Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Başkan Erdoğan’ın Brüksel Seferinin Şifreleri

Bülent ERANDAÇ
29 Mart 2022 15:37
A-
A+

NATO liderler zirvesi için Belçika'ya giden Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın Brüksel'de yaptığı diplomatik temaslar ve dönüş yolunda yaptığı çok dikkat çekici açıklamalar birçok şifreyi barındırıyor.

Brüksel şifreleri gelecek günlerde, aylardaki olası hassas gelişmeleri kapsadığından, Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın dikkat çeken Brüksel'deki temaslarından başlayarak, Brüksel dönüşü yapılan açıklamaların arka planına bakarak süreç analizi yapalım.

Brüksel Kavşağı

NATO Olağanüstü Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'ne katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Brüksel'de liderlerle ikili görüşmeler gerçekleştirdi. Zirve öncesi Fransa Cumhurbaşkanı Macron ile son derece samimi bir görüşme yapan Erdoğan daha sonra İtalya Başbakanı Draghi, Estonya Başbakanı Kallas ve İngiltere Başbakanı Johnson ile bir araya geldi.

Macron Nisan ayının 10’unda yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday. Son anketlere göre, muhtemelen ikinci turda yeniden cumhurbaşkanı seçilmeye çok yakın görünüyor.

Belli oldu ki, Macron yeniden seçilmeyi garantiye almış bir pozisyonla, Başkan Erdoğan liderliğindeki Türkiye ile yeni bir beyaz sayfa açmak istediğini gösterdi.

Avrupa savunma mimarisinde, Türk-Fransız ortak savunma yatırımlarına, NAO standartlı savaş uçağı satışından Avrupa'nın Rusya'ya enerji bağımlılığını gidermeye kadar geniş bir yelpazede fikir teatisinde bulunulduğu öğrenildi.

Fransız Cumhurbaşkanı Macron'un Erdoğan'la yeni bir rüzgâr yakalama arzusu sergilediği bir süreçte, Avrupa'nın ikiyüzlülüğüne de dikkati çekmek istiyorum.

AB'nin Stratejik Pusulası...

Avrupalı liderlerin son haftalarda Ankara'ya artan ilgisi dikkat çekiyordu. Başkan Recep Tayyip Erdoğan sadece son 10 günde, Avrupalı dört ülkenin liderlerini ağırladı. Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, Almanya Başbakanı Olaf Scholz ve Polonya Cumhurbaşkanı Duda'dan sonra Hollanda Başbakanı Mark Rutte Ankara'yı ziyaret ederek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmüştü.

AB liderlerinin arka arkaya Başkan Recep Tayyip Erdoğan ile buluşmak için Türkiye’ye yoğunlaşan ilgisinin gerisinde neler olduğu merak konusuydu. Avrupalı liderler Erdoğan’a hangi mesajları iletiyor? Avrupa başkentlerini endişelendiren, önlenmek istenen ne idi? Yakınlaşma çabaları ne anlama geliyordu?

AB liderleri birbiri ardına Türkiye'ye gelirken, Avrupa Birliği (AB) 21 MART 2022 günü "Güvenlik ve Savunma için Stratejik Pusula" metnini yayınladı.

AB'nin gelecek 10 yıla ilişkin ortak vizyonunu temsil etmesi hedeflenen belge ne yazık ki, STRATEJIK KÖRLÜK belgesi özelliğindeydi. AB için bir vizyonsuzluk ve talihsizlik söz konusuydu.

Stratejik Pusula belgesinde, Türkiye'yi bir AB adayı ülke olarak değil, iş birliği yapılması gereken üçüncü ülkelerden biri olarak tarif ediliyordu. AB'nin gelecek 10 yıldaki (AVRUPA-2030) politikalarına yön verecek Stratejik Pusula belgesinde, Türkiye'yi provokasyonlara girişmekle, uluslararası hukuku ihlal etmekle suçlaması, güvenlik açısından tehdit ve risk oluşturan ülkelerle birlikte anmasına Türkiye sert tepki gösterdi.

AB’nin Stratejik Pusulası’nda neler var, Türkiye neden tepki gösterdi?

Metinde AB'ye aday ülke olarak bahsedilmeyen Türkiye, sadece ortaklar kısmında yer alıyor.

"Ortak tehditler ve sınamalara karşı ortaklarımızla işbirliğimizi güçlendirmeliyiz" vurgusunun yapıldığı metnin giriş bölümünde "ABD, Norveç, Kanada, Birleşik Krallık ve Japonya gibi aynı değerlerin ve çıkarların paylaşıldığı ortaklarla işbirliğinin artırılması" hedefi kaydediliyor.

Böylece Türkiye, AB tarafından, kendisi gibi NATO üyesi olup da AB'de yer almayan Avrupalı ülkeler Norveç ve İngiltere'den dışlanıp ayrı bir kategoriye konuyor.

Doğu Akdeniz Bölümü

"Stratejik Çevremiz" başlıklı bölümün Doğu Akdeniz ile ilgili kısmında, Doğu Akdeniz'de yaşanan deniz yetkilendirme alanlarına ilişkin gerilimin olduğu gibi kaldığını, bunun da AB üye ülkelerin egemenlik haklarına dönük provokatif ve tek taraflı eylemlerden kaynaklandığını belirten Stratejik Pusula, Türkiye'yi düzensiz göçü bir araç olarak kullanmakla da suçluyor.

Türkiye'nin Dışişleri Bakanlığı açıklaması aracılığıyla gösterdiği SERT tepkinin ana kaynağı da bu ifadeler. Bakanlık'tan yapılan yazılı açıklamada,

"Bu anlayışla doğru yönü göstermekten şaşarak 'pusula' olmaktan çıkan belgeyi 'stratejik' olarak görebilmek de güçtür. Bu belgenin AB'yi Doğu Akdeniz'de, çözümlerin değil, sorunların parçası yapacağı ve doğru stratejilere taşımayacağı aşikârdır" değerlendirmesi de yapıldı.

NATO Ortaklığımız Vurgulanmıyor

Ankara'nın tepki gösterdiği bir başka unsur ise Türkiye'ye ve temsil ettiği bölgesel ve kurumsal kimliğe yeterince vurgu yapılmaması.

Bu durum Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya, "Son günlerde yaşanan gelişmeler göz önüne alındığında, belgenin gerçekleri ve doğruları bu şekilde ıskalamış olması ve tam üyelik adayı olan bir NATO müttefikini bu denli sığ bir bakışla ele alması AB için bir vizyonsuzluk ve talihsizliktir" ifadeleriyle yansıyordu.

Böyle bir belge yayınlanmasına karşın, Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un Başkan Erdoğan'a büyük yakınlık göstermesi, Türk-Fransız ilişkilerine derinlik kazandırma arzusu, elbette dikkati çekicidir.

Brüksel Sonrası Şifreleri

Başkan Erdoğan, Brüksel'deki kritik NATO zirvesi dönüşünde önemli açıklamalarda bulunurken

MACRON ŞIFRESINE açıklık getirdi.

SORU: İki yıl kadar önce Fransa lideri Macron, “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti.” demişti ve siz de buna çok sert bir yanıt vermiştiniz. Bugün baktığımız noktada bırakalım NATO’nun beyin ölümünü yeniden doğuşunu izliyoruz. Macron ile de bir araya geldiniz. Fransa’nın bu çabalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Başkan Erdoğan: Macron ile ilgili kısımdan başlayalım. Demek ki NATO’nun beyin ölümü gerçekleşmemiş. Böyle bir şey de söz konusu değilmiş. O çok talihsiz bir açıklamaydı. Bu talihsiz açıklamanın ardından da Macron şu anda NATO içerisinde en aktif rolü oynayan liderlerden bir tanesi durumunda.

Epey gayretli. Gerek Ukrayna gerek Rusya gerek diğer ülkelerle olan görüşmelerde Macron’u çok aktif görüyorum. Bununla ilgili olarak da diğer ülkelerin, liderlerin Macron’a bakışı da değmişmiş vaziyette. Türkiye-Fransa arasında attığımız bazı adımlar vardı. O adımları, Türkiye-Fransa ilişkilerini yeniden ele almak ve hatta Türkiye-Fransa-İtalya olarak üçlü attığımız adımları yeniden hayata geçirmek için çalışmalarımızı sürdürmeyi karar altına aldık.

Temennim odur ki inşallah seçim sonrası bu yeni süreci güçlü bir şekilde başlatırız diye düşünüyorum.

STAMP-T Füzesi Gündemi

SORU: Üçlü dediğiniz Fransa-İtalya-Türkiye STAMP-T füzesini mi kastediyorsunuz?

Başkan Erdoğan: Evet, Eurosam. O konuyu Macron ile görüştüğümüz gibi Draghi ile de görüştük. Draghi de benden sonra Macron ile yaptığı görüşmede bu konuyu açtı''

Enerjı Hub'u Şifresi

Başkan Erdoğan'ın Türkiye'nin enerji hub'ı olma hedefiyle ilgili gelen soruya verdiği yanıt çok dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı "Şu anda açıklamayacağım. İnşallah bu yaptığımız görüşmelerle birlikte önümüze enerjide çok daha farklı alanlar açılacak ve bunu duyduğunuzda 'Bu da nereden çıktı' diyeceksiniz. Bu görüşmelerden inşallah şöyle dört dörtlük bir sonuç çıkacak. Bunu duyduğunuzda “Bu da nereden çıktı” diyeceksiniz.

FOTOĞRAF: Türkiye enerjı hub'u..

İsrail Başbakanı Benet’in de gelme durumu söz konusu. Onun da gelişiyle birlikte Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni bir süreci başlatma durumumuz olabilir.

Burada tabii daha çok Doğu Akdeniz ile ilgili birlikte neler yapabiliriz konusu var. İkili ilişkilerde birlikte atabileceğimiz en önemli adımlardan bir tanesi olarak öyle zannediyorum ki burada yine doğal gaz konusu öne çıkabilir.

Bunların değerlendirmeleri için önce Dışişleri Bakanımı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımı, taraflar tarih belirledikten sonra İsrail’e göndereceğiz. Bu görüşmeleri Dışişleri Bakanımızın, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımızın İsrail’de yapacakları çalışmayla başlatmış olacağız.”

Erdoğan'ın müjdesi merak edilirken, Alman Konrad Adenauer Vakfı (KAS) tarafından yapılan ve kamuoyuna açık olamayan bir analiz basına sızdı

Alman Business Insider sitesinin ulaştığı özel analize göre, Türkiye'nin transit ülke olarak Avrupa'nın yeni petrol ve gaz merkezi olma potansiyeli olduğu düşünülüyor.

Analizde, Almanya'nın Rus gazından bağımsız olmaya çalışması halinde, "Güney gaz koridorunun genişletilmesi ve Türkiye'nin Hazar Denizi ve Doğu Akdeniz'deki gaz yataklarına erişimi olan stratejik bir enerji merkezi olarak kullanılmasının gerçek fırsatlar sunabileceğini" belirtiyor.

İsrail-Türkiye işbirliğinin önemi

Nitekim Avrupa için Azerbaycan, Türkmen, Irak ve gelecekte İran petrol ve gazını ithal etme potansiyeli hala devam ediyor.

Raporda dikkat çekilen kısımlar:

  • - "Artık giderek daha gerçekçi hale gelen İsrail-Türkiye enerji işbirliği sayesinde Türkiye kendisini bir enerji merkezi olarak konumlandırabilir."
  • - "Türkiye, güvenlik politikası, enerji politikası ve ekonomi açısından Rusya'ya bağımlı ve bu nedenle dengeli bir yaklaşım sergilemeye çalışmakta.

Türkiye'nin son yıllarda Rusya'ya yönelik yaklaşımları taktiksel nitelikte ve "Türkiye'nin Rusya'ya yönelmesi" olarak değil, daha çok "bölgesel bir gücün kendine güvenen görünümü" olarak anlaşılmalıdır deniliyor

Enerji de geleceğini arayan Avrupa

Avrupa Birliği (AB), Avrupa'nın enerji konusunda Rusya'ya bağımlılığını azaltma amacıyla ABD ile sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) anlaşması imzaladı.

Anlaşmaya göre ABD, bu yılın sonuna kadar AB'ye, daha önce yapılmış anlaşmalara ilaveten en az 15 milyar metreküp sıvılaştırılmış doğal gaz daha satacak.

Rusya halen AB ülkelerinin toplam doğal gaz ihtiyacının yüzde 40'ını sağlıyor.

Bu metreküp hesabıyla yaklaşık 216 milyar metreküp doğal gaz demek. 2020 yılı rakamlarına göre AB'nin yıllık toplam doğal gaz tüketimi de 541 milyar metreküp.

“NATO” Şifresi

SORU: Türkiye-NATO ilişkilerinin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Başkan Erdoğan:

“UKRAYNA krizi iki hususu gözler önüne serdi. Bunlardan birincisi Avrupa güvenliğinin temel taşı, temel yapısı NATO’dur. Bunu çok açık, net olarak görmüş bulunuyoruz.

İkincisi, Türkiye bölgesel güvenliğin temini için vazgeçilmez bir müttefiktir. Gerek ikili görüşmeler gerekse zirve toplantısı esnasında liderlerin birçoğu bunu dile getirdiler.

70 yıllık üyeliğimizde NATO’ya en kapsamlı katkıları veren Türkiye, müttefiklerden farklı olarak bunu her yönüyle karada, denizde, havada, siyasi etkinliklerinde ortaya koyan bir ülke oldu. İttifak dayanışması ruhuyla üzerimize düşeni imkânlarımız ölçüsünde yapmaya da devam edeceğiz.

Bu süreci de Türkiye aynı kararlılıkla, güvenilirlikle yine sürdürüyor. Hatta bu konuda örnekliğini ortaya koyuyor. Bunu da bütün siyasi liderler olsun, komuta kademeleri olsun, bizimle paylaşıyorlar. Bunu da iftiharla gördük. Bundan dolayı da tabii memnuniyetimizi özellikle ifade etmek isterim.

Gelinen noktada Türkiye’nin NATO müttefikleri arasındaki müstesna konumunun ve bölgesindeki kritik rolünün daha iyi anlaşıldığı aşikârdır.

Hem müttefiklerimiz hem de dünyanın bunun idrakine artık daha fazla varmış olduğunu gördüm ve buna da inanıyorum. Bu yıl Haziran ayında NATO’nun Madrid Zirvesi düzenlenecek.”

Brüksel’deki Liderler Toplantısı, Madrid Zirvesine giden süreçte kritik bir dönemeci teşkil etmiştir. Türkiye, her zaman olduğu gibi bu zirveler vasıtasıyla da NATO’nun geleceğinin şekillenmesinde önemli bir rol oynamaya devam edecektir.

“F-16” şifresi

SORU: Türkiye’nin ABD ile sürdürdüğü yeni F-16'lar, F-16 modernizasyon kitleri konusunda olumlu gelişmeler var mı?

Başkan Erdoğan

“F-16’larla ilgili olarak görüşmelerimizi Milli Savunma Bakanımız muhataplarıyla yürütüyor ve bu konuda şu an itibarıyla olumlu bir süreç devam ediyor.

Uçakların modernizasyonuyla ilgili olumlu yaklaşımlar var. Diğer taraftan yeni alımlarla ilgili olarak da olumlu yaklaşımlar var.

Biden’ın bana “Ben kongreye bu konuyla ilgili olumlu yaklaşımımı sunacağım ve konunun da takipçisi olacağım.” istikametinde ifadeleri oldu. Temenni ederim ki bu istikamette eğer netice devam ederse, noktalanırsa o zaman biz yeni alacağımız F-16’lar ve eldekilerin modernizasyonunu süratle bitirme fırsatını bulacağız''

''S 400'' şifresi

SORU: Amerika’nın S400’lerin Ukrayna’ya verilmesini istediği iddiası Amerikan basınında yer aldı. ABD inatla, ısrarla neden bu konuyu tekrar gündeme getiriyor?

Başkan Erdoğan:

“Her şeyden önce S400 konusunda nasıl en başta bizim için bu iş kapanmıştır dediysek, bugün de biz aynı noktadayız. Bu konu bizim için kapanmıştır.

Bunlar savunma noktasında bizim kendi malımızdır, bu bitmiştir. Bir diğer konu Wall Street Journal’ın yazdığına karşı İletişim Başkanımız gerekli cevabı bütün hassasiyetiyle zaten vermiştir. O cevap onlara yeter de artar bile. Daha fazlasına da bu konuda gerek yok. Çünkü bunların bütün işi ortalığı karıştırmak. “Buradan acaba Türkiye’ye nasıl bir darbe vururuz da onu sıkıntıya sokarız” böyle bir gayretin içindeler. Anında müdahale ederiz, sonuç alamazlar. Yaptırımlar noktasında da BM’nin belli çizgilerini biz de değerlendiririz ama şunu da unutmayalım ki bütün bu adımları atarken bizim Rusya ile olan ilişkilerimizi bir kenara koymamız mümkün değil. Bunu ben çok önce de açıkladım.

Zira bugün sadece doğal gaz düşünüldüğünde, kullandığımız doğal gazın yaklaşık yarısını biz Rusya’dan alıyoruz. Bunun yanında Akkuyu Nükleer Enerji Santralimizi bugün Rusya ile yapıyoruz. Biz bunu da bir kenara koyamayız.”

'KİLİT ÜLKE TÜRKİYE' şifresi

SORU: Rusya-Ukrayna savaşı sonrası liderler son dönemde arka arkaya ülkemize geliyorlar. Bu sadece Rusya-Ukrayna savaşı sebebiyle mi oluyor?

Türkiye yaptıklarınızla kilit ülke konumuna geldi ama acaba yeni bir koridor veya yeni bir düzen için mi liderler Türkiye’ye geliyor?

Özellikle Libya ve Doğu Akdeniz denkleminin de liderlerin Türkiye’ye gelmesinde etkisi var mı?

Başkan Erdoğan:

“Ağırlıklı olarak tabii ki Rusya-Ukrayna, bu işin ana başlığını teşkil ediyor. Elbette bu ziyaretlerle birlikte ikili ilişkilerimizi masaya yatırma fırsatımız da oluyor. Gelen ülkelerle bölgeye dair sorunları da masaya yatırıyoruz.

Mesela Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev kardeşimin günübirlik ziyaretinde ana başlığımız Rusya ve Ukrayna oldu. Kendisi de Rusya’yı en iyi tanıyan liderlerden biri. Sayın Putin ile olan ilişkileri malum. Bu savaşı da en iyi analiz edenlerden biri. Bunları kendisiyle çok açık, net konuşma fırsatımız oldu. Polonya Cumhurbaşkanı Duda da burada hakikaten takdire şayan birisi. Polonya bölgede 2 milyon civarında mülteciye ev sahipliği yapıyor.

Diğer taraftan şu anda Ukrayna’dan sonra Rusya’nın hedefinde olabileceğini düşünüyor. Onun için de tabii kendine göre bütün tedbirlerini alıyor, almak durumunda.

Polonya’nın bizimle olan diyalogları da ileri derecede. Bu özelliği de var. Dolayısıyla onunla olan münasebetlerimizde öncelikli Rusya-Ukrayna olayı var ama bunun yanında da tabii Polonya ile ilgili savunma sanayiine yönelik ilişkilerimizi, ekonomik alandaki ilişkilerimizi görüşme fırsatımız oldu.

Yunanistan Başbakanının ziyaretinde, Yunanistan-Türkiye ilişkilerindeki malum sıkıntıların ortadan kaldırılmasına yönelik ne gibi adımlar atabileceğimizi görüşme imkânımız oldu.

Bundan sonraki süreçte aracılarla değil biz direkt olarak kendimiz görüşmelerimizi yapalım, özel temsilcilerimiz vasıtasıyla görüşmelerimizi yapalım, böyle sürdürelim diyoruz.

En önemli ziyaretlerden bir tanesi de İsrail Cumhurbaşkanı Herzog’un ziyaretiydi.”

SONUÇ

Türkiye ile AB ilişkileri stratejik bir kavşakta.

Stratejik kavşakta, AB liderleri çok iyi düşünmeli: Türkiye'ye partner mi, rakip mi? Ortak mı, hasım mı?

Bu sorulara tutarlı cevaplar verdikten sonra Türkiye'den destek talebinde bulunmalarını tavsiye ederiz.

Birincisi AB liderleri Rusya'nın Ukrayna'yı işgal ettiği, Batı ile Doğu arasında yeni duvarların örüldüğü, jeopolitik haritaların değiştiği süreçte, Avrupa'nın güvenlik mimarisinin Türkiye’siz ne yapacağını iyice tartışmalıdır.

İkincisi, RUSYA'nın doğalgaz akışını kesme olasılığı karşısında Avrupa'nın titreyişlerini Türkiye'nin durdurması noktasında akıllı olmalarında yarar var.

Bir gerçek güneş gibi parlıyor. Türkiye olmadan Avrupa küresel güç olamaz.

Bu nedenle, AB liderlerinin, AB'nin STRATEJIK PUSULASI'nı gözden geçirmesinde, revize etmelerinde, Türkiye'ye şaşı bakmaktan uzaklaşmalarında büyük fayda bulunuyor.