NYT’nin "İranlı Liderlere Suikast Uyarısı" Haberi ABD ve İsrail’i Karşı Karşıya Getirdi

ABD merkezli The New York Times (NYT) gazetesinin, Washington’ın nükleer müzakerelere katılan üst düzey İranlı liderlere yönelik olası İsrail suikast planları hakkında Tahran’ı uyardığına dair haberi, Tel Aviv ile ABD medyası arasında halka açık sert bir tartışmanın fitilini ateşledi. İsrail Başbakanlığı haberi kesin bir dille yalanlayarak "tamamen uydurma" ve "yalan haber" olarak nitelendirirken, NYT geri adım atmayarak haberi güncel ve eski Amerikalı yetkililere dayanan olgularla savundu.

h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

İsrail ile ABD medyası arasındaki gerilim, The New York Times'ın Perşembe günü yayımladığı ve ismi açıklanmayan birden fazla güncel ve eski ABD'li yetkiliye dayandırdığı raporun ardından başladı. Habere göre Washington, nisan ayında Tahran yönetimine, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'ın İsrail'in suikast girişimlerine hedef olabileceği uyarısında bulunmuştu.

Söz konusu iddiaları sert bir dille reddeden İsrail Başbakanlık Ofisi, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"Her zaman olduğu gibi, The New York Times'ın İsrail ve İranlı müzakereciler hakkındaki son haberi yalan haberdir (fake news). Gerçekliğin tamamen uydurulmasından ibarettir."

NYT Haberinin Arkasında Durdu: "Olgulara Dayanıyor"

İsrail hükümetinin bu sert yalanlamasına NYT cephesinden yanıt gecikmedi. Gazete, haberi kamuoyu önünde savunarak İsrail Başbakanlığına X üzerinden şu yanıtı verdi:

"Mevcut ve eski Amerikalı yetkililerle yapılan röportajlara dayanan bu olgulara dayalı haberciliğimizin arkasındayız. İsrail'in Washington Büyükelçiliği, haber yayımlanmadan önce yorum yapmayı reddetmiştir."

Suikast Planı İddiaları ve Müzakere Endişeleri

NYT raporunun detaylarına göre bazı ABD'li yetkililer, 8 Nisan'da ilan edilen ilk ateşkesi takip eden haftalarda İsrail'in Erakçi ve Kalibaf'a yönelik suikastlar planlamış olabileceğinden şüpheleniyordu. Tahran tarafından ABD ile yürütülen nükleer görüşmelere katılması için seçilen bu iki ismin, İsrail'in İran içinde yürüttüğü daha geniş kapsamlı suikast kampanyası dahilinde "meşru hedefler" olarak görülebileceği endişesi Washington'da hakim oldu.

Washington yönetimi, bu iki üst düzey ismin suikastının müzakere sürecini tamamen baltalayacağından endişe ediyordu. Bu doğrultuda bölge ülkelerinden İran'ı bu ihtimale karşı uyarmalarını isteyen ABD, planı öğrenmesi üzerine İsrail'den de "geri adım atmasını" talep etti. Tahran ise bu süreçte arabulucular vasıtasıyla ABD'den güvenlik güvencesi istedi. Diğer taraftan, yetkililerden biri ABD ile İran arasındaki müzakerelerin arka planda sürdüğünü ve Katar'da "verimli" görüşmeler gerçekleştirildiğini aktardı.

Kalibaf'ın Uçağına Yönelik Sıcak Tehdit Detayı

Rapordaki en dikkat çekici iddialardan biri, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'a yönelik gerçekleştirilmek istenen somut operasyonla ilgiliydi. ABD'li yetkililer, İsrail'in Kalibaf'ı 12 Nisan'da İslamabad'da ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ile yaptığı görüşmelerin ardından Tahran'a dönerken hedef almayı planladığına inanıyordu.

Haberde, Irak üzerinden İran hava sahasına giren iki İsrail savaş uçağının Kalibaf'ın uçağını vurmaya hazırlandığı bilgisi üzerine ABD makamlarının Tahran'ı uyardığı belirtildi. Uyarıyı alan İranlı yetkililer durumu hızla havada seyir halinde olan uçağa iletti. Kalibaf'ın uçağı, Tahran'a olan normal rotasını tamamlamak yerine acil kodla İran'ın kuzeyindeki Meşhed kentine iniş yapmak zorunda kaldı. Analistler, yaşanan bu krizin Washington ile İsrail arasında İran politikasındaki derin görüş ayrılıklarının tahmin edilenden çok daha önce su yüzüne çıktığını gösterdiğini vurguluyor.

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA