Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Erdoğan’ın ‘Jeostratejik Libya Hamlesi’nin Derinliği

Bülent ERANDAÇ
30 Aralık 2019 15:31

Libya üzerinde oynanan küresel satrancın arka planında petrol-gaz var. Bu bakımdan Libya’da olanları iyi anlamak için petrol gerçeğine muhakkak bakmak gerekiyor.

Libya petrol gerçeğine parmak bastıktan sonra, Libya’ya petrol için değil, dini ve tarihi bağlarımız babında el uzatan Türkiye’nin pozisyonunu daha derinlikli değerlendirme şansımız olacak.

Türkiye, Afrika’da giderek ağırlığını hissettiriyor. Somali-Cibuti-Sudan tarafından Kızıldeniz açılımımız sürüyor. Libya-Tunus-Cezayir-Fas tarafından Kuzey Afrika’daki tarihi köprülerimizi tahkim ediyoruz. 43 Afrika ülkesinde büyükelçiliğimizin bulunması, Türkiye-Afrika ilişkilerinin anlam ve önemini çok iyi göstermektedir.

Şimdi beraberce, 2019’un Kasım ayında Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan’ın Libya hamlesinin derinliğine mercek tutalım.

Gizli Dünya devleti İLLUMİNATİ’nin omurgası Para-Banka Baronu Yahudi Roctschlds’ın EKONOMIST Dergisinin 2019 takviminde, 4 liderin dünyayı çok etkileyeceği yazılmıştı. Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Trump, Rusya Lideri Putin ve Çin Lideri Şi.Pıng.

Alman Der Spigel Dergisinde de 4 Lider Dünya Hâkimi gösterilmişti.

Öngörüleri gerçekleşti.

Başta Cumhurbaşkanımız Erdoğan olmak üzere, 4 lider, dünyanın geleceğini etkileyen hamlelere imza attılar. 4 lider içinde Erdoğan küresel liderliğini altın vuruşlarla tahkim ederken, Türkiye bir yıldız ülke konumunda, dünya kamuoyunun merakla izlediği bir konuma geldi.

100 yıl içine kapatılmış, darbelerle, kaosla, kafasını kaldıramayan Türkiye kükremiş, Haçlı-Siyonistlerin korkulu rüyası haline dönmüştür.

Erdoğan’ın 2019 yılında gerçekleştirdiği jeopolitik hamleleri sıraladığımızda, BÜYÜK TÜRKİYE ‘nin ayak seslerini herkes görmektedir.

“SURİYE’NİN BÖLÜNMESİNİ ÖNLEYEN LİDER ERDOĞAN’DIR”

Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı Harekâtları. Trump ile Putin devreye acilen girmese, bugün Türkiye-Suriye sınırının tamamı Türk Ordusu’nun kontrolü altına girecekti. Belli ki, Hristiyanlıkları, son tahlilde, Müslümanların Gür sesi Erdoğan’a karşı hortlamıştır.

IRAK’ta Haçlı Siyonistlerin aparatı PKK’nın KANDİL DAĞINI kuşatan, Irak-Suriye hattını bir koridor haline getirmeye çalışan İSRAİL planını parçalayan Erdoğan’dır.

DOĞU AKDENİZ’e Türk bayraklı 2 sismik,2 sondaj gemisi sokan,Türk donanmasını çağ atlatan ,İSRAİL-MISIR-RUM-YUNAN PLANLARINI çöpe attıran Erdoğan’dır.

TÜRKİYE-LİBYA Doğu Akdeniz ekonomik alan-askeri anlaşmasıyla, Batı’nın nefesini kesen Erdoğan’dır.

SON ALTIN VURUŞ: LİBYA’ya Türk askeri gidecektir

Erdoğan’ın Libya harekâtı, konjonktürel değildir. Stratejiktir. Uzun yıllara dayanacak çok yönlü hamlelerin çıkış noktasıdır. Tarihe bakınız. AKDENİZ’İ OSMANLI GÖLÜ yapmış, Türk Milletinin torunu olduğumuzu ilan etmektir.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın TBMM'nin 7 Ocak’ta Türk askerinin Libya'ya konuşlandırılması için hazırlanacak tezkerenin milletvekillerinin onayına sunulacağını açıklaması, 27 Kasım'da Ankara ile Trablus hükümetleri arasında 2 önemli mutabakat muhtırasının imzalanmasıyla başlayan sürecin yeni bir evreye girdiğini gösterdi. Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti İçişleri Bakanı Fethi Başağa Türkiye'den asker istedi.

Türkiye'yi Libya'nın Trablus kentinde kurulu Ulusal Mutabakat Hükümetini (UMH) Tobruk merkezli General Halife Hafter güçlerine karşı koruma amacıyla askeri destek vermeye götüren süreç, 27 Kasım'da iki taraf arasında savunma ve güvenlik işbirliği ile deniz yetki alanlarının sınırlandırılması muhtıralarının imzalanması ile başladı.

Türkiye, Libya ile varılan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşmasıyla ABD desteğiyle Yunanistan-Güney Kıbrıs-Mısır ve İsrail tarafından geliştirilen Doğu Akdeniz Doğal Gaz Forumu oluşumuna tokat atarken, bölgedeki hidrokarbon paylaşım mücadelesinde önemli bir adım atmış oldu.

Türkiye'nin de El Serrac Hükümeti’nin kendisini savunması için askeri ve ülkede kalıcı bir siyasi çözümün sağlanmasına dönük siyasi destek verme girişimleri de bu operasyonla birlikte ivme kazandı.

ASKERİ VE SİYASİ STRATEJİ

Ankara'nın son dönemdeki adımları, bu sürecin askeri ve siyasi olmak üzere iki ayaklı bir stratejiye göre yürütülüyor.

Libya'daki gelişmeleri Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon geriliminden bağımsız görmediğini üst düzey açıklamalarla ortaya koyan Ankara, Kuzey Kıbrıs'a gözlem amaçlı insansız hava araçları yerleştirerek ve MAGOSA’DA BİR TÜRK DENİZ ÜSSÜ KURMA HAZIRLIKLARIYLA güç politikasından geri adım atmayacağını ortaya koyuyor.

Buna paralel olarak Libya'daki çatışmalarda Trablus hükümetine her türlü desteği verdiğini ve vermeye devam edeceğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Meclis'ten geçireceği asker gönderme tezkeresiyle elini iyice güçlendirme arayışında.

Kapsamlı bir içeriğe sahip olan mutabakat muhtırasına göre Türkiye, Libya'da polis ve askeri sorumlulukları içeren Ani Müdahale Kuvveti ile ortak Savunma ve Güvenlik İşbirliği Ofisi kurulmasının yanı sıra eğitim, teknik bilgi gibi beceri geliştirici faaliyetler ile birlikte kara, hava ve deniz araçlarının hibesini de içerek şekilde Trablus hükümetine destek sağlayacak.

IRAK-SURİYE-LİBYA HAREKÂTI BİR BÜTÜNDÜR.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın güç politikası uygulama yaklaşımı Irak-Suriye-Lbya hattında bir bütünlük arzediyor. Bu hatta askeri gücünü kullanarak siyasi alanda söz sahibi olmayı başarıyor.

Erdoğan, bir yandan askeri olarak Türkiye'nin desteğini daha da etkin şekilde göstereceğini kaydederken, diğer yandan da Libya'da istikrarlı bir siyasi ortamın yaratılması için oluşturulan uluslararası süreçleri de yakından takip ediyor. Özellikle Tunus ve Cezayir’i devreye sokan düşünce çok mükemmel görülüyor.

Nitekim Erdoğan, Berlin Süreci kapsamında yapılması öngörülen uluslararası toplantıya Tunus, Cezayir ve Katar'ın katılmasını sağlayarak Trablus aleyhine olan durumu düzeltme konusunda MASAYA HÂKİM POZİSYONDA.

Erdoğan aynı zamanda Almanya, İngiltere başbakanları ve Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin ile de yakın temas içinde kalarak siyasi çözüm yollarını kullanma amacında olduğu mesajını vermeye devam ediyor.

Tüm bu diplomatik sürecin merkezinde Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında 8 Ocak'ta yapılması öngörülen görüşme kritik virajların aşılmasında çok önemli bir süreci işaret ediyor.

Erdoğan, ayrıca, Libya'ya asker tezkeresinin 8 ya da 9 Ocak günü, yani Putin'in Türk Akımı boru hattının açılışı için İstanbul'da bulunacağı günde gelebileceğini de kayda geçirmiş oldu.

Putin ile yaptığı son telefon görüşmesi sonrasında Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal başkanlığında üst düzey bir heyeti Moskova'ya gönderen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Putin ile hem son dönemde İdlib'den kaynaklanan sorunların çözülmesi hem de Libya'da bir orta yol bulunmasını zorluyor.

Erdoğan ve Putin'in Suriye'de olduğu gibi Libya için de temel parametreler üzerinde uzlaşma yolunu seçebileceklerini, iki ülkenin giderek derinleşen siyasi, ekonomik, savunma sanayi ve enerji işbirliklerini tehlikeye atmayacaklarını öngörülüyor.