Birleşik Krallık’ta 13 binden fazla sağlık çalışanını temsil eden tıbbi derneklerden oluşan bir koalisyon, hükümete Ulusal Sağlık Servisi (NHS) içinde Filistin yanlısı savunuculuğu sansürleyeceği gerekçesiyle tartışma yaratan uygulamaların hayata geçirilmemesi çağrısında bulundu.
Tepkilere neden olan süreç, Birleşik Krallık hükümetinin antisemitizm danışmanı Lord John Mann tarafından hazırlanan ve NHS’de Yahudi karşıtı nefret ile diğer ırkçılık biçimlerine ilişkin inceleme raporunun Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (DHSC) tarafından onaylanmasının ardından başladı.
Raporda, 1,5 milyon NHS çalışanına zorunlu antisemitizm eğitimi verilmesi, çalışanların iş yerinde siyasi semboller sergilemesinin yasaklanması ve üniformalarıyla protestolara katılmalarının engellenmesi tavsiye edildi.
Müslüman, Orta Doğulu ve Güney Asyalı sağlık profesyonellerini temsil eden çeşitli derneklerin de yer aldığı koalisyon ise yayımladığı ortak açıklamada, Mann’ın önerilerinin “yerleşik kanıtlar veya etkilenen topluluklarla anlamlı bir istişare yapılmadan uygulamaya konulduğu” uyarısında bulundu.
Koalisyon ayrıca siyasi sembollerin yasaklanmasına yönelik önerileri “ürkütücü” olarak nitelendirirken, bunun “özel vicdan alanına ve yasal ifade özgürlüğüne profesyonel davranış sınırlarının ötesinde bir müdahale” anlamına geldiğini belirtti.
NHS verilerine göre etnik azınlıklara mensup çalışanlar, beyaz çalışanlara kıyasla daha fazla ırkçılığa maruz kalıyor. Sağlık düzenleyicisi General Medical Council (GMC) tarafından daha önce NHS’de etnik azınlık çalışanlarının neden orantısız biçimde soruşturmalara dahil edildiğini incelemekle görevlendirilen Roger Kline, sürecin NHS’deki ırkçılıkla mücadele açısından “kaçırılmış bir fırsat” olduğunu söyledi.
Kline, “Rapor İslamofobiden neredeyse hiç bahsetmiyor; oysa sağlık hizmetlerinde bu en az antisemitizm kadar önemli. Bu durum bir tür ırkçılık hiyerarşisi yaratabilir,” ifadelerini kullandı.
“Kendim de Yahudiyim; antisemitizm elbette sorgulanmalı ve mücadele edilmelidir. Ancak İsrail’i ağır biçimde eleştirmek antisemitik olmak anlamına gelmez” diyen Kline, Filistin’e destek rozeti takmanın veya gösterilere katılmanın antisemitik olmadığını belirtti.
Şu anda çok sayıda doktor, sosyal medya paylaşımları ve protestolarda yaptıkları konuşmalar nedeniyle Filistin yanlısı savunuculuk yaptıkları gerekçesiyle GMC tarafından soruşturuluyor.
Londra’da damar cerrahı olarak görev yapan Dr. Ranjeet Brar, bir gösteride İsrail’i eleştiren açıklamaları nedeniyle görevden uzaklaştırıldığını belirterek, “Siyasi görüşlerim nedeniyle uzun ve sürekli bir taciz sürecine maruz kaldım” dedi.
“Soykırıma karşı konuştuğum için bana ırkçı ve antisemitik damgası vuruldu” ifadelerini kullanan Brar, Uluslararası Holokost Anma İttifakı’nın (IHRA) antisemitizm tanımının kullanımına karşı yargı denetimi başvurusu yaptı.
İskoçya’da aile hekimi olarak çalışan Tamara Ali hakkında ise muayene odasında küçük bir Filistin bayrağı bulundurması ve Filistin rozeti taşıması nedeniyle şikayette bulunuldu. Ali, “Bu, kariyerimin en yalnızlaştırıcı ve kaygı verici dönemiydi. Kendimi tamamen görünmez hissettim” dedi.
Ali ayrıca, “Şikayette Filistin bayrağı bir terör bayrağı olarak tanımlandı ve Nazi sembolleriyle kıyaslandı. Ancak meslektaşlarımın hiçbiri bunu ırkçı ya da İslamofobik olarak görmedi,” ifadelerini kullandı.
Filistin dayanışma etkinliklerine katılan emekli anti-Siyonist Yahudi doktor Jonathan Fluxman ise Mann’ın raporunun antisemitizmi “abarttığını ve ayrıcalıklı bir konuma yerleştirdiğini” savundu.
Fluxman, “Bu, İngiliz hükümetinin Filistin yanlısı hareketi bastırmak için antisemitizmi silah haline getirmesinin bir örneğidir. Çünkü dış politikaları İsrail’i ve soykırımı desteklemek üzerine kurulu” dedi.
Health Workers 4 Palestine adlı kampanya grubu da Mann’ın raporunun “sağlık çalışanlarının uzun süredir devam eden insani savunuculuk geleneğini bastırma riski taşıdığını” belirterek hukuki adım atmayı değerlendirdiğini açıkladı.
Diğer İçerikler