Çin, son yıllarda derinleşen nüfus kriziyle karşı karşıya. Ülkenin son nüfus sayımı verilerine göre doğumlar art arda dördüncü yıl da düşerken, toplam doğurganlık oranı 1,3 seviyesine geriledi. Bu oran, nüfusun kendini yenileyebilmesi için gerekli kabul edilen 2,1 seviyesinin oldukça altında bulunuyor.
Demografi literatüründe doğurganlık oranının 1,5’in altına düşmesi “düşük doğurganlık tuzağı” olarak tanımlanıyor. Bu seviyenin altına inen toplumlarda nüfus düşüşünü tersine çevirmek oldukça zorlaşıyor. Çin’in 2016’da tek çocuk politikasını kaldırmasına rağmen doğum oranlarındaki düşüşü durduramaması, krizin yapısal hale geldiğini gösteriyor.
Çin Hızla Yaşlanıyor
Çin’de nüfus azalmasının yanında yaşlanma sorunu da büyüyor. Verilere göre Çin’in ortanca yaşı 2020 itibarıyla ABD’yi geçti. 2040 yılına gelindiğinde Çin nüfusunun yaklaşık yüzde 30’unun 60 yaşın üzerinde olması bekleniyor.
Bu tablo, iş gücü piyasası, emeklilik sistemi, sağlık harcamaları ve ekonomik büyüme üzerinde ciddi baskılar oluşturabilir. Bugün Çin’de emeklilerin gelirlerinin önemli bir bölümü aile desteğine dayanıyor. Ancak ortalama hane halkı büyüklüğünün tarihte ilk kez 3 kişinin altına düşmesi, aile temelli destek sisteminin de zayıfladığını gösteriyor.
“Çin Büyük Nüfus Kaybı Yaşayabilir”
The Lancet’te yayımlanan demografik projeksiyonlara göre dünya nüfusu, Birleşmiş Milletler’in temel senaryosundan daha erken ve daha hızlı biçimde düşüş eğilimine girebilir. Aynı çalışmada Çin’in yüzyıl sonuna kadar çok büyük nüfus kaybı yaşayabilecek ülkeler arasında yer aldığı belirtiliyor.
Bu projeksiyonlara göre Çin’in nüfusu 2100’e kadar yaklaşık yüzde 40 oranında azalabilir. Bu da Çin’in yalnızca nüfus bakımından değil, ekonomik ve jeopolitik ağırlık bakımından da uzun vadeli bir dönüşüm yaşayabileceği anlamına geliyor.
Diğer İçerikler