Trump’ın Temsilcisi Tom Barrack, Osmanlı İmparatorluğu Bir Güvenlik Garantörüydü ama Ayrıldı

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye ile Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, Katar’ın başkenti Doha’da CNN sunucusu Becky Anderson’ın sorularını yanıtladı. Barrack, ABD’nin Orta Doğu’dan ayrılmayacağını ancak artık bütün sorumluluğu tek başına üstlenmeyeceğini, bölge ülkelerinin de sürece katılması gerektiğini söyledi.

h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

“Biz Buradayız ve Ayrılmıyoruz” 

Barrack, Doha’da düzenlenen Küresel Bakış Açıları etkinliğinde bölgedeki çatışma ortamını ve ABD’nin rolünü değerlendirdi. Bölgedeki vekil güçlerin geniş bir alana yayılmasının ve Husiler ile Somalili korsanların eylemlerinin süreci çok hızlı bir şekilde kontrolden çıkarabileceği uyarısında bulunan Barrack, diplomatik girişimler sürerken gerilimin düşük tutulması gerektiğini vurguladı. ABD’nin Orta Doğu’daki varlığını geçmişteki güçlerle kıyaslayan Barrack, “Bu daha önce de yaşandı. Osmanlı İmparatorluğu bir güvenlik garantörüydü, ardından bölgeden ayrıldı. İngilizler geldi, güvenlik garantörü oldular ve onlar da ayrıldı. Şimdi biz buradayız ve ayrılmıyoruz. Yalnızca artık bütün sorumluluğu tek başımıza üstlenmeyeceğimizi söylüyoruz. Bölge ülkelerinin de sürece katılması gerekiyor” dedi. Mevcut kriz ortamından bir netlik doğabileceğini savunan Barrack, İsrail’in komşularıyla yaşayabileceği diplomatik bir çözümün geriye kalan tek seçenek olduğunu dile getirdi. 

“Büyük İsrail Bir Yanılsamadır” 

Becky Anderson’ın sürecin artık Netanyahu’dan bağımsız bir noktaya gelip gelmediği yönündeki sorusunu yanıtlayan Barrack, meselenin Netanyahu’nun ötesinde olduğunu belirtti. Büyük İsrail iddialarını siyasi retorik olarak niteleyen Barrack, “Önümüzdeki altı ay boyunca başbakanın kim olacağına veya sürecin nasıl ilerleyeceğine bakılmaksızın bu durum geçerliliğini koruyor. İzlenmesi gereken yol Büyük İsrail projesi değil. Bence bu bir yanılsama. Bu fikri ortaya atanlar, İsrail’in siyasi düşmanlarıdır” dedi. Barrack, İsrail’in 7 Ekim sonrasında sınırlarında yaşananları yeniden düzenleme hakkı olduğunu savundu. Herkesin meselenin çözümünün savaş değil diplomasi olduğunu anlamaya başladığını, ancak bu noktaya ulaşmanın zaman aldığını sözlerine ekledi. 

İstanbul ve Tel Aviv Örneği 

Anderson’ın, Netanyahu ve İsrailli yetkililerin de Büyük İsrail fikrini gündemde tutarak bu algıya katkıda bulunduğunu hatırlatması üzerine Barrack, bölgedeki karşılıklı algılara değindi: “Evet, kabul ediyorum. Bakın, İstanbul’da uyandığınızı, sabah gazetesini elinize alıp okuduğunuzu düşünün. Her sabah Büyük İsrail’in sınırlarının Viyana’dan Maldivler’e kadar uzandığını görürsünüz. Tel Aviv’de uyandığınızda ise her sabah karşınıza Osmanlı İmparatorluğu 2.0 fikri çıkar. Dolayısıyla bunların önemli bir bölümü somut gerçeklerden ziyade siyasi söylemlerle ilgili.”

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA