İsrail işgal ordusunda uzun yıllar görev yapmış emekli Yarbay Amit Yagur'un Tel Aviv merkezli Maariv gazetesi için yazdığı makalede Türkiye bir an bile durmuyor diyerek “IMEC Koridoru'nun batı kanadının fiziksel olarak hayata geçirilmesini engellemeye çalışıyor. Söz konusu hat, Doğu'dan Avrupa'ya açılan kapı konumundaki İsrail ile Avrupa'ya giriş kapısı konumundaki Yunanistan arasında uzanacak şekilde planlanıyor.” ifadelerini kullandı.
Yagur’un makalesinden öne çıkanlar şöyle:
“Geçtiğimiz hafta Libya'nın doğusundaki Bingazi merkezli parlamento, Türkiye ile imzalanan deniz yetki alanları anlaşmasını yeniden onayladı. Bu adım, Orta Doğu genelinde hemen bir tepki dalgasına yol açtı. Türkiye ise söz konusu mutabakatın "üçüncü tarafların müdahalesiyle iptal edilemeyeceğini" sert bir dille açıklamakta gecikmedi.
Bu gelişmelerin arka planında Türkiye'nin "Mavi Vatan" doktrini bulunuyor. Bu yaklaşım, Akdeniz, Ege Denizi ve Karadeniz'de mutlak hâkimiyet kurmayı hedefleyen yeni Osmanlıcı ve emperyal bir vizyon olarak nitelendiriliyor.
Türkiye, çevresindeki denizleri yalnızca ekonomik bir alan olarak değil, kıyılarına hapsedilmesini ve kendi ifadesiyle belirli bir coğrafyaya sıkıştırılmasını önlemeyi amaçlayan yaşamsal ve egemenlik açısından temel bir unsur olarak görüyor.
Ankara, bu doktrini uygulamak kapsamında yumuşak güç ve sessiz diplomasi yöntemlerinden yarı sert güç kullanımına yöneldi. Bu kapsamda Türk donanmasına ait savaş gemilerinin eşlik ettiği araştırma gemilerinin bölgeye gönderilmesi, Libya ile yapılan anlaşma gibi yapay deniz anlaşmalarının imzalanması ve savaş eşiğinin altında sürekli gerilim oluşturulması gibi yöntemler kullanılıyor.
Stratejik hedef, bölgedeki aktörlere şu gerçeği dayatmak: Doğu Akdeniz'den hiçbir enerji altyapısı, iletişim kablosu veya deniz ulaşım rotası (özellikle IMEC Koridoru güzergâhları), Türkiye'nin onayı ve denetimi olmadan ya da Türkiye'ye geçiş ücreti ödenmeden faaliyet gösterememeli.
Türkiye'nin Trump'ın Vizyonunu ve IMEC Koridoru'nu Sabote Etme Girişimi
Geniş ve sistematik bir perspektiften bakıldığında Türkiye'nin hamlesi, yalnızca Yunanistan veya Güney Kıbrıs ile yaşanan yerel bir anlaşmazlık değil.
Bu, Trump'ın Orta Doğu vizyonunu ve oluşturmayı hedeflediği küresel ticaret mimarisini sabote etmeye yönelik hesaplanmış bir girişim.
IMEC (Hindistan-Orta Doğu-Avrupa) vizyonu ve İbrahim Anlaşmaları; Hindistan'ı, Körfez ülkelerini, Ürdün'ü ve İsrail'i demir yolları, enerji boru hatları ve iletişim kablolarından oluşan bir ağla birbirine bağlamayı amaçlıyor.
Ancak bu koridorun nihai varış noktası olan Avrupa'ya ulaşabilmesi için İsrail, Güney Kıbrıs ve Yunanistan arasındaki deniz hattından geçmesi gerekiyor.
Yunanistan, IMEC vizyonunun batı kanadını ve Avrupa kıtasına açılan tek giriş kapısını oluşturuyor.
Ankara, Türkiye ile Libya arasındaki bu "deniz duvarı" aracılığıyla batı kanadının tam ortasına bir kama sokmaya çalışıyor. Türkiye, deniz bağlantısının koparılmasının kendisine tüm koridor üzerinde jeopolitik veto hakkı kazandıracağını ve Batı'yı yeniden Türkiye üzerinden geçen kara güzergâhına bağımlı hâle getireceğini çok iyi biliyor.
ABD Nerede? Washington'ın Uyanma ve Kendi Vizyonunu Savunma Zamanı Geldi
Burada olayın en büyük zayıf noktası ortaya çıkıyor: ABD yönetiminin sessizliği.
Ankara, uluslararası hukuku açıkça ihlal ederken, ABD'nin NATO müttefiki Yunanistan'ı ve stratejik ortakları İsrail ile Mısır'ı tehdit ederken Washington şimdilik sessiz kalıyor.
IMEC vizyonunu ve İbrahim Anlaşmaları'nı yeni bölgesel mimarinin temel taşları olarak destekleyen ABD, Yunanistan'ın deniz kanadına yönelik engellemelerin Orta Doğu'daki amiral gemisi projesine doğrudan zarar verdiğini anlamalı.
Bu nedenle Washington'ın uyandırılması ve açık bir kırmızı çizgi belirlemesi gerekiyor:
IMEC'in deniz kanadı ve Doğu Akdeniz'de seyrüsefer özgürlüğü pazarlık konusu değildir.
Türkiye'nin Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail arasında enerji altyapısı veya iletişim kabloları döşenmesini engellemeye yönelik herhangi bir girişimi, Başkan Trump'ın bölgeye ilişkin vizyonunu sabote etme girişimi olarak değerlendirilmeli ve ABD'nin sert tepkisiyle, hedefli yaptırımlarla karşılık bulmalıdır.
Sonuç: İsrail İçin Stratejik Bir Fırsat
Sonuç olarak, bu haftanın dikkat çekici gelişmeleri Türkiye'nin ABD'nin bölgeye yönelik vizyonunu zayıflatma girişimlerinden vazgeçmediğini ve Akdeniz'in önemsiz bir bölge olmadığını gösteriyor.
Bununla birlikte Türkiye'nin denizde attığı adımlar İsrail'e stratejik bir fırsat penceresi sunuyor:
1. Yunanistan ile ortak deniz tatbikatlarının güçlendirilmesi
Yunanistan ile gerçekleştirilen ortak deniz tatbikatları, Mısır'la yakın istihbarat koordinasyonu içinde, enerji ve iletişim altyapısını korumaya yönelik sürekli ve kalıcı bir güvenlik mekanizmasına dönüştürülmeli.
2. Mısır ile ortak çıkarların değerlendirilmesi
İsrail'in Mısır ile iki önemli ortak çıkar alanı bulunuyor. Bunlardan ilki, Türkiye'nin desteklediği Müslüman Kardeşler'e karşı duruş; ikincisi ise Türkiye'nin Libya ile iş birliği yapması ve deniz yetki alanları konusunda Mısır'ı tamamen göz ardı etmesi nedeniyle Mısır'da oluşan rahatsızlık.
Bu durumdan Yunanistan ile birlikte yararlanarak Mısır'ı yakınlaştırmak ve ABD ile Avrupa Birliği nezdinde bölgesel ve uluslararası bir cephe oluşturmak mümkün ve önemli. Bu cephenin amacı, deniz hukukunun uygulanmasını sağlamak ve Türkiye'nin dayatmalarını engellemek olmalı.
Türkiye, ABD'nin yeni bir bölgesel düzen oluşturma vizyonunu engellemek amacıyla Akdeniz'i bir çatışma alanına dönüştürmeyi tercih ediyor.
İsrail açısından tam da bu nedenle Yunanistan ve Mısır ile birlikte kararlı adımlar atmanın ve IMEC Koridoru'nun batı deniz kanadını ABD'nin açık ve resmî desteğiyle kurumsallaştırmanın zamanı geldi. Bu bağlamda, IMEC koridorunun doğu kanadından büyük dostun (Hindistan) donanma gemileriyle burayı ziyaret etmesi de ihtimal dışı değildir.
Kaynak: Maariv
Diğer İçerikler
ABD ve Rusya’ya Tepki Gösteren AB Ülkeleri Savaş Bitse de Kuzey Akım Enerji Hattı’nı ..
Türkiye Karşısında Ardı Ardına Hayal Kırıklığı Yaşayan Miçotakis, Yunan Halkını Yanlı..
Bedir Mutabakatı’nı Değerlendiren Hint Basını: "Bedir, Eşsiz Bir İslam Askeri Sanayi ..
Karadeniz Seyrüsefer Güvenliği için Türkiye, Bulgaristan ve Romanya'dan Ortak Bildiri..
Krize Giren Petrol Tedariki Konusunda AB Ülkeleri Stratejik Rezervleri Piyasaya Sürme..
Trump’ın Temsilcisi Tom Barrack, Osmanlı İmparatorluğu Bir Güvenlik Garantörüydü ama ..