İspanya’nın son dönemde İran savaşı ve Gazze işgaline yönelik tutumu uluslararası kamuoyunda dikkat çekmeye devam ediyor. Financial Times’ın (FT) analizine göre, Madrid yönetiminin özellikle ABD ve İsrail’e karşı yükselttiği eleştiriler, “hem ABD Başkanı Donald Trump’ı öfkelendirdiği hem de Avrupa’daki daha temkinli müttefiklerini rahatsız ettiği” değerlendirmelerine yol açtı.
Madrid yönetimi, Amerikan savaş jetlerinin İran’a saldırı amacıyla İspanya-ABD ortaklığında işletilen askeri üsleri kullanmasına izin vermedi. Bunun üzerine ABD Başkanı Donald Trump, İspanya’yla “tüm ticari ilişkileri kesme” tehdidinde bulundu.
Washington yönetimi ayrıca NATO üyelerine savunma harcamalarını artırmaları yönünde baskı yaparken, İspanya bu taleplere de direnç gösterdi. Trump, Başbakan Pedro Sanchez liderliğindeki yönetimi “korkunç” diye nitelendirerek ülkenin üzerine düşeni yapmadığını savundu.
İspanya’nın mevcut tutumu, ülkenin geçmişte ABD öncülüğündeki askeri müdahalelere verdiği destekle karşılaştırılıyor. Muhafazakar eski Başbakan Jose Maria Aznar, Fransa ve Almanya’dan ayrışarak dönemin Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair’in yanında yer almış ve 2003’teki Irak işgalini desteklemişti.
2018’de göreve gelen İspanyol Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) lideri Pedro Sanchez ise ABD-İsrail’in İran’a 28 Şubat’ta başlattığı savaşı “yasadışı” diye niteleyen ilk Avrupalı lider oldu. Sanchez, Irak işgalinin radikal örgütlerin güçlenmesine, göç krizine ve enerji maliyetlerinde ani yükselişe yol açtığını hatırlattı.
İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares da FT’ye verdiği röportajda ülkesinin uluslararası kurallara dayalı düzenin “öncü sesi” olmak istediğini belirterek, “Dış politikanın yerini kaosun, şiddetin ve savaşın almasını istemiyoruz” dedi.
Albares, ABD ile İran arasında olası bir anlaşmanın başarısız olması durumunda İspanya’nın Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini sağlamak amacıyla düzenlenebilecek NATO misyonuna katılıp katılmayacağı sorusuna ise şu yanıtı verdi: “Gerginliğin tırmanmasına yol açabilecek hiçbir eyleme katılmayacağız. Bu krizin askeri yollarla çözülemeyeceğini düşünüyoruz.”
Trump yönetimi, İran savaşı konusunda Avrupa’dan beklediği desteği bulamayınca Almanya’nın ardından İspanya ve İtalya’dan asker çekme tehdidinde de bulundu.
İspanyol Dışişleri Bakanı Albares ise bu açıklamaları ciddiye almadıklarını belirterek, “NATO içinde ticaret, kültürel ilişkiler ve yatırımların yolunda gittiğini” söyledi.
Albares ayrıca ABD’nin Küba’ya yönelik olası bir askeri müdahalesine ilişkin de şu ifadeleri kullandı:
“Latin Amerika ülkelerine yönelik askeri müdahaleyi kabul etmiyoruz. Bizim için Latin Amerika, İspanya’nın dış politikasının çok ötesinde bir anlam taşıyor. Bu ülkelerle kardeşlik bağlarımız var. Onları yabancı ülke olarak görmüyoruz.”
FT analizinde, İspanya’nın ABD karşıtı çizgisi nedeniyle Avrupa Birliği içinde de öne çıkmasının bazı çevrelerde rahatsızlık yarattığı ifade edildi.
İspanya merkezli düşünce kuruluşu Elcano Kraliyet Uluslararası ve Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’nden Ignacio Molina, “Paris ve Berlin, güneydeki bir ülkenin öncülük etmesine alışık değil” değerlendirmesinde bulundu.
Molina, Sanchez açısından en büyük riskin Washington’la yaşanabilecek gerilim değil, “Brüksel’deki merkezi konumunu kaybetmek” olduğunu savundu.
Diğer İçerikler