17 Şubat 2026’da Middle East Monitor’de yayımlanan ve Sayid Marcos Tenorio imzasını taşıyan bir yazıda, Gazze’deki çatışma ortamında sadece bombalar ve füze saldırılarının değil, aynı zamanda veri, algoritmalar ve küresel dijital platformların da öldürücü bir araç olarak kullanıldığı savunuldu. Analizde, İsrail’in “Lavender” olarak adlandırılan yapay zeka sistemi üzerinden yürütülen bu yeni savaş biçiminin, sosyal yaşam bilgilerini “algoritmik ölüm kriterlerine” dönüştürdüğü ileri sürüldü.
Yazıda, Gazze Şeridi’nin 2,3 milyondan fazla nüfusunun bu sistem tarafından değerlendirilerek otomatik “risk puanları” aldığı belirtildi. Söz konusu değerlendirmeler kapsamında, bir kişinin iletişim ağları, gruplara üyeliği veya dijital davranışları gibi kriterler “şüpheli” kabul edilerek ölüm listelerine eklendiği öne çıkartıldı. Bu süreçte insan denetiminin minimal düzeyde tutulduğu ve yüksek hata oranlarının kabul edildiği savunuldu.
Analiz, bu tür sistemlerin siviller ile savaşçıları ayırt etme zorunluluğunu içeren uluslararası insancıl hukuka aykırı olduğunu belirterek, otomatik ölüm kararlarının “insanlıktan yoksun” ve insanlığa karşı suç niteliği taşıdığını vurguladı. Yazıda ayrıca bu teknoloji odaklı savaş pratiğinin yalnızca bir teknik sapma olmadığı; daha geniş bir sistematik yok etme politikası olarak görüldüğü ifade edildi.
Yorumlarda, dijital gizliliğe ilişkin liberal söylemlerin gerçeklerle çeliştiği, modern savaşta metadatanın mesajlardan daha önemli hale geldiği ve özel platformların sosyal yaşam haritalarını istihbarat ve askeri sistemlerle paylaştığı ileri sürüldü.
Diğer İçerikler