Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Erdoğan’ın Azerbaycan Seferinin Küresel Şifreleri

Bülent ERANDAÇ
22 Haziran 2021 19:53
A-
A+

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan geçen hafta Azerbaycan seferinde müthiş jeopolitik görüşmeler ve anlaşmalar gerçekleştirdi. Yeni dünya düzeni kuruluş sürecinde, Erdoğan-Aliyev can kardeşliği ve beraberliği 2030’lara yansıyacak birçok şifreyi barındırıyor.

Azerbaycan’dan dünyaya verilen mesajların arka planına dikkatle bakalım.

1)NATO-2030 Stratejisi’nin kabulünden hemen sonra Azerbaycan seferinin gerçekleştirilmesinin anlam ve önemi.

2)Başkan Erdoğan’ın Azerbaycan parlamentosundan verdiği mesajlar.

3)SUŞA BEYANNAMESİ. 

4)Türkiye ile Azerbaycan arasında, Nahçıvan-Karabağ köprüsü: Zengezur Koridoru’nun canlandırılması.

5)İstanbul’da eylülde gerçekleşecek BİRLEŞİK TÜRK DEVLETLERİ BULUŞMASI.         

Şifre: 1

NATO Sonrası Bakü Seferi

NATO-2030 stratejisi kesinleşti. NATO’da kararlar oy birliği ile alındığından, NATO’nun 2030’lara yönelik yol haritasına Başkan Recep Tayyip Erdoğan-Türkiye’nin onayı bulunuyor. 21’inci yüzyıl jeopolitiğini çok çok etkileyecek NATO 2030 Stratejisi’ne göre, RUSYA VE ÇİN’E KARŞI YENİ SAVUNMA KONSEPTLERİ devreye sokulacak.

NATO; önümüzdeki 10 yılda büyük belirsizliklere neden olabilecek radikal değişimlerin yaşanacağını düşünerek askeri yönünün yanında siyasi rolünü de güçlendirecek.

(Not: Bu madde, BM güvenlik Konseyi’nin 5 ÜLKESİ (ABD, Rusya, İngiltere, Fransa, Çin vetoları yüzünden işlerliğini kaybetmesine karşı alternatif Batı müdahalesine hazırlık anlamına geliyor)

Ukrayna ile Gürcistan, NATO ÜYESİ YAPILACAK.

Alt başlık olarak; İngiltere’de yapılan G-7 zirvesinde, Çin’in grand projesi YENİ İPEK YOL (BİR YOL BİR KUŞAK) sisteminin başarısız kılınması yolunda NATO’ya Güney Kore, Japonya, Avustralya üye yapılacak.

İkinci alt başlık olarak; Avrupa Birliği-ABD Başkanı Biden Zirvesi’nde, NATO’nun Afrika ve Ortadoğu’ya uzanması için bu bölgelerden başta LİBYA olmak üzere yeni üyeler alınacak.

Bu gelişmeleri birlikte okursak, NATO-2030 Stratejisi’nde TÜRKİYE NATO’NUN AVRASYA KADERINDE KİLİT ÜLKE KONUMUNA GELİYOR.

Başkan Recep Tayyip Erdoğan NATO sonrası Azerbaycan seferine başlayarak, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ile NATO kararlarının yansımalarını, özellikle Gürcistan’ın NATO üyesi yapılmasının derinliğini, baş başa görüştüler. Ayrıca, Ermenistan’a yeni bakış değerlendirmesinde bulundular.

Elbette, Erdoğan’ın Brüksel’den Bakü’ye geçişi, Rusya lideri Putin ve Çin lideri Xi Jinping tarafından stratejik değerlendirmelere tabi tutuluyor. Çünkü yeni dünya düzeninde Kafkasya hayatı gelişmelere gebedir.

Şifre: 2

Erdoğanın Azerbaycan Parlamentosu Mesajları

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan:

“Bugün bütün imkânlarımızla Azerbaycan'ın yanındayız. Bütün dünya bilsin ki yarın da yanında yer alacağız" diyerek konuşmasına başladı.

Karabağ'ın azat edilmesi zaferiyle Kafkaslarda kanayan bir yaranın kapandığını, bölgede kalıcı barış ve huzur için büyük bir fırsatın doğduğunu vurguladı.

Erdoğan, Nuri Paşa'nın Kafkaslara geldiği dönemde Ermenilerin 12 binden fazla Türk'ü, Müslümanı katlettiğini, Kafkaslarda tarihin kara sayfalarına yazılacak bir kıyımın yaşandığını hatırlattı.

Erdoğan, “Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ile beraber Karabağ’ı inşa edeceğiz ve yeni bir Karabağ meydana getireceğiz” dedikten sonra Aliyev ile Şuşa'da olduklarını hatırlatarak dikkati çekici notlar verdi:

"Şuşa, Karabağ Hanlığının kurucusu Penah Ali Han devrinden beri adeta tabii bir sanat akademisi gibi müziğin, edebiyatın, sanatın en yüksek seviyede yaşadığı ve yaşatıldığı bir şehirdir.  Şiirleri bugün de sevilerek okunan Molla Penah Vakıf'tan başlayarak Şuşa edebiyatın merkezi olma vasfını koruyor. Şuşa, bestekâr Üzeyir Hacıbeyli'nin, Bülbül'ün, Hurşidbanu Natevan'ın, Reşit Behbudov'un ve daha nice sanatçıların, şairlerin yurdudur.

Şuşa, bugün tekrar kültürle, medeniyetle, ayağa kalkıyor. Şuşa'nın 'Azerbaycan Kültür Başkenti' ilan edilmesi ve geçtiğimiz günlerde Cıdır Düzü'nde düzenlenen Har-ı Bülbül Musiki Festivali, bu doğrultuda dünyaya verilen açık bir mesajdır.

Şuşa'yı gelecek yıl da 'Türk Dünyası Kültür Başkenti' olarak görmekten memnuniyet duyarız. Türk dünyasının dört bir yanından gelecek kültür ve sanat ehlinin, bu güzel şehirde buluşması Şuşa'nın kadim tarihine verilen en güzel selam olacaktır."

"Kanın Değil Kalbin Zaferi"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Karabağ Zaferi'nin Azerbaycan'a, Kafkaslara ve dünyaya getireceği yararların kıymetinin zaman geçtikçe daha iyi anlaşılacağını belirterek, "Bu zaferden kimse rahatsız olmasın çünkü bu, yıkımın değil inşanın, zulmün değil adaletin, nobranlığın değil zarafetin, savaşın değil barışın, kanın değil kalbin zaferidir. Nitekim bu zaferin ardından yapılanlara ve yapılacaklara baktığımızda, çizdiğimiz tablonun nasıl ete kemiğe büründüğü görülecektir." şeklinde konuştu.

"Karabağ aynı zamanda, dünyayı kendi siyasi ve ekonomik hırslarının arenası olarak görenlerin hesaplarının bozulduğu yerdir." diyen Erdoğan, üstelik tüm bu gelişmelerin, Azerbaycan ile birlikte Ermenistan için de yeni bir dönemin başlangıcı olacağını söyledi.

Ermenistan, Azerbaycan ile problemlerini çözdükçe Türkiye olarak biz de gereken adımları atacağız. Türkiye sınırlarının açılmasının Ermenistan'a sağlayacağı faydalar saymakla bitmez. Velhasıl bu zaferi herkesin ortak zaferi haline getirmek bizlerin elindedir.

Bir daha Kafkasya'nın boynuna kimsenin esaret zinciri vuramaması için önümüze çıkan fırsatları hep birlikte en iyi şekilde değerlendirmeliyiz. Biz bu mücadeleyi kendimiz ve dostlarımızla birlikte 'Dünya beşten büyüktür.' diyerek küresel düzeyde de veriyoruz." diye konuştu.

NATO Zirvesi'nde de bunları konuştuklarını ve bunların değerlendirmesini yaptıklarını kaydeden Erdoğan, "Hamdolsun olumlu görüşmelerle buraya döndük. Ama dünyanın sorunları bitmiyor, dünyada çözülecek daha çok sorunlarımız var. Ama dik durursak, sağlam durursak bir olur, beraber olursak Allah'ın izniyle bunları çözeriz. Medeniyet güneşimizi yeniden en tepeye çıkartarak, barışı ve adaleti bölgemizde ve dünyada hakim kılacağımız günler yakındır." değerlendirmesini yaptı.

Şifre: 3

Suşa Beyannamesi Ve Türkiye-Azerbaycan İlkilerinde Yeni Ufuklar

(Anadolu Ajansı’nın analizinden alınmıştır.)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, “Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Müttefiklik İlişkileri Hakkında Şuşa Beyannamesini imzaladılar.

Suşa beyannamesi, iki kardeş ülke ilişkilerini yeni bir boyuta taşıyor. Beyanname askeri, savunma sanayi teknolojileri, enerji, taşımacılık, ekonomik ve insani ilişkilere kadar pek çok alanda iki kardeş devlet arasındaki ilişkilerin geleceğine yönelik yol haritası sunuyor. Cumhurbaşkanı Aliyev bu beyannamenin önemine, 44 günlük Vatan Savaşı’nda “Türkiye’nin desteği olmasaydı müdahale etmek isteyen çok olurdu” ifadeleriyle dikkat çekti. Dolayısıyla Şuşa Beyannamesi her iki devlete askeri olarak birbirlerini destekleme yükümlülüğü veriyor.

Beyannamenin Kars Anlaşması’nın 100. yıldönümünde imzalanması ve Kars Anlaşması’na atıf yapılması da oldukça önemli.

Şuşa'nın sembolik önemi

Şuşa stratejik açıdan kritik önem taşıyor ve burayı kontrol eden Karabağ’ı kontrol etme gücünü elde ediyor. Beyannamenin dibacesinde iki lider arasındaki görüşmenin Azerbaycan’ın ve bir bütün olarak Türk dünyasının eski kültür beşiği Şuşa kentinde yapılmasının tarihi önemine vurgu yapılması ve Türkiye’nin Şuşa’da konsolosluk açma kararını duyurması, bu bölgenin Ankara nezdinde taşıdığı önemi de açıkça ortaya koyuyor.

İkili ilişkiler açısından en dikkat çeken konulardan biri savunma sanayii teknolojileri alanında iş birliğinin artmasıdır. Bu konuda Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Azerbaycan’la teknoloji paylaşımı ve ürünlerin Azerbaycanda ortak üretilmesi için fabrika kurulacak dedi. Yani Azerbaycan, bu projenin gerçekleşmesi ile askeri teknoloji ithal eden bir devletten üretim merkezine dönüşecek.

Ulusal çıkarlarını ilgilendiren bölgesel ve küresel konuları görüşmek üzere taraflar, güvenlik konseyleri düzeyinde ortak toplantılar yapılmasını kararlaştırdılar ki bu adım ilişkilerin bir üst düzeye çıkarılması anlamına geliyor.

Şöyle ki; özellikle bölgesel ve küresel düzeyde çıkarları ilgilendiren konular 2007’den itibaren Yüksek Düzeyli Askeri Konsey’de konuşulmaktaydı ve bu konseylere savunma bakan yardımcıları başkanlık ediyordu. Şimdi ise bu, devlet başkanlarının yönettiği güvenlik konseyi ortak toplantıları düzeyine yükseltildi.

Cumhurbaşkanı Aliyev’in ise daha önce yapmış olduğu “Azerbaycan küçük bir Türk ordusu modelini yaratacaktır” açıklaması beyannamede atılan imzayla resmileşmiş oldu. Taraflar iki kardeş ülke silahlı kuvvetlerinin çağın gereklerine uygun olarak yeniden yapılandırılması ve modernizasyonuna yönelik ortak çaba göstermeye devam etme kararı aldı. Bunun da ötesinde askeri alanda işbirliğine yeni bir boyut katarak diğer dost ülkelerle ortak tatbikatlar yapılmasını da kararlaştırmış oldular.

İki ülkenin bölgedeki iş birliği açısından gündemde tuttuğu önemli konulardan biri de taşımacılık koridoru. İkili iş birliği sonucu yapımı tamamlanan Bakü-Tiflis-Kars’ın tamamlanması bölgede yeni işbirliği imkânları ortaya çıkardı. Orta Asya-Azerbaycan-Türkiye arasında gerçekleştirilmekte olan ve Türk Konseyi tarafından desteklenen Orta Koridor da Şuşa Beyannamesi’nde yer aldı. Bunun dışında İkinci Karabağ Savaşı’nın ardından iki kardeş ülke arasında yeni bir koridor imkânı ortaya çıktı. Azerbaycan ve Türkiye’yi birleştirecek Zengezur Koridoru’nun önemine vurgu yapılarak aslında bu politikaların uzun dönemli olduğu gösterildi.

Ekonomik alanda 1 Mart itibarıyla tercihli ticaret anlaşmasını yürürlüğe koyan taraflar bu beyanname ile serbest ticaret anlaşması yönünde de bir adım atmış oldular. Beyannamede bu hususta, Türkiye ve Azerbaycan ürünlerinin serbest dolaşımının sağlanması için gerekli mekanizmaların oluşturulması yönünde adımlar atılması kararlaştırıldı. 1 Nisan tarihi itibarıyla taraflar arasında vatandaşların kimlikle seyahati de başlamıştı. Bu beyanname ile vatandaşların karşılıklı olarak ülkelerinde ikamet mekanizmalarının kolaylaştırılması da kararlaştırıldı.

Yeni jeopolitik gerçeklik

Türk Konseyi’nin kurucu ülkeleri ve lokomotifleri olan Azerbaycan ve Türkiye, müttefiklik beyannamesinde Türk dünyası ile iş birliğine önem verdiklerini özellikle vurgulamak gereği duymuştur. Bölgedeki diğer örgütlere ve uluslararası platformlara değil, Türk Konseyi’ne vurgu yapılması, Konsey’in iki devletin bölgesel politikaları açısından taşıdığı önemi gösteriyor.

Azerbaycan ve Türkiye, İkinci Karabağ Savaşı’ndan sonra yeni bir jeopolitik gerçeklik oluşturmayı başarmıştı. Bu jeopolitik gerçekliği yeni iş birliği önerileri ile de destekleyerek geleceğe taşımak istemekteler. Her iki devletin bölgede gerçekleştirdiği enerji ve taşımacılık projeleri, jeopolitik dengenin onların lehine değişmesine neden olduğu için bu alanda deneyime sahipler. Silahlanmadan ve bölgesel çatışmadan kaçınan her iki devlet, işbirliği ve proje odaklı çalışmaların bölgesel güç projeksiyonlarda öne çıktığını düşünüyor.

Bölgesel iş birliği aynı zamanda bölgesel istikrar, ekonomik kalkınma ve refaha hizmet eder; bir nevi kazan-kazan durumu yaratır. Bu nedenle müttefiklik beyannamesinde bölgesel iş birliği önerileri de yapıldı. Taraflar Azerbaycan’ın işgalden kurtarılan topraklarında Türkiye-Rusya Ortak Merkezi’nin faaliyetlerine Türkiye’nin katkılarının bölgedeki barış, istikrar ve refahın sağlanmasında önemli rol oynadığına vurgu yaparak bu konuda Rusya ile iş birliğinin önemini hatırlatmış oldular.

Müttefik devletler için bölgesel iş birliğinin önemini hem liderlerin açıklamalarında, hem de beyannamenin içeriğinde görmek mümkün. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu anlamda Türkiye ve Azerbaycan’ın ortak önerisi olan bölgesel altılı iş birliği platformunu tekrar gündeme getirdi ve hatta Ermenistan’ın olumlu davranması halinde diplomatik ilişkilerin kurulması ve sınırların açılması konusunda geleceğe ilişkin olumlu mesajlar verdi.

Beyannamede yer alan “Taraflar, Kafkasya bölgesinde istikrar ve güvenliğin pekiştirilmesi, ekonomi ve ulaştırma alanındaki tüm bağların yeniden sağlanması, ayrıca bölge devletleri arasındaki ilişkilerin normale dönüştürülmesi ve uzun vadeli barışın sağlanması yönündeki çabalarını sürdüreceklerdir” ifadeleri de tarafların bölgesel işbirliğine açık olduğunu vurgulamış oldu.

Aslında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “ilişkilerimizin geleceği açısından bir yol haritası” diye nitelediği bu beyanname, iki devletin özellikle imkân ve kabiliyetlerini her alanda birleştirerek İkinci Karabağ Savaş’ı sonrasında da etkinliklerini devam ettirme çabalarının devamı mahiyetinde.

Şuşa Beyannamesi’ne kadar taraflar arasında imzalanan beyannameleri incelediğimiz zaman ortaya koyulan hedeflerin gerçekleştiği söylenebilir. Bu anlamda Şuşa Beyannamesi’ndeki hedeflerin de zamanla gerçekleşeceği öngörülebilir. Müttefik devletler bölgesel iş birliğine açık olduklarını fakat aynı zamanda tehditleri de cevapsız bırakmayacaklarını açıkça ortaya koymuş oldular. Bu anlamda bölgesel etkinliğin artırılması için de ortak hareket edeceklerini beyan ettiler.

Şifre: 4

Zengezur Koridorunun Önemi

Fotoğraf: Zengezur koridoru

 

Başkan Erdoğan’ın Zengezur koridoru değerlendirmesi:

“Bahçıvan’la Bakü'yü birbirine bağlayacak Zengezur koridorunun bölgemize getireceği rahatlamanın ve zenginliğin tarifi mümkün değildir. Mesela Zengezur koridorunda çalışmaya başlayacak demiryoluyla Ermeniler de kolayca Moskova'ya ve tüm dünyaya ulaşabilecekler. 

Kardeşim Aliyev’le birlikte teklifimizi yaptık. Gelin 6 ülke bir platform oluşturalım, Rusya, Türkiye, Azerbaycan, İran, Ermenistan ve Gürcistan. Bu platformla birlikte artık bölgede bir sükûnet meydana gelsin, düşmanlıklar ortadan kalksın.

Burada Gürcistan'ın bazı kendine has sualleri vardı. Son Türkiye ziyaretinde tekrar bunu kendisiyle Sayın Başbakan'la da konuştum. Dedim, 'Bu, Gürcistan'ın da lehine olacaktır. Bu adımı atalım. Bak Ermenistan ile aramızdaki sıkıntıları biliyorsun, ama biz bütün bunlara rağmen Azerbaycanlı kardeşlerimin sıkıntılarının da giderilmesini istiyoruz. Aynı şekilde sizin de Rusya ile olan sıkıntıları aşmanıza bu platform vesile olacaktır.' 'Çalışayım.' dedi. 'İyi olur.' dedik."

Erdoğan bu bölgenin barışa ihtiyacı olduğunu belirterek,

"Bunu başarmamız lazım ve Zengezur bölgesi ve koridoru yer olarak da ne anlam taşıdığına dair algılar olarak da tarih olarak da yeniden gündemimize oturdu.

Zengezur, Osmanlı ile Güney Kafkasya arasındaki karayolunun en etkilisiydi. Nahçıvan üzerinden tüm Azerbaycan ulaşımının en itibarlı kanalı da burasıydı.

Sovyetler Birliği kurulduğunda, Nahçıvan ile Azerbaycan’ın geri kalan parçası arasındaki bağı belirledi Rusya. O yol ise çoğunlukla Ermeniler meskûnlaştırdığı köylerden geçmekte idi.

Doğu Avrupa’dan Ukrayna hattından Kafkasya’da ise Gürcistan üzerinden Rusya çevrelenmiş durumda.

Rusya anlıyor ki bu durumda Avrupa’ya çıkabileceği yeni yola muhtaç. İşte bu yol tam da Azerbaycanın talep ettiği, ona anasının ak sütü gibi helal olan Zengezur koridoru yoludur.

Zengezur koridoru bölgenin 6 ülkesinin de ortak paydası olarak masada. İpek yolu ve yeni alternatif transit yolu olarak bölgeye sadece ekonomik kalkınma değil hem de bunun akabinde barışın kalıcı oluşumunu da pekiştirecektir.”

Sonuç

NATO’nun Kuzey Afrika, Ortadoğu, Akdeniz, Karadeniz, Kafkasya, Orta Asya (Türk devletleri) genişlemesinde Türkiye KİLİT ÜLKE KONUMUNA GELMİŞ DURUMDADIR. Dünyanın 13 bölgesindeki Türk üsleri, NATO’nun Türkiye’ye bağımlılığını çok arttırmış bulunuyor.

Evet. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan-Türk Devlet Aklı’nın son beş yılda AVRASYA’NIN kalpgâhında gerçekleştirdiği jeopolitik hamleler, NATO’nun kaderini çok etkileyecek özellikleri ortaya koydu.

Artık, yeni dünya düzeninde Türkiye’siz oyun kurulamaz!