Savaşın dördüncü yılında kabul edilen 21'inci yaptırım paketi, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas tarafından Rusya'nın savaş ekonomisine vurulmuş büyük bir darbe olarak nitelendirilse de, kapalı kapılar arkasında yürütülen müzakereler Birlik içindeki çatlakları gözler önüne serdi. Dünyanın en büyük ticaret filosuna sahip olan Yunanistan, Rus sıvılaştırılmış doğal gazının (LNG) AB dışındaki üçüncü ülkelere taşınmasını engelleyecek maddeleri veto yetkisini masaya koyarak engelledi.
Atina yönetimi ile dev Yunan denizcilik şirketi Dynagas'ın neredeyse birebir aynı gerekçelerle yürüttüğü lobi faaliyetleri sonucunda, Rus LNG'sinin AB dışındaki müşterilere 1 Ocak 2027'den sonra da taşınmasını sağlayan bir istisna pakete eklendi. İsveç Dışişleri Bakanı Maria Malmer Stenergard kararı sert bir dille eleştirerek, "Enerji gelirleri Rusya'nın savaşı finanse etmesinin merkezinde yer alıyor. Avrupa'nın katlandığı maliyetler, Ukrayna halkının her gün ödediği bedelin yanında önemsiz kalıyor" açıklamasında bulundu.
Üye Ülkeler Arasında "Taviz Yarışı" Başladı
Veto kozunu kullanan tek ülke Yunanistan olmadı. Eski Başbakan Viktor Orban sonrası Macaristan'ın sessiz kaldığı müzakerelerde, diğer üye ülkeler ulusal çıkarlarını korumak adına yaptırım paketinden kendi muafiyetlerini kopardı.
Bulgaristan, Rus Ortodoks Kilisesi Patriği Kirill ve Lukoil'in kurucusu Vagit Alekperov'un yaptırım listesinden çıkarılmaması halinde paketin tamamını engelleme tehdidinde bulunarak iki ismin de listeden düşürülmesini sağladı. Portekiz ve Almanya, kendi balıkçılık sektörlerini etkileyeceği gerekçesiyle Rus morina ve mezgit ithalatı kısıtlamalarını paketten çıkarttırırken; Fransa ve İtalya ise Rus askerlerinin Schengen Bölgesi'ne girişini engelleme önerisini zayıflatarak etkisiz hale getirdi. Avusturya da Raiffeisen Bank'ın Rusya'daki zararlarını telafi edebilmek amacıyla yaptırım kısıtlamalarının esnetilmesi yönünde Brüksel'den garanti aldı.
Brüksel'de Oy Birliği Kuralı ve Yaptırım Çıkmazı
21'inci paketin ardından AB diplomatları, Rusya ile onlarca yılda kurulan ticari bağların koparıldığını ve Birlik tarihinin en sert rejiminin uygulandığını savunsa da, yeni paket hazırlamanın ve oy birliği sağlamanın giderek imkansızlaştığını kabul ediyor.
Komisyon'un elindeki stratejik seçeneklerin tükendiği ve sunulan tekliflerin yeterince hazırlanmadığı eleştirileri artarken, Birlik içinde büyük yaptırım paketleri yerine gölge filoya yönelik tekil adımların atıldığı kademeli bir sisteme geçilmesi tartışılıyor. Ancak mevcut yapıda uygulanan oy birliği kuralı, yaptırım politikasının üye ülkelerin ulusal ve ticari çıkarlarına bağımlı kalmasına yol açıyor.