Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Erdoğan’ın Madrid-NATO Zirve Çantası

Bülent ERANDAÇ
22 Haziran 2022 14:27
A-
A+

İspanya'nın başkenti Madrid’de yapılacak ‘NATO Liderler Zirvesi’nin tarihi yaklaşırken (29-30 Haziran) İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyesi olmasına ilişkin ORTAK MUTABAKAT'IN henüz gerçekleşmemesi dünya kamuoyu tarafından nefes nefese takip ediliyor.

Başta, ABD ve İngiltere, İsveç ve Finlandiya’yı HEMEN NATO ÜYESİ YAPMA konusunda afra tafra ile işe koyulmuşlardı. Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın Batı'nın aparatı PKK-PYD bağlamında tavrını net biçimde koyması sonucu şaşkına döndüler.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, İsveç ve Finlandiya üyelik başvurusunda bulunursa “çok hızlı” bir şekilde ittifaka katılabileceklerini söylemişti. İki ülkenin adaylık başvurularını, “kaçırılmaması gereken tarihi bir an” olarak selamlamıştı…

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in hafta başında yaptığı “illa bu zirvede üye olmaları şart değil” mealindeki açıklamaları Amerika ve NATO Üyelerinin kıvrandığını gösteriyor…

Derin ABD'nin aparatı PKK-PYD'nin önemli NATO üyeleri tarafından yıllardır korunduğu gerçeği karşısında Başkan Erdoğan-Türk Devlet Aklı, KRAL ÇIPLAK demiş, yaşanan stratejik gerçekliği daha görünür noktaya taşımıştır.

ABD ve NATO’nun bu ricatı, Türkiye’nin haklı taleplerinin karşılığı, yıllardır bölücü terör PKK’ya, Suriye kolu PYD'ye desteklemelerinin  ‘intikamı’ olarak muhakkak değerlendirilmelidir.

Evet. İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılımı ABD tarafından; “tam desteğimize sahipler” denerek karşılanmıştı.

Türkiye'nin haklı, meşru, kararlıkla ortaya koyduğu PKK-PYD şartı karşısında şimdi gelinen noktayı NATO ve ABD’nin görmemesi mümkün mü?

Peki, Washington Ne Hissediyor?

Elbette, Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya’ya koyduğu PKK-PYD TAVRI, bu bölücü örgütün arkasındaki ağababa Amerika ve Almanya'ya damardan verilen derin mesajdır.

Şubat'tan bu yana Başkan Erdoğan-Türk Devlet Aklı’nın tavrına karşı öyle vurdumduymaz ve rahattılar ki, Ankara’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ilk açıklamalarına, mesela, “başvuruları izliyoruz ama olumlu fikre sahip değiliz” sözlerini anlamazlıktan geldiler.

Erdoğan-Türkiye tavrını ortaya koyarken elbette BAĞIMSIZ TÜRKİYE PARADİGMALARI bağlamında hareket ediyor. NATO ülkelerinin PKK-PYD'yi kucaklamasına net tavır koyarak STRATEJİK GERÇEĞİ İFADE EDİYOR

NATO karargâhı ve başaktörler ABD-İngiltere-Almanya ile Türkiye arasında diplomatik temaslar sürerken, İsveç'in başkenti Stockholm'de 14 Haziran tarihinde PKK-PYD'nin küstah gösteriler yapması, Türkiye’nin tepkilerinde ne kadar haklı olduğunu gösterdi.

Stockholm belediye binasına ve kentin sembollerinden biri olan Avicii Arena'ya projeksiyonlarla terör örgütünü simgeleyen semboller ve terörist başı Öcalan'ın posteri yansıtıldı.

Cumhurbaşkanlığı'ndan Sert Tepki

Skandal olay sonrası İsveç ve Finlandiya'nın NATO üye olma olasılıklarıyla ilgili Cumhurbaşkanımız Erdoğan çok sert tepki gösterdi: NATO bir güvenlik teşkilatıdır. NATO teröre çanak tutan bir örgüt değildir. İsveç PKK PYD-YPG gibi tüm terör örgütleriyle ilişkilerini kesmeyi garanti edecek geçerli, mantıklı garantiler vermek zorundadır.

İsveç PKK-PYD’nin cirit attığı bir ülke konumunda. Parlamentoları içinde bile teröristler var. Bu teröristler bu Parlamentolarda yer aldığı sürece, bunu da İsveç polisinin güvencesi ile gösteri yaptıkları sürece biz bunlara 'buyrun devam edin, buyrun NATO'ya girin' diyemeyiz. Aynı şey Finlandiya için de geçerli''

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’da, İsveç ve Finlandiya'nın terör örgütünün propaganda ve gösterilerine izin verdiği sürece NATO'ya giremeyeceğini ifade etti.

İki ülkenin de Türkiye'nin kaygılarını giderecek adımlar atması gerektiğini söyleyen Kalın, "NATO bir güvenlik örgütüdür. Yeni üye olacakların ilkelere riayet etmesi tercih değil, zarurettir. Güvenlik kaygılarımızı giderecek somut adımlar atmalılar. Aksi halde süreç ilerlemez" ifadelerini kullandı.

Erdoğan'ın Madrid-NATO Çantası

Başta ABD ve İngiltere olmak üzere Almanya ve Fransa ile Türkiye arasında müthiş manevralar sürerken, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın 29-30 haziran da  NATO Zirvesi'ne çantasında çok hassas dosyalarla  gideceği belirtiliyor.. Türkiye'nin tezlerini özel belge ve dosyalarla ortaya koyacak.

Erdoğan'ın çantasındaki dosyalar:

Dosya 1) İsveç ve Finlandiya'dan beklenen somut garantiler.

Dosya 2) NATO’nun PKK'nin Suriye kolu PYD'yi kara listeye alması, lojistiklerin kesilmesine yönelik somut yazılı metinlerin hazırlanması,

Dosya 3) Ege adalarının silahlardan arındırılması... Yunanistan’ın Lozan ve Paris anlaşmaları yükümlülüklerini yerine getirmesinin sağlanması

Dosya 4) Türkiye'nin Suriye ve Irak’ta PKK-PYD'ye karşı yürüteceği yeni operasyonlar, 

Dosya 5) ABD'nin F-16 savaş uçaklarını acilen vermesi. Yeni Hava savunma sistemleri talebi (Fransız-İtalyan sistemleri)

Dosya 6) Ukrayna savaşında Türkiye'nin arabuluculuğunun olası gelişmeler,

Dosyalar içinde, İsveç ve Finlandiya'nın teröre desteği, çok özellikli.

Terör örgütü PKK/YPG/PYD'ye silah ve parasal destek veren, teröristleri ülkesinde barındıran, yasa dışı eylemlerine göz yuman İsveç'in yanı sıra, PKK terör örgütü ile ilişkisini saklamayan Finlandiya’nın NATO üyelik başvurusu zirvenin en önemli başlıklarından olacak.

İsveç ve Finlandiya'nın terör örgütü PKK/YPG/PYD'ye verdiği silahlar ile finansal ve siyasi destek kanıtlarıyla bir kez daha ortaya konulacak, bu hasmane tutum sürerken 'müttefiklik' ilişkisi kurulamayacağı ifade edilecek. (dosyanın içinde, son olarak Suriye ve Irak'ın kuzeyindeki operasyonlar sırasında İsveç yapımı 200-1000 metre menzilli 84 kalibrelik AT-4 tanksavar silahları ele geçirilmesi. Tanksavarların seri numaraları ve fotoğrafları yer alacak)

Teröristlerin Tanksavar Silahı İsveç'ten...

Mehmetçiğin terör örgütüne yönelik operasyonlarında 2018 yılından bu yana Hakkâri, Şırnak, Irak'ın kuzeyindeki Hakurk ve Avaşin-Basyan bölgesinde çok sayıda AT-4 tanksavar ele geçirildi.

Teröristler tarafından Türkiye ile Irak ve kuzey Suriye'de yoğun olarak kullanılan İsveç üretimi AT-4 tanksavar füzeleri piyade birliklerinin zırhlı araç ve tahkimatlarını yok etmek veya devre dışı bırakmak amacıyla tasarlandığı biliniyor.

Ege Adalarının Gayrı Askeri Olması Muhakkak Sağlanacak

Yunanistan'ın uluslararası hukuku alenen ihlal etmesi nedeniyle Ege'de gerginliği tırmandırması da kritik NATO zirvesinde masaya konacak

(1947) Paris ve (1923) Lozan Anlaşmalarının 'esastan ihlali' anlamına gelen gayriaskeri statüdeki adaların silahlandırılması ve Yunanistan Başbakanı ve savunma bakanının tahrik edici ziyaretleri de Türkiye tarafından kayıt altına alınarak, gerekli uyarınılar NATO zirvesinde yapılacak..

Atina'nın reddettiği gerçekler de çok boyutlu belgelerle müttefiklere bir kez daha gösterilecek.

Ankara, Yunanistan ile sorunlarda diyalog yanlısı olduğunu ancak meşru haklarından da vazgeçmeyeceğini tekrar vurgulayacak.

F-16 Savaş Uçaklarını Bekliyoruz

ABD, Rusya'dan S-400 savunma sistemi alması nedeniyle Türkiye'yi 5. nesil savaş uçağı olan F-35 programından KÜSTAHÇA çıkarmıştı.

Türkiye, hava gücünde oluşabilecek zafiyeti engellemek için bir dizi seçeneği gündemine aldı. ABD'den F-16 ve modernizasyon kiti satın alma talebi bu çerçevede önem taşıyor.

Bu talebin Kongre'den onay alması ve nihai aşamada gerçekleşmesi durumunda, Türkiye; 4+ nesil olarak ifade edilen 120 dolayında F-16 Blok 70 savaş uçağına sahip olacak.

F-16 savaş uçakları, Türk Hava Kuvvetlerinin ana vurucu gücünü oluşturuyor. Envantere giren F-16 serisi jet sayısı 270'e çıktı. Türkiye, 30'un üzerinde de modernize edilen F-4 2020 savaş uçağına sahip.

Türk Hava Kuvvetleri, HÜRJET VE MİLLİ MUHARİP UÇAK(MMU) platformları hizmete girene kadar F-16 Blok 70 takviyesi yapacak.

Türkiye, ABD'den 40 adet F-16 Blok 70 ve mevcut filolarında yer alan savaş uçaklarını modernize etmek için de 80 adet kit almak istediğini bildirmişti.

Peki, Türkiye gibi hava kuvvetlerini son derece etkin kullanan bir ülke için ABD’den gelecek F-16 Blok 70 savaş uçakları ve modernize kiti neden önemli?

Çevremizdeki birçok ülke 4.5 nesil savaş uçağı tedarik ediyor. Bu ülkelerin başında da F-16 Blok 70 Modernizasyonu ve Rafale tedariki ile Yunanistan geliyor.

4.5 nesil F-16 Blok 70 uçakları, şu anda Türkiye için en iyi tercih diyebiliriz… ABD’den sonra israil  ile F-16’ları en çok kullanan ülkeyiz.

Dolayısıyla hem bakım ekiplerimiz hem de pilotlarımız, F-16’ları çok iyi şekilde kullanabiliyor. Tüm bunlar F-16 Blok 70 savaş uçaklarını da çok hızlı bir şekilde kullanabileceğimiz anlamına geliyor.

İstediğimiz kitlerin gelmesiyle birlikte F-16 Blok 40 uçaklarımızın belirli bir kısmını da Blok 70 seviyesine modernize edeceğiz. Yani sadece hazır bir şekilde uçak tedarik etmiyoruz, ayrıca eldeki uçaklarımızın belirli bir kısmını da daha üst bir seviyeye taşımış oluyoruz.

Bu uçaklar özellikle AESA radara sahip olmaları sebebiyle hava-hava angajmanında kritik rol oynayacaklar.

Türkiye’nin şu anda yerdeki hedefleri havadan vurmakla ilgili en ufuk bir sorunu yok. Asıl önemli olan hava-hava muharebesi. Bunun için de gelişmiş savaş uçaklarına ve mühimmatlara ihtiyacımız var. F-16 Blok 70, modern aviyoniklerinden ötürü kesinlikle gelişmiş bir platform. 

Ayrıca F-16 Blok 70’ler, Türkiye’ye önemli bir caydırıcılık da sağlayacak. Özellikle DOĞU AKDENİZ ve Ege’deki olası krizler için… 

Suriye ve Irak’ta ise F-16 Blok 40 ve 50/50+ platformlarımız yeterli.

Şu anda Milli Muharip Uçak Projesi ile milli savaş uçaklarımız 2029 yılından itibaren envantere girecek.

Bu uçak ile Türk Hava Kuvvetleri’nin caydırıcılığı önemli oranda artacak ve bölgenin en önemli aktörlerinden biri olmaya devam edeceğiz.

NATO Orijinli Hava Savunma Sistemleri

Türkiye, İtalyan-Fransız ortaklığıyla üretilen SAMP-T savunma sistemi alımını düşünüyor. 

İtalyan ve Fransız ortaklığında kurulan Eurosam konsorsiyumu tarafından geliştirilen SAMP-T, dünyanın gelişmiş savunma sistemleri arasında gösteriliyor.

SAMP-T, Avrupa'da faaliyette olan tek uzun menzilli savunma sistemi. NATO sistemiyle operasyonel anlamda tamamen uyumlu olarak çalışıyor.

SAMP-T savunma sisteminin özellikleri neler?

SAMP-T sistemi, bir lançerde 8 füze taşıyabiliyor. Hedef belirlendikten sonra 10 saniye içinde tüm füzeler ateşlenebiliyor.

Arabel radarı ile 360 derece izleme yapan SAMP-T, 100 km mesafe ile 20 km yükseklikteki tehditlere karşı angajman kabiliyetine sahip. SAMP-T, kısa ve orta menzil için Aster-15, uzun menzil için Aster 30 Block füzelerini kullanıyor. 

Operasyonel avantajları

- Süpersonik gemi-savarlara karşı donanma gücünü koruma kapasitesi

- Yerel ve bölgesel savunma için sadece bir sistemin operasyonel olmasına gereksinim duyuluyor

- 360 derecelik 'tracking' sistemi ile kompleks ortamlarda tüm tehdit türlerini izleme özelliği

- Kara kuvvetlerine destek sağlama kabiliyeti

- Donanma gemilerine entegre edilme özelliği

- Gemi-savar balistik füze tehditlerine karşı etkinlik.

Ukrayna Savaşı

Madrid'deki zirvede ele alınacak dosyalardan biri de Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş olacak. Rusya'nın da Ukrayna'nın da güven duyduğu tek ülke olan, üstlendiği arabuluculuk rolüyle süreçte etkin olan Türkiye, ateşkesin sağlanması ve savaşın sona erdirilmesi ile tahıl koridorunun açılması yönündeki temaslar hakkında müttefikleri bilgilendirecek.

NATO 73 Yıl Da Nasıl Genişledi?

FOTOĞRAF: NATO genişleme haritası...

İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Sovyetler Birliği'nin yayılmacı politikasına karşı 12 ülke tarafından 1949 yılında kurulan NATO’nun günümüzde 30 üyesi var. NATO, ABD, İngiltere, Belçika, Kanada, Danimarka, Fransa, İzlanda, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, Norveç ve Portekiz’in oluşturduğu “Atlantik ötesi” 12 ülke tarafından 4 Nisan 1949’da Washington Antlaşması’nın imzalanmasıyla kuruldu.

İttifakın kurulmasının hemen ardından 1952 yılında Yunanistan ve Türkiye, 1954’te Batı Almanya NATO’ya dâhil oldu. 1982’de İspanya ittifaka eklendi. “Soğuk Savaş’ın” yani iki kutuplu dünyanın sembolü olan Berlin Duvarı’nın yıkılmasının ardından 1990’da iki Almanya birleşti ve NATO’nun parçası oldu.

NATO’nun genişlemesi, kutbun diğer tarafı olan Sovyetler Birliği’nin 1991’de yıkılmasının ardından hız kazandı.

Soğuk Savaş’ın bitmesiyle Geçmişte hâkimiyeti bulunan ülkelerin NATO’ya davet edilmesi Rusya'nın itirazına yol açtı. Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’e göre, ABD 1990'da NATO'nun doğuya doğru genişlemeyeceğini taahhüt etmişti.

2004’te Dev Genişleme Dalgası

Bulgaristan, Estonya, Litvanya, Letonya, Romanya, Slovakya ve Slovenya üyeliğe kabul edildi. 2009'da Arnavutluk ve Hırvatistan, 2017'de Karadağ NATO'ya kabul edilirken, 2020'de Kuzey Makedonya’nın da üye olmasıyla ittifakın üye sayısı 30’a ulaştı.

NATO, Ukrayna ve Gürcistan’ı üye yapmayı planlarken, Rusya, NATO’nun genişlemesini “doğrudan tehdit” olarak tanımlayarak Ukrayna’ya savaşı başlattı.

İttifaka katılmayı isteyen Bosna Hersek bekletilirken, İsveç ve Finlandiya NATO üyesi olmak için harekete geçti.

Sonuç

Türkiye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan-Türk Devlet Aklı'nın, “Bölücü terör PKK'-PYD'yi kucaklayan İsveç ve Finlandiya’dan Türkiye’nin haklı beklentilerinin karşılandığı somut adımlar görmeden, terörizmle mücadele ve savunma sanayii işbirliği konusunda paradigma değişikliğine gidileceğine dair yazılı taahhütler verilmeden süreçte ilerleme sağlanamayacağını” söylemesinden başta ABD ve NATO üyelerinin nefesleri kesilmiş durumda.

VUSLAT BİR BAŞKA NATO ZİRVESİNE KALACAK.

ÇOK ANLAMLI BİR ATASÖZÜMÜZ VAR. ALMA MAZLUMUN AHINI ÇIKAR AHESTE AHESTE.