması amacıyla uçağı sökerek demiryollarından kiraladığı vagonla Çekoslovakya’ya gönderilmesi için müsaade almıştı. HÜRKUŞ, 6 Aralık 1930’da Prag’a geldiğinde henüz tayyare gelmemişti. Tayyareye ait statik raporu gibi resmi evrak önce Çek diline çevrilmiş, uçak gelince tekrar monte edilerek uçağın Her türlü uçuş şekilleri ile uçuşun kontrolü tamamlanmıştı.

23 Nisan 1931’de Çekoslovakyalı yetkililer tarafından düzenlenen bir törenle, başköşesinde “Yaşasın Türk Tayyareciliği” yazılı bir pankartla onurlandırılarak uçuş müsaadesini aldı.

Vecihi HÜRKUŞ, 25 Nisan 1931’de Çekoslovakya’dan uçarak 5 Mayıs 1931’de Türkiye’ye geldi.

1932’de Vecihi Sivil Tayyare Mektebi isimli ilk Türk Sivil Havacılık Okulu’nu açtı. Okulda ilk Türk kadın pilotu olan Bedriye Gökmen ile birlikte 12 pilot yetiştirdi. İstanbul Kalamış-Kadıköy’de Türkiye’nin ilk sivil uçağı VECİHİ XIV, ilk eğitim ve spor uçağı VECİHİ XV, 160 beygirlik Mercedes uçak motorlu deniz kızağı VECİHİ SK-X üretti.

1933’te Vecihi HÜRKUŞ NURİ BEY adı verilen VECİHİ XVI kabin uçağını yaptı.

1937 yılında Türk Hava Kurumu, Hürkuş’u mühendislik eğitimi alması için, Almanya’daki mühendislik okula gönderdi.

1954 yılında Başbakan Adnan Menderes, ilk sivil havayolu şirketi olan HÜRKUŞ Hava Yolları’nı kurdu, ancak; kazalar, kaçırılmalar ve sabotajlar gibi sebeplerle şirket uçuştan men edildi.

Türk havacılık tarihinin en üretken ve girişimci kahramanı Vecihi HÜRKUŞ, Ankara’da 16 Temmuz 1969 tarihinde Gülhane Askerî Tıp Akademisi Hastanesi’nde hakkın rahmetine kavuştu. Aziz kabri, Cebeci Asri Mezarlığı’nda.

Tarihimizde bir hazin hikâye de Nuri Demirağ’ın uçak fabrikası

İlk Türk demiryolu müteahhidi Nuri Demirağ, uçak sanayisinin önemini fark ettiği için bu alanda çalışmalara başladı. 1936 yılında Beşiktaş’ta bulunan deniz müzesinin yanında, özel sermayeye ait olan ülkenin ilk uçak fabrikasını kurdu.

Sonrasında halen Atatürk Havalimanı olarak kullanılan Yeşilköy’deki araziyi fabrika yapmak için satın aldı. Bu arazide Gök Okulu kurarak öğrenciler yetiştirdi.

1936 yılında üretilen tek motorlu uçağın ardından 1938 yılında Türkiye’nin ilk yolcu uçağı NUD-38üretildi ve bu uçaklar 1944 yılında dünya havacılığı A Sınıfına alındı. NUD-38 saatte 325 kilometre hız yapabilen ve bin kilometre uçabilecek yeterlilikte ilk yerli uçak olarak üretildi.

Türk Hava Kurumu (THK), Beşiktaş’taki fabrikaya ilk olarak 65 adet planörün, sonrasında 10 adet başlangıç eğitim uçağının siparişini verdi. Planörler, 1937-1938 yıllarında tamamlanarak teslim edildi.

Nuri Demirağ’ın Beşiktaş’taki fabrikada imal edilen ve başarılı uçuşlarına devam eden uçakları, Türkiye’de olduğu kadar yurtdışında da büyük yankı uyandırmıştı. Özellikle çift motorlu uçakların istenildiğinde savaş uçağı istenildiğinde yolcu uçağı olarak kullanılabiliyordu.

Uçak sanayisini ilerletmekte olan Amerika, İngiltere ve Almanların Türk Uçak fabrikalarından rahatsız oldukları, kumpaslara geçtikleri haberleri alınmıştı.

 Atatürk’ün ölümünden sonra iktidar olan ‘İsmet Paşa-Tek Parti CHP’ döneminde, yerli uçak ve havacılık konusuna ilgi azalmıştı.  Yaşanan sıkıntılı süreç, THK’nın sipariş ettiği 65 adet uçağın sözleşmesini 1939 yılında feshetmesiyle yeni bir boyut kazanmıştı.

1941-44 yılları arasında ABD’nin Türkiye’ye verdiği 95 milyon dolarlık savaş malzemesinin hibe edilmesi, ne yazık ki, yerli uçak yapımında ilgisizliği artırmıştı.

Nitekim, Nuri Demirağ’ın uçaklarını almayan 1949’un Hava Kuvvetleri Komutanının şu vahim sözleri aslında yaşananlarla  ilgili ciddi ipuçları veriyordu: ‘Amerikan yardımından bedava uçak almak dururken, uçak fabrikanıza sipariş verirsem yarın bu millet beni asar.’

Bu sözlerin, aziz milletimize ihanet olduğu açıktı.

1920’li ve 1930’lu yıllarda büyük fedakârlıklarla elde edilen savunma sanayi imkân ve kabiliyetleri yavaş yavaş kaybedilmeye başlanmış, yurtiçi siparişleri azalmış ve sonrasında askeri fabrikalar ve sivil teşebbüsler 15 Mart 1950’de çıkarılan kanunla kapatılmıştır.

Sonuç

ALLAH RAHMET EYLESİN. NUR İÇİNDE YATSINLAR. Vecihi HÜRKUŞ ve Nuri DEMİRAĞ, gecesini gündüzüne katıp yürüttükleri çalışmalarında yalnız bırakılmasaydı, ABD yardımları(Marshall ) kabul edilerek yerli imkânlarla geliştirilen uçak sanayiinin önü kesilmeseydi, şu an yerli uçak geliştirme konusunda ülkemiz nasıl bir durumda olurdu?

Aradan 70 yıl geçti. Cevabı Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan veriyor: ‘’Hürkuş’u yapan TUSAŞ bundan 40 yıl önce ‘kendi uçağını kendin yap’ çerçevesinde kurulmuştu. 80’li yıllara kadar beklenen atılımı yapamadı. 80’lerde yabancı uçakların lisanslı üretimleri başladı. 2000’lerde TUSAŞ neredeyse kapanma noktasına gelmişti. 2005’te TUSAŞ’ı biz yeniden canlandırdık. TAİ’deki yabancı hisseleri satın aldık. Milli teknolojiye dayalı havacılık projelerini başlattık.

Artık savaş helikopterlerimizi kendimiz üretiyoruz. Uzaya fırlatılan Göktürk gözlem uydumuzu kendimiz yaptık. Kendi uçağını kendi uydusunu imal eden bir seviyeye ulaşan Türkiye var.

TSK dünyanın en eski en tecrübeli ordularından biri. Dünyanın en güçlü ordularından birini artık kendi imalatlarımızla teçhiz ediyoruz.

Hiçbir ülkenin güvenliğini tehdit etmiyoruz ancak bize yönelik hasmane tutumlara karşı var olan gücümüzle en sert şekilde karşılık verir, gerekeni yapmakta tereddüt etmeyiz. Hadlerini bildiririz’’

HÜRKUŞ TÜRK SEMALARINDA UÇUYOR.

UZAK DEĞİL. İNŞALLAH 8 YIL SONRA (2029) İLK TÜRK SAVAŞ UÇAĞI MİLLİ MUHARİP UÇAĞI, HÜRKUŞ’UN YANINDA UÇACAK.

ZAFER İNANANLARIN OLACAKTIR…