Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Başkan Erdoğan’ın ‘’Akdeniz Doktrini’’’

Bülent ERANDAÇ
08 Haziran 2020 11:52
A-
A+

ESKİ DÜNYA YOK ARTIK. YENİ DÜNYA KURULUYOR. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki BÜYÜK TRENİ, üçüncü Dünya Savaşı-Küresel salgın tünelinden çıkıyor. Işık göründü. BÜYÜK TÜRKİYE GEMİSİ, azgın denizleri geçiyor. Büyük limanlara girmeye hazırlanıyor.

Dünya sarsılırken, insanlığını kaybetmiş güçlerin can çekiştiği, ADALETSİZ DÜNYA’nın temellerinin yıkılmakta olduğu üçüncü Dünya Savaşı’ndan başarı ile çıkıyor. Türkiye’miz de, Yeni Dünya’nın kurucu özelliklerini ortaya koyuyor.

BÜYÜK DEVLET BÜYÜK DÜŞÜNÜR. BÜYÜK STRATEJİ ORTAYA KOYAR.

On Yıllarca içine kapatılmış Türkiye, Başkan Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde BÜYÜK DÜŞÜNÜYOR. BÜYÜK STRATEJİLERLE HAREKET EDİYOR.

Bu bağlamda, geçen Pazartesi günü Başkan Erdoğan-Türk Devlet aklı, AKDENİZ DOKTRİNİ açıkladı. Millî Güvenlik Kurulu’nun (MGK) gelecek on yılları kapsayan DOKTRIN’İ  devreye sokarken, İLK KEZ  “Doğu Akdeniz ” yerine “Akdeniz” ifadesinin kullanarak Türkiye’nin, Akdeniz’in her köşesinde varlık göstereceği mesajını dünyaya verdi..

Bugüne kadar sadece bir bölgeyi işaret eden DOĞU AKDENİZ ifadesinin yerine AKDENIZ ifadesi deklare edildi.

Bu Vurgunun, “Doğu Akdeniz”den “Akdeniz”e genişletilmesinin altında, Türkiye’nin Libya’daki faaliyetlerinin FAS-CEZAYİR-TUNUS la KURDUĞU SICAK İLİŞKİLERİN yanı sıra Akdeniz’de yaptığı tatbikatlar(Ege yok. Tek Akdeniz), Kıbrıs, Malta, Girıt yakınlarında yeni ruhsat sahalarının olduğunu gösteriyor.

Başkan Erdoğan’ın AKDENIZ DOKTRİNİ, Türk Donanmasının-hava güçlerinin, daha geniş bir coğrafyaya odaklanacağını işaret ediyor.

Ege Yok. Akdeniz

Ne demişti, İngilizlerin Türkiye’yi işgal ettirmek için Anadolu’ya gönderdiği Yunan ordusunu Dumlupınar’a gömen Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ’Ordular ilk hedefiniz AKDENİZ’… demişti. Dikkat ediniz. ’’Ege yok. Akdeniz.’’… Manası derin…

Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın Doktrini’nde EGE YOK. AKDENİZ VAR. Akdeniz-Karadeniz bir bütündür. MAVİ VATAN STRATEJİSİ başarıyla yürüyor. Bu stratejinin geniş anlamda yeni ismi TÜRKİYE’NİN AKDENİZ DOKTRİNİ’dir.

Doğu Akdeniz derken, sadece Kıbrıs, Rum ve Yunanistan’a bakıyorduk. ARTIK, AKDENİZ diyerek,  KUZEY AFRİKA’ya bakarak, Fransa’ya, Almanya’ya, Israil’e, Mısır’a da odaklandığımız ilan edilmiş oluyor.

AKDENİZ DOKTRİNİ’NİN RUHU’NU LİBYA’DA TÜRKİYE’NİN GERÇEKLEŞTİRDİĞİ ZAFERLE SONUÇLANAN BÜYÜK HAREKÂT OLUŞTURUYOR.

Erdoğan-Türk Devlet Aklı’nın geleceği iyi okuyarak yürüttüğü LIBYA STRATEJISI sonucu, 26 Kasım 2019'da Serrac Hükümeti ile imzaladığımız anlaşmanın sahaya yansıması müthiş oldu.

Libya'daki iç savaşın seyrini TÜRK SİHA’LARI, Kukla Hafter’in elinden aldı. Trablus açıklarındaki TÜRK DONANMASI-HAVA-DENİZ harekâtını başarı ile yürütüyor.

Evet. Arkasında, Rusya, Fransa, Mısır, BAE, İsrail’in bulunduğu KUKLA HAFTER’İ MEZARA GÖMDÜK.

12 ASIR öncesine giden tarihsel ve kültürel bağları bulunan Türkiye’nin LİBYA ZAFERİ, sadece orada kalmayacak. Libya’dan yola çıkacak Türkiye-Libya kardeşliği, yüzyıllardır sömürülen, Fransa’nın işgali altındaki SAHRA ALTINA DOĞRU DEVAM EDECEK…

LİBYA-TUNUS-CEZAYİR-FAS, EMPERYALİST Avrupa’nın, Fransa’nın, Almanya’nın, İngiltere’nin SÖMÜRGECİ ZİHNİYET’İNDEN İNŞALLAH KURTULUŞA DOĞRU YÜRÜYECEK.

 Suriye/Libya Zaferlerimizin Ruhu 

Türkiye, Suriye’de olmasaydı, bugün Libya zaferi olmazdı. Türkiye Libya’da olmasaydı, Doğu Akdeniz’de RUM-ISRAİL-MISIR-FRANSA GÖLÜ OLURDU.

Türkiye, Suriye’de, Libya’da kaybetseydi, Rum/yunan/İsrail Kıbrıs’ı peşkeş çekmeye devam ederdi.

Libya’da Başkan Erdoğan-Türk Devlet Aklı, tarih yazmasaydı, ABD’li ExxonMobil Kıbrıs’ta sondaj programını durdurmazdı.

Doğu Akdeniz’de yerli-millî savaş gemileriyle Türk Donanması olmasaydı, Fatih ve Yavuz sondaj gemileri dolaşamazdı.

Libya’da Türkiye zafer kazanmasaydı, Fransa Cumhurbşbakanı Macron’un Degaulle uçak gemisi Kıbrıs Rum sularında cirit atardı.

Bir ara coşmuşlardı. Türkiye’yi devre dışı bırakıp, İsrail-Mısır-Rum-Yunanistan, EAST-MED PIPELINE diye, Doğu Akdeniz gazını, sular altından Girit-Yunanistan-Avrupa’ya götüreceklerdi. Paçavraya döndü, o anlaşmalar…

Suriye’de, Libya’da Başkan Erdoğan-Türk Devlet Aklı, tarih yazmasaydı, Doğu Akdeniz’de İsrail-Mısır-Güney Kıbrıs ve Yunanistan’ı ortak bir cephede bir araya getiren enerji projelerini akamete uğratamazdık.

Deniz Hâkimiyet Teorisi

Bugün dünyanın kaderine hükmetmek isteyen devletler Alfred Thayer Mahan’ın Deniz Hâkimiyeti teorisinden ilham almayı sürdürmektedir. Elbette, DÖRT TARAFI DENİZLERLE ÇEVRİLİ, ÇOK HASSAS ISTANBUL VE ÇANAKKALE BOĞAZLARININ HÂKİMİ TÜRKİYE’DE DENIZ HÂKİMİYET TEORİSİNE DEĞER VERMEKTEDİR.

ABD’li Amiral Mahan’ın Deniz Hâkimiyeti teorisinin özü: Savaşı sınırlarından uzakta tutacaksın. (Bakınız 19.yy İngiltere ve 20 ve 21. yy ABD), dünyadaki çatışmaları yönlendirip, yöneteceksin, dünya üretim ve ticaretini kontrol altında tutacaksın, enerjiyi kontrol altında tutacaksın.

 Bunu da, denizlerde varlık göstererek ve denizleri kontrol ederek yapacaksın. Çünkü denizler daha iyi hareket kabiliyeti ve ulaşım sağlamaktadır. Denizler dünya rezervlerinin büyük bir bölümü ile irtibatlıdır. Denizcilik gücü, askeri kuvvetler kadar ekonomik ve politik etkinlikleri de daha kolay ve ekonomik bir biçimde dağıtabilir.

Bu güçle dünyanın önemli geçit ve kanallarını ve dolayısıyla ticareti kontrol edebilirsin. Bunun için de deniz gücünü, sivil ve askeri unsurlarıyla kuvvetli hale getirecek ve öyle muhafaza edeceksin. ABD, bunu uygulamaktadır.

Doğu Akdeniz başta olmak üzere dünya genelinde çatışmaları yönlendiriyor, yönetiyor. Enerjiyi kontrol altında tutuyor. İngiltere de 19. yüzyılda bu anlayışı benimsedi.

Deniz hâkimiyet teorisine göre, Doğu Akdeniz çok kritik bir bölge konumundadır. Türkiye de bu coğrafyanın önemli bir parçası olarak Doğu Akdeniz’i merkeze almıştı.

Türkiye ve Doğu Akdeniz, çağlar boyu medeniyetlerin oluştuğu, büyük çatışmaların yaşandığı ve bugün de devam ettiği bu topraklar, neredeyse bütün jeopolitik, kültürel, iktisadi teorilerin merkezinde kalmaktadır.

Doğu Akdeniz önemli bir geçiş bölgesi, önemli bir enerji üretim ve dağıtım bölgesi, bütün dinlerin bir arada yaşadığı ve dolayısıyla din ve kültür savaşlarının yaşandığı ama aynı zamanda din ve kültür yakınlaşmalarının da olduğu bir alandır.

Aslında Doğu Akdeniz 19. Yüzyıl başına kadar tek bir devletin (Osmanlı) kontrolünde olan huzur içinde bir bölge iken 19. yüzyıl başından itibaren dış unsurların bölgeye müdahalesi huzurunu kaybetmiş ve bir daha bulamamıştır. Fransa ve İngiltere 19. yüzyılda, ABD ise 20 ve 21. yüzyılda Doğu Akdeniz’in dengelerini altüst etti.

Türkiye bölgenin en önemli devletlerinin başında gelmektedir. Dünyanın 17. büyük ekonomisidir. G-20 ve E-7 üyesidir. 2050 öngörülerinde dünyanın en büyük on ikinci ekonomisi olacağı tahmin edilmektedir. Güçlü bir silahlı kuvvetleri bulunuyor.

Teknolojik atılım içinde. Bölgesinde ve dünyanın dört bir yanında askeri, siyasi, ekonomik ve kültürel gücünü, sorunların çözümü maksadıyla kullanabilmektedir.

Sonuç

Görünen odur ki, önümüzdeki dönemde de Akdeniz ve Türkiye, dünyanın başka bölgeleri gibi sükûnetle değil yeni çalkantılar ve çatışmalarla yaşamaya devam edecek. Mevcut sorunların çeşitliliği Türkiye’nin yeni sorunlara ve gelişmelere refleksler geliştirmesine zemin hazırlıyor.

TÜRKİYE’NİN AKDENIZ DOKTRINI YENİ ITTIFAKLARIN VE SÜREÇLERIN İÇİNDEN DINAMIK BİR ŞEKİLDE GEÇMEK ZORUNDADIR.