Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Gölge CIA/Stratfor’un, Karadeniz-Gürcistan Öngörüleri

Bülent ERANDAÇ
05 Ağustos 2019 15:15

Aslen Macaristan doğumlu bir Yahudi olan siyaset bilimci George Friedman, 1996 yılında Gölge CIA olarak tanınan CIA'in “düşünce” kuruluşu Stratfor'u kurdu. 15 Temmuz gecesi, Türkiye saatiyle 21.00'den itibaren canlı yayına geçmiş ve grafiklerle Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın uçağının rotasını an be an yayınlamıştı.

Türkiye’nin Kuzey Suriye’de BARIŞ KORİDORU KURMA hazırlıkları sürerken, Stratfor, Suriye'deki PKK/PYD'li teröristleri temizlemek için Türkiye'nin operasyona başlaması halinde uygulanabilecek senaryoları masaya yatırdı.

Ajanların ve Neo-con’ların cirit attığı bu ABD analiz merkezinin, Derin ABD, silah baronlarının, Müslüman düşmanı neo-con’ların, Yahudi teşkilatlarının sözcüsü olduğunu hiç unutmamalıyız.

Gölge CIA, Stratfor’un 2015 yılında yayınlanmış, “Gelecek 10 yıl 2015-2025” raporuna dikkatleri çekmek istiyorum.

2019 yılındayız. Geçmiş 4 yılda içinde meydana gelmiş bazı olaylar, ne yazık ki, bu çukurcu stratfor’un öngörülerine göre gerçekleşmiş.

Bilindiği gibi, Türk ABD ilişkileri Soğuk Savaş sonrasında yeni jeopolitik gerçeklere bağlı olarak radikal bir biçimde değişiyor. NATO ve ABD’nin yeni hegemonya stratejileri Türkiye’nin çıkarları ile açıkça çelişirken, Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye, Bağımsız Türkiye yolunda emin adımlarla yürüyor.

Derin ABD–Avrupa’nın Türkiye’yi zaafa uğratmaya dönük son 10 yıldır açık veya örtülü araçlarla yüklendiğini, TSK’ya karşı yürütülen yıpratma ve etkisizleştirme operasyonlarında bunu çok açık bir biçimde gözlemlemekteyiz.

Bu bağlamda, Stratfor’un “Gelecek 10 yıl 2015-2025” raporunda Türkiye ile ilgili notları masaya yatırmak istiyorum.

Derin ABD  sadece Suriye’de ve Doğu Akdeniz’de değil, Karadeniz’de, Balkanlar ve Kafkasya’da rahatsız etme tezgahlarını sürdürüyor. Özellikle, Rusya’dan S-400’leri tehditlere rağmen alan Cumhurbaşkanımız hedeflerinden düşmüyor.

Türkiye ile Rusya’yı dönüşsüz olarak karşı karşıya getirecek, düşman kamplara itecek beka kabiliyetimizi temelden sarsacak kabul edilmez talepleri, Stratfor, Rand gibi gölge CIA kanallarıyla sık sık gündeme sokuyorlar.

KARADENİZ HAVZASINA DİKKAT

Stratfor’un “Gelecek 10 yıl 2015-2025” raporundan ülkemiz ve yakın kara ve deniz havzamızla ilişkili öngörülerine dikkatle bakarsak, Doğu Akdeniz gibi Karadeniz’in de masalarda konuşulduğu anlaşılıyor.

ABD, Türkiye ile Rusya’yı dönüşsüz olarak karşı karşıya getirecek, düşman kamplara itecek beka kabiliyetimizi temelden sarsacak hazırlıklar içinde bulunuyor.

ABD Gürcistan’ı NATO üyeliğine alma arzusundadır. Gürcistan’ın NATO’ya kabulü ile ABD Rusya’yı çevreleme politikasını artıracaktır. Rusya’yı bölmek istemektedir. Gürcistan NATO üyesi olduğu taktirde, Rusya’dan NATO ülkesi Gürcistan’a yönelebilecek tehditler Türkiye Rusya ile karşı karşıya gelmesine yol açabilir.

GÜRCÜSTAN’IN NATO ÜYELİĞİ:

12 Temmuz 2018’de NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, "Gürcistan NATO üyesi olacak." demişti. Üyelik için Gürcistan ile çalışmaya devam edeceklerini aktaran Stoltenberg, Tiflis yönetiminin NATO üyeliği için başarılı reformlar yaptığının altını çizdi. Öte yandan Stoltenberg, Doğu Ukrayna'da durumun ciddiyetini koruduğuna dikkati çekerek, "Rusya'nın Kırım'ı yasa dışı ilhakını şiddetle kınıyoruz." diye konuştu. 25 Mart, 2019 ‘da NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Gürcistan Cumhurbaşkanı Salome Zurabişvili ile başkent Tiflis’te bir araya geldi. Gürcistan’ın NATO üyeliğine giden yolda başarılı reformlar gerçekleştirdiğini belirterek Gürcistan’ın bir gün mutlaka NATO üyesi olacağını söyledi. Gürcistan’ın şimdilik NATO üyesi olmadığını söyleyen Stoltenberg, ancak bu ülkenin ortak askeri tatbikatlarla NATO’ya büyük katkıları olduğunu vurguladı. Gürcistan’ın NATO’ya entegrasyonu kararının Gürcistan ve NATO üyesi ülkeler tarafından alındığını ifade eden Stoltenberg, bu nedenle ne Rusya’nın ne de başka bir ülkenin bu süreci etkileyemeyeceğini söyledi. Gürcistan’ın Abhazya ve Güney Osetya olmadan NATO’ya üye olup olamayacağına dair herhangi bir yorum yapmayan Stoltenberg, Rusya'ya, Abhazya ve Güney Osetya'nın bağımsızlığını tanıması kararından vazgeçmesi çağrısında bulundu.

Rusya Başbakanı Dimitri Medvedev, Kuzey Atlantik Anlaşması Örgütü'ne (NATO) sert Gürcistan mesajı gönderdi, "Gürcistan’ın NATO’ya girmesi korkunç bir çatışma çıkarabilir. Bu da yıkıcı sonuçlara neden olabilir" dedi.

26 Nisan 2019

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Washington'da örgütün 70. kuruluş yıl dönümü etkinliklerinde Azerbaycan'a ilişkin ilginç söylemlerde bulundu. Stoltenberg'in ifade ettiği tezleri analiz eden politika uzmanları, NATO'nun Azerbaycan ile ilişkileri derinleştirmek istediği kanaatinde.

Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev, 4 Mayıs 1994 tarihinde Azerbaycan ve NATO arasında ortaklığın temelini oluşturan Barış İçin Ortaklık (BİO) Çerçeve Anlaşmasını imzaladı.

Gürcistan, NATO'ya üye olma yönünde birkaç yıldır faaliyetini sürdürüyor. Gerek NATO dâhilinde, gerekse de Rusya'da, bu girişime aynı bakış açısından yaklaşılmamaktadır. Moskova, Tiflis'i ve Brüksel'i uyarıyor.

Kremlin, Gürcistan'ın NATO'ya üye olmasını ve örgütün askeri üssünün bu ülkede açılmasını kendi güvenliği için tehdit oluşturduğunu iddia ediyor. Son yıllar ise bu durum daha keskin nitelik kazandı.

Tiflis yönetimi, NATO'ya üyelik politikasını sürdürmekte kararlı görünüyor.

Rusya’da NATO’nun doğuya yönelik genişleme politikasına ciddi itirazlarda bulunuyor.

Bu gelişmeler bazında Rusya, kendi sınırlarına yakın bölgelerde NATO'nun tüm faaliyetlerine büyük hassasiyetle tepki veriyor. Bunu Ukrayna'da, Gürcistan'da, Baltık devletlerinde, Karadeniz coğrafyasında görebiliriz.

Stratfor’un “Gelecek 10 yıl 2015-2025” raporuna devam edelim:

Rusya’nın Gürcistan’ı işgal ettiği günden beri dünya kendini yeniden yapılandırıyor.

Rusya’nın Ukrayna üzerindeki mevcut çatışması uluslararası sistemin merkezindeki en önemli öğe olarak kalacak, ama bu 10 yıllık sürede Rusya Federasyonu’nun mevcut durumu koruyabileceğini sanmıyoruz.

ABD-Batı, Polonya, Bulgaristan, Macaristan Romanya, Belarus (Beyaz Rusya) ve Ukrayna gibi, çeşitli dönemlerde Rusya’ya kaptırdıkları bölgeleri geri almıştır. 

Amerika-NATO, Rusya’yı çevreleme hattını Gürcistan ve Azerbaycan’a kadar genişletilmesini planlamıştır. Bu 10 yılda, Baltık ve Karadeniz arasındaki ittifakın nereye kadar uzanacağı önemli olacak. Mantıken Gürcistan-Azerbaycan hattı, Hazar Denizi’ne kadar uzanacak.

Rusya zayıfladığında Avrupa’nın etkisi Karadeniz’in kuzey kıyıları gibi Türkiye’nin tarihsel ilgi alanlarına doğuya doğru yavaş yavaş hareket etmeye başlayacak. Avrupa Birliğinin doğuya doğru yöneldiklerinde, Türkiye’nin Balkanlar’daki varlığı ile karşılaşacaktır.

ABD-NATO, KARADENİZ’E NEDEN ÇIKMAK İSTİYOR?

Stratfor’un Karadeniz SİNYALLERİNİ VERDİ. Bu değerlendirmeleri tamamlayacak çok önemli bir boyut daha var.

ABD-NATO, Karadeniz! de dans etmek istiyor.

Bir jeopolitik gerçek ortada: “Avrupa ile Asya arasında paha biçilmez bir transit koridoru olması, enerji ulaşım hatlarını üzerinde bulundurması, Hazar Havzası enerji kaynaklarına yakın olması, Orta Asya’ya ve genişletilmiş Orta Doğu’ya açılan kapılardan en önemlisini oluşturması ve Rusya’yı güneyinden çerçevelemesi açısından Soğuk Savaş sonrasında Karadeniz’in önemi daha da artmıştır.”

Batılı devletler ve Rusya Federasyonu arasında Doğu Avrupa, Kafkasya ve Karadeniz bölgesine yönelik rekabet 2014 yılında başladı. Ukrayna Krizi’nden bu yana daha da arttı.

NATO’nun Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana Rusya’nın sınırlarına doğru genişleme gayreti ve özellikle Gürcistan ve Ukrayna’nın ittifaka üyeliklerine yönelik ısrarcı tutumu, Rusya’nın bu konuyu ulusal güvenliğine karşı önemli bir tehdit olduğunu vurgulayacak şekilde sert tepkisine yol açıyor.

ABD-NATO, nükleer kabiliyete sahip savaş uçaklarının konuşlandırılması dâhil Karadeniz’deki deniz askeri varlıklarını arttırmanın peşindedir.

Türkiye ile Rusya, Karadeniz’de önemli bir sorun yaşanmasını ve bu konuda herhangi bir kriz çıkmasını engellemektedir. Ancak, ABD, Sovyetler Birliği’nin etkisinden çıkan birçok bölgede olduğu gibi, Karadeniz’de de söz sahibi olmaya yönelik çabalarını artırmaya başlamıştır.

Karadeniz’in Orta Asya bölgesindeki doğal kaynakların Avrupa’ya taşınmasında önemli bir güzergâh olması ve Rusya güzergâhına önemli bir alternatif teşkil etmesi batılı devletlerin Karadeniz’e odaklanmasına neden olmaktadır.

NATO’nun 1999 yılından başlayarak Rusya’ya doğru genişleme çalışmaları “yakın çevresinde” tekrar söz sahibi olmayı hedefleyen Rusya’nın sert tepkisine neden olmaktadır.

NATO’nun Kafkasya, Karadeniz ve Ukrayna hattından kendisini çerçeveleme politikasına karşı çıkan Rusya, özellikle Ukrayna ve Gürcistan’ın ittifaka üyeliklerini kırmızıçizgisi olarak ilan etmiştir.

Nitekim 2008 Bükreş Zirvesinin her iki devlete de üyelik yolunu açması Rusya’nın tepkisini çekmiş ve Rusya bir yandan Gürcistan’ı işgal ederken diğer yandan Güney Osetya ve Abhazya’nın bağımsızlığını tanıyarak Gürcistan’ın NATO ve AB’ye üyelik sürecini sekteye uğratmıştır.

Ukrayna Krizi bölgedeki diğer sorunlar ile birlikte ele alındığında krizi derinleştirmiştir.

ABD ile Rusya arasında Karadeniz’i tehlikeli bir rekabet alanına dönme sinyalleri vermektedir. Tehlike ve gerginlik her geçen gün artmaktadır.

Üyesi olduğu ittifak ile son dönemde ikili ilişkilerinin üst düzeye çıktığı Rusya ile Türkiye, Karadeniz’i bir barış havzası olarak tutma gayretini sürekli göstermektedir. Türkiye Montrö konusundaki kararlılığını büyük bir başarı ile sürdürmektedir.

Montrö Sözleşmesi’nin Karadeniz’e kıyısı olmayan devletlere getirdiği sınırlamaların Batı’lı devletlerin bölgeye nüfuzunu engellemesi büyük şanstır.

Karadeniz bu dönemde Batı’lı devletler ve Rusya arasında güvenlik alanında olduğu gibi ekonomik anlamda da büyük bir rekabete sahne olmaya başlamıştır.

Soğuk Savaş sonrası dönemde Karadeniz enerji nakil hatlarında geçiş noktası haline gelmiştir. Artan bu enerji hatları bölge ve bölge dışı ülkeleri arasında boru hattı savaşını başlatmıştır.

Orta Asya devletlerinden çıkan doğalgaz ve petrolün Avrupa’ya taşınma sürecinde Karadeniz Batı’lı devletler için Rusya’yı by-pass etme sürecinde önemli bir rol oynarken Rusya sürecin dışında bırakılmamak için Karadeniz’deki nüfuzunu korumaya ve Batı’lı devletlerin etkisini kırmaya odaklanmıştır.

SONUÇ

Bulgaristan ve Romanya’nın NATO üyeliği sonrası Türkiye ile birlikte, Karadeniz artık üç NATO devletine birden kıyı sağlamaktadır.

Bu bağlamda, ABD-NATO’nun Ukrayna ve Gürcistan’ı da NATO üyesi yapma çabaları dikkatle takip edilmek durumundadır.

AKDENİZ-KARADENİZ TÜRKİYE’NİN MAVİ VATANIDIR. KORUMAK VE KOLLAMAK ULUSAL GÜVENLİĞİMİZİN TEMEL TAŞLARINDAN BİRİSİDİR.