Prof. Dr. Jeffrey Sachs Tarihi BM Toplantısında Venezuela Üzerindeki ABD Güç Gaspını ve Maduro'nun Yakalanmasını Sert Şekilde Eleştirdi

ABD’li iktisatçı ve BM danışmanı Prof. Dr. Jeffrey Sachs, BM Güvenlik Konseyi’nde yaptığı kapsamlı konuşmada ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri tehditlerini, ekonomik yaptırımlarını ve rejim değişikliği girişimlerini uluslararası hukukun açık ihlali olarak nitelendirdi. Sachs, Konsey’i BM Şartı’nı savunmaya ve ABD’ye yönelik bağlayıcı adımlar atmaya çağırdı.

h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde düzenlenen kritik oturumda söz alan dünyaca ünlü ekonomist ve akademisyen Prof. Jeffrey Sachs, Venezuela gündemi üzerinden ABD’nin son 75 yıllık dış politika pratiğine sert bir eleştiri yöneltti. Sachs, Konsey’in önündeki meselenin Venezuela hükümetinin niteliği olmadığını vurgulayarak, asıl sorunun herhangi bir devletin güç kullanarak başka bir ülkenin siyasi geleceğini belirleme hakkı olup olmadığı olduğunu söyledi.

Sachs, bu sorunun doğrudan BM Şartı’nın 2. maddesi 4. fıkrasına dayandığını hatırlatarak, toprak bütünlüğüne ve siyasi bağımsızlığa karşı güç tehdidinin açıkça yasaklandığını belirtti. Güvenlik Konseyi’nin bugün bu yasağı savunmak ya da fiilen terk etmek gibi tarihsel bir tercihle karşı karşıya olduğunu ifade eden Sachs, aksi yönde alınacak bir kararın “en ağır sonuçlar” doğuracağını dile getirdi.

Konuşmasında ABD’nin 1947’den bu yana sistematik biçimde rejim değişikliği operasyonları yürüttüğünü söyleyen Sachs, siyaset bilimci Lindsey O’Rourke’un çalışmasına atıfla yalnızca 1947–1989 döneminde 70 gizli ABD rejim değişikliği operasyonunun belgelendiğini hatırlattı. Bu politikanın Soğuk Savaş sonrasında da sona ermediğini belirten Sachs; Irak, Libya, Suriye, Honduras, Ukrayna ve Venezuela’yı örnek gösterdi.

Sachs’a göre ABD’nin kullandığı yöntemler; açık savaş, gizli istihbarat operasyonları, toplumsal huzursuzlukların kışkırtılması, silahlı gruplara destek, medya manipülasyonu, ekonomik yaptırımlar ve ekonomik boğma politikalarıydı. Bu yöntemlerin tamamının BM Şartı kapsamında yasa dışı olduğunu vurgulayan Sachs, sonuçlarının ise kalıcı şiddet, siyasi istikrarsızlık ve siviller için derin insani acılar olduğunu söyledi.

Venezuela özelinde konuşan Sachs, ABD’nin 2002 darbe girişimini bildiğini ve onayladığını, sonraki yıllarda muhalif sivil toplum yapılarını finanse ettiğini ve protestoları gerekçe göstererek ağır yaptırımlar uyguladığını ifade etti. 2015’te Başkan Obama’nın Venezuela’yı ABD için “olağandışı ve olağanüstü bir tehdit” ilan ettiğini, Trump döneminde ise ülkenin açıkça işgal seçeneğinin masaya konulduğunu hatırlattı.

2017–2020 arasında PDVSA’ya uygulanan yaptırımların Venezuela ekonomisini çökerttiğini belirten Sachs, petrol üretiminin yüzde 75 düştüğünü, kişi başına düşen reel gelirin ise yüzde 62 azaldığını söyledi. Buna rağmen BM Genel Kurulu’nun tek taraflı zorlayıcı önlemleri defalarca ezici çoğunlukla reddettiğini vurguladı.

Sachs, ABD’nin Juan Guaidó’yu tek taraflı biçimde “geçici başkan” olarak tanımasını ve yaklaşık 7 milyar dolarlık Venezuela varlığının dondurulmasını, uzun soluklu bir rejim değişikliği stratejisinin parçası olarak değerlendirdi. Ayrıca son bir yıl içinde ABD’nin BM yetkisi olmadan İran, Irak, Nijerya, Somali, Suriye, Yemen ve Venezuela’da bombardımanlar gerçekleştirdiğini belirterek, bunun uluslararası hukuka açıkça aykırı olduğunu söyledi.

Konuşmasının sonunda Güvenlik Konseyi’ne açık çağrıda bulunan Sachs, ABD’nin Venezuela’ya yönelik tüm askeri tehditlerini ve deniz ablukasını derhal sonlandırmasını, bölgede konuşlu askeri güçlerini çekmesini ve Konsey’in uluslararası hukuku savunacak bağlayıcı adımlar atmasını istedi. Aksi takdirde, nükleer çağda uluslararası hukukun çöküşünün insanlık için geri dönülmez sonuçlar doğuracağını vurguladı.

Sachs, “Bugün bu Konsey’in önündeki seçim, BM Şartı’nın yaşayan bir hukuk belgesi olarak kalıp kalmayacağıdır” diyerek konuşmasını tamamladı.

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA