Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Barbaros'tan Erdoğan'a Denizciliğimiz

Bülent ERANDAÇ
19 Kasım 2018 22:22

Akdeniz’i bir Türk gölüne çeviren, Karadeniz’i Osmanlının kapalı denizine dönüştüren Osmanlı denizcilerinin reisi kaptan-ı derya Barbaros Hayrettin Paşa, “Akdeniz’e hâkim olan Cihana hâkim olur” derken o dönemin Asya ve Avrupa’dan oluşan iki kıtalı dünyasında Küresel Deniz Stratejisini deklere etmişti.

Daha sonra, Coğrafi keşifler kıtaların sayısını artırdı, Çin ve Hindistan Avrupa’ya denizden bağlandı, Kaptan- ı deryamızın doktrini, İngiliz’ler tarafından,“denizlere hâkim olan dünyaya hâkim olur” biçiminde genişletildi.

Bu doktrini uygulayan ve kotaran İngilizler, 20.yy başlarına kadar dünya ticaretini denetiminde tuttular. Osmanlı imparatorluğunu parçalayarak, hem denizlerdeki stratejik noktalarımıza el koydular, hem de Ortadoğu-Afrika-Hindistan hattında, baş sömürgeci ünvanı kazandılar.

Güçlü deniz ticaret filosu sayesinde sadece Doğu ve Batının değil, Kuzey ve Güneyin ticareti İngiliz’den soruldu. Sömürgelerinin sağladığı refahı Britanya Adasında toplayan, ticaretini kendi üzerinden dünyaya pazarlayan bir deniz imparatorluğu kuruldu.

Amiral Alfred MAHAN (1841-1914) dünyadaki mücadelenin genellikle denizlerin kontrolü için yapıldığını vurgulayarak, bunun sonucu olarak: “Dünya egemenliğinin anahtarı, deniz yollarının kontrolündedir” teorisini ortaya attı.

Bu teoriye göre, Kara kuvvetleri ile dünyada ancak belirli ölçüde yer işgal edilebilir, hâlbuki dünya egemenliği veya büyük imparatorluklar kurmak için denizaşırı nokta ve bölgelerin ele geçirilmesi ve bunlarla anavatan arasındaki irtibatı sürdürmek için de denizlerde egemen olmak gereklidir.

Mahan, teorisinde İngiltere ve ABD gibi okyanuslara hâkim devletlere, Rusya ve Almanya gibi karada güçlü devletlere oranla daha fazla şans tanımıştır. Deniz gücünün taraflara askeri anlamda sağladığı hareket serbestesi nedeniyle, büyük devletlerarasındaki bir savaşın kaderinin denizlerde tayin edilebileceğini savunması dünya hâkimiyeti stratejisi belirlemeye çalışan ABD’ye rotayı gösterdi.

ABD'nin açık deniz donanması oluşturarak, özellikle 2. Dünya Savaşından sonra, İngilizlerin hâkimiyetini kendisine çevirmiştir.

Denizlere egemen olmanın iki temel koşulu vardır: Ya dünya ticaretini ele geçirmek (yani güçlü deniz ticaret filosuna sahip olarak pazarlarda kalıcı olmak) ya da dünya denizlerinde “hazır kıta” bekleyen güçlü bir donanma oluşturmak ve 20. yüzyılda İngiltere’nin yürüttüğü stratejiyi, bugün ABD kullanmaktadır. Amerika, 2.Dünya Savaşından sonra donanmasıyla denizlere hâkim olma yolunu seçmiştir. Birleşik Devletlerin, uçak gemileriyle(elinde 12 adet bulunmaktadır) beraber deniz aşırı filolar oluşturması, bu filoların uluslararası sularda seyir halinde olması ve askeri müdahalede bulunacağı bölgelere intikal ettirmesi, bu teorinin kesintisiz uygulandığını göstermektedir.

YÜZYIL YENİ İPEKYOLLARI

Dünyanın Çin’den Hindistan’dan Osmanlı’dan ve Avrupa’dan ibaret olduğu bilinen dönemde Akdeniz dünyanın merkeziydi. Eski İpek yolu Akdeniz’de ve Karadeniz’de odaklanır; mallar bu denizlerden Avrupa’ya aktarılırdı.

Binlerce yıl öncesine kadar Avrupa ve Asya kıtalarını birbirine bağlayan tarihi İpekyolu Çin'in öncülük ettiği Kuşak ve Yol Projesi'yle tekrar faaliyete geçiyor.

Yüzyılın ilk 25 yılında, gelecek yakın tarihin seyrini Endüstri 4.0'ı (yani 4. Sanayi Devrimini) gerçekleştirenler ve yeni İpekyolu'nu kullananlar değiştireceğini çok iyi okuyan Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan, 14 MAYIS 2017 günü, Pekin Olimpiyat Merkezindeki Çin Ulusal Kongre Merkezi'nde düzenlenen, "Kuşak ve Yol Forumu"nun açılış törenindeki konuşmasında şöyle ifade etti: "Yeni İpek Yolu' olarak da adlandırılan bu girişimi Asya'yı, Avrupa'yı, Afrika'yı ve hatta Güney Amerika'yı birbirine bağlama hedefiyle geleceğe damga vuracağına inanıyorum."  

Tarihi güzergâhta uygulanması öngörülen “Kuşak ve Yol Projesi”nde, "Kuşak" İpekyolu Ekonomik Kuşağının kara ayağını, "Yol" ise 21. Yüzyıl Deniz İpekyolu'nu ifade etmektedir.

Çin'den başlayıp, Kazakistan, Özbekistan, Rusya, Türkiye, Yunanistan üzerinden Avrupa’ya uzanan İpek Yolu’nun güzergâhı üzerindeki devletlerin ekonomik hacimlerinin artması, 65 ülkede toplam 21 trilyon dolar büyüklüğü olan ekonomilerin inovasyonu mümkün olabilecek. 1.4 trilyon dolara mal olması beklenen yeni İpek yolu uzmanlara göre Amerika'nın dünya ekonomisindeki liderliğini kırmayı amaçlıyor.

Yeni İpek yolu projesi, hızlı tren güzergâhları, hava alanları, elektrik santralleri ve boru hatlarından oluşacak. Projeyle Avrupa ve Asya'daki 65 ülkenin birbirine bağlanması hedefleniyor. Projeye dâhil edilmek istenen ülkeler dünya nüfusunun yüzde 70'ini oluşturuyor.

Yeni İpek yolu Projesi’nin merkez ülkelerinden birisi TÜRKİYE’DİR. Çin’den başlayarak Anadolu ve Akdeniz aracılığıyla Avrupa’ya demiryollarından ve denizyollarından birisi, ANADOLU bağlantısıyla hedef AVRUPA’YA ulaşmaktadır.

Türkiye yeni İpekyolu'na Avrupa'nın Anadolu üzerinden Orta Asya'ya ve oradan da Çin'e bağlanmasını hedefleyen Orta Koridor Projesiyle bütünleşiyor.

Orta Koridor, Türkiye'den Gürcistan ve Azerbaycan'a yönelen oradan Hazar Denizini aşarak, Türkmenistan, Kazakistan, Özbekistan'ı geçen, Afganistan ve Pakistan'ı da kapsayacak şekilde Çin'de nihayet bulan bir ticaret yolu projesidir.

Avrupa-Kafkasya-Asya Ulaştırma Koridoru Azerbaycan üzerinden, Hazar denizini aşıp Londra'ya kadar uzanacak bir tasarım. Çin'den başlayacak.  Hazar'ın doğusundan Türkmenistan ve Kazakistan'dan, Özbekistan, Kırgızistan ve Tacikistan üzerinden geçerek Afganistan'a ulaşacak. Ukrayna, Romanya, Bulgaristan derken Avrupa'ya alternatif bir raylı sistem sunacak.

ERDOĞAN NE YAPTI?

21. Yüzyılın dev Projesi’nin olası gelişmelerini çok iyi okuyan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin dev yatırımlarını Yeni İpek yol projesine entegre olarak devreye sokulmasını sağladı.

Türkiye'nin şu ana kadar gerçekleştirdiği Marmaray, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Bakü- Tiflis-Kars ve Edirne- Kars demiryolu projeleri, modern İpekyolu'nun orta koridorunu oluşturuyor.

Pekin'den deniz yolu ile 2 ayda teslim edilen ürünler, 2 haftadan kısa sürede İstanbul'da olacak. Karayolu mesafesinde de 3 bin kilometrelik azalma sağlanacak. Türkiye bu projeyi çok iyi değerlendirirmeye kararlı. Türkiye’nin batı ve doğusunda, başka bir deyişle Ortadoğu, Orta Asya ve Balkanlar’da bir 'köprü' haline gelecektir.

ERDOĞAN’IN YENİ İPEK DENİZ STRATEJİSİ

Bu haritada, Türkiye’nin Katar’da, Cibuti’de ve Sudan… Adasında kurduğu ÜS’LER, hem Türkiye’nin denizlerdeki ETKİ GÜCÜNÜ hem de bu etki gücünün yarınlarda YENİ İPEKYOL PROJESİ’NDEKİ konumunu göstermektedir.

Türkiye'nin bölgedeki oyunculara askeri potansiyelini kullanmaya hazır olduğunu gösteriyor. Bir taraftan donanma güçlendiriliyor, diğer taraftan Doğu Akdeniz’de münhasır ekonomik bölgesi(200 deniz mili)sondaj çalışmaları başlatılmış bulunuyor.

Kıbrıs havzasında, KKTC gerçeği politik masalarda güçlü şekilde savunulurken, kararlı şekilde donanma eşliğinde DOĞU AKDENİZ’DE Türk bayraklı gemiler sondaj yapıyor. Elbette, Ankara’nın Doğu Akdeniz'de sondaj çalışmalarına başlama girişimleri Yunanistan, AB ve ABD’nin kulağına su kaçırıyor.

Kıbrıs Rumları AB'nin desteğini net bir şekilde hissediyor. Bunun nedeni AB'nin özellikle Almanya’nın Rusya'dan gaz sevkiyatına alternatif araması. Bu düşünce perde arkasında DERİN PLANLARLA, İsrail-Mısır-Rum’lar arası kurgulamalarla sürdürülüyor.

Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye’de, hem Doğu Akdeniz’de, Kızıldeniz’de BAYRAK GÖSTERİYOR, hem de Rusya ile gaz sahası oluşturma konusunda nefes kesici anlaşmalara öncülük ediyor. Suriye’de üslerini tahkim eden Rusya’nın Türkiye ile ıişkileri Karadniz’den başlayarak Akdeniz’e kadar akıllı şekilde sürdürülüyor.

SONUÇ

Bugün DEV YENİ İPEKYOL PROJESİ içerisinde yer alacak her ülkenin kendine göre farklı siyasi-ekonomik planları olabilir. Fakat unutmayalım ki özellikle ABD ve İngiltere ve Avrupa'nın hegemonyasını kırması umut edilen bu ekonomik proje İslam dünyasının birbirini kucaklayan kolları, hayat damarları haline de dönüşebilir.

Dünyanın %70 nüfusunu etkileyecek bu proje başta Türkiye olmak üzere İran, Türkiye, Pakistan, Afganistan, Malezya, Endonezya gibi İslam dünyasının  %80'lik büyük bir bölümünü dolaylı veya direk birbirine bağlayacak.

Gelecek yakın tarihin seyrini Endüstri 4.0'ı (yani 4. Sanayi Devrimini) gerçekleştirenler ve İpekyolu'nu kullananlar değiştirecektir.