Türkiye, Pakistan, Suudi Arabistan, Katar ve Mısır Arasındaki Askeri İttifak Girişimi İsrail’in En Büyük Kabusu Oldu

İsrail basını, Türkiye öncülüğünde şekillendiği öne sürülen yeni bölgesel ittifakın Tel Aviv’de ciddi endişe yarattığını yazdı. The Jerusalem Post, Türkiye, Katar ve Pakistan’ın “stratejik üçlü” olarak öne çıktığını, Suudi Arabistan ile Mısır’ın da bu eksene katılabileceğini belirterek, söz konusu oluşumun İsrail açısından en büyük tehditlerden biri olarak görüldüğünü aktardı.

h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

İsrail merkezli The Jerusalem Post, Türkiye’nin Orta Doğu’da yükselen etkisine ilişkin dikkat çeken bir analiz yayımladı. Haberde, mevcut bölgesel stratejik dengeler içinde en dikkat çekici ve yeterince anlaşılmayan gelişmelerden birinin, Türkiye’nin ve parçası olduğu yeni ortaya çıkan ittifakın yükselen etkisi olduğu ifade edildi.

Haberde, Türkiye, Katar ve Pakistan’ın yeni oluşan blokta kilit aktörler olduğu belirtilirken, Suudi Arabistan ve Mısır’ın da bu eksene dahil olabileceği kaydedildi. Ankara’nın ittifakın baş aktörü olduğu vurgulanırken, söz konusu yeni oluşumun “İsrail’e açıkça karşı olan bir ittifak” olduğu öne sürüldü.

Analizde, Türkiye’nin İslam ittifakı aracılığıyla etki alanını Asya, Orta Doğu ve Afrika’ya kadar genişletebileceği belirtilirken, bunun en dikkat çekici örneklerinden birinin Suriye olduğu ifade edildi. Esed’in ardından Ankara’nın Şam üzerinde etkiye sahip birinci ülke olduğu değerlendirmesine yer verildi.

The Jerusalem Post, Türkiye’nin yalnızca Suriye’de değil, Irak ve Hamas ile ilişkileri sayesinde de bölgedeki etkisini artırdığını savundu. Haberde, “Türkiye’nin etki alanı son yıllarda hızla genişliyor” değerlendirmesi yapıldı.

Lübnan’da ise Türkiye’nin özellikle Sünni nüfusun yoğun olduğu Trablus ve Akkar’daki Türkmen topluluğu üzerinden sessiz ve sistematik biçimde nüfuz oluşturmaya çalıştığı iddia edildi. Ayrıca ABD Başkanı Donald Trump’ın, Suriye hükümetinin Lübnan’daki olası rolüne ilişkin açıklamalarının, Türkiye’nin pozisyonlarının ABD yönetiminin en üst kademelerinde ne kadar etkili olduğunu yansıttığı öne sürüldü.

Haberde, Ankara’nın son on yılda Katar ile ekonomik, askeri ve diplomatik alanlarda yakın stratejik ortaklık geliştirdiği belirtilirken, Türkiye’nin Katar’ın önemli doğal gaz ithalatçılarından biri olduğu ve Katar’da daimi askeri üs bulundurduğu hatırlatıldı.

Haberde, “stratejik üçlü” olarak tanımlanan yapının üçüncü ayağının Pakistan olduğu vurgulandı. Pakistan’ın silah tedarikinde Batı’ya alternatif arayışında olduğu belirtilirken, Türkiye’nin ülkenin dördüncü büyük silah tedarikçisi konumunda bulunduğu ifade edildi.

Ankara’nın Pakistan’da kapsamlı yatırımlar yürüttüğü ve Birleşmiş Milletler’de Keşmir başta olmak üzere çeşitli konularda İslamabad ile ortak tutum sergilediği de haberde yer aldı.

The Jerusalem Post analizinde, resmi bir savunma anlaşması bulunmasa da Türkiye, Katar ve Pakistan’ın benzer stratejik yönelimlere ve birbirini tamamlayan kapasitelere sahip olduğu belirtildi. “Katar’ın geniş finansal gücünün, Türkiye’nin konvansiyonel askeri kapasitesi ve Pakistan’ın nükleer yeteneği ile birlikte güçlü bir kombinasyon oluşturduğu” ifade edildi.

Haberde son olarak, Türkiye’nin Katar ve Pakistan ile geliştirdiği iş birliğinin hem İsrail hem de Orta Doğu ve ötesinde tutarlı bir Batı politikası oluşturmak isteyenler açısından büyük ve yeni bir tehdit oluşturduğu öne sürülürken, söz konusu gelişmenin Tel Aviv için “felaketin yaklaştığı anlamına geldiği” değerlendirmesine yer verildi.

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA