Türkiye–Suudi Arabistan Yakınlaşması İsrail’de Alarm Zillerini Çaldı

ABD’nin desteğiyle derinleşen Türkiye–Suudi Arabistan iş birliği, İsrail’de yeni bir stratejik tehdit olarak değerlendiriliyor. Maariv’de yayımlanan bir analizde, Ankara’nın bölgesel nüfuzunu hızla artırdığına ve bunun İsrail’in güvenlik ve enerji politikalarını doğrudan etkileyebileceğine dikkat çekildi.

h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

İsrailli jeopolitik uzmanı Dr. Anat Hochberg-Marom’un Maariv’de kaleme aldığı değerlendirmeye göre, Washington ile Ankara arasındaki ilişkilerin yeniden ısınması ve Türkiye’nin Suudi Arabistan’la askeri-güvenlik alanında geliştirdiği yakın iş birliği, Orta Doğu’daki güç dengelerini İsrail aleyhine değiştirme potansiyeli taşıyor.

Analizde, Türkiye’nin Suriye’de artan askeri varlığı, Irak, Ürdün ve Lübnan ile derinleşen güvenlik ilişkileri ve Ankara’nın Suudi Arabistan ile Pakistan arasında imzalanan NATO benzeri güvenlik anlaşmasına dâhil olma girişimlerinin, bölgesel ölçekte yeni bir Sünni eksenin oluştuğuna işaret ettiği vurgulandı. Bu eksenin, İsrail’in İran, Gazze ve Suriye başlıklarındaki hareket alanını daraltabileceği değerlendiriliyor.

Dr. Hochberg-Marom’a göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’yi Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Kızıldeniz’i birbirine bağlayan merkezi bir güç olarak konumlandırmayı hedefliyor. Bu strateji, ABD’nin bölgedeki doğrudan askeri varlığını azaltması, Gazze’de güvenlik sorumluluğunun uluslararası aktörlere devredilmesi ve İran’ın zayıflaması gibi gelişmelerle birlikte Ankara’nın caydırıcılık kapasitesini artırıyor.

Maariv’de yer alan analizde, Türkiye’nin Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleriyle enerji, savunma sanayii ve altyapı alanlarında geliştirdiği ortak projelerin, İsrail’in Doğu Akdeniz’de kurmaya çalıştığı enerji merkezli iş birliklerini gölgede bırakabileceği belirtildi. Özellikle Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanması planlanan alternatif gaz ve ticaret koridorlarının, İsrail-Yunanistan-Kıbrıs hattını zayıflatma riski taşıdığına dikkat çekildi.

İsrail açısından bu sürecin yalnızca güvenlik değil, aynı zamanda ekonomik ve jeopolitik sonuçlar doğurabileceği vurgulanan yazıda, Tel Aviv yönetiminin mevcut stratejisini güncellemesi gerektiği ifade edildi. Dr. Hochberg-Marom, İsrail’in Yunanistan ve Kıbrıs’la ilişkilerini derinleştirmesi, Mısır ve Ürdün’le enerji ve ticaret hatlarını çeşitlendirmesi ve İbrahim Anlaşmaları çerçevesindeki ortaklıkları daha ileri bir aşamaya taşımasının kritik önem taşıdığını belirtti.

Analize göre, Türkiye–Suudi Arabistan ekseninin güçlenmesi, İsrail için ciddi bir meydan okuma oluşturmakla birlikte, doğru okunduğu takdirde yeni bölgesel iş birlikleri geliştirmek adına bir fırsata da dönüşebilir.

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA