ABD Hazine tahvillerini elinde en fazla bulunduran ülkeler arasında Çin ve Japonya ilk sıralarda yer almayı sürdürürken, bu iki ülkenin Amerikan devlet borcu içindeki göreli ağırlığı son yıllarda belirgin biçimde azaldı. LSE Siyasal İktisat Bölümü'nde yardımcı doçent olarak görev yapan Benjamin Braun, yayımladığı analizde hem küresel döviz rezervlerini hem de ABD Hazine tahvillerinin sahiplik yapısını inceleyerek Amerikan borçlanmasındaki değişime dikkat çekti.
Braun, ABD ile Avrupa arasında yaşanan gerilimlerin ardından bazı Avrupalı çevrelerin ABD'ye karşı "finansal savaş" açılması ve Amerikan varlıklarının satılması yönündeki önerilerini hatırlatarak, tahvil piyasasının yeterince şeffaf olmamasına rağmen kamuya açık veriler üzerinden önemli sonuçlara ulaşılabileceğini belirtti.
IMF'nin COFER verilerine göre küresel resmi döviz rezervleri 1999 ile 2020 yılları arasında 1,25 trilyon dolardan 12 trilyon dolara yükseldi. Aynı dönemde doların küresel rezervlerdeki payı yüzde 71'den yüzde 58'e geriledi. Braun, buna rağmen doların rezerv para konumunda büyük bir kırılma yaşanmadığını, bugünkü seviyenin 1995 yılındaki oranlara yakın olduğunu vurguladı.
Braun'un Treasury International Capital (TIC) verilerine dayandırdığı analizine göre Çin ve Japonya'nın yabancı yatırımcılar arasındaki payı, 2008 küresel finans krizinin ardından yüzde 50'nin üzerine çıkarken, sonraki yıllarda yüzde 25'e kadar geriledi.
Veriler, Çin'in doğrudan elindeki ABD Hazine tahvillerinin 2011 yılındaki 1,3 trilyon dolardan bugün yaklaşık 780 milyar dolara düştüğünü gösteriyor. Ancak Braun, bu düşüşün Belçika'daki emanetçi hesaplar üzerinden tutulan tahvillerdeki artışla önemli ölçüde dengelendiğini belirtti. Japonya ise yaklaşık 1,1 trilyon dolarlık portföyüyle ABD'nin en büyük yabancı alacaklılarından biri olmayı sürdürüyor.
Braun, "Bu, Çin ve Japonya'nın elindeki ABD Hazine tahvillerini sattığı anlamına mı geliyor?" sorusunu yönelterek, yabancıların elindeki ABD Hazine tahvillerinin toplam hacminin 1994'te 500 milyar dolardan bugün 8 trilyon doların üzerine çıktığını hatırlattı.
Analize göre asıl dikkat çeken değişim ise ABD devlet borcunun finansmanında yaşanıyor. Kamunun elindeki toplam ABD devlet borcu 30,8 trilyon dolara ulaşırken, yabancı yatırımcıların toplam tahviller içindeki payı küresel finans krizinden bu yana yaklaşık yüzde 30 seviyesine geriledi.
Braun, "Açıkça görülüyor ki, bu artan arzı yurt içi yatırımcılar karşılamış olmalı. Peki bunlar kimler?" sorusunu gündeme getirerek, ilk etapta bu boşluğu Fed'in doldurduğunu, son dönemde ise Fed'in de portföyünü küçültmesiyle birlikte ağırlığın "hanehalkı" kategorisi altında yer alan yatırımcılar ile para piyasası fonlarına kaydığını ifade etti.
Braun'a göre, Amerikan devlet borcunun finansmanını değerlendirirken artık yalnızca Çin ve Japonya'nın tahvil alımlarına odaklanmak yeterli değil. ABD'nin büyüyen borç yükünde belirleyici rol giderek daha fazla yurt içi yatırımcılar tarafından üstleniliyor.
Diğer İçerikler