Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Biden-Putin Savaş Satrancında 130. Gün

Bülent ERANDAÇ
06 Temmuz 2022 12:17
A-
A+

Avrupa Jeopolitik fay hatlarını çatlatan ABD-Biden ile Rusya-Putin arasındaki “Ukrayna Savaş Satrancında” 130’uncu güne girilince çok önemli bir gelişme oldu.

Rusya-Putin, Ukrayna'nın doğusundaki Donbas'ın son noktası Lısıçansk kentini ele geçirdiğini açıkladı. Rusya, 24 Şubat'ta başlattığı savaşın 130’uncu gününde Donbass’ın tamamını ele geçirirken, Ukrayna'yı Dinyeper nehri çevresinden itibaren ikiye böldü.

Lısıçansk, sanayi bölgesi Donbass'ın bir parçası olan Luhansk'ta Ukrayna'nın elinde kalan son şehirdi. Rusya, buradaki Severodonetsk kentini geçen ay ele geçirmişti.
Rus Ordusu ve yanlısı ayrılıkçıların kent merkezini işgal ettikleri, harap olmuş belediye binasına Sovyetler Birliği bayrağı çekildiğini gösteren bir video da paylaşıldı.

Derin Amerika Beyni Kissinger'e Dikkat

Ukrayna'nın doğu bölgesi Donbass'ın Rusya-Putin tarafından tamamen işgal edilmesi sonrası, Derin ABD'nin Beyni Kissenger'ın  Dombass ile ilgili öngörüleri ve Biden'ın aynı görüşleri paylaşması daha çok dikkatleri çekiyor.

Tarıh:26 Mayıs 2022

Derin Amerika'yı perde gerisinden yöneten Dış İlişkiler Konseyi'nin beyni; Eski ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nda Avrupa'nın Kırım'ın Rusya tarafından ilhakını tanımasını, Donbass'ın özerk yönetiminin sağlanması gerektiğini belirtti.

Kissinger'ın “Ukrayna toprak vermeli” sözleri dünya basınında geniş yer aldı. 1970'lerde Richard Nixon ve Gerald Ford yönetiminde görev yapan ve Soğuk Savaş döneminde ABD'nin dış politikasının şekillenmesinde kilit rol oynayan 98 yaşındaki Kissenger, Batı'yı Ukrayna'daki Rus güçlerini ezici bir yenilgiye uğratmaya çabasından vazgeçmeye çağırdı ve bu durumun Avrupa'nın uzun vadeli istikrarı için feci sonuçlar doğurabileceğini söyledi.

Batı'nın anın havasına kapılıp Rusya'nın Avrupa güç dengesindeki yerini unutmasının ölümcül olacağını vurgulayan Kissinger savaşın daha uzun sürmesine izin verilmemesi gerektiğini söyledi.

Avrupa'nın Ukrayna'yı müzakere şartlarını kabul etmeye zorlaması gerektiğini belirten Kissinger, ''Avrupalı liderler uzun vadeli ilişkiyi gözden kaçırmamalı ve Rusya'yı Çin ile kalıcı bir ittifakın içine sokmamalıdır" dedi.

Nitekim Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Kissenger'ın derin mesajını yerine getirmek üzere, “Savaş bittiğinde çıkış yolu bulabilmek için Rusya'yı küçük düşürmemeliyiz” dedi. (6 Haziran 2022) Kissinger'ın derin mesajına Almanya Başbakanı Sotz'de aynı çerçevede katıldığını gösteren açıklamalar yapmaya başladı.

Hatırlayalım

ABD Başkanı Biden, Rusya lideri Putin'in Ukrayna'nın Donbass Rus ayrılıkçılarının isteği üzerine Rusya girişimlerine başlamasına karşı, “Küçük bir ilhak” demesi çok dikkatleri çekmişti. Fakat Rus ordusu Kiev'i kuşatınca Biden bu sözlerini düzeltmek durumunda kalmıştı.

Kissinger, Davos'ta konuştu. Davos açıklamasından sonra, ABD Başkanı Biden’ın, Kissinger'in teklifinin ele alınabileceğini söylemesi çok dikkat çekti. Derin ABD Beyni Kissinger'in önümüzdeki günlerde yapacağı açıklamaları dikkatle takip etmekte büyük yarar var. Belli ki, Derin ABD suflelerini Kissinger seslendiriyor.

Rusya'nın Altı Şartı Var....

Bilindiği gibi Rusya lideri Putin'in Ukrayna savaşının bitmesi için 6 şartı bulunuyor. Rusya; Ukrayna'nın NATO'ya girmemesini, 2014'te işgal edilen Kırım'ın Rusya'nın bir parçası olarak tanınmasını, Dontesk ve Luhansk halk cumhuriyetlerine de bağımsızlık verilmesini, Ukrayna'nın Rusya'ya tehdit oluşturan silahlardan arındırılmasını ve Rusça kullanımını yasaklayan kanunların kaldırılmasını talep ediyor.

Durum Değişti

Ukrayna savaşının 130’uncu gününde durum tamamen değişti. Kırım'dan sonra Donbass Rusya tarafından işgal edildi. Rusya bağımsızlıklarını tanıdı. Ardından Suriye-Esat tarafından iki ayrılıkçı bölge tanındı.

Donbass tamamen Rusya işgalinde, Ukrayna'nın Azak denizi ile bağlantısı kalmadı. Odesa işgal edilirse Ukrayna'nın Karadeniz ile kara bağlantısı da olmayacak. Ukrayna, doğusu Dinyaper nehri arada kalmak üzere ikiye bölünmüş durumda. Ukrayna, savaş öncesinde ABD-İngiltere Avrupa tankları ve füzeleri ile donatıldı. Ukrayna savaşının 130’uncu gününe bakınca Kissinger'ın “Kırım ve Donbass Rusya'ya verilsin, anlaşma yapılsın” sözleri çok çok dikkati çekiyor.

Rusya-Ukrayna anlaşmasının Kissinger'ın bahsettiği biçimde olacağı ağırlık kazanıyor.

Peki, 130’uncu Gün Sonrasında Putin'in İkinci Hamlesi Ne Olabilir?

Rusya Lideri Putin'in doğuda Ukrayna'nın elinde kalan son şehir Lısıçansk'ı işgal ettikten sonra ikinci stratejik hamlesinin ne olacağının ABD-NATO-Avrupa Stratejik masalarında tartışıldığı öğrenildi.

ABD savunma ve istihbaratı: “Putin hala Ukrayna'nın büyük bölümünü istiyor” haberlerini sızdırırken, İngiliz İstihbaratı Rusya'nın ikinci hedefi olarak Dinyeper nehrini geçerek Kiev'in güneyine sarkmayı ve Kiev ile Odesa arasını işgal etmeyi de planladığını iddia etti.
ABD ve İngiliz istihbaratından bu bilgiler sızdırılırken Rusya'nın da Ukrayna işgalinin 130’uncu gününde kuzey de Harkov ve güneydeki Liman kenti Odessa'ya giden önemli bir güzergah üzerinde bulunan güneydeki Mıkolayiv kentine hava bombardımanlarını arttırdığı haberleri geliyor.

Rusya Baltık’ı, Kabett’ı, Azak Denizini Ele Geçirdi

ABD Başkanı Biden ile Rusya Başkanı Putin Biden'ın jeopolitik satrancı sürüyor. Ukrayna savaşı jeopolitik haritaları değiştirmeye başladı. Ukrayna Savaş Satrancı'nda 130’uncu günün sonunda Avrupa haritası gayri resmi değişti.

Putin' in Ukrayna'yı işgale başlamasının kritik sonuçlarından birisi ortaya çıktı. Putin Karadeniz de Azak Denizini tamamen kontrole alırken, Baltık denizinde tamamen kıskaca girdi.

Baltık denizindeki Rusya çıkışı St. Petersburg ve Litvanya içindeki toprakları dışındaki Kaliningrad'da çembere alındı. Rusya'nın Kaliningrad'ı donanmasının, deniz ve hava üslerinin jeopolitik merkezleri.

73 Yıl Sonra Bir İlk

NATO İttifakının kuruluşundan yaklaşık 73 yıl sonra, Avrupa’nın tamamı Kuzey Buz Denizi’nden Akdeniz’e NATO’nun güvenlik şemsiyesine girmiş olacak.

Baltık Denizi Moskova’ya Kapanabilir

Rusya’nın 2014’ten bugüne Ukrayna’yı hedef alan saldırılarının temel amaçlarından birinin Karadeniz sahil şeridinde hakimiyet sağlamak olduğu biliniyor. Ancak 24 Şubat’ta başlayan Rus işgali, Moskova için Karadeniz’de daha fazla etkiyi amaçlarken, Baltık Denizi’nden tamamen soyutlanma sonucunu doğurabilir.

Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya üye olması durumunda, Rusya’nın Baltıklardaki tek toprağı Kaliningrad, tamamen NATO ülkeleriyle çevrelenecekken, Baltık Denizi de adeta bir NATO gölüne dönüşecek.

Bu da Rusya’nın bölgede askeri faaliyetleri ve etkisini darbe indirecek bir jeopolitik durumun ortaya çıkması sonucunu doğurabilir. Finlandiya'nın NATO üyesi olması halinde güvenlik ittifakının boyu 1300 kilometre daha uzayacak, zira Finlandiya, Rusya ile 1300 km’lik bir sınırı paylaşıyor.

Bu da Helsinki’nin olası üyeliğinde Rusya’nın bugüne kadar geri planda bıraktığı İskandinav sınır güvenlik önlemlerini artırması anlamına gelecek.

Sonuç

İkinci Soğuk Savaş Tetikleniyor

Putin-Rusya, Kuzey Denizi dahil olmak üzere Baltık Denizi’nde daha fazla güç bulundurmak zorunda kalırken, tehdit algısının boyutu da büyüyecek.

NATO ve AB Üyesi Litvanya'nın Rusya'nın Kaliningrad'a kara ve demiryolu ulaşımını aniden kısıtlaması jeopolitik kırılmalara gebe olunduğunu gösterdi.

Rusya'nın Baltık denizine açılmasındaki sıkışma arttığı taktirde NATO ülkesi Litvanya'ya saldırma ihtimali akıllarda tilkilerin dolaşmasına yol açmış durumda.

Kaliningrad ,Geleceğin ABD-NATO İle Rusya Savaşının Artık En Kritik Noktası Olmuştur.

İşte bu noktada derin ABD'nin beyni Kissinger'ın ''Batı, Ukrayna'yı Rusya'nın müzakere şartlarını kabul etmeye zorlaması gerekiyor. Avrupalı liderler uzun vadeli ilişkiyi gözden kaçırmamalı ve Rusya'yı Çin ile kalıcı bir ittifakın içine sokmamalıdır" sözleri üzerinde dikkatle durmak gerekiyor.

Evet ABD-Avrupa ile Rusya arasındaki gerilimin büyümesi, Rusya’nın Çin ile askeri işbirliğini artırmasına sebep olabilir. Bu durumda dünya nereye doğru gidecektir.

21. yüzyıl iki büyük kutup ABD-İngiltere-Avrupa ile Rusya-Çin ittifakları arasında ikinci soğuk savaş sürecine sürüklenecek mi?