Avrupa petrokimya endüstrisinde uzun süredir devam eden kârlılık sorunu, kapsamlı bir sanayi gerilemesine dönüşmeye başladı. Son bir yılda tesis kapatmaları, varlık satışları ve iptal edilen yatırımlar hız kazanırken sektörün Avrupa’daki geleceğine ilişkin endişeler büyüyor.
Avrupa Kimya Endüstrisi Konseyi (Cefic) verilerine göre, 2025 yılında kapatılacağı açıklanan kimyasal üretim kapasitesi yıllık 17,2 milyon tona ulaştı. Bu rakam bir önceki yılın iki katından fazla, 2022’deki seviyenin ise yaklaşık altı katı oldu.
2022’den bu yana kapatılması açıklanan toplam kapasite 37 milyon tona ulaşırken, bunun Avrupa’nın toplam kimyasal üretim kapasitesinin yaklaşık yüzde 9’una karşılık geldiği belirtiliyor. Süreçten yaklaşık 20 bin doğrudan istihdamın etkilendiği tahmin ediliyor.
Avrupa’da Yeni Yatırımlar Yüzde 80’den Fazla Düştü
Üretim kapasitesi azalırken yeni yatırımlarda da sert bir gerileme yaşandı. Cefic verilerine göre Avrupa’da yeni kimyasal üretim kapasitesine yönelik teyit edilmiş yatırımlar 2025 yılında yüzde 80’den fazla azaldı.
Yüksek enerji ve karbon maliyetleri, ağır düzenlemeler, Avrupa pazarındaki zayıf talep ve Çin, ABD ile Orta Doğu’daki daha yeni ve düşük maliyetli tesislerin rekabeti bu gerilemenin başlıca nedenleri arasında gösteriliyor.
Krizin özellikle etilen ve propilen gibi temel kimyasallarda belirginleştiği görülüyor. Plastik, ilaç ve çok sayıda sanayi ürününün üretiminde kullanılan bu maddelerde Avrupa’nın yerli üretimi rekabet gücünü kaybederken ithalata bağımlılık artıyor.
Avrupa’nın Dev Şirketleri Tesislerini Kapatıyor
Petrokimya sektöründeki daralma Avrupa’nın önde gelen şirketlerinin aldığı kararlarla daha görünür hale geldi.
Eni bünyesindeki Versalis, İtalya’daki zarar eden geleneksel kimya operasyonlarını küçültmeye devam ediyor. Şirketin Brindisi ve Priolo’daki kraker tesisleri 2025 yılında kapatılırken Versalis yatırımlarını biyokimyasallar, biyoyakıt rafinerileri, döngüsel ekonomi ve daha yüksek katma değerli ürünlere yöneltiyor.
Dow ise Almanya’nın Böhlen kentindeki etilen krakerini kapatma kararı aldı. Tesisin 2027’nin son çeyreğinde faaliyetlerine son vermesi beklenirken şirket Avrupa’daki diğer bazı kimyasal varlıklarını da kapatmayı planlıyor.
ExxonMobil de Kasım 2025’te İskoçya’daki Fife Etilen Tesisi’ni Şubat 2026’da kapatacağını duyurdu. Şirket kararının gerekçeleri arasında yüksek tedarik maliyetleri, zayıf piyasa koşulları ve İngiltere’deki ekonomik ve politik ortamı gösterdi.
TotalEnergies ise Antwerp’teki en eski buharlı kraker tesisini 2027 sonuna kadar kapatmayı planlıyor. Şirket, Avrupa’da ortaya çıkması beklenen etilen arz fazlasına ve talepteki zayıflığa dikkat çekerken bölgedeki daha yeni tesisini faaliyette tutacak.
SABIC Avrupa Petrokimya Faaliyetlerini Satıyor
Suudi Arabistan merkezli SABIC ise tesis kapatmak yerine Avrupa’daki petrokimya faaliyetlerinden büyük ölçüde çekilme yolunu tercih etti.
Şirket, Ocak 2026’da Avrupa petrokimya iş kolunu 500 milyon dolar karşılığında Almanya merkezli AEQUITA’ya satmak üzere anlaşmaya vardı.
Satış İngiltere, Almanya, Belçika ve Hollanda’daki önemli tesisleri kapsarken karar, Avrupa’nın olefin ve poliolefin endüstrisinde devam eden yeniden yapılanmanın önemli örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Avrupa ABD ve Orta Doğu Karşısında Maliyet Dezavantajında
Avrupa petrokimya sektörünün karşı karşıya bulunduğu en önemli sorunlardan biri üretim maliyetleri.
Avrupalı üreticiler büyük ölçüde nafta kullanırken ABD’deki şirketler kaya gazından elde edilen daha ucuz etana erişebiliyor. Orta Doğulu üreticiler ise düşük maliyetli hammaddelerin yanı sıra daha yeni üretim tesislerinin sağladığı avantajlardan yararlanıyor.
Avrupa’daki petrokimya tesislerinin önemli bölümünün onlarca yıl önce inşa edilmiş olması da rekabet gücünü olumsuz etkiliyor. Yaşlanan tesisler, Asya ve Orta Doğu’daki yeni tesislere kıyasla daha yüksek bakım ve enerji maliyetleriyle faaliyet gösteriyor.
Çin’in Dev Kapasite Artışı Avrupa’yı Zorluyor
Avrupa’nın karşı karşıya bulunduğu baskının en önemli dış kaynaklarından birini Çin’in petrokimya sektöründeki hızlı büyümesi oluşturuyor.
Çin’de devreye alınan büyük ölçekli yeni üretim kapasitesi küresel arzı artırarak kâr marjlarını aşağı çekerken, Avrupa’daki talebin zayıf kalması kıtadaki üreticileri daha da zor durumda bırakıyor.
Diğer İçerikler