Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Erdoğan, Düğümü Putin ve Trump’la Çözecek

Bülent ERANDAÇ
14 Ocak 2019 11:15

Evet. Türkiye’mizin Irak ve Suriye sınırları 100 yıl önce, İngiliz Başbakanı Churchill’in viski partileri sırasında, Sykes-Picot’la cetvelle çizilmişti. 100 yıl sonra Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan çıktı ‘Bölgede cetvelle çizilmiş sınırların yanında kalplerle çizilmiş sınırlar da var. Bu sınırı kalplerden silmek mümkün değil’ dedi. İşte bugün Irak ve Suriye’de yaşananların başlığı budur.

Kısaca hatırlayalım. Sykes-Picot, 16 Mayıs 1916'de İngilizler ve Fransızlar arasında Osmanlı İmparatorluğunun Orta Doğu'daki topraklarının paylaşılmasını öngören gizli antlaşmadır. Sevr: İngiliz ve Fransızların İstanbul’u Türkler’den alma, Çanakkale ve İstanbul Boğazının işgal edilmesi, Anadolu’da Ermenistan/Kürdistan kurma, Ege Bölgesinin( İzmir) Yunanlılara verilmesi, Antep, Mardin, Urfa’nın ve Suriye’nin Fransa’ya verilmesine yönelik rezil bir metindir.

100 yıl sonra, Türkiye’miz yine aynı oyunlarla karşı karşıyadır. Ancak, dün zayıftık. Bugün, DİRİLDİK. Dün, atılan kementlerle boğuluyorduk, bugün PRANGALARI KIRIYORUZ.

Başkanımız Erdoğan’ın önceki gün yaptığı hayati derinlikli açıklama üzerinde durmakta yarar var. Erdoğan: “Eğer Türkiye eski Türkiye olsaydı, bugün Suriye'de o terör koridoru da kurulmuştu, Irak paramparça edilmişti, Filistin, Bosna gibi kadim davalarımızdan eser kalmamıştı.”

Nitekim 15 Temmuz’da Aziz Türk Milleti hep beraber ayağa kalkmasa idi bugün güney sınırlarımız da çukurlar, PKK işgalleri ile nefesimizi kesiyorlardı. PKK’yı, DEAŞ’ı kullanacak NATO-CIA-Pentagon, Türkiye’ye yerleşecekti. Irak-Suriye-Akdeniz, ABD-İsrail, petrol-terör koridoru gerçekleşmiş olacaktı. O gece millet kazandı... O gece Türkiye istiklalini bir daha kazandı...

Suriye’de Seçeneklerimiz

Suriye’nin kaderi, üç liderin ellerinde. Erdoğan-Trump-Putin.

Rezil Bolton’a iki dosya veren Cumhurbaşkanlığı sözcüsü Kalın’ın üzerinde durduğu bazı noktalar, Afrin senaryosunun Fırat'ın doğusunda tekrar edilmesinde kapının açık tutulabileceğine işaret ediyor.

ABD'nin dağıttığı silahlar, üsler ve lojistik merkezleri, 40 km içe çekilme, müzakere edilen konular arasında. Önümüzdeki 25 gün içinde, Başkanımız Rusya Lideri Putin ve ardından ABD Başkanı Trump’la görüşecek. ABD ile uzlaşmak düğümü çözmeye yetmiyor. Rusya ile de mutabakatı sağlayacak Erdoğan, düğümü çözebilir.

Türkiye, Astana mutabakatıyla altına imza attığı Suriye'nin toprak bütünlüğünün sağlanması amacına uygun olarak Menbiç ve Fırat'ın doğusundaki bölgelere girmek, barışı sağlamak istiyor. Türkiye, tarihin en büyük tahkimatını yaparak, caydırıcı gücünü, Başkan Erdoğan’da, çok yönlü dış politik beceresini göstererek, SURİYE’NİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMA DA HASSAS MEVZİLERE YERLEŞİYOR.

Ezber Bozan Hamleler

Başkanlık modeliyle, Cumhurbaşkanımız ERDOĞAN, her alanda ezberler bozuyor. Susan, çekingen, içine kapanık Türkiye geride kaldı. Dünyaya her kanaldan seslenen, ayağa kalkmış, başı dik, alnı açık Türkiye Başkanlığı adım adım konumunu güçlendiriyor. Küresel Oyuncu özelliğini sergiliyor.

Başkan Tayyip Erdoğan’ın, ABD gazetesi New York Times’da çıkan, son Suriye mektubu, KAMU DİPLOMAMASİSİ açısından, dünya siyasetine damga vurdu.

Başkan Erdoğan, Büyük Türkiye rüyası görmekten uykuları kaçan Bolton’un ziyareti öncesi New York Times’la yayımlanan ZAMANLAMASI MÜKEMMEL, İÇERİĞİ ETRAFLICA ÖRÜLMÜŞ makalesiyle, ABD içi dengeleri sarstı. ABD’nin çekilmesi sonrası Suriye'de uygulanabilecek bir çözüm planı ortaya koyarak EZBER BOZDU.

Bu planda CIA-Pentagon kuklası PKK-YPG ile bağlantısı olmayan Kürtleri de kapsayan “bir istikrar gücü” kurulması önerisiyle, Türk-Kürt kardeşliğine atılmak istenen mayınlar ABD’nin elinde patlatıldı.
O MEKTUBUN can damarı şudur: “Türkiye'nin gözetiminde, şu anda YPKK-YPG veya DEAŞ terör örgütlerinin kontrolünde olan Suriye toprakları, halk tarafından seçimle belirlenen yerel meclisler tarafından idare edilecektir. Suriye'nin kuzeyinde, nüfusunun çoğunluğu Kürt olarak yerlerde kurulacak yerel meclislerde Kürt toplumunun temsilcileri çoğunluğu oluşturacak. Deneyimli Türk yetkililer, bu meclislere belediye işleri, eğitim, sağlık ve acil durum hizmetleri gibi alanlarda danışmanlık verecektir.”

Çift suratlı, çirkef zihniyete sahip Derin ABD’nin adamı Bolton aracılığıyla, sadece Suriye değil, Türkiye içinde de atılmak istenen mayınlar, ABD’nin kafasında patlatılmıştır.

Küresel oyuncu Başkan Tayyip Erdoğan, artık iddialı çözümler ortaya koyan ülke Türkiye gerçeğini, Batı beyinlerine nakşetmekte zorluk çekmeyecektir.

BAŞKAN Erdoğan’sız yakın coğrafyamızda hiçbir plan işlemez.

Türk Ordusu, Cumhuriyet tarihinin en büyük tahkimatını yapabiliyor. Emperyalist Batı’nın gözünün içine bakmıyor, silah ve mühimmatını kendisi üretiyor. Türkiye, savunma sanayi ihtiyaçlarının %65'ini kendisi üretebilen bir ülke durumuna geldi. Bundan, Millet olarak büyük gurur duymalıyız.

Cumhurbaşkanımız, yerli ve milli savunma sanayimizi anlattıkça, yüreklerimize su serpiliyor. Eğer, bugün ABD’nin, Avrupa’nın gözüne bakmak zorunda kalsaydık, “SINIR İÇİ VE ÖTESİ OPERASYONLARDA ÇOK BÜYÜK ZORLUKLARLA KARŞILAŞIRDIK”

Türkiye’miz, bugüne kolay gelmedi. Halen ülkemizde 600'ün üzerinde savunma sanayi projesi yürütülüyor. Tanktan zırhlı araçlara, savaş gemisinden deniz altına, uçaktan helikoptere, silahlı ve silahsız insansız hava araçlarından milli piyade tüfeğine, uydulardan hava savunma sistemlerine, füzelerden lazer silahlarına kadar geniş bir ürün yelpazesine şu anda sahibiz.

Eğer Afrin'de, Cerablus’ta, Cudi’de, Gabar’da, Kandil’de, Sincar’da arka arkaya başarılar geliyorsa, sebebi Türk Ordusu'nun dışa muhtaç durumdan kurtarılmış olmasıdır. Milli ve yerli savunma sanayimizle övünmeliyiz.

MİLLİ DRONE’lerın imalatçısı Selçuk Bayraktar İHA’nın Yapımında Yaşadıklarını, emperyalist Batı’nın Türkiye üzerinde oynamaya çalıştığı derin oyunları, sosyal medya hesabından aktardı. Anlattıkları, tarihi vesika. Tarihi dersler içeriyor.

SELÇUK BAYRAKTAR İHA PROJESİNDE TÜRKİYE ÜZERİNE OYNANAN OYUNLAR AÇIKLADI: “2009 Taktik İHA prototipinin ilk uçuşu. O gün tümüyle milli yazılım ve tasarımla havacılık tarihimizin ilkleri yapılır. Uçuşun tüm aşamaları (taksi, kalkış, seyir ve iniş) otomatik bir şekilde başarıyla icra edilir. Bu kabiliyet o dönemde dünyada hiçbir İHA'da yoktur. O dönemde ülkemizde İSRAİL’den kiralanan İHA'lar kullanılmaktadır. Denemeler için aylarca pist bulamadık. Bazı askeri yetkilileri bu gelişme rahatsız eder ve ilk işi pistteki pürüzleri bahane ederek uçuşları yasaklamak oldu.

Sonraki denemelerde havacılık tarihimizin milli bir hava aracıyla yapılan rekorları dahi kırılır (irtifa, havada kalış). Birilerini iyice rahatsız eder. ENTRİKALAR MİLLİ DRONE’LERİN ENVANTERE GİRMESİNİ 4 SENE GECİKTİRDİ.”