Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Daha Adil Bir Dünya Mümkün

Bülent ERANDAÇ
17 Eylül 2021 12:20
A-
A+

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın mazlum ve mağdur milletlerin sesi olarak dile getirdiği Dünya beşten büyüktür’ gerçeği, dünya kamuoyunda derinlik kazanıyor.

Başkan Erdoğan, 21 Eylül’de New York’ta BM Genel Kurulu’nda dünya liderlerinin gözünün içine bakarak, Güvenlik Konseyi’nin REFORMU çağrısını yineleyecek. 21. yüzyılın gerçeklerini yansıtmayan mevcut sistem yapısının ‘Artık yeter’ diyerek, değişmesini isteyecek.

Geçmiş 20’inci yüzyıl uluslararası dünyaya adalet getirmesi mümkün değildir. SDE Başkan Yardımcımız değerli kardeşim Alper Tan’ın geçen hafta yazdığı köşe yazısında tam bir isabetle vurguladığı gibi, son günlerini yaşayan uluslararası sistemin parlamentosu olan BM Güvenlik Konseyi, tam bir adaletsizlik üzerine kurgulanmış ve inşa edilmiştir.

Geçmiş 20’inci yüzyıl uluslararası sistemi, II. Dünya Savaşı'nın galiplerince kurgulanmış ve kurumsallaştırılmıştır. Bu ülkeler; Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Sovyetler Birliği (SSCB/Rusya), Çin ve Fransa idi.

Sistem hak ve adalet üzere inşa edilmedi. Galiplerin ve güçlülerin üstünlüğü üzerine kuruldu.

BM Güvenlik Konseyi, birçok konuda veto gücüne sahip ülkeler (ABD-Rusya-Çin-İngiltere-Fransa), uluslararası barış ve güvenliği sağlama sorumluluğunu yerine getirmediği için başta Türkiye olmak üzere, birçok ülke tarafından eleştiriliyor ve reform çağrıları her geçen gün artıyor.

Veto yetkisi bulunan devletlerin istediği veya uygun bulduğu kararlar Güvenlik Konseyi’nden çıkarılıyor. Karara itiraz eden ülkeler olursa tehdit, şantaj veya rüşvetle anında hizaya getiriliyor.

Nitekim İsrail BM Güvenlik Konseyi kararlarını hiçe sayıyor; katil saldırılarını yıllardır masum Filistinlilere çekinmeden ve utanmadan sürdürüyor, saldırıyor.

Ermeniler 40 yıl Karabağ’ı işgal etti. Hiçbir şey yapılmadı. BM seyrederken, Azerbaycan ve Türkiye beraberliğiyle sağlanan zafer ile sonuca ulaşıldı.

Libya’yı parçalayacak gizli senaryolar uygulamaya sokuldu. Güvenlik Konseyi’nin beş emperyalist ülkesi seyretti.

İstiklal Marşı yazarımız milli şairin çok güzel çerçeveye aldığı, ‘BATI TEK DİŞİ KALMIŞ CANAVAR’ birçok ülkeyi bölmeye çalışırken; Türk varlığını hiçe sayarak, ne hazindir ki, Kıbrıs’ı birleştirmenin, Kıbrıs’ı bir Hristiyan Rum Adası yapmanın tezgâhlarını kurguluyor…

İngiliz parmağının girmesiyle, Müslüman Keşmirli kardeşlerimiz Pakistan’ın elinden alınmak istenirken, BM Güvenlik Konseyi kolunu kıpırdatmıyor.

Arakan Müslümanları yok edilirken, BM Güvenlik Konsey’den ses çıkmıyor.

ÇÜNKÜ ADALETSİZ YAPI

Kararları veto etme yetkisi bulunan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin BEŞ üyesinin toplam nüfusu 2 milyar.

Daimi üye ülkeler dışında dünya nüfusunun %75’ini oluşturan 6 milyarlık kısmın uluslararası sistemde etkili olma imkanı resmen ve fiilen yok. 6 milyar insanı temsil eden 190 civarında irili ufaklı devlet, sistemin figüranı rolünde.

Müslüman ülkelerin toplam nüfusu 2 milyar.

Üzerinde 54 devlet bulunan koca Afrika kıtasının sistemde söz hakkı sıfır.

Güney Amerika kıtası etkin bir şekilde temsil edilmiyor. 1.3 milyar nüfusu bulunan Hindistan'ın sistemde hiç etkisi yok.

BM daimi üyesi 5 ülkenin herhangi birisinin uygun görmediği bir kararın çıkması ve uygulanması imkânsızdır. Dolayısıyla kendisi adaletsizlik üzerine, güç üzerine kurulmuş bir teşkilatın ve sistemin dünyaya adalet getirmesi, huzur getirmesi beklenemez, beklenmemelidir. 

GÜVENLİK KONSEYİ İŞLEVSİZ, NATO DÜNYA JANDARMALIĞINA SOYUNUYOR

II. Dünya Savaşı'ndan sonra dünya, ABD ve Avrupa bloku-NATO ile Sovyetler Birliği-Varşova Paktı olarak ikiye bölündü. Varşova Paktı (komünist blok) yok oldu. Batı blokunu temsil eden NATO tek başına kaldı. NATO’nun patronu ABD’dir.

Türkiye, 1952'den beri NATO'nun üyesidir. NATO'nun dünyadaki neredeyse bütün operasyonlarında Türkiye aktif görev aldı. Fakat NATO, Türkiye'yi hiçbir dış tehdit veya saldırı karşısında korumadığı gibi Türkiye'ye saldıran ülkelerin veya örgütlerin tarafında yer aldı, alıyor. 

ASKERİ DARBELER VE NATO

ABD-NATO, 27 Mayıs 1960, 12 Eylül 1980, 28 Şubat 1997 darbeleri ve 15 Temmuz 2016 işgal teşebbüsünde başrolde oldu. NATO üyesi Türkiye'ye karşı yapılan bu kanlı askeri darbeler ve işgal teşebbüsleri karşısında NATO, Türkiye'yi savunmadığı gibi bu askeri darbeleri ve işgal teşebbüslerini alenen destekledi.

40 yıldır Türkiye'de kan döken bölücü terör örgütü PKK'nın kurucuları ve en büyük destekçileri ABD ve NATO'nun diğer önemli üyeleridir.

NATO üyesi ülkelerin önemli bir kısmı (özellikle ABD ve Fransa) Türkiye'yi müttefik değil “düşman” olarak görmektedir.

ABD, “Amerika Birleşik Devletleri düşmanlarına karşı yaptırımları” düzenleyen CAATSA yasasını Türkiye'ye karşı da utanmadan uygulamaktadır.

NEREDE ADALET, NEREDE VİCDAN?

İki yıldır, burnundan kıl aldırmayan devlet başkanlarının gözlerini içine baka baka ‘Güvenlik Konseyi iflas etti. Dünyanın birçok sorununa çare bulamıyor. Nerede Adalet, Nerede Vicdan’ diye haykıran küresel lider Başkan Erdoğan, bu konuda derinlikli bir kitap yazdı. “Dünyanın Daha Adil Olması Mümkün’’ isimli kitapta iflas etmiş, işlemez hale gelmiş Güvenlik Konseyi’nin yenilenmesine yönelik yol haritası yer alıyor.

Başkan Erdoğan, tüm insanlık için ortaya koyduğu adalet arayışını ayrıntılı bir şekilde anlatıyor. Adaletsizlik, mülteci krizi, uluslararası terörizm ve İslam karşıtlığı başta olmak üzere küresel siyasetin açmazlarına işaret ediyor; yeryüzündeki ayrımcılık ve çifte standardı Birleşmiş Milletler örneğiyle gözler önüne seriyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler’in meşruiyet, işlevsellik, etkinlik, kapsayıcılık, temsil ve yönetişim sorunlarına da dikkati çektiği kitapta, özellikle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde kapsamlı bir reform ihtiyacının altını çiziyor.

Temsilde adaletin sağlandığı ve veto imtiyazının kaldırıldığı bir Birleşmiş Milletler için ilkeli, kapsamlı, stratejik ve uygulanabilir bir model önerisiyle "daha adil bir dünyanın mümkün olduğunu" vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kitabında şu mesajları veriyor:

“Çocukların öldüğü ve öldürüldüğü bir dünyada hiç kimse masum değildir."

“Bugün dünya genelinde en fazla ihtiyaç duyulan konuların başında adalet geliyor. Küresel adaleti tesis etmekle yükümlü kurumlar ne yazık ki büyük bir atalet içinde bulunuyor."

“Merhametini yitirmiş bir çağda bizlere adaletin temsilcisi, vicdanların sesi olma sorumluluğu düşüyor."

“Güçlünün haklı olduğu değil, haklının güçlü olduğu bir sistem tesis edilene kadar Dünya beşten büyüktür demeye devam edeceğiz."

“Geçmişin ihtiyaçlarına göre şekillenmiş kurumlarla günümüzün sorunları çözülemez. Hatta bu kurumların yeni sorunlar ürettiği de aşikardır."

“Bizim anlayışımıza göre, dünyanın düzenini, kurtuluşunu ve mutluluğunu sağlayacak olan adalettir. Daha adil bir dünya için de umut ve güven veren bir küresel düzene ihtiyaç vardır"

BÜYÜK DEVLET SİMGESİ: NEW YORK TÜRKEVİ

Türkiye'nin aktif dış politikası, artan itibarı ve ihtiyaçlarıyla uyumlu 35 katlı gökdelen inşa edildi. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Merkezi'nin hemen karşısında yer alan Yeni Türkevi Binası hayata geçiyor.

Amerikan bilişim devi IBM'den 1977 yılında dönemin Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil'in katkılarıyla satın alınan, 2013 yılına kadar Türkiye'nin BM Daimi Temsilciliği ve New York Başkonsolosluğu olarak hizmet veren binanın yerine yapılan Türkevi Binası,  BM Zirvesi’ne katılacak  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açılacak.

SONUÇ

EVET. DÜNYA BEŞTEN BÜYÜKTÜR. DÜNYANIN DAHA ADİL OLMASI İÇİN NE YAPMAK LAZIM?

DÜNYAYI KURTARACAK OLAN, HIRİSTİYANLARIN 21’İNCİ YÜZYIL İÇİN KURGULADIĞI ‘YENİ DÜNYA DÜZENİ PROJESİ’ DEĞİL, TÜRK-İSLAM MEDENİYETİ’NİN YENİDEN CANLANDIRILMASI OLACAKTIR.

BU GERÇEĞİN IŞIĞINDA İKİ HAYATİ PARADİGMA:

1) BİRLEŞİK TÜRK DEVLETLERİ PROJESİ

2) DÜNYA MÜSLÜMANLARIN TEK SES -TEK NEFES HALİNE GELMESİ PROJESİ… NOKTA