Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Biden ile Putin’in Ukrayna-Karadeniz Sofistike Manevraları

Bülent ERANDAÇ
02 Aralık 2021 10:03
A-
A+

Ukrayna-Karadeniz Hattı’nda, ABD-NATO ile Rusya arasında bir savaş olur mu? Bu soruya cevap vermeden önce, 76 yıllık bir gerçeği hatırlamakta büyük yarar var.

Yalta Konferansı: 4 - 11 Şubat 1945

İkinci dünya savaşı sonuna yaklaşırken, Hitler’in Almanya’sını çökerten ABD Başkanı Roosevelt, İngiliz Başbakan Churchill ve Rusya Lideri Stalin Kırım’ın Yalta kasabasında buluştular.

(4-11 Şubat'ta gerçekleşen Yalta Konferansı için bir araya gelen üç lider: Churchill, Roosevelt ve Stalin)

Yalta konferansı, içerik ve önem bakımından çok güçlüydü. Çünkü konferansta, dünyayı paylaştılar.

Dünya iki kutba ayrıldı. ABD-Avrupa NATO’yu, Sovyetler Birliği Varşova askeri paktını gerçekleştirdiler. İki süper güç, nükleer silah dâhil, dünyanın en güçlü silahlarına sahip ordularını birbirleriyle savaşmak üzere kurdular.

Ne tesadüf, 1945’ten 2021’lere kadar 76 YIL içinde iki kutup, ABD ordusu ile Rusya ordusu (NATO ve Varşova) hiç çarpışmadılar, savaşmadılar.

Bölgesel savaşlar çıkardılar, çarpıştırdıklarına silah sattılar.

Ne tesadüf. Yalta konferansı Ukrayna’nın kırım bölgesindeki bir Karadeniz kasabasında gerçekleşti.

Günümüzde de, “Ukrayna Karadeniz’de ABD-NATO ile Rusya arasında savaş çıkar mı?” diye dünya sıcak günler yaşıyor. Dünlerde hiç karşılıklı savaşmadılar. Günümüzde savaşırlar mı?

Aşağıdaki yazıyı 76 yıllık gerçek ışığında okumakta fayda var.

Yine UKRAYNA-Karadeniz…

Türkiye’nin yakın coğrafyasında-kuzeyimizde çok sıcak gelişmeler yaşanıyor. İki küresel güç, ABD-Biden ile Rusya-Putin arasında Ukrayna-Karadeniz merkezli son derece sofistike manevralar sürüyor.

Ukrayna-Karadeniz’i çerçeveye alan jeopolitik gelişmeler sürerken, NATO Dışişleri Bakanları Letonya Riga’da Rusya’yı masaya yatıran kritik bir toplantı yaptı.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Rusya’yı tehdit eden sözler sarf etti:

“Ukrayna’yı NATO üyesi yapacağız. Rusya, Ukrayna’ya önemli ve olağandışı bir kuvvet yığdı. Rusya'nın daha önce Ukrayna'ya ve diğer komşularına karşı güç kullandığını biliyoruz. Rusya'yı daha fazla saldırgan eylemden caydırma amacındayız. Birlik halindeyiz. Rusya'nın Ukrayna'ya karşı gelecekteki herhangi bir saldırısının bedeli ağır olacaktır ve Rusya için ciddi siyasi ve ekonomik sonuçları olur”

Uluslararası siyasette, “Üçüncü Dünya Savaşı Ukrayna-Karadeniz’de çıkabilir?” tartışması yapılırken, Rusya Lideri Putin, NATO’ya ezber bozan bir teklif yaptı.

Putin’in “NATO’nun doğuya doğru genişlemeyeceğinin garantisi için görüşmeler yapmak istiyoruz” açıklaması, uluslararası siyasete bir bomba gibi düştü.

Rusya Lideri Vladimir Putin, Kremlin Sarayı’nda yeni büyükelçiler karşısında yaptığı konuşmada, NATO’nun doğuya, yani Rusya sınırlarına doğru genişlemeyeceğinin hukuki olarak garantisini almak için Batı ülkeleri ile somut anlaşmalar yapmak istediklerini belirtti.

Putin, “Güvenliğimizin garantisi için ABD ve müttefikleri ile yapacağımız görüşmelerimizde, NATO’nun doğuya doğru herhangi bir biçimde genişlemesini ve Rusya toprakları yakınlarına bizi tehdit eden silah sistemleri konuşlandırmasını ihtimal dışı bırakacak somut anlaşmalar yapılmasında ısrarcı olacağız” ifadelerini kullandı.

Putin’in teklifine ABD Başkanı Biden, Avrupa ve NATO’nun vereceği cevabın önümüzdeki günlerde nasıl sıcak gelişmelere yol açacağını göreceğiz.

Ukrayna-Karadeniz Hamlelerinin Arka Planı

Ukrayna üzerinde ABD-Avrupa-NATO ile Rusya’nın mücadelesini anlamak için fazla uzak değil, 2 önemli olayı hatırlamakta büyük fayda var.

1)Ukrayna krizi. Rusya’nın Ukrayna hamleleri, ABD-Avrupa-NATO’nun Rusya’yı kuşatma planları

Kiev'de iktidara gelen Rusya yanlısı Viktor Yanukoviç, ülkenin Batı'ya yönelmesini engellemek için 2013 yılında AB Ortaklık Anlaşması'nı askıya aldığını açıkladı. Bu karar, Ukrayna tarihinde derin krizlerin başlangıcı oldu.

On binlerce Batı yanlısı, Yanukoviç'in kararını protesto etti. Rusya yanlılarının da sokaklara çıkmasıyla çatışmalar yaşandı. Olayların kontrolden çıkması üzerine Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç, Rusya'ya kaçmak zorunda kaldı.

Olaylar Kırım ve Donbas'a sıçradı. Kırım Parlamentosu Kırım’ın Rusya’ya ilhakını sağlayacak referandumu yapma kararı aldı. 16 Mart 2014'teki tartışmalı referandumun ardından Kırım, Rusya tarafından ilhak edildi.

Rusya yanlılarının işgali Kırım'la da kalmadı. Ukrayna'da Rus kökenli nüfusun yoğun bulunduğu Donetsk ve Lugansk (Donbas) bölgelerinde 11 Mayıs 2014'te Donetsk Halk Cumhuriyeti ve Lugansk Halk Cumhuriyeti isminde Rusya yanlısı sözde iki ayrı yönetim oluşturdular.

Kiev yönetiminin kontrolünü kaybettiği Rusya-Ukrayna sınırından Rus askeri araçlar ve ağır silahlar Donbas'a girdi. Rusya ile Kiev yönetimi arasında cephe hattı oluştu.

O günden bu yana ateşkesler ve çatışmalarla kriz sürdü.

2021 başında, Rus ordusunun Ukrayna sınırına adeta askeri yığınak yapması, Donbas bölgesinde çatışmaları yeniden artırdı.  Bölgedeki krizi zirve noktasına çıkarken, Saldırılar karşısında Ukrayna ordusunun tedbirlerini artırması üzerine Rusya, sınıra ve ilhak ettiği Kırım’a asker yığdı.

Ukrayna krizi sürerken, ABD Başkanı Joe Biden, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’e tam destek koyarak, Rusya'nın Donbas ve Kırım'daki "saldırganlığı" karşısında ABD'nin Ukrayna'ya "sarsılmaz desteğinin" süreceğini ifade etti.

Ve NATO hamlesi gerçekleşti.

2)Nato-2030 stratejisi,15 Haziran 2021 ‘de Brüksel’de belirlendi. NATO, Rusya ve Çin’i, düşman olarak merkeze koydu ve… Ukrayna’yı ve Gürcistan’ı NATO üyesi yapacaklarını açıkladı.

Rusya Lideri Putin sert bir açıklama ile karşılık verdi, Ukrayna'nın NATO'ya girmesini kendisi için tehdit olarak gördüğünü açıkladı. Bunu önleyeceğini ısrarla açıklamaya devam ediyor.

Karadeniz Hamleleri

NATO-2030 Stratejisi’nin belirlenmesinden sonra, ABD Başkanı Biden-NATO, Karadeniz kartını açtılar. Bulgaristan ve Romanya’nın NATO üyesi olması nedeniyle, NATO savaş gemilerini Karadeniz’e daha sık göndermeye başladılar. Ukrayna krizi Karadeniz’de savaş tamtamları çalarken, Rusya Karadeniz donanmasını geniş oranda takviye etti.

Karadeniz’de NATO uçakları uçuyor, Montrö uluslararası anlaşmasına göre, NATO savaş gemileri 15 günlük aralarla Karadeniz’e girip çıkıyor.

ABD ile Rusya karşılıklı tatbikatlar yapıyor.

Bu kritik süreçte, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye, Montrö anlaşmasını şiddetle koruma tavrını açıkça ortaya koyuyor.

Amerika Birleşik Devletleri ve NATO, bundan çok rahatsız olsalar da, Türkiye’ye diş geçiremiyorlar.

Ukrayna-Karadeniz’de ABD Başkanı Biden-NATO’nun, Rusya’yı kuşatması sürerken, NATO müttefikliğine sığmayan bir hamlesi de baş ağrıtıyor.

ABD, Yunanistan’a yeni üsler kuruyor, Türkiye’ye 40 kilometre uzaklıktaki Dedeağaç’a kurduğu ABD üssüne devamlı askeri yığınak yapıyor.

Güya, Ukrayna’ya destek gibi gösteriyorlar, ama Yunanistan’ın Türkiye’yi rahatsız etmesinde tetikçi olarak kullanıyorlar.

Dedeağaç ABD üssü, bir başka boyutta, ABD-NATO’nun Karadeniz’e donanma sokma konusunda Türkiye’yi sıkıştırma amacını da güdüyor.

Letonya-Riga Toplantısı’nın Dosyaları Dikkat Çekici

ABD –NATO’nun Ukrayna-Karadeniz’i çerçeveye alan Rusya kuşatması sürerken, ABD Başkanı Biden ile Rusya Lideri Putin’in küresel el enseler çektikleri bir süreçte, Letonya-Riga’da kritik bir NATO Dışişleri Bakanları toplantısı (30 Kasım -1 Aralık 2021) yapıldı.

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, Ukrayna-Karadeniz savaş tamtamlarının hızlanmasına yol açan hassas açıklamalar yaptı.

Aslında konuşana değil konuşturana bakmak lazım. Elbette konuşturan ABD Başkanı Biden’dı…

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, “Başlıca 3 konuyu ele aldık. Bunlar Rusya'nın Ukrayna ve çevresindeki askeri yığınağı, Belarus'taki rejimin eylemleri ve silahların kontrolünde NATO'nun lider rolü oldu" dedikten sonra, Rusya’yı hedefe koydu:

“Bakanlar, NATO'nun kararlılığı konusunda herhangi bir yanlış anlama veya yanlış hesaplama olmaması gerektiği konusunda net. Tüm müttefikleri savunmak ve korumak için bir aradayız. Ukrayna'ya siyasi ve pratik desteğimizi sürdürüyoruz. Rusya'ya karşı eylemleri nedeniyle Ukrayna'yı takdir ediyoruz. NATO'nun Rusya'ya yönelik çift yönlü yaklaşımı değişmedi. Rusya'nın saldırgan eylem modeli karşısında savunmamızı ve caydırıcılığımızı güçlü tutuyoruz. Ukrayna’yı NATO, Avrupa-Atlantik entegrasyonu yolunda destekliyoruz,  Savunma ve güvenlik sistemlerini güçlendirme çabalarına destek veriyoruz. NATO standartlarını karşılamak gerekiyor. Ukrayna’nın NATO üyeliğinde 30 üye ülkenin ortak kararı olmalı. Rusya, bu sürece müdahale etme hakkına sahip değil, çünkü Ukrayna egemen ve bağımsız bir ülke. Bu sorunu sadece Ukrayna ve NATO ülkeleri çözebilir, Rusya’nın veto hakkı yok"

Stoltenberg  yeniden Belarus'u hedef alarak, şunları söyledı:

“Belarus konusunu da görüştük. Belarus'u ve Lukaşenko rejiminin Polonya, Letonya ve Litvanya üzerinde baskı kurmak için savunmasız insanları kullanmasını da ele aldık. Bu alaycı ve insanlık dışı bir durumdur.”

“Silah kontrolü NATO'nun önceliği”

Stoltenberg,  silahların kontrolü, silahsızlanma ve nükleer silahların yayılmasının önlenmesi konusunu ele aldıklarını belirtti, devam etti:

“Bu NATO için bir önceliktir.  Çok endişe verici eğilimler görüyoruz. Rusya ve Çin cephaneliklerini önemli ölçüde artırıyor. Önemli anlaşmalar baltalanıyor ve ortaya çıkan yıkıcı teknolojiler, çatışmanın doğasını temelden değiştiriyor. NATO müttefikleri, silah kontrolünü güçlendirmek için yenilenmiş bir çabaya öncülük etmeye kararlıyız”

Türkiye Yakın Takipte

İki küresel gücün Doğu Avrupa-Karadeniz hamleleri, olası gelişmeler, ABD ve Rusya ile yakın ilişkiler içinde bulunan Türkiye’mizi jeopolitik açıdan çok ama çok yakından ilgilendiriyor.

Nitekim Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan (25 Kasım 2021)  Milli Güvenlik Kurulu’nda, Ukrayna-Karadeniz sıcak gelişmeleri stratejik analize tabı tutuldu.

MGK açıklamasında önemli bölümler şöyle:

“Balkanlar‘daki son gelişmeler değerlendirilmiş, ülkemizle güçlü tarihî ve kültürel bağları bulunan bu coğrafyada büyük fedakârlıklarla tesis edilen huzur ve barışın sürdürülebilmesinin önemi vurgulanmış, tüm aktörlerin bu amaçla sorumlu davranmasının ve istikrarı bozacak girişimlerden imtina etmesinin zaruretine dikkat çekilmiştir.

KARADENİZ VE KAFKASYA’daki gelişmeler ele alınmış, kuzeydeki komşularımız arasındaki anlaşmazlıkların, uluslararası hukuk ve ülkelerin toprak bütünlüğüne saygı çerçevesinde, barışçıl yollarla bir an önce çözülmesinden yana olduğumuzun önem arz ettiği belirtilmiştir”

SON SORU: 76 YILDIR ABD İLE RUSYA HİÇ KARŞILIKLI SAVAŞMADILAR. GÜNÜMÜZDE SAVAŞIRLAR MI?